Ayasofya’nın mâzîsi ve geleceği

Danıştay'ın 2 Temmuz’da vereceği karar, açılması yönünde de olabilir aksi yönde de. Her ikisine de hazırlıklı olmak gerekiyor.
Danıştay'ın 2 Temmuz’da vereceği karar, açılması yönünde de olabilir aksi yönde de. Her ikisine de hazırlıklı olmak gerekiyor.

Ayasofya'nın ehemmiyeti hakkında yeni cümleler kurmak zâiddir. Ayrıca Müze yapılırken alınan karardaki imzanın Mustafa Kemal’e ait olmadığını iddia etmek de komiktir. Malumdur ki, Ekim 1938’e kadar Mustafa Kemal, Yeni Türkiye’nin yegâne hükümdarı ve her sözü emir telakki edilen bir kişidir. Peki, ona rağmen bir şey yapılması mümkün müdür?

  • Artık kurulması gereken cümleler nasıl ve neden müzeye çevrildiğinden de ziyade,
  • * İbadete ne zaman açılacak,
  • * Neden gecikildi ve
  • * Şimdi ne yapmalıdır suallerine cevaptır.

Lakin biz bazı tartışmalara nokta koymak için, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne ait bazı belgeleri neşrederek dönemin sürecini özetleyeceğiz.

Bir kere CHP, DP ve AP iktidarlarının hepsinde tarih düşmanlığı yapılmış, camiler başta olmak üzere ecdat eserleri yağmalanmış, talan edilmiş, alınmış satılmıştır.

AK Parti iktidarında ise önemli ölçüde ihya çalışmaları başlamış ve hatta bu Anadolu dışında kalan Osmanlı topraklarına kadar uzanmıştır.

Sanayi-i Nefise Encümeni’nde Mimar Kemaleddin Bey olmasaydı, Sultanahmed Camii’nin kubbesi indirilecek ve sanat galerisine çevrilecekti. 1926’da toplanan Sanayi-i Nefise Encümeni toplantısında Sultanahmed Camii gündeme gelir. Çallı İbrahim ve Necati Bey adlı iki zındıka, Sultanahmed Camii’nin kubbesinde delikler açılıp, içinin aydınlatılması sağlanarak resim galerisi yapılmasını teklif ederler. Encümen reisi Namık İsmail’in de onay vermeyi düşünmesi üzerine, hiddetlenerek yerinden fırlayan rahmetli Mimar Kemaleddin Bey (Allah ondan ebeden razı olsun) öyle sözler söyler ki, gâvurdan beter bu türediler halktan korkup vazgeçerler.

Hep Camilere Göz Diktiler

Aynı şekilde 29.08.1945’de İsmet İnönü Başkanlığı’ndaki Bakanlar Kurulu,

KONYA

Alâaddin Camii
Alâaddin Camii

● Alâaddin Camii

● Sahip Ata Camii

● Karatay Medresesi

● Mevlana Dergâhı

● Sırçalı Medrese

● Sultan Hanı

İSTANBUL

Kariye Camii
Kariye Camii

● Fethiye Camii

● Kariye Camii

● Perizat Hatun Camii

ANKARA

● Abdülkadirî İsfahanî Mescidi

ESKİŞEHİR

● Alâaddin Camii

GAZİANTEP

● Handaniye Camii

● Nuri Fehmet Paşa Camii

AKŞEHİR

● Taş Medrese

● İmaret Camii

AKSARAY

● Zinciriye Medresesinin müze yapılmasına karar verilir.

Mesela bunlardan Konya’daki Mevlana Dergâhı, Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese ve Sultan Hanı hâlen müze olarak kullanılmaktadır. Ayrıca İnceminare Medresesi’de aynı şekilde hâlen müzedir. AK Parti iktidarında, Mevlana Dergâhına ücretli giriş sona erdirilmiş ama müzelikten maalesef çıkarılmamıştır.

Pek çok camiye göz diken mason İsmet İnönü, İstanbul Yedikule’deki İmrahur Camii’ni de 5/12/1945’de müzeye çevirir.

Cami Müze Yapıldı Aslına Geri Döndü

Uğursuz bir şekilde müzeye çevrilen bir cami ilelebet böyle kalacak değildir.

İnönü tarafından 1945’de müzeye çevrilen camilerden olan Konya Alâaddin, Sahip Ata ve Akşehir Hasan Paşa İmaret camileri aslına rücu etti.

İstanbul’daki Perizat Hatun Camii ne acıdır ki, 1957’de yıkıldı. Çarşamba’daki Fethiye Camii 1960’lı yıllarda yeniden cami olarak ibadete açıldı.

Müze deposuna çevrilen Ankara Abdülkadirî İsfahanî Mescidi 1973’de restore edilip camiye çevrildi.

1951’e kadar arkeoloji müzesi olarak kullanılan Eskişehir Alâaddin Camii yeniden aslına rücu etti.

Gaziantep Handaniye (Handanbey) ile Nuri Fehmet Paşa camileri de 1968’de yeniden ibadete açıldı.

CHP’nin kapatıp harabeye çevirdiği, İstanbul İmrahor İlyas Bey Camii yeniden ihya edilerek 27.07.2018 Cuma günü yeniden ibadete açıldı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 2019 Kasım’ında verdiği kararla, İsmet İnönü’nün zulmüne son vererek, Kariye Camii’nin cebri olarak müzeye çevrilme kararını iptal etti. Kariye Camii’nin tamirat ve yenilenmesi henüz devam ediyor. Tamamlanınca cami olarak ibadete açılması bekleniyor.

Boş Durmuyor Bizans'ın İhyasına Çalışıyorlar

Her 5 yılda bir yapılan Bizans Çalışmaları’nın 24’üncüsü “Uluslararası Bizans Çalışmaları Kongresi” adıyla 23-28 Ağustos 2021 tarihinde İstanbul’da yapılacak.
Her 5 yılda bir yapılan Bizans Çalışmaları’nın 24’üncüsü “Uluslararası Bizans Çalışmaları Kongresi” adıyla 23-28 Ağustos 2021 tarihinde İstanbul’da yapılacak.

Ayasofya'nın cami hüviyetinden çıkarılıp müzeye dönüştürülmesinde, Bizans yani Doğu Roma’yı ihya sevdasındakilerin rolünün olduğu bir gerçektir. Satır arasında da olsa büyük oyuna dikkat çekmek icap ediyor. Her 5 yılda bir yapılan Bizans Çalışmaları’nın 24’üncüsü “Uluslararası Bizans Çalışmaları Kongresi” adıyla 23-28 Ağustos 2021 tarihinde İstanbul’da yapılacak. Bunun için yani Bizans’ın ihyası için yerli ve yabancı binlerce kişi harıl harıl 2021’e hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)’in; Vehbi Koç Vakfı, Boğaziçi Üniversitesi, Koç Üniversitesi Geç Antik ve Bizans Araştırmaları Merkezi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetler Araştırma Merkezi, İTÜ ve Türk Tarih Kurumu’nun sponsorluk yaptığı “International Association of Byzantine Studies”projesine odaklanması şart. Koç’un bu konuda araştırma merkezleri ve yayınlarının da çok titizlikle izlenmesi gerekiyor.

Byzantion'dan Çağrı

Cumhuriyet gazetesinin naklettiğine göre, 1935’de Brüksel’de çıkan “Byzantion (Bizans) adlı bir derginin 382’nci sayfasında, Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürüldüğünden bahsedilerek, Türkiye Cumhuriyetinin bu hareketiyle medeniyet severliğini bir daha bütün dünyaya gösterdiği ilave olunarak Türklerin bu hareketi medeniyet adına takdir edilmektedir.”

