‘Sorunlu evlilik': Petrol kararı ABD-Suudi ilişkisini bitirir mi?

Suudi Arabistan geçtiğimiz Ekim ayı başlarında OPEC+ kapsamında, Rusya ile koordineli olarak petrol üretimini kısma kararı aldı. Aslında iki ülkenin OPEC+ bünyesinde üretimlerini koordine etmeleri yeni değil.
Suudi Arabistan geçtiğimiz Ekim ayı başlarında OPEC+ kapsamında, Rusya ile koordineli olarak petrol üretimini kısma kararı aldı. Aslında iki ülkenin OPEC+ bünyesinde üretimlerini koordine etmeleri yeni değil.

Petrol üretiminin kısılması, Amerika’da petrol fiyatlarını ve enflasyonu daha da artırabilir, böylelikle de Başkan Biden’ı ara seçimler yaklaşırken daha da zayıflatabilir. Başkan Donald Trump döneminde oldukça rahat olan ve ABD ile ikili ilişkilerde ciddi bir sorun yaşamayan Muhammed bin Selman’ın Donald Trump'ı geri istediği, bunun için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğu da bu noktada akılda tutulması gereken bir diğer gerçek.

Suudi Arabistan geçtiğimiz Ekim ayı başlarında OPEC+ kapsamında, Rusya ile koordineli olarak petrol üretimini kısma kararı aldı. Aslında iki ülkenin OPEC+ bünyesinde üretimlerini koordine etmeleri yeni değil. En son küresel salgın dolayısıyla çakılan petrol fiyatlarını yükseltmek üzere ikili üretimi kısma kararı almış ve fiyatları 100 doların üzerine çıkarmayı başarmışlardı. Bu koordinasyona bildiğimiz kadarıyla Washington’ın sesli bir itirazı olmamıştı.

Ancak bu sefer durum farklı. Farkın sebebi de Rusya’nın süregiden Ukrayna işgali. Suudi Arabistan’ın Rusya ile koordineli hareketi, ABD başta olmak üzere neredeyse bütün müttefiklerinin, Rusya’yı işgalden ötürü cezalandırmak ve ona boyun eğdirmek için yaptırım üzerine yaptırım kararı aldıkları ve Ukrayna’yı silaha boğdukları bir zamanda geldi.

Washington-Riyad hattında gerilim

Suudi Arabistan’ın, ABD ve müttefiklerinin jeopolitik hassasiyetlerine kaygısız tavrı ve Rusya ile koordinasyonu son yıllarda gergin seyreden Washington-Riyad ilişkilerinde gerilimi iyice tırmandırdı. Biden yönetimi, Moskova ile ‘gizli bir anlaşma’ olarak algıladığı karara yanıt verme sözü verirken, Kongre’den Suudi Arabistan'a güvenlik yardımlarını durdurmaya yönelik çağrılar yükseldi.

Söz konusu petrol kesintisinin küresel enerji piyasasına, dolayısıyla küresel ekonomiye negatif etkileri elbette olacak. Özellikle hâli hazırda bütün ülkelerin ortak meselesi yüksek enflasyonu daha da azdırabileceği ihtimali yok değil. Ancak bunun yanında Suudi Arabistan'ı eleştirenler, Krallığı, Ukrayna işgalinde Rusya'nın yanında yer almakla suçluyor. Küresel ölçekte daha yüksek petrol fiyatlarının, ağır yaptırım uygulanan Rus hükümetine savaşı finanse etmesi için daha fazla gelir sağlayacağı ve Amerika ile müttefiklerinin Rusya’ya karşı adımlarını akim bırakacağı endişeleri dillendirilmekte.

Suudiler ise kararın siyasî olmadığını, yalnızca ekonomik çıkarlar doğrultusunda hareket edildiğini söyleyerek kendini savunuyor. Riyad’da petrol fiyatlandırmasını ilgilendiren konulara, son derece iddialı ve aynı zamanda son derece kırılgan olan kalkınma ve ekonomik dönüşüm vizyonu merceğinden bakılıyor. Bu nedenle, Riyad’ın büyük ölçüde kendileri ve Ruslar arasında yapılan OPEC+ anlaşmasını, Washington’ a ‘ihanet etmek’, Ukrayna’yı cephede yalnız bırakmak veya en net ifadesiyle Rusya'nın yanında yer almak olarak görmediği söylenebilir.

Zamanlama mânidar

Ancak diğer yandan Suudilerin, söz konusu kararın Batı’da, özellikle de Washington'da nasıl algılanacağını bilmiyor olmaları da imkânsız. Öyleyse Krallığın kararının salt ekonomik olmadığı, bazı politik gayelere yönelik olduğu da pekâlâ iddia edilebilecektir. Nitekim Kongre’ye kimin hâkim olacağını belirleyecek ve Biden'ın görev süresinin geri kalanını şekillendirecek olan ABD ara seçimlerine çok yaklaşıldığı bir zamanda petrol kesintisinin zamanlaması da oldukça ‘mânidar’.

Zira petrol üretiminin kısılması Amerika’da petrol fiyatlarını ve enflasyonu daha da artırabilir, böylelikle de Başkan Biden’ı ara seçimler yaklaşırken daha da zayıflatabilir. Başkan Donald Trump döneminde oldukça rahat olan ve ABD ile ikili ilişkilerde ciddi bir sorun yaşamayan Muhammed bin Selman’ın Donald Trump'ı geri istediği, bunun için elinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduğu da bu noktada akılda tutulması gereken bir diğer gerçek.

Ancak yine de Washington’da özellikle Demokratların artan öfkesine ve Biden’ın üstü açık ve kapalı tehditlerine rağmen Körfez’i ve ABD ile ilişkileri yakından takip eden çoğu analist, ilişkilerde köklü bir değişikliğin muhtemel olmadığı kanaatinde. İlişkilerin kötüleşmemesi her iki tarafın da hâlen daha menfaatine. Özellikle de ABD’nin. Zira Rusya’nın Ukrayna işgalinin yarattığı küresel enerji krizi gösterdi ki, ABD’nin olmasa bile, en yakın müttefiklerinin fosil yakıtlara bağımlılığı halen devam ediyor. Bu bağımlılık böylesine aşikârken, Amerika’nın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan’dan vazgeçmesi mümkün gözükmüyor.

Suudi Arabistan’ın yaptığı, uluslararası konjonktürde yaşanan ve kendi lehine sonuçlanan gelişmeleri ilişkilerde müttefiki ABD’ye karşı bir koz olarak kullanmak. ABD’nin bölgedeki rolüne ve geleceğine dair son yıllarda artan sorgulamalar, Çin’le geliştirilen ilişkiler ve son olarak enerji alanında elde edilen fırsat, Muhammed bin Selman’ın ABD ile arasında geçmişe kıyasla daha eşitlikçi, dengeli ve Suudi Arabistan’ın çıkarlarını önceleyen bir ilişki kurmasının yolunu açabilir. En azından rüzgâr kendi lehine estiği müddetçe…

Ne olmuştu?

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun enerji ve petrol bakanları, Avusturya'nın başkenti Viyana'da 5 Ekim'de düzenlenen toplantıda, günlük petrol üretimini Kasım’dan itibaren 2 milyon varil azaltma kararı almıştı.

Kararın ardından Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Başkan Joe Biden, küresel ekonomi Putin'in Ukrayna işgalinin olumsuz etkileriyle mücadele ederken, OPEC+ grubunun üretimi azaltmaya yönelik basiretsiz kararından dolayı hayal kırıklığına uğramıştır." ifadeleri kullanıldı.

Karar üzerine, Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Direktörü John Kirby, 11 Ekim'de ABD Başkanı Biden'ın, Suudi Arabistan ile ilişkileri yeniden gözden geçirdiğine dair açıklamalarda bulunmuştu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ise yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile stratejik ilişkilere sahip olduğunu söylemiş ve ham petrol üretiminde azaltmaya giden OPEC+ kararlarının ekonomik sebeplerle alındığını ifade etmişti.

Kararın siyasî olduğuna ve Ukrayna-Rusya savaşında Rusya'ya destek anlamına geldiğine ilişkin yorumlar yapılmış, OPEC+ grubunun en büyük ortağı Suudi Arabistan eleştirilerden en büyük payı almıştı.