Şii Husilerin Yemen’deki zulmü ayyuka çıktı

Husilerin Yemen’de insan haklarını ihlal ettikleri açıkça ortada. Kadınlara yönelik ağır suçlar işlenmeye devam ediliyor. Özgürlüklerin kısıtlanması, sistematik baskı politikaları ve sivillere yönelik ihlaller Yemen’deki birçok kadın aktivistin ülkeyi terk etmesine yol açtı.
Husilerin Yemen’de insan haklarını ihlal ettikleri açıkça ortada. Kadınlara yönelik ağır suçlar işlenmeye devam ediliyor. Özgürlüklerin kısıtlanması, sistematik baskı politikaları ve sivillere yönelik ihlaller Yemen’deki birçok kadın aktivistin ülkeyi terk etmesine yol açtı.

Husiler Taiz ve Hudeyde gibi şehirlerde kullanılması yasak olan mayınlarla saldırılar gerçekleştirdi. Söz konusu mayınlarla birçok sivil öldürüldü ve yaralandı. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarda tıpkı hasımları gibi Husiler de sivil hedefleri vurmaktan çekinmedi. Birçok Yemenli siyasiyi rehin alındı. İçlerinde üst düzey yetkililerinde olduğu rehinelere her türlü şiddet, tecavüz ve işkence uygulandı. Çocuklar ve kadınlar dahil olmak üzere Afrika’dan gelen göçmenlere insanlık dışı muameleler reva görüldü.

Yemen’in yerel bir unsuru olan Husilerin insan hakları ihlalleri bu güne dek irdelenmedi.
Yemen’in yerel bir unsuru olan Husilerin insan hakları ihlalleri bu güne dek irdelenmedi.

Yemen Ortadoğu’nun en fakir ülkelerinden birisi. 2010 sonrası Arap ülkelerinde baş gösteren ayaklanmaların Yemen’e sıçraması sonrası iç savaşa sürüklenen ülkede son yüzyılın en büyük insanlık dramı tecrübe ediliyor. Uluslararası sağlık örgütlerinin raporları ve bölgeye giden yardım kuruluşlarının açıklamaları yaşanan insanî krizi ortaya koyar nitelikte. Bu anlamda başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap koalisyonuna destek veren ülkelerin insan hakları ihlalleri gerçekleştirdiği biliniyor.

Gelişmelere dair en güncel rapor ‘Küresel Yasal Eylem Ağı’ isimli teşkilat tarafından hazırlandı.

288 sayfalık rapor, büyük ölçüde Yemen’deki şahitlerle yapılan röportajlara, bomba-parça analizlerine ve hava saldırısı bölgelerinde toplanan fotoğraflara dayalı kapsamlı bir araştırma üzerine inşa edilmiş.

Raporun içerisindeki birçok delil Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız ve tarafsız olarak tanınan ‘Mwatana’ adlı insan hakları kuruluş tarafından ortaya konuldu. Yemen’in 22 vilayetinde toplamda 400 kadar örnek hâdiseyi inceleyen kuruluş, Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyonun sivilleri ve sivil altyapıları hedef aldığını ortaya koyuyor.

  • Kaşıkçı cinayeti sonrası oluşan konjonktürde Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insan hakları ihlalleri gündeme getirilmişti. Fakat Yemen’in yerel bir unsuru olan Husilerin insan hakları ihlalleri bu güne dek irdelenmedi. Kimilerine göre “devrimci” olarak adlandırılan Husiler İran’dan aldığı lojistik, askerî ve iktisadî destekle Yemen’de kendisine muhalif herkese yönelik insan haklarına aykırı saldırılarda bulunuyor.

Husi Zulmü Aman Vermiyor

Yemen’in başkenti Husiler tarafından ele geçirildikten sonra ülke içerisindeki hizmetler oldukça aksadı.

Sadaa şehrinde yaşayan 40 yaşındaki Hürriyet Muhammed’in "Ülkedeki savaş sona ermez. Evlerimiz yerle bir edildi, kalacak hiçbir yerimiz yok. Soğuktan ölüyoruz. Çocuklarımla ben birbirimize sarılıp üstümüze 3-4 tane battaniye örtüp uyuyoruz" şeklindeki açıklamaları milyonlarca Yemenlinin çığlığına paralellik arz ediyor. Kendi ülkelerinde mülteci konumuna düşen bu insanlar, bir tarafta Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri diğer taraftan İran destekli Husilerin savaşı arasına sıkışmış durumda.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Husiler Taiz ve Hudeyde gibi şehirlerde kullanılması yasak olan mayınlarla saldırılar gerçekleştirdi. Söz konusu mayınlarla birçok sivil öldü yahut yaralandı. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarda tıpkı hasımları gibi Husiler de sivil hedefleri vurmaktan çekinmedi. Birçok Yemenli siyasiyi rehin alındı. İçlerinde üst düzey yetkililerinde olduğu rehinelere her türlü şiddet, tecavüz ve işkence uygulandı. Çocuklar ve kadınlar dahil olmak üzere Afrika’dan gelen göçmenlere insanlık dışı muameleler reva görüldü.

Yemen İkinci Suriye Oldu

Husilerin Yemen’deki faaliyetlerinin İran’ın Suriye’deki faaliyetlerine paralellik arz ettiği söylenebilir.
Husilerin Yemen’deki faaliyetlerinin İran’ın Suriye’deki faaliyetlerine paralellik arz ettiği söylenebilir.

Sahadan alınan bilgilere göre siyasî ve askerî olarak İran ile yakın angajmana sahip olan Husilerin birçoğunun teopolitik açıdan da İran’a yakınlaştığı belirtiliyor. Bu anlamda daha da radikalleşen Husilerin Yemen’deki faaliyetlerinin İran’ın Suriye’deki faaliyetlerine paralellik arz ettiği söylenebilir.

Nitekim İran, Suriye’de Fars ırkçılığı ile Şii teolojinin harmanı olan bir ideolojiyle sivillere- özellikle Sünni Müslümanlara yönelik insanlık dışı faaliyetler yürütüyor. Taiz’de yaşayan Yemenli gazeteci Muhammed el-Rumim, Husilerin de ırkçı bir milis grup olduğunu belirtiyor. Husilerin faaliyetlerini şahsen tecrübe eden el-Rumim’e göre, Husiler barış içinde bir arada yaşamaya, insan haklarına, sivil toplum ve demokrasiye yönelik saygısı olmayan bir şiddet oluşumundan ibaret. Dahası el-Rumim’e göre, Husiler gazetecilerin, kadın ve çocukları da içeren yüzlerce sivilin ölümünden sorumlu. Yine el-Rumim’in ifadelerine göre Husi isyancıları Yemen’in 11 farklı bölgesine toplamda 850.000 adet mayın döşemiş durumda.

Kadınlara Büyük Baskı

Yemen’de erkekler erişilemez haklara sahipken kadınlar ikinci sınıfa itilmiş durumda.
Yemen’de erkekler erişilemez haklara sahipken kadınlar ikinci sınıfa itilmiş durumda.

Yemen’in hesap verilebilirlikten ve özgürlükten yoksun bırakılmış olması Husilerin “de facto” olarak ülkeyi yönetmesini kolaylaştırdı. Geleneksel kurallar, Yemenli kadınların sosyal ve siyasi alanda etkin olmalarına zemin sağlıyordu. Mesela 2013’teki Millî Diyalog Konferasında Salih sonrası Yemen’in geçiş sürecinde kadınlar aktif rol almıştı. Husilerin kontrolündeki Yemen’de ise erkekler erişilemez haklara sahipken kadınlar ikinci sınıfa itilmiş durumda. Yemenli birçok kadın Husi devrinde yaşadıkları kötü tecrübeleri sosyal medyada paylaşma yoluna gidiyor.

Ebtisam Ebu Dünya Hadisesi

Dul bir anne olan Ebu Dünya, Husilerin zulmüne uğrayan bir kadın olarak ilk değil.
Dul bir anne olan Ebu Dünya, Husilerin zulmüne uğrayan bir kadın olarak ilk değil.

2019 Ocak ayında Ebtisam Ebu Dünya isimli kadın bir aktivistin Twitter’da yayınladığı video Husilerin kadınlara yönelik baskı politikalarını ortaya koydu. Ebu Dünya, uluslararası olarak tanınan hükümetin bastığı paraları kullanmayı yasaklayan Husileri eleştirmişti. Husilerin bu kararından ötürü maaşını alamayan Ebu Dünya’nın evi video yayınladıktan üç gün sonra 15 Husi milis tarafından basıldı ve kadın aktivist bilincini yitirene kadar dövüldü.

Dul bir anne olan Ebu Dünya, Husilerin zulmüne uğrayan bir kadın olarak ilk değil.

İlginizi çekebilirNe ABD, ne Taliban, ne de hükümet... Afganistan’da hiç kimse barış istemiyor

Eylül 2014’te Sana’yı ele geçirip cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi darbeyle deviren Husiler, o tarihten beri kadınları koruyan kabile normlarına rağmen insan hakları ihlalleri gerçekleştirmekte. Bu kabile kanunlarının yüz yıllardır yerel ve bölgesel çatışmaların şiddetlenmesini engellediği biliniyor. Öte yandan bu kurallara göre kadın ve çocukları savaş-çatışma anlarında riskli durumlara düşürmek “kara bir leke” olarak biliniyor.

Ehli Beyt Yalanı

  • Soylarının Hz.Muhammed (aleyhisselam)’dan geldiğini iddia eden Şii Husiler, Asr-ı Saadet’ten beri Yemen’i yönetmek için görevlendirildiklerini iddia ederek zulümlerine meşruiyet sağlamaya çalışıyor.

Ayrıca Şii Husilerin kültürel ve ideolojik metinlerinin Ehl-i Beyt’i kutsaması gerek Zeydilerin, gerekse İran’ın örgüte sıcak bakmasını sağlamış. Husiler dinî referansları kendi lehlerine manipüle ederek ülkedeki mevcut kabile normlarını ve geleneksel değerleri yerle bir etmiş.

Zulümlere Dayanamayanlar İntihar Ediyor

Bu anlamda kadınlara yönelik sosyal istismarlar ilk olarak bir dönem Husilerin müttefiği olan Ali Abdullah Salih’in öldürülmesi sonrası ortaya çıktı.

Husiler Salih’in partisi olan Genel Halk Kongresinden (GHK) birçok ismi tutukladı, bu durum 6 Aralık 2017’de kadınların gösteri düzenlemesine yol açtı. Protestolara cevap olarak Husiler aşırı güç kullandı, el-Zeynebiyye olarak bilinen kadın kolluk kuvvetlerini göstericilerin üzerine gönderdi. El-Zeynebiyye polis gücünün dahil olmasıyla birlikte 7 kadın gösterici tutuklandı ve hapse atılmakla tehdit edildi. Tutuklanan kadınlar gelecekte herhangi bir gösteriye katılmayacaklarına dair beyanname imzalamak zorunda bırakıldı.

  • GHK’ye üye olan Nura el-Carvi’ye göre eğer bir kadın Husilerin şemsiyesi altında çalışmaz, onların direktiflerini uygulamazsa baskıya uğrayabilir, tehdit edilebilir veya daha kötü senaryolarla karşı karşıya kalabilir.

El-Carvi’ye göre GKH üyesi 288 kadın fuhuş ve Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyona yardım gibi ithamlarla suçlandı ve Husiler tarafından kaçırıldı. Husilerin elinde 11 ay tutuklu kalan bir kadının şahitliğine göre iki kadın işkencelere dayanamayıp hapishanede intihar etti.

Zeynebiye İşkence Yapıyor

Kadınlara yönelik baskıcı politikalar sadece bunlarla sınırlı kalmıyor. Sosyal medya üzerinde de Şii Husilerin kadınlara yönelik özgürlük kısıtlayıcı politikaları mevcut. 6 Ekim 2018’de Husi milisler 34 kız öğrenciyi sosyal medyada protesto planlamaktan dolayı tutukladı. Aynı gün Sana Üniversitesindeki 33 kadın telefon ve pankartlarına el koyulduktan sonra el-Zeynebiyye gücü aracılığıyla tutuklandı.

  • Tutuklanan kadınların gösteri düzenleme amacı, Husilerin kontrolündeki bölgelerde insanların açlık ve sağlık sorunlarıyla boğuştuğunu duyurmaktan ibaretti.

Ortaya çıkan raporlara göre el-Zeynebiyye gücü protestocu kadınlara jop, kemer ve ayakkabılarla işkence uyguladı. Ayrıca tutuklanan kadınların serbest bırakılması için fidye isteniyor. Fidye bedeli 1.500-2.000 dolar olarak belirlenmiş.

Tutuklanan kadınların serbest bırakılması için fidye isteniyor.
Tutuklanan kadınların serbest bırakılması için fidye isteniyor.

Bu parayı bulamayan ve hapislerde suistimallere uğrayan Yemenliler politik protesto yapmaya artık kolay kolay cesaret edemiyor. Öte yandan Husilerin mezhebine ait sözde dinî dogmalarını destekleyen kadınların stratejik pozisyonlara yükseltildiği görülüyor. Mesela Husileri destekleyen Raziye Ravah, İnsan Hakları Bakanı olarak atandı.

‘İnsan kaçakçılığıyla mücadele eden bir örgütün yayınladığı rapora göre ise gizli hapishanelerde zorla kaçırılan kadınların işkence gördüğü belirtiliyor. Husiler bu iddiaları yalanlasa da grubun lideri “ahlaksızlıkla mücadele etmek için” gözaltı merkezlerinin varlığını kabul ediyor. Öte yandan Husilerin Müftüsü olarak bilinen Şems ed-Din Şerafeddin, Şubat 2019’da bir dini tören sırasında kaçırılan kadınların ahlaksız davranışlarından dolayı tutuklandığını söyleyerek zulmü meşrulaştırmaya çalıştı. Husi müftü, kadınların tutuklanmalarını ve cezalandırılmalarını sorgulayanların engellenmesi gerektiğini ayrıca belirtti. Dolayısıyla Husiler kadınlara yönelik zulümlerini meşrulaştırmak için tutuklanan kadınları fuhuşla ve gayri ahlâkî fiillerle suçlamakta.

Sünni Kadınlara Ahlaksızlık İftirası

Husilerin elinde 11 ay tutuklu kalan bir kadının şahitliğine göre iki kadın işkencelere dayanamayıp hapishanede intihar etti.
Husilerin elinde 11 ay tutuklu kalan bir kadının şahitliğine göre iki kadın işkencelere dayanamayıp hapishanede intihar etti.

Husilerin resmi kanalı olan al-Masira tv’de yayınlanan “Kırmızı Çizgiler” isimli belgeselde kadınların tutuklanmasının Yemen’in ahlakı için önemli olduğu ve yasadışı bir eylemde bulunmayan güvenlik güçlerinin doğru işler yaptığı mesajları veriliyor. Belgesele göre Husiler uyuşturucu ve fuhuş gibi halkın ahlâkını bozan suçlarla itham edilen 64 kadını tutuklamış durumda. Yemen’de varlığını sürdüren ‘Kadınların Dayanışma Ağı’ isimli kuruluşa göre Husiler kendilerine karşı dava açan şahısların avukatlarını tutukluyor veya tehdit ediyor.

  • Husilerin Yemen’de insan haklarını ihlal ettikleri açıkça ortada. Kadınlara yönelik ağır suçlar işlenmeye devam ediliyor. Özgürlüklerin kısıtlanması, sistematik baskı politikaları ve sivillere yönelik ihlaller Yemen’deki birçok kadın aktivistin ülkeyi terk etmesine yol açtı.

İran’ın bölgedeki vekili ve devlet dışı bir aktör olan Husiler, Yemen sahasında hayatta kalma pahasına kadın, erkek, sivil fark etmeksizin her türlü hak ihlalini sürdürmeye kararlı görünüyor.