Sudan Afrika’nın giriş kapısı

El Beşir’in son günlerinde 1 dolar 68 cüneyh (Sudan para birimi) ediyordu. Bugün ise 130 cüneyh! 1 litre benzin 18 cüneyh’ti, bugün 130 cüneyh. Sudan’ın temel gıda maddeleri olan buğday ve mısırın çuvalı 1200 cüneyh’ten 6 bin cüneyh’e yükseldi. Tüm bunlar sadece 1 yılda oldu. Yani darbeden sonra her şey daha da kötüye gitti.
El Beşir’in son günlerinde 1 dolar 68 cüneyh (Sudan para birimi) ediyordu. Bugün ise 130 cüneyh! 1 litre benzin 18 cüneyh’ti, bugün 130 cüneyh. Sudan’ın temel gıda maddeleri olan buğday ve mısırın çuvalı 1200 cüneyh’ten 6 bin cüneyh’e yükseldi. Tüm bunlar sadece 1 yılda oldu. Yani darbeden sonra her şey daha da kötüye gitti.

Bugünlerde adı siyasi istikrarsızlık ve darbe yönetimiyle anılıyor olsa da Sudan dikkat edilmesi gereken önemli bir ülke. Sudan’ın Avustralya ve Kanada ile birlikte sulanabilir arazisiyle kendi kendine yetebilir dünyadaki üç ülkeden biri olduğunu biliyor muydunuz? Dünyanın en zengin altın rezervlerinden bazıları yine burada. Balık rezervi ise 110 bin ton. Türkiye’nin Sevâkin adasıyla adını tekrar hatırladığı Sudan, sadece Afrika’nın değil, dünyanın en zengin kaynaklarına sahip. Fakat bu zenginlik ‘potansiyel’ vaziyette öylece duruyor. Onu hayata geçirmek için Sudan’ın Türk yatırımcılarını bekliyor.

  •  Dr. Öğr. Üyesi Mayada Kamal El Deen
  • Tokat Gazi Osmanpaşa Üniversite Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde Dr. Öğr. Üyesi Mayada Kamal El Deen, 1978 yılında Doğu Sudan’ın Kessela eyaletine bağlı Halfa El Cedide yani “Yeni Halfa” şehrinde dünyaya geldi. Yüksek lisansını şeref derecesiyle bitirince Sudan Başbakanlık makamına çağırıldı ve doktora için Türkiye’ye gönderildi. 2010-2012 yıllarında Yıldız Teknik Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler doktorası yaptı. Türkiye’den önce eğitim amacıyla Mısır, Malezya ve Çin’de bulundu. İstanbul Medya akademisinde gazetecilik eğitimi aldı. Yeni Şafak gazetesi Arapça sevisinde haber editörü ve mütercim; daha sonra AKEM’de (Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi) Afrika araştırmacısı olarak çalıştı. AFAM’da (Afrika Araştırmacıları Derneği) gönüllü olarak çalışmalarını sürdürdü.
  • Eğitim yıllarını birkaç farklı ülkede geçirmiş, Türkiye sevdalısı ve akademik hayatına Türkiye’de devam eden Sudanlı Dr. Mayada Kamal El Deen ile kendi tecrübelerini, ülkesi Sudan’ı ve Afrika’yı konuştuk.

Bize biraz kendinizi ve Sudan’ı anlatır mısınız? Bizim bilmediğimiz ‘sizin Sudanı’…

Liseye kadar çocukluğum tarlalarda ve meyve bahçelerinde geçti.

Memleketim sıcaktır ama buna rağmen bol yağmur alır ve her yer yemyeşildir. İnsanlarımız da havamız gibi sıcaktır. Varlıklı bir halk değiliz ama herkesin gönlü zengindir. Özellikle doğduğum yerde her aile birbirini tanır. Ve bütün toplum tek bir aile gibidir. Otobüse binerken yanındakine ücret ödetmemek için ya da lokantalarda tüm masanın hesabını vermek için kavga edilir. Sudan genelinde bu böyledir. Herkes önce karşısındakini düşünür. Yani en azından yakın zamana dek böyleydi. Maalesef bugünkü duruma bakarsak, çok şeyin değişmeye başladığını görüyoruz.

Erkek Subayların İçinde Bir Kız Öğrenci

Üniversite için ailecek başkent Hartum’a geldik. Diğer üç kardeşim mühendislik okudu. Ailede sosyal bilimler alanını tercih eden bir tek ben oldum. 2004 yılında Hartum’daki Al Zaim Al-Azhari Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi ve Stratejik Araştırmalar bölümünde yüksek lisansa başladım. Burası aslında sadece asker ve üst düzey subayların tercih ettiği bir bölümdü. Buraya onur derecesiyle kabul edildim ama tüm bölümdeki kız öğrenci bendim. 2 yıl boyunca kendimi yüksek rütbeli sınıf arkadaşlarıma ispatlamaya çalıştım. Neticede başarılı da oldum.

El-Beşir’den Sonra Durum Daha Da Kötüleşti

Ömer Beşir sonrası Sudan ne durumda? Söz verilen reformlar gerçekleşiyor mu?

Ömer el-Beşir
Ömer el-Beşir

Hayır. Aslında durum daha da kötüye gidiyor. İnsanlar hayat pahalılığı, temel ihtiyaç malzemelerinin kıtlığı, döviz kurlarındaki fahiş yükselme gibi sebeplerle Ömer El Beşir’e karşı protestolar düzenlemiş ve onu iktidardan düşürmüştü.

Ama onun gidişinin ardından bir yıldan fazla zaman geçti ve bırakın düzelmeyi, ülke daha da kötü bir duruma geldi. İnsanlar halen ekmek alabilmek için saatlerce kuyruk bekliyor. El Beşir’in son günlerinde 1 dolar 68 cüneyh (Sudan para birimi) ediyordu, bugün ise 130 cüneyh! 1 litre benzin 18 cüneyh’ti, bugün 130 cüneyh. Sudan’ın temel gıda maddeleri olan buğday ve mısırın çuvalı 1200 cüneyh’ten 6 bin cüneyh’e yükseldi. Tüm bunlar sadece 1 yılda oldu.

‘Darbe Hiçbir Yaraya Merhem Olamaz’

Halk asıl şoku özellikle bu Ramazan Bayramı’nda yaşadı. Çocuklarına bayram için yeni kıyafetler almak isteyenler, çocuk kıyafetlerinin en az 4 misli arttığını gördü. Gıda için bile para bulmakta zorlanan halk, çocuklarını bayramda sevindiremedi. Bunun gibi hemen her kalemde fiyatlar kontrolsüz bir şekilde yükseldi. Merkezi hükümetin zayıflığı ve istikrarsızlığı nedeniyle enflasyon yüzde 100’ü buldu. İnsanlar bu durumdan inanılmaz derecede rahatsız.

  • Başkent Hartum’da ve pek çok eyalette yönetime karşı protestolar devam ediyor. Bazı büyük kabileler arasında sırf temel gıda maddeleri için çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalar siyasete de sıçramış durumda. Bazