2021, ABD ve dijital göç fırtınası

Sosyal medya uygulamalarındaki dijital göç sırasında, doludan kaçarken fırtınada boğulmamak için dosyalarımızın iyi okunmasını tavsiye ederiz. Devlet ve milletçe mahremiyetimizin ehemmiyetinin ivedilikle kavranması gerekiyor.
Sosyal medya uygulamalarındaki dijital göç sırasında, doludan kaçarken fırtınada boğulmamak için dosyalarımızın iyi okunmasını tavsiye ederiz. Devlet ve milletçe mahremiyetimizin ehemmiyetinin ivedilikle kavranması gerekiyor.

2020 karanlık bir seneydi. Görünen o ki 2021’i de unutacağız. Henüz hedeflerine ulaşmadılar ve daha fazlasını istiyorlar. Bu kadar korku, fişleme ve mahremiyet ihlâli, belli ki onlar için yeterli değil. Aşı olunacak ama hastalık bitmeyecek. Zîra hiçbir hastalık aşı ile bitmez. Bunu en iyi onlar bilir. Zâten amaç; hastalığı bitirmek değil çerçevesini genişletip bilinmezlikleri çoğaltmak.

CIA’ın dört yılda bir yayınladığı raporlardan birine göre, ABD’nin miadı 2030’da dolacak. Tarih sahnesinden çekilmeyecek lâkin hem küçülecek, hem de etkisini kaybedecek. Amerika sonun başlangıcına çoktan başlamıştı. Ve artık sonu hızlandırabilecek bir iç savaşın eşiğinde.

Hile ile kazanılan bir seçim, ailecek pedofili/sübyancı bir başkan, hileye direnen eski Başkan, neticeye razı olmayan bir halk, devir-teslimi becerebilecek mi diye dünyanın kulak kesildiği, meclisini bile koruyamayan bir süper güç.

Bir yandan da dünyanın mahremiyetine göz dikmiş örgütlü kötüler. İşin ilginci şu ki, sosyal medya uygulamalarının sahiplerinin kahir ekseriyetinin Yahudi oluşu. Bunca şey tesadüf mü, yoksa çete sadece onların mı önünü açıyor?

  • Bu arada sağ gösterip sol vuran sosyal medya uygulamaları, Truva atları ve devletleri bile hacleyebilecek açıklar ve kapatılamayan dijital kapılar. Dijital faşizme itiraz edip, ondan da vazgeçememek… Bunun da küresel bir hastalık oluşu.

Türkiye aşılara başladı, aynı zamanda fişlemeye de. Bakanlığın AppStore ve Google Play’e konulmadan sadece sağlık personelinin indirip şahsî telefonuna kurduğu ve aşı olanların işaretlendiği, dolayısıyla aşı olmayanların da fişlendiği fişleme yazılımı ve bunun George Orwell’in 1984’ün son sürümü olan HES kodu uygulamasına adaptasyonu.

Bunca şey yetmezmiş gibi bir de kendini devlet zanneden İstanbul Belediyesinin faşizan uygulaması... 20 yaş altı ve 65 üstü kişilerin otobüslere binme hakları hukuka aykırı bir şekilde gasp edildi. İlk grup, talebe olduğu için indirimli müşteriler… İkinci grup, yaş haddi nedeniyle ücretsiz kullananlar. Bu vesileyle bu zümrelerin tüm hakları gasp edildi.

  • Üstüne üstlük bir de HES kodu ile ‘İstanbul Kartı’nı ilişkilendirmeyenlerin seyahat hürriyetinin gaspı meselesi var. Bir hukukçu ‘bu solcular sağcılardan da fazla devletçiymiş, hürriyet gaspçıları’ diyor. Bu tahlil; ülkemizde ‘solculuk’ diye bir şeyin olmadığını, varsa da istisna olduğunu, Türkiye’deki solcuların liberal, makyavelist kapitalistler yani küresel müesses nizamın kuzuları olduğunu bilmemekten kaynaklanıyor.

Müslüman memleketi İzmir’in Büyükşehir Belediyesi’nin mason başkanının küresel düzenin ağa babalarından Rothschildlerin himayesindeki, Hz Peygamber (s.a.v.)’e hakaret eden, Charle Hepdo’nun karikatüristini İzmir’e davet etmesi, ardından da iskeleye, aynı zamanda Anadolu’yu işgale gelen İngiliz gemisinin adı olan ve Yunanların mitolojik sözde tanrısı ‘Agamemnon’ adını koyması, solculuk ve masonluğun ne menem bir şey olduğunu yeniden ifşa etmesi bakımından mühim bir hâdisedir.

Bu hâdisenin; İslam, Musevilik ve Hıristiyanlığa küfreden, Yahudileri aşağılayan deist/ateist Voltaire’in mason olması, masonların başkasına yapmadığı kabul törenini ona yapmaları, buna rağmen ‘Musevî, Hıristiyan ve Müslüman olmayanları locaya almıyoruz’ palavrasından bir farkı yok. Malzemeyi iyi tanımak gerek, zîra bunlar böyledir.

İşte bunlardan Atatürkçü Düşünce Derneği, CHP, Ankara ve Denizli Barosu, Eğitim ve Bilim İş görenleri Sendikası ile 5 adet İslam düşmanı şahıs, Gerçek Hayat’ın hilafet sayılı kapağı hakkında suç duyurularında bulunmuşlardı. Hukukî dayanaktan mahrumluk bir yana, asgarî hukuki usullerine de riayet edilmeden yapılan suç duyuruları mesnetsizlikten çöktü. Hiçbiri temyiz haklarını kullanmadıkları için dosya kapandı.

  • Diğer yandan ülkemizde esnaf özellikle de bazı meslekler cidden zor durumda. Kesintisiz maaş, yüksek imkânlarla sıkıntı nedir bilmez kamu çalışanlarının raporlaması ile varılacak netice; huzursuzluk ve istenmeyen taşkınlıklardır. Ankara’nın, siyasetin bunu görmesi ve hiçbir faydası olmayan korona kemerlerini gevşetmeyi düşünmesi gerekiyor.

Sosyal medya uygulamalarındaki dijital göç sırasında, doludan kaçarken fırtınada boğulmamak için dosyalarımızın iyi okunmasını tavsiye ederiz. Devlet ve milletçe mahremiyetimizin ehemmiyetinin ivedilikle kavranması gerekiyor.

Vesselam!