Meddahlar: İran rejiminin propaganda askerleri

Meddah Mahmud Kerimi Hamaney'in adamı
Meddah Mahmud Kerimi Hamaney'in adamı

Meddahlar, İran rejiminin; yani bizzat Hamaney’in propaganda ordusu. Hamaney’e hizmet ettikleri sürece sınırsız kredileri mevcut. Hz. Hüseyin’e iftira atsalar bile.

İlk defa Çin’de ortaya çıkarak Doğu-Batı çekişmesine yeni bir cephe açan koronavirüs, komşu ülkeler arasında ilk kez İran’da ortaya çıktı. Karşılıklı ticari ilişkiler, yoğun insan trafiği ve buna bir de Tahran yönetiminin süreci kapalı yürütmesi eklenince İran’daki salgın, bir süre Türkiye’de gündemin ön sıralarını işgal etti. Salgının Avrupa’ya yayılmasıyla biraz geri plana düşse de komşunun krizi yönetememesi nedeniyle gündemde her zaman yer buldu.

İlginizi çekebilirErmenistan ve Ermeniler İran için ne anlam ifade ediyor?

Geldiğimiz aşamada salgının yayıldığı orana göre ülkede beyaz, turuncu ve kırmızı bölgeler ilan eden Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, beyaz bölgelerde bulunan dinî mekanların tekrar ibadete açılacağını, normalleşmeye doğru yol alınacağını bildirdi.

Sürecin başlarında yoğun kalabalıkların ziyaret ettiği türbelerin kapanma kararına ilişkin protestolar basına yansımıştı. Ancak geçtiğimiz günlerde İran’ın Meşhed kentinde bulunan ve Şii inancına göre en mukaddes mekanlardan sayılan Hz. Rıza türbesinde gerçekleşen bir olay “Meddahlar” sınıfını ve etki alanı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Hz. Hüseyin'e Büyük İftira

Mahmud Kerimi İran televizyonunda
Mahmud Kerimi İran televizyonunda

İran devlet kanalında Ramazan ayına özel olarak Hz. Rıza türbesinden yapılan bir canlı yayında, ülke çapında popüler bir meddah’ın Hz. Hüseyin hakkında anlattığı hikaye geniş tartışmalara yol açtı. Dinî lider Hamaney’e yakınlığıyla bilinen meddah Mahmud Kerimi’nin anlattığı hikâye şuydu:

“Günahkar ve dini farzlara çok uymayan biri, Hz. Hüseyin'in yas töreninin gerçekleşeceği mekâna gitmek ister. Gitmeden önce evinde içki içmeye başlar ve o sırada İmam Hüseyin ile iki çuval pirinç iddiasına karşılıklı tavla oynar. Sonunda oyunu kaybeder ve iki çuval pirinci alıp gecikmiş hâlde tören mekânına gider. Hz. Peygamber (s.a.v.) kızı Hz. Fatıma ise mekânda adamı soruşturmaktadır. Adam gelmeyince oradaki insanlara der ki; Hosro’ya [adamın ismi] söyleyin adağı kabul edildi, ama bir daha asla benim oğlumla kumar oynamasın.”

Bu hâdise İran’da farklı siyasî ve dinî görüşe sahip insanlar tarafından günlerce tartışıldı. Ancak bahsi geçen meddahın konuyla ilgili yaptığı açıklamada aynı sözleri tekrarlaması ve en ufak soruşturmaya tabi tutulmaması, dikkatleri İran siyasetinin yeni aktörleri meddahlara odaklamaya yetti.

Safevîler Döneminden Günümüze Meddahlar

Meddahların Pehlevi döneminde de genelde siyasetten uzak ve Muharrem ayında faal oldukları biliniyor.
Meddahların Pehlevi döneminde de genelde siyasetten uzak ve Muharrem ayında faal oldukları biliniyor.

Anadolu’da meddah denilince akla taklitler yapıp hoş hikâyeler anlatarak halkı eğlendiren, hâdiseleri karikatürize etme gücüne sahip sanatkâr gelir. Oysa İran’da durum pek öyle değil. Şii inancının devlet tarafından “resmi mezhep” olarak belirlendiği Safevîler döneminde Sünni Osmanlı İmparatorluğu tehlikeli bir rakip olarak görülüyordu. Şiiliğin Safevîler döneminde bu endişelerle tepeden aşağıya otoriter güçle dayatıldığı biliniyor. Bu dönemde halkı yeni inanç üzerinde konsolide etmek, bir araya toplamak için ritüeller gerekiyordu. İşte burada meddahlık kurumu gündeme geldi.

Güzel, nağmeli sesleriyle Hz. Hüseyin ve Kerbela hadisesini anlatan meddahlar, kitleleri konsolide etmede sihirli etkiye sahiplerdi.

Genellikle din âlimlerinin sohbetinden önce, cemaatı hazırlama babında son derece duygulu konuları ses sanatıyla ustaca dile getiren meddahlar, dinleyicinin aklından çok kalbini hedef alıyordu. Sarayın himayesiyle hareket eden meddahların etki alanları geniş olsa da özel bir sınıf oluşturacak kadar kalabalık değillerdi. Ayrıca faaliyet alanları din âlimlerinin gölgesinde kalıyor, rakip konuma gelmemeleri için sınırlı tutuluyordu.

Kaçar Hanedanı döneminde de meddahları aynı konumda görmek mümkün. Sadece Muharrem ve Ramazan ayları ile Hz.Ali’nin şehadet yıldönümlerinde ortaya çıkan meddahlık bağımsız bir meslek sayılmıyordu. Din adamlarıyla eşit güce sahip olmaları söz konusu değildi.

Pehlevi döneminde de genelde siyasetten uzak ve Muharrem ayında faal oldukları biliniyor. İran devriminin başlangıç aşamasında, mollalar saltanata başkaldırıp cami ve ibadethaneler birer miting alanına dönüşse de meddahlık değişmedi. Yine sohbetlerden önce hazırlık mahiyetinde Kerbela mersiyeleri okuyor, hissiyata dokunma işine bakıyorlardı. Camilerde genç Müslüman devrimcileri coşturan onlar değil, mollalar oluyordu. Hatta zaman zaman bazı meddahların pasif tutumları veya kralı desteklemeleri mollalar tarafından eleştiriliyordu da. Ancak 1979 devrimiyle işler değişti.

Yeni Dönemde Meddahların Rolü De Değişti

Yeni dönemde meddahların rolü değişti, rejimin propaganda makinaları hâline dönüştüler.
Yeni dönemde meddahların rolü değişti, rejimin propaganda makinaları hâline dönüştüler.

İran Devrimi zaferini ilan eder etmez Irak ile savaşa girildi. Yüz binlerce insanın ölümü pahasına uzayan savaş yılları, İran tarafından “Mukaddes Savunma” adıyla etkisi hâlen süren geniş bir propaganda aracının doğuşuna yol açtı. Genç devrimciler, savaş ve askeri taktiklerde tecrübesizlerdi ancak halkı galeyane getirmeyi çok iyi biliyorlardı. İşte bu yıllarda cephe arkasından savaş meydanlarına değin ülke baştan başa Kerbela ağıtları okunan Hüseyniye’lere dönüştü. Savaş yıllarının en meşhur isimlerinden biri “Humeyni’nin Bülbülü” lakabını taşıyan meddah Sadık Agengeran oldu. Bu durum, meddahların değişen rolünü, rejimin propaganda makinaları hâline dönüştüklerini açık bir şekilde gösteriyordu.

Ancak savaş sonrası psikolojisi yıpranmış topluma yeni bir enerji gerektiğini fark eden devlet ilk yılların kapalı ortamını biraz olsun açmaya karar verince matem okuyan meddahlar alıcı bulmakta zorlandı. Şartlar değişmişti. Humeyni’nin ölümüyle “Devrim Lideri” makamına oturan Ali Hamaney selefi kadar karizmatik değildi, ayrıca rakipsiz de değildi. Hamaney’in başa geçmesinde en etkili role sahip olan savaş sonrasının müteveffa Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani, aynı zamanda dişli bir rakipti.

Rejimin Eliyle Meslek Haline Geldi

İşte bu aşamada Hamaney “İslam Savaşçılar Heyeti (هیات رزمندگان اسلام)” isimli bir topluluk kurdu. Savaş yıllarının Cumhurbaşkanı Ali Hamaney, sonraki yıllarda kritik öneme sahip Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile yakın ilişkilere sahipti. Radyo, tv gibi devasa güce sahip kurumların yanında daha hassas hedefler için kurulan İslam Savaşçılar Heyeti DMO’nun kanatları altındaydı. Meddahlar işte burada bir araya toplanıp organize edildiler.

Artık geleneksel olarak Muharrem ayında değil, düzenli bir şekilde rejim için çalışmaya başladılar. Meddahlık bir meslek hâline geldi.

Bugün İran’da 100 bin civarında heyet faaliyet gösteriyor. “Mezhebi Heyetler” adıyla anılan bu kuruluşlar camiler, mahalleler, Besiç karargahları, özel ve kamu sektöründe kümelenmiş durumda. Bir çoğunun düzenli olarak haftalık programı var. Dünyanın geri kalanında din adamlarıyla bilinen camiler, günümüz İran’ında meddahlarla bilinip meşhur oluyor. Tahminlere göre sayıları 150 bine ulaşan meddahların, yakın zamana dek herhangi bir dinî eğitim ve birikim sahibi olmaları aranmıyordu. Güzel ses ve hitabet gücü meddahlık için yeterli oluyordu. Ancak son yıllarda rejim bu gücü daha verimli kullanma adına üniversitelerde meddahlık bölümü açmaya başladı. Büyük çoğunluğu hâlen alaylı da olsa bundan sonra işi “mektepliler” devralacak.

Kocaman Çelişkiler Yumağı

Meddahlık, Kerbela felsefesinden beslenmektedir.
Meddahlık, Kerbela felsefesinden beslenmektedir.

Meddahlığın kendi içinde ironik bir çelişkisi olduğunu söylemeden geçmeyelim. Kerbela felsefesiyle bezenmiş, Hz. Hüseyin’in mevcut iktidarın zulmüne baş kaldırmasıyla yaşanan matemi dile getiren meddahların tarihî rolleri itibariyle genellikle iktidarlar yanlısı olmalarından bahsediyoruz. Bir de işin bilhassa son yıllarda can sıkan başka boyutu var. Eskiden sadece din adamlarının sohbetleri öncesi boy veren meddahlar ile bugünkü meddahların statüsü arasında büyük fark söz konusu. Ayrıca Hz. Hüseyin’i kumar masasında gösteren son örnekte olduğu gibi çoğunlukla hurafeye, yalan ve iftiraya dayalı söylem, gerçekten rahatsız edici boyutlara ulaşmış durumda. Bu durum, kendisini dinî bir yönetim olarak lanse eden İran rejiminin çelişkisini de göstermesi açısından dikkate değer. Rejim açısından propaganda, demek ki bizzat dinin kendisinden çok daha önemli.

Dini Liderin Vurucu Gücü

Meddahların Hamaney hariç sınırsız bir eleştiri özgürlükleri bulunuyor
Meddahların Hamaney hariç sınırsız bir eleştiri özgürlükleri bulunuyor

Tahran Belediye Başkanlığı ve daha sonra Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Ahmedinejad’ın bilhassa seçim kampanyalarında meddahları ciddi bir propaganda ordusu olarak çalıştırdığı biliniyor. Ahmedinejad’ın son döneminde Hamaney ile mesafeyi açması bu desteğin sonunu getirdi. Zira meddahların tek tanıdığı kırmızı çizgi, ülkenin dini lideri. Onları meslek sahibi yapan, mevcut güce eriştiren isim Hamaney çünkü.

Meddahların Hamaney hariç sınırsız bir eleştiri özgürlükleri bulunuyor. Rafsancani, Muhammed Hatemi, Ahmedinejad ve ona yakın pek çok kişiyi açık açık ölümle tehdit eden ünlü meddahlar oldu. Fakat kimse bunlardan hesap soramadı. Bırakın hesap sormayı, bu şahıslar Hamaney’in huzurunda gerçekleşen törenlerde baş köşede yer aldılar.

Dini lidere en dokunaklı methiyeleri yağmur gibi yağdırdılar. Başka bir muafiyet de yolsuzluk ithamlarından kolaylıkla yakayı sıyırmaları. Yolsuzlukla mâruf kişilerle oturup kalkan, hatta bizzat yolsuzlukla suçlanan meddahların yargılanması neredeyse imkansız gibi. Bizzat Hamaney’in propaganda ordusu bu. Hamaney’e hizmet ettikleri sürece sınırsız kredileri mevcut. Hz. Hüseyin’e iftira atsalar bile.