Güler yüzlü bir dâvâ adamı göçtü

Abdullah Işıklar hep güzel temennilerle yâd ediliyor. Ardından zor durumda nasıl yardım eli uzattığını anlatanların sayısı bini bulacak kemmiyette. Hapishanede kendisine Kur’an-ı Kerim hediye ettiğini anlatandan, gazete koleksiyonunu bilâbedel verdiğini söyleyene kadar hiçbir kötü intiba bırakmadan göçtü bu fâni âlemden.
Abdullah Işıklar hep güzel temennilerle yâd ediliyor. Ardından zor durumda nasıl yardım eli uzattığını anlatanların sayısı bini bulacak kemmiyette. Hapishanede kendisine Kur’an-ı Kerim hediye ettiğini anlatandan, gazete koleksiyonunu bilâbedel verdiğini söyleyene kadar hiçbir kötü intiba bırakmadan göçtü bu fâni âlemden.

Kimi Beşiktaş tribünlerinin lideri “Optik Başkan” olarak bilinen Mehmet Işıklar’ın babası, kimi Necip Fazıl Kısakürek’in en eski talebesi, kimi de İslamî hareketin öncülerinden biri olarak tanıdı onu. Türkiye’nin yakın dönemine şahitlik eden ve ‘Bab-ı Ali’nin son temsilcilerinden olan eski gazeteci Abdullah Işıklar geçtiğimiz günlerde kendi hânesinde huzur içinde kavuştu Rabbine.

İÇİNDEKİLER

Işıklar, 1933 yılında Adıyaman’da dünyaya geldi. 1952 yılında gazeteciliğe başlayıp ilk tecrübesini Necip Fazıl Kısakürek’in çıkardığı “Büyük Doğu” gazetesinde edindi. Akabinde “Yeni Sabah” gazetesinde polis adliye muhabiri olarak görev yapmış ve 1960 İhtilâli’ne kadar kendi çıkarttığı “Fetih” gazetesiyle ismini duyurmuştu. Gazete, İslâmî perspektiften yaptığı neşriyatla kısa zamanda toplanma yeri haline gelmişti.

Işıklar’ın uzun yıllar boyunca dostluğunu sürdüreceği Kadir Mısıroğlu, Sezai Karakoç, Osman Yüksel Serdengeçti gibi dönemin önemli isimleriyle yakın münasebette olmasını temin etmişti.
Işıklar’ın uzun yıllar boyunca dostluğunu sürdüreceği Kadir Mısıroğlu, Sezai Karakoç, Osman Yüksel Serdengeçti gibi dönemin önemli isimleriyle yakın münasebette olmasını temin etmişti.

Işıklar’ın uzun yıllar boyunca dostluğunu sürdüreceği Kadir Mısıroğlu, Sezai Karakoç, Osman Yüksel Serdengeçti gibi dönemin önemli isimleriyle yakın münasebette olmasını temin etmişti.

  • Yine “Sırat-ı Müstakim” ve “Sebilü’r-reşad”ın kurucusu olan Eşref Edip Fergan, İstanbul müftüsü Bekir Haki Yener, Kadıköy müftüsü Ali Fikri Yavuz, yayıncı Ali İhsan Yurt, mütercim Bekir Sadak gibi devrin kalburüstü insanları Işıklar’ın dükkânının müdavimi haline gelmiş ve sohbet halkası gitgide genişlemişti.

Abdullah Işıklar, yakın çevresi tarafından kibar, güler yüzlü ancak sözünü esirgemeyen bir isim olarak tanınır. İkamet ettiği Beşiktaş’ta zaman zaman yakın çevresiyle toplanır ve sohbetler tertip ederdi. Her Cuma telefonunda kayıtlı olan isimlere Cuma mesajını göndermeyi eksik etmez; müdahil olması gerektiği hususlar olduğunu düşünürse yaşına aldırış etmeden gözünü budaktan sakınmazdı. Yakın zamanda camilere koyulan iskemleleri protesto etmiş, bu işin gitgide kilise havasına dönüşeceğinden endişe ederek gazetelere beyanatlar vermiş olması bunun tezahürüdür.

Türkiye’nin yakın siyasi tarihine birebir şahitlik eden Işıklar, kendinden sonra da genç gazetecilerin yetişmesinde önemli emekler sarf etti. En son kaleme aldığı eserini henüz eline almıştı ki, ömür sermayesinin de sonuna gelmişti.

Abdullah Işıklar hep güzel temennilerle yâd ediliyor. Ardından zor durumda nasıl yardım eli uzattığını anlatanların sayısı bini bulacak kemmiyette. Hapishanede kendisine Kur’an-ı Kerim hediye ettiğini anlatandan, gazete koleksiyonunu bilâbedel verdiğini söyleyene kadar hiçbir kötü intiba bırakmadan göçtü bu fâni âlemden.

Tanıyanların “Abdullah amcası”, artık Edirnekapı Anıt Mezar yanındaki aile mezarlığında ebedî istirahatgâhında bulunuyor.