Benden sonrası tufan!

İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in 5 Haziran 2020'de Türkiye Seyahat Acentaları Birliği üyelerine internet ortamında yaptığı konuşmada yer alan müstakil bayrak ve para birimine dair yorumu, siyaset ve edep sınırlarını aşan, ülke içerisinde bulunduğu makam ile son derece uygunsuz bir açıklamadır.
İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in 5 Haziran 2020'de Türkiye Seyahat Acentaları Birliği üyelerine internet ortamında yaptığı konuşmada yer alan müstakil bayrak ve para birimine dair yorumu, siyaset ve edep sınırlarını aşan, ülke içerisinde bulunduğu makam ile son derece uygunsuz bir açıklamadır.

Tunç Soyer’in yaptığı açıklama, mevcut rejime duyulan öfke ve karşıtlığı ifade eden başarısız bir siyasi rekabet örneğidir. Ayrıca siyasetin ve edebin gerektirdiği haysiyete sahip olduğu da söylenemez. Türkiye Cumhuriyetini meşru kılan üniter anlayış ve milli değerler ile oynamak, üstelik bunu siyasi rakibini hedef alma gibi basit çıkarlara dayamak, akla Fransızların şu deyimini getiriyor: “Benden sonrası tufan!”

İlginizi çekebilirAğızlara susturucu takacaklar

Devletler, birtakım siyasetçilerin yahut filozofların arzularına, ideolojik yönlendirmelerine göre şekillenen siyasi yapılar değillerdir. Sadece dil veya kimlik bazında bir ortaklık amacıyla da teşekkül etmezler. Endülüs, Arap coğrafyası ve günümüz Avrupası örneklerinde olduğu gibi kültür açısından birbirine yakın, dil ve gelenek bağlarıyla birbirine bağlı pek çok ülke kendi kaderini yaşamakta, ortak bağlara sahip de olsalar toplumlar tek bir siyasi yapının çatısı altında yer almamaktadır. İstikrarlı bir siyasi yapının varlığı için iktisadi ve askeri menfaatlerin birlikteliği de yeterli gelmez. Öyle olsaydı, tarihin sayfalarında kendine yer bulan büyük imparatorluklar günümüzde yaşıyor olurdu. Sadece güvenlik ve koruma tedbirlerine dayalı bir siyaset anlayışının uzun ömürlü olması beklenemez. Kırbaç şakırtısı ve kurşun sesleri altında bir medeniyet tezahür etmez, edemez.

Merkezi yapıya ihtiyaç vardır

Toplumsal Tarih dergisi 315. sayı
Toplumsal Tarih dergisi 315. sayı

Devlet, siyasi bir varlık olarak hedefini kültür ve tarih birliğini muhafaza etmek, iktisadi ve askeri gücünü genel siyasi varlığın yanı sıra bütün bölgeler ve komşular arasında ortak menfaatlerin hizmetine sunmak olarak tespit eder. Merkezin gücü, içerde ve dışarda genel emniyetin sağlanmasına, ulaşım ve pazar ağının kesintisiz akışına, yasaların yürütülmesine ve toplumsal düzenin gerçekleştirilmesine dönük işletilir. Farklı taraflar arasındaki ilişkileri organize etme ve herkes ile iletişim kurma gereği vardır. Sınırlı güç ve kaynaklara sahip olan küçük siyasi yapılar (belediyeler vs.) bütün bunları hayata geçirmek için yeterli gelmez.

Devletlerin rejimleri, maddi-manevi menfaatler dengesine göre şekillenir ve birbirlerinden farklılık gösterir. Kimisi federal bir yapıda varlığını sürdürürken kimisi üniter bir anlayışta seyrine devam eder. Fakat genel itibariyle bir merkeze her halükarda ihtiyaç duyulur. İşte bu yüzden federal örnekler yeryüzünde pek fazla değildir, daha ziyade üniter rejimlerin mevcudiyeti göze çarpar.

Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir

Tunç Soyer
Tunç Soyer

Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti, günümüz siyaset gelişmeleri itibariyle üniter yapısıyla herhangi bir uyumsuzluğu kabul edecek durumda değildir. Geçmişte üç kıtanın tam kalbine yerleşmiş, bölgesel bir güç olma niteliğiyle çevredeki hasım güçlerin beşeri kaynaklarına, stratejik konumuna ve iktisadi büyüklüğüne haset ettiği bir ülkedir. Böyle bir ülkenin kendi toplumunu ve etrafında kümelenen kitleleri koruma hedefi gütmesi gayet tabiidir. O nedenle herhangi bir uyumsuzluğa anlayış göstermesi beklenemez.

  • İzmir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in 5 Haziran 2020'de Türkiye Seyahat Acentaları Birliği üyelerine internet ortamında yaptığı konuşmada yer alan müstakil bayrak ve para birimine dair hayli pervasız açıklama işte böyle bir uyumsuzluk örneğidir.

Siyaset ve edep sınırlarını aşan, ülke içerisinde bulunduğu makam ile son derece uygunsuz bir açıklamadır. Siyasetin açık ilkelerine göre, eğer Türkiye üniter bir devlet ise ülke dahilinde kullanılan para birimi millî olmak durumundadır. Ticaret bunun üzerine bina edilir, çarşı pazar buna göre kurulur. İktisadi, idari ve askeri ilişkilerdeki karşılıklı etkileşim bu para birimi üzerinden organize edilir. Ankara başkent ise İzmir ve diğer şehirler buradaki para sistemine uymak mecburiyetindedir.

Pratikte bir karşılığı yok

İzmir’in kendine ait bir para birimini benimsemesinin pratikte karşılığı da yoktur.
İzmir’in kendine ait bir para birimini benimsemesinin pratikte karşılığı da yoktur.

Diğer yandan İzmir’in kendine ait bir para birimini benimsemesinin pratikte karşılığı da yoktur. Bu paranın gerek ülke içinde gerekse uluslararası tedavülde neye mukabil geleceği belirsizdir. Arkasında bütün kurumlarıyla hareket eden bağımsız bir devlet mevcut olmadıkça hiçbir para biriminin karşılığı mevcut değildir. Nitekim bunu Filistin örneğinde görebiliyoruz.

Bir şehrin millî bayrak haricinde kendisine bayrak benimsemesi de aynı şekilde manasızdır.

Yeni bayrak, millî bayrağın taşıdığı bütün değerleri ihtiva eden tarihi derinlikten mahrum olacaktır. Dahası, böyle bir teşebbüs herkesi kucaklayan millî şuur ile çatışan yeni bir kimlik inşası demektir. Bu da üniter devlete karşı bir meydan okumadır.

Başarısız bir siyaset örneği

Tunç Soyer’in yaptığı açıklama, mevcut rejime duyulan öfke ve karşıtlığı ifade eden başarısız bir siyasi rekabet örneğidir. Ayrıca siyasetin ve edebin gerektirdiği haysiyete sahip olduğu da söylenemez. Türkiye Cumhuriyetini meşru kılan üniter anlayış ve milli değerler ile oynamak, üstelik bunu siyasi rakibini hedef alma gibi basit çıkarlara dayamak, akla Fransızların şu deyimini getiriyor: “Benden sonrası tufan!”