Avukatlığını yapmaktan, şeytanı taşlayamayanlar!

“Ayasofya'nın Bizans eserleri için müze haline konulması bilmem ki tefsire muhtaç mıdır? Atatürk'ün geniş ve yüksek fikrini... toleransını... hakikat arayıcılığını... Ve memleketin içtimai ve ilmi bünyesinde vücuda getirdiği hayırlı değişimin derin izlerini, hiçbir şey bu sade misal kadar belirtemez.” (İsmet İnönü, 8 Şubat 1937, Ulus)
- Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasını ‘tartışılması gereken’ bir konu olarak görenler, kendi aralarında üçe ayrıldılar.
- ● Hakkın yanında yer alanlar,
- ● Batılın tarafında olanlar ve
- ● Şeytanın avukatları.

Üçüncü grup, zahirde Ayasofya’nın ibadete açılmasına taraf gibi görünse de, cümlenin ortasındaki bir ‘ama’dan sonra sıraladıkları tezleri caminin hiç de hayrına görünmüyor. Ayasofya konusunda şeytanın avukatlığını yapanlar, günün sonunda onun suç ortağına dönüşüyor.
Berlin'in en eski kilisesi olan Petri Kilisesi İkinci Dünya Savaşı'nda ağır hasar gördükten sonra Demokratik Almanya döneminde tamamen yıkıldı.
Geçtiğimiz yıl, artık dikili bir taşı bulunmayan bu kiliseyle ilgili bir proje Alman hükümeti tarafından kabul edildi.
Alman hükümeti projeye onay verdi. Proje için gereken yaklaşık 50 milyon avronun 10 milyonunu da bağış olarak sundu. 2019 sonuna doğru 9.5 milyon avro daha verdi. Bu arada Berlin eyaleti de 10 milyon dolar bağışladı.
Bağışların gittiği ‘Forum Dialog’ kuruluşu ise doğrudan FETÖ’nün kurduğu bir yapılanmaydı ve 1 yılda 30 milyon avro bağış topladığı tapınağın temelini bu yılın Nisan ayında atmayı planlıyordu.
Ayasofya'dan ‘Hibrid Tapınak’ Çıkarma Projeleri
Korona nedeniyle proje şimdilik askıda. Ama Vatikan ve FETÖ’nün ‘dinler arası diyalog’ projesi bugün üstü kapalı olarak yeniden gündemde. Ayasofya konusunda sunulan bazı ‘çözümler’, caminin ‘hibrid bir tapınak’ olarak hayatına devam etmesini önerecek kadar ilginç yerlere gidebiliyor. Ve her öneri, geçmişte bir şekilde FETÖ’nün ‘dinler arası diyalog’ projesini savunmak için sunduğu argümanlara varıyor.
‘Kılıçtan Kurtulmuş FETÖ’cülerin Güdümündeler’
- “Fetih Hadisi’ni zikrederek din dilinin içinden konuşuyorlarmış yapıp, “elbette Ayasofya tekrar cami olmalıdır” dedikten sonra “ama”ları sıralayan, amaç ve yöntem itibariyle birincisine çok yakın olan bu grubun asıl özelliği, bidayette onlardan değilmiş görüntüsü vererek kılıçtan kurtulmuş FETÖ elemanlarının güdümünde bulunmasıdır. Ki, bunların çoğunluğu da medya elemanıdır.”
Konu Buralara Nasıl Geldi?

Caminin ibadete açılması için verilen bu güçlü desteğin hemen ardından, konuyu hiçbir bağlamı yokken Aleviliğe getiren Alçı’nın, Ayasofya karşılığında istediği bir bedel var: “Aleviler ve gayrimüslimlerin temel hakları konusunda da çok eksikler ve problemler var. Bu noktada da Sünni dindarların hassas olmaları gerekir. Gayrimüslim yurttaşlarımızın da önemli boyutta haklar ve özgürlükler sorunları var. Mevcut hükümet bunları da behemehâl çözmeli...
- Öte yandan dindarlar da cemevlerine yönelik söylemlerine dikkat etmeliler. Keyif evidir gibi rencide edici ifadeler asla kullanılmamalı. Mütedeyyin kesim Alevi yurttaşların duygularını anlamalı ve artık cemevleri resmî statü kazanmalı. Ayasofya yeniden ibadete açılmalı. Madımak da kesinlikle bir insanlık müzesi haline getirilmeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet de artık Madımak konusunda bu adımı atmalı.
Ayasofya’yı ‘Dükkan’ Gibi Görmek
Muhalif camianın kanaat önderlerinden gazeteci İsmail Saymaz, solcu kimliğine halel getirecek liberal bir leke pahasına konuyu çok farklı bir bakış açısından gördü. Twitter hesabından 9 Haziran’da bir mesaj paylaşan Saymaz, bakkal hesabıyla Ayasofya’nın ne kadar kârlı bir işletme olduğunu anlatmak için matematik bilgisini konuşturdu: “Ayasofya, 2019’da en çok ziyaret edilen müzemiz oldu. Toplam 3.727.361 kişi tarafından ziyaret edildi. Giriş ücreti 100 TL olduğu düşünülürse ciddi gelir sağlıyor. Ayasofya, 2018’de 2.9 milyon ziyaretçi ile ikinci olmuştu. Ayasofya’nın müze vasfı değişince gelir ortadan kalkacak.”
‘Ayasofya’yı Açarsak Aksa’yı Savunamayız’

“Ayasofya’nın anlamının farkındayım, camiye dönüşmesi beklentisinin altında yatan nedeni gayet iyi anlıyorum. Çok özel günlerde, uygun koşullar sağlanarak bu mekânın Müslümanların ibadeti için kullanılabilmesinin ‘hak’ olduğunu düşünüyorum. Ancak kalıcı bir statü değişiminin tarih ve kültür kaybına sebep olması ihtimali var.”
Karaca’nın şeytanı savunmaya geçtiği bölüm ise, yazısının sonunda yer alıyor:
- “Ayasofya camiye çevrildiğinde, İsrail’in insafına kalmış olan Mescid-i Aksâ’yı hangi değerlere göre, hangi argümanlarla savunacaksınız? Ya Batı başkentlerindeki diğer camileri? Dini semboller üzerinde egemenlik yetkisini kullanarak dini millileştirdiğinizde kendi ulus devlet sınırlarınız dışında kalan diğer başka dini semboller üzerindeki tasarruf ve söz söyleme hakkınızdan zımnen vazgeçmiş olmuyor musunuz?”
Şeytanın Avukatlığını ‘Hobi Olarak’ Yapanlar
Konu hakkında Cumhuriyet, Evrensel, Birgün vs türü matbuatta da çeşitli yazılar çıktı. Tamamı caminin ibadete açılmasına karşı çıkan yazılardan birinde Cumhuriyet’ten Özgen Acar, Aya İrini müzesini örnek verdi. Acar, Topkapı Sarayı surları içinde kaldığı için camiye dönüştürülmeyen ve Osmanlının ilk müzesi olan binayı emsal göstererek “Demek ki Osmanlılar “kiliseyi”, “müze” yapıyorlarmış!” dedi. Azar’ın yazısından çıkan sonuç ise, Türkiye’de bir kesimin, yaşanan tartışmayı “Ayasofya kilisesi cami mi olsun yoksa müze mi?” şeklinde algıladığını gösterdi.
Patrik, Tüm Avukatların Sözcüsü Oldu

Ayasofya ibadete açılsın. Mabet yeterince büyük. Hristiyanlara da bir alan tahsis edilsin. Dünya dinsel barışımızı, olgunluğumuzu alkışlasın. Ayasofya çağın ve insanlığın barış sembolüne dönüşsün. Çok mu ütopik? Zaten hepimiz aynı gök kubbenin altında yapmıyor muyuz ibadetlerimizi? Ayasofya'nın kubbesini de paylaşabiliriz. İtikatlarımız ayrı olsa da aynı tek Allah'a inanmıyor muyuz? …Yeni bir haç ve hilal ihtilafı lüksümüz yok. Dünyanın kurtuluşu haç ve hilal ittifakıdır.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.