Bizans’ı hortlatmak için çalışanların Ankara’ya yönelik övgülerini nakleden Cumhuriyet’in Sabetayist mason patronu Yunus Nadi ise 14 Kasım 1932’de “Ayasofya’nın Mozayıkları: İlme hürmet lâzımdır” başlıklı bir yazı kaleme alır ve şöyle yazar:

  • “Biz, Ayasofya’nın yalnız mozayıklarını badanalamakla kalmamışız. Bu sanat âbidesinin etrafını türbelerinden medreselerine varıncaya kadar o yüksek binayla münasebet almayacak bayağı ilâvelerle bozmuşuz. Dünyanın bu sayılı güzel eseri kadar fena şerait (şartlar) içinde bırakılmış bir sanat abidesine olduğu kadar memleketimize de şeref olan bu çok yüksek medeniyet eserini Türklüğe de şeref verecek bir vaziyete ifrağ etmiş olalım. Bize düşen vazife budur, onun karşısında bize yakışabilecek fikir ve hareket budur. Artık Ayasofya dinî bir mabet olmaktan ziyade insanî ve tarihî bir âbidedir.”

Kim para verirse onun düğünü çalan Cumhuriyet bugün de aynı. Kemalizm’in yayın organı gibi durduğuna bakmayın. Yeter ki, Türkiye ve Müslümanların aleyhine olsun o gerektiğinde Bizans yayın organı olmayı tercih eder, etmiş ve etmektedir.

1931’de CHP döneminde Ayasofya’nın sıvalarının altındaki Hıristiyan mozaiklerini çıkarması için The Byzantine Ensitüsü (tam adı Uluslararası Bizans Araştırmaları Derneği / International Association of Byzantine Studie)’ne izin verilmiş. 1955’de yani Demokrat Parti döneminde de aynı kuruluşa, İstanbul Fethiye Camiindeki mozaik ve freskleri açığa çıkarma ve sonradan yapılan kemerleri sökme izni verilmiştir.

Yunan'ın Çemkirmesi Yeni Değil

Ayasofya adı geçtikçe hop oturup hop kalkan Yunanistan geçmişte de boyundan büyük laflar etmiş. Öyle ki, 1935’deki Yunan Krallığı’nın ‘Kral Marşı’nda “Başımızda kralımız Kostantin olduğu halde, gidip İstanbul’u ve Ayasofya’yı alacağız” şeklinde cümleler bile kullanılmış.

Halaçoğlu: Ayasofya Açılabilir

Bu belgenin mânâsının takdirini aziz okuyucumuza bırakıyoruz
Bu belgenin mânâsının takdirini aziz okuyucumuza bırakıyoruz

Danıştay, 2 Temmuz’daki duruşmasında bir karar verecek. Ancak karar halkın tüm arzusunun tersi şeklinde de çıksa, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Ayasofya ibadete açılabilir. Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve eski milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Ayasofya’nın ibadete açılmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını söylüyor. Danıştay’ın geçmiş yıllarda olduğu gibi Ayasofya’nın ‘müze olarak devam etmesi’ yönünde karar verebileceğini ifade eden Halaçoğlu: “Şu an isterse hükümet, bir kararnameyle istediği zaman ibadete açabilir” diyor.

Bizi Ne Bekliyor?

Danıştay'ın 2 Temmuz’da vereceği karar, açılması yönünde de olabilir aksi yönde de. Her ikisine de hazırlıklı olmak gerekiyor. Ancak bir kere sözler ağızdan çıkmış, gönüllere su serpilmiştir.

Bu meseleyi sahipsiz bırakmamak gerekiyor. Türkiye’nin hürriyetinden yana olanlar sesini yükseltmeye devam etmeliler. Şayet geri adım atılırsa, bundan “Zulüm 1453’de başladı” diyen Bizans kalıntıları ile Bizans’ı ihyaya çalışanlar kazançlı çıkar, Türkiye ise itibar kaybına uğrar.

O halde adımlar buna göre atılmalı!