Engelleri bir bir aştık: Bugünlere kolay gelmedik

Size teknolojisini ve ürününü veren ülkeler, silahını, yazılımını kullanmanıza izin vermeyebilir. Uçaklarda dost ve düşman tanıma sistemleri olduğu biliniyor. Uçakların kime ait olduğunu belirleyen bu sistemde varsayalım ki bir Türk uçağımız yazılımda düşman uçağı olarak tanımlandı. Böyle bir durumda kendi uçağımızı bile vurma ihtimali olur.
Size teknolojisini ve ürününü veren ülkeler, silahını, yazılımını kullanmanıza izin vermeyebilir. Uçaklarda dost ve düşman tanıma sistemleri olduğu biliniyor. Uçakların kime ait olduğunu belirleyen bu sistemde varsayalım ki bir Türk uçağımız yazılımda düşman uçağı olarak tanımlandı. Böyle bir durumda kendi uçağımızı bile vurma ihtimali olur.

Türkiye askeri gücüne gün geçtikçe daha da güç katıyor. Milli güvenliğini sağlamaya çalışan ülkemiz bir yandan farklı terör örgütleriyle de mücadelesini sürdürdü. Bu süreçte müttefiklerinin silah ve mühimmat ambargolarına maruz kaldı. Türkiye’nin savunma sanayiisinin millileşmesini engellemek için dış ülkeler şu yöntemleri kullandı: Bazen ürettikleri savunma ürünlerini bize satmadılar. Bazen sattıkları ürünün kullanılmasına engeller koydular. Bazen de yerli üretimin önüne geçmek için ürün fiyatlarında büyük oranda indirime giderek savunma sanayiimizin millileşmesini engellediler. Türkiye son yıllarda yaptığı yatırım ve çalışmalarla bu engelleri aştı. Türk Harb-İş Sendikası Genel Başkan Danışmanı Tarkan Zengin operasyonlarımızda kullandığımız envanteri ve yerli üretim savunma sanayiimizin nereden nereye geldiğini anlattı.

Bugünkü savunma sanayiimizin geçmişi nasıldı?

Türkiye’nin SİHA’larda millîlik oranını yüzde 93.
Türkiye’nin SİHA’larda millîlik oranını yüzde 93.

Türk savunma sanayiinin nitelik bakımından göstermiş olduğu aşamalara baktığımızda Kıbrıs Barış Harekâtında uygulanan ambargoların önemli bir dönüm noktası olduğu söylenebilir. Ambargo sonrasında ülkemizin kritik ihtiyaçlarının millî imkânlarla karşılanmasına yönelik yeni bir aşamaya geçildi. Özellikle 2000’li yıllarda Türkiye, hem savunma sektöründe bağımlılığı azaltarak millî üretime yöneldi hem de uluslararası pazarlarda rekabet kabiliyetinin kazanılmaya başladığı yeni bir döneme girdi.

Türkiye 2000’li yıllarda savunma sektöründe yüzde 20 olan millilik oranını yüzde 70’lere çıkardı. Savunmada dışa bağımlılık oranını yüzde 30’ların altına indi. İHA'ları kullanma kabiliyeti açısından dünyanın üç ülkesinden biri olan Türkiye’nin SİHA’larda millîlik oranınıysa yüzde 93. Bazı insansız hava araçlarındaysa tamamen millî ve özgün ürünler üretilmekte. 2002 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar bütçeli 66 savunma projesi yürütülürken,

  • Türkiye şu an itibariyle 60 milyar doları aşan hacme sahip 700’e yakın savunma sanayii projesi yürütüyor. Son iki aylık sürece baktığımızda bile birçok savunma sanayii projesinin başarıyla tamamlandığını görüyoruz. Oysa bu kadar proje bazı ülkelerin yıllarca yapamayacağı önemli bir iş.

Bilinçli Olarak Batırdılar

Türkiye savunmada neden engellenmeye çalışıldı?

İlginizi çekebilirİki taraf da kaybetti İki taraf da kazandı

Savunmada, özellikle tek parti döneminde birçok engel çıkarıldı. Nuri Demirağ, Nuri Killigil, Vecihi Hürkuş ve Şakir Zümre gibi 1930’lu yıllarda uçak, mühimmat, silah ve birçok savunma ürünü üreten müteşebbis bilinçli olarak batırıldı. Nuri Demirağ’ın uçak fabrikasının dışarı ihracat yapmasına izin verilmemiş, uçak yapan Vecihi Hürkuş’a izinsiz uçtuğu için ceza verilmiş ve sürekli engellenmiş, uçak bombaları üreten Şakir Zümre’nin karşısına sürekli engeller çıkartılmıştır. Millî silah ve mühimmat üretmenin bedelini canıyla ödeyen Nuri Killigil’in hikâyesi ibretliktir. Şayet bu isimler o gün üretimlerini sürdürmüş olsalardı Türkiye bugün çok daha iyi bir noktada olacaktı.

Bahar Kalkanı harekâtında kullanılan, yerli silah ve teknolojilerimiz neler?

Harekatın durumuna göre henüz kullanmadığımız çok sayıda yerli ve milli savunma ürünlerimiz var.
Harekatın durumuna göre henüz kullanmadığımız çok sayıda yerli ve milli savunma ürünlerimiz var.

Türkiye’nin savunma sanayiinde yakaladığı gelişme performansını sahada artık net biçimde görüyoruz. Harekatta silahlı insansız hava araçlarından (SİHA) ANKA ve Bayraktar TB2’leri kullandık. Silahlı oldukları için rejim unsurlarını etkisiz hale getirmede önemli bir avantaj sağladı. Sahada sağladığımız başarıda en önemli araçlardan biri de Elektronik Harp Sistemi Koral oldu. T-122 çok namlulu roketatar, T-155 Fırtına Obüsleri, Panter ve Mini Akıllı Mühimmat MAL-L gibi yerli ve milli ürünleri kullandık. Harekatın durumuna göre henüz kullanmadığımız çok sayıda yerli ve milli savunma ürünlerimiz var.

  • SİHA'larımız ayrıca Rus yapımı Pantsir S1 hava savunma sistemini bloke ederek vurma başarısı gösterdi. Bunu dünyada İsrail’in yapabilme kabiliyeti olduğu söyleniyor. Türkiye bunu yapabilen ikinci ülke oldu. Başarıyı getiren, Türkiye’nin farklı savunma ürünlerini entegre olarak kullanması oldu. Bir tarafta SİHA’lar, SİHA’lara monte edilen Mini Akıllı Mühimmatlar, hassas güdüm mühimmatları, Koral ile elektronik harp sistemi bir araya getirilerek iyi yönetildi.

ABD İyi Ki Satmamış

TB2 ve Anka’dan da söz etmek gerekir. Bunların arasındaki fark nedir?

Ülkemiz savunmada genel olarak yerlilik oranını yüzde 70’lere çıkarmışken, İHA ve SİHA’larda bu oran yüzde 95 seviyelerinde. Artık ihtiyacımızı karşıladığımız gibi yurt dışına ihraç etmeye başladık.

Türkiye'nin envanterine 1990’larda giren ilk insansız hava araçları İsrail yapımı Heron’lar ve ABD yapımı GNAT modelleriydi. GNAT'ın gelişmiş versiyonu olan Predator ve Repaer SİHA'larının, 2000’li yıllarda Türkiye'ye satışına ABD Kongresi izin vermedi. Bunun üzerine Türkiye, millî insansız hava araçlarını üretme sürecine girdi. Bugün Bahar Kalkanı Harekâtında kullandığımız Anka ve Bayraktar SİHA’ların doğuş hikayesi sözde müttefikimiz olan ABD’nin, parasıyla bize satmamasıyla başladı. İyi ki satmamış. TUSAŞ tarafından üretilen Anka SİHA'lar, Bayraktar TB-2 SİHA’ya göre daha uzun, daha ağır, harici yük kapasitesi daha fazla.

Uydular Önemli

Görüntü almamıza yardımcı olan uydular ne durumda?

Elektronik harp teknolojisinde uydular son derece önemlidir. Bu uyduların en önemli yararlarından biri de Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimize uzaydan görüntüler sunarak terör operasyonlarına destek olmaları. Uydu olarak tamamen Türk mühendislerince tasarlanıp Türkiye’de üretilen RASAT gözlem uydusu 2011 yılında, Göktürk-2 gözlem uydusu 2012 yılında, Göktürk-1 gözlem uydusu 2016 yılında uzaya fırlatıldı. Uydularımız terörle mücadelede halen etkin bir şekilde kullanılıyor.

Hava savunma sistemlerinden olan Hisar A ve Hisar O’nun katkıları ne olacak?

Uydularımız terörle mücadelede halen etkin bir şekilde kullanılıyor.
Uydularımız terörle mücadelede halen etkin bir şekilde kullanılıyor.

Türkiye'nin hava savunma konusunda ilerleyen dönemde olabilecek herhangi bir taarruza karşı mücadelesini güçlendirmek amacıyla önümüzdeki hafta Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemi Hisar A ve O sistemleri sahada olacak. ASELSAN-ROKETSAN iş birliğiyle geliştirilen system paletli ve tekerlekli araçlar üzerinde görev yapabiliyor. 15 kilometre menzile sahip HİSAR-A ve 25 kilometre menzile sahip HİSAR-O ile farklı irtifalardaki tehditlere karşı hava savunma ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde geliştirildi. HİSAR-A, seyir füzeleri, İHA, uçak ve helikopter gibi havadan gelebilecek tehditleri 5 kilometre irtifada vurabiliyor. Füze sistemleri Roketsan-Tübitak Sage ortaklığıyla geliştirildi.

İHA Bölükleri Emir Bekliyor

Harekatlarda adını sık olarak duyduğumuz Fırtına Obüs’lerinin etkisi nedir?

T-155 Fırtına Obüsleri Sakarya’da bulunan ve askeri fabrika olan 1’nci Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü’nde üretiliyor. Bu işyerinde 281 adet Fırtına Obüsü üretildi. Bu nitelikte bir ürünü Almanya’dan 10 milyon dolar almak mümkün. Fırtına Obüsü Sakarya 1’inci Ana Bakım’da 4,2 milyon dolar maliyetle üretildi.

  • Yerli ve Milli imkânlarla üretilen 281 adet Obüs ile ülke ekonomisine katkısı 1 milyar 629 milyon dolar. Bu ürünleri üretmenin yanı sıra bakım ve idamesini yapacak işgücümüz de var.

Türkiye kamikaze İHA üretiyor mu?

Türkiye, terörle mücadelede çok önemli avantaj sağlayan Kamikaze Mini İHA yapıyor.
Türkiye, terörle mücadelede çok önemli avantaj sağlayan Kamikaze Mini İHA yapıyor.

Evet. Türkiye, terörle mücadelede çok önemli avantaj sağlayan Kamikaze Mini İHA yapıyor. Yakın zamanda İHA bölüklerimiz olacak. STM Savunma ile Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında 356 tane Kargu-2 teslim edilmesi için sözleşme imzalanmıştı. 30 Ocak 2020 günü Savunma Sanayii Başkanlığı güvenlik güçlerimize ilk Kamikaze Mini İHA KARGU-2 teslimatlarını gerçekleştirdi. Meskûn mahalde güvenlik güçlerine katkı sağlaması planlanan Kargu-2 ile bir binanın ya da mağaranın içine girilip tespit yapılıyor ve tehdit unsurları etkisiz hale getiriyor.

Uçak Da Yazılım Da Bizim

Kendi üretimimiz dost-düşman tanıma sistemimiz var. Bu sistem ne işe yarar eskiden nasıldı, kendimizin üretiyor olmasının eskiye göre ne avantajı var?

ASELSAN-ROKETSAN iş birliğiyle geliştirilen system paletli ve tekerlekli araçlar üzerinde görev yapabiliyor.
ASELSAN-ROKETSAN iş birliğiyle geliştirilen system paletli ve tekerlekli araçlar üzerinde görev yapabiliyor.

Size teknolojisini ve ürününü veren ülkeler, silahını, yazılımını kullanmanıza izin vermeyebilir. Uçaklarda dost ve düşman tanıma sistemleri olduğu biliniyor. Uçakların kime ait olduğunu belirleyen bu sistemde varsayalım ki bir Türk uçağımız yazılımda düşman uçağı olarak tanımlandı. Böyle bir durumda kendi uçağımızı bile vurma ihtimali olur. Yazılım sizin olmadığı takdirde uçağın kendisinin sizin olmasının bir anlamı yok. Bu bakımdan milli ürünlerimizin yazılımlarının bizde olması en az o ürünlerin kendileri kadar önemli.

Türkiye savunma sektörünün geleceği açısından daha ileriye gitmek için neler yapmalı?

Türkiye özellikle İHA’lar, MİLGEM, uzay ve havacılık sektörü gibi katma değeri yüksek olan alanlara yatırım yapmaya devam etmeli.
Türkiye özellikle İHA’lar, MİLGEM, uzay ve havacılık sektörü gibi katma değeri yüksek olan alanlara yatırım yapmaya devam etmeli.

NATO’nun geleceğinin tartışıldığı, dünyada sınırların yeniden çizildiği, yeni ittifakların oluşturulduğu, bazı ittifakların bozulduğu, Türkiye’nin sınırlarında muhtelif risklerin olduğu bir dönemde savunma sektörü projelerinin yürütülmesinin bugün yapıldığı gibi her durumda bir devlet politikası halinde sürdürülmesi gerekir. Teknolojik ürünlerde önemli olan iki unsur var. Birincisi kritik teknoloji, ikincisi katma değeri yüksek olan teknoloji üretmek. Türkiye özellikle İHA’lar, MİLGEM, uzay ve havacılık sektörü gibi katma değeri yüksek olan alanlara yatırım yapmaya devam etmeli. Özellikle savunma sektörü ve eğitim iş birliği çerçevesinde sektöre işgücü kazandıracak eğitim kurumlarımızın müfredatlarını günümüz şartlarına uygun biçimde güncellemelidir. Ayrıca savunma sanayii alanında tematik liseler açmak, savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda İŞKUR tarafından mesleki eğitim kursları düzenlemek de gerekir. Gençlerimizin TEKNOFEST etkinlikleriyle geleceğin meslekleri arasında önemli yer tutan savunma, uzay ve havacılık sektörüne teşvik edilmeli.