Avrupa’da ihtiyarlara yer yok

Bakım merkezine gelen sağlık ekipleri, merkezde 31 kişinin öldüğünü, kalan yaşlıların günlerce yemek yemediğini, su bile içemediğini, tuvalete götürülmedikleri için yataklarının pislikle kaplandığını ve birçoğunun yatağından düştükten sonra günlerce beton zeminde yardım beklediğini aktardı.
Bakım merkezine gelen sağlık ekipleri, merkezde 31 kişinin öldüğünü, kalan yaşlıların günlerce yemek yemediğini, su bile içemediğini, tuvalete götürülmedikleri için yataklarının pislikle kaplandığını ve birçoğunun yatağından düştükten sonra günlerce beton zeminde yardım beklediğini aktardı.

Avrupa’da yıllarca ‘sosyal devlet’in ve gelişmişliğin simgelerinden biri olarak gösterilen ‘yaşlı bakım merkezleri’ ve ‘bakım evleri’nin foyası, korona virüsle birlikte ortaya çıktı. ‘Gelişmiş’ ülkelerin bazılarında korona kaynaklı ölümlerin yarısından fazlasının bu bakım evlerinde gerçekleştiği belirlendi. Ölümlerde, bakım evi personelinin yetkililere haber vermeden görevlerini bırakıp kaçması ve hastanelerde yaşlı insanlara tedavi şansı verilmemesi etkili olurken, ‘sistem’ üzerinde yük olarak görülen bu insanların bilerek ölüme terkedildiği tartışmaları da başladı.

En fazla can kaybının yaşandığı 10 ülke listesinde ABD, İran ve Çin dışındaki tüm ülkeler Avrupa kıtasından.
En fazla can kaybının yaşandığı 10 ülke listesinde ABD, İran ve Çin dışındaki tüm ülkeler Avrupa kıtasından.

Korona virüs nedeniyle dünya genelinde ölü sayısı 200 bine ulaştı. En fazla can kaybının yaşandığı 10 ülke, toplam ölümlü vaka sayısının dörtte üçüne sahip. Şu ana kadar en fazla ölüm ABD’de yaşandı. 50 binden fazla can kaybının yaşandığı ABD’yi 25 binden fazla ölümle İtalya, 23 binle İspanya ve 22 binle Fransa izliyor. Finansal Times’in iddiasına göre İngiltere’deki ölümler 40’den fazla ve hükümet rakamları düşük gösteriyor, tıpkı Çin gibi.

En fazla can kaybının yaşandığı 10 ülke listesinde ABD, İran ve Çin dışındaki tüm ülkeler Avrupa kıtasından. Avrupa’da bu kadar fazla can kaybı yaşanmasının nedeni konusundaki ortak görüş ise sağlık sistemlerindeki büyük zafiyet.

Fakat geçtiğimiz günlerde İngiltere merkezli London School of Economics (LSE) tarafından hazırlanan bir rapor, Avrupa’daki ölüm rakamlarının çok yüksek olmasının nedeninin sadece ‘sistem’ zafiyeti olmayabileceğini gösterdi. Bakımevlerinde hayatını kaybeden yaşlılarla ilgili hazırlanan rapor, Avrupa’da ‘insanlık zafiyetinden’kaynaklı bir katliam yaşanmış olabileceğini ortaya koydu.

Huzur Diyarında ‘Huzurevi Katliamı’

Bakım merkezlerindeki ölüm oranında en vahim veriler Norveç’ten geldi. Avrupa’nın en huzurlu ülkelerinden biri olarak gösterilen Norveç’te koronavirüse bağlı ölümlerin yüzde 64’ünün huzur evlerinde yaşandığı ortaya çıktı. Nüfusunun sadece yüzde 17’si 65 yaş ve üzeri olan Norveç’teki bu istatistik, bakım evlerindeki yaşlılara kriz anlarında çok da iyi bakılmadığını gösterdi.

LSE’nin raporuna göre bu yüz kızartıcı istatistiklerde Norveç’i Kanada izliyor. Kanada’da Kovid-19 bağlantılı ölümlerin yüzde 57’si bakım evlerinde uzmanlara emanet edilen yaşlılar arasında yaşandı. Montreal kentindeki bir bakım evinde yaşanan olay ise olayın tüyler ürpertici boyutunu göz önüne serdi. 31 kişinin öldüğü bakım evindeki yaşlılara bakan çalışanların çoğunluğunun salgın başlayınca kaçtığı, merkezde kalan 130 yaşlıya sadece 2 hemşirenin hizmet verdiği ortaya çıktı. Bakım merkezine gelen sağlık ekipleri, merkezde 31 kişinin öldüğünü, kalan yaşlıların günlerce yemek yemediğini, su bile içemediğini, tuvalete götürülmedikleri için yataklarının pislikle kaplandığını ve birçoğunun yatağından düştükten sonra günlerce beton zeminde yardım beklediğini aktardı.

Fransa Öldürdüğü Yaşlıların Sayısını Sakladı

Fransa’nın, bakım ve huzur evlerindeki ölü sayılarını hâlen sakladığı düşünülüyor.
Fransa’nın, bakım ve huzur evlerindeki ölü sayılarını hâlen sakladığı düşünülüyor.

Sömürge ve katliam konusunda kirli bir sicili olan Fransa, gerektiğinde bu acımasızlığı kendi halkına da göstermekten kaçınmayacağını bu raporla gösterdi. Bugüne kadar 22 bini aşkın can kaybının yaşandığı Fransa’da ölümlerin en az yüzde 49’unun bakım evlerinde gerçekleştiği belirlendi.

Fransa, bakım evlerinde Kovid-19 kaynaklı bazı ölümler yaşandığını 2 Nisan’da kabul etti. Ülke o güne kadar virüs nedeniyle sadece hastanelerde ölenleri açıklıyordu. 2 Nisan’dan itibaren huzurevi ve yaşlı bakımevlerindeki ölümler de istatistiklere eklenmeye başlandı.

  • Bu nedenle 1 Nisan’da 509 olan ölü sayısı, 2 Nisan’da 1355’e yükseldi. Fransa’nın, bakım ve huzur evlerindeki ölü sayılarını hâlen sakladığı düşünülüyor. 7 Nisan ve 15 Nisan’da açıkladığı 3 bine yakın ölü sayısının ise tamamının bu merkezlerden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Resmi olmayan verilere göre Fransa’da bakım evlerinde bugüne kadar 10 binden fazla yaşlı virüs nedeniyle hayatını kaybetti.

Yaşlıların Cesetlerini Askerler Buldu

İspanya’da geçtiğimiz ay dezenfekte etmek amacıyla huzur evlerine giden askerler, tamamen terk edilmiş binalar ve yataklarında son nefesini vermiş yüzlerce yaşlının cesediyle karşılaştı.
İspanya’da geçtiğimiz ay dezenfekte etmek amacıyla huzur evlerine giden askerler, tamamen terk edilmiş binalar ve yataklarında son nefesini vermiş yüzlerce yaşlının cesediyle karşılaştı.

Toplam ölü sayısında İtalya’dan sonra üçüncü sırada yer alan İspanya ise, Fransa’dan daha acımasız bir tablo sergiledi. İspanya’da geçtiğimiz ay dezenfekte etmek amacıyla huzur evlerine giden askerler, tamamen terk edilmiş binalar ve yataklarında son nefesini vermiş yüzlerce yaşlının cesediyle karşılaştı. Sağlık Bakanlığı, huzur evlerinde Kovid-19 vakalarına rastlanmasının ardından buralardaki görevlilerin kimseye haber vermeden kaçtığını ancak bir daha böyle olaylar yaşanmayacağını açıkladı. Bu açıklamanın üzerinden geçen 1 ayda İspanya’da 20 binden fazla kişi virüs nedeniyle hayatını kaybetti ve rapora göre bunların yüzde 52’sinin (yaklaşık 11 bin) huzur evlerinde öldüğü açıklandı.

Avrupa’da Orman Kanunları Yaşanıyor

Rapora göre bakım ve huzur evlerindeki skandallar, saydığımız birkaç ülkeyle sınırlı değil. Avustralya, Belçika, İrlanda gibi ‘gelişmiş’ ülkelerin neredeyse tamamında bakım evlerindeki ölüm oranı yüzde 55’lere varıyor.

Salgının Avrupa’da hızla yayıldığı günlerde yaşanan ‘orman kanunları’ hâlen hafızalarda. Bazı ülkelerde devam eden uygulamada; yaşlı, engelli ve ağır hastalığı bulunan virüslü vakalara bakılmayacağı, yoğun bakım servislerinde bir tercih yapılması gerektiğinde bu gruptaki hastalara yaşam şansı verilmeyeceği açıklanmıştı.

Bu nedenle ölüme mahkûm edilen yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç insanlarla ilgili net veriler hâlen kamuoyundan gizleniyor. Fakat gizlenemeyen kısımlar ortaya koydu ki, yüksek refah düzeyine alışan Avrupalılar, bu düzeyi aşağı çekme ihtimali olan ve sistem için yük oluşturan hiçbir unsuru barındırmaya gönüllü değil. Görünen o ki nüfusu gittikçe yaşlanan Avrupa için yaş ortalamasını düşürmenin yolu genç nüfusu artırmaktan değil, yaşlı nüfusu düşürmekten geçiyor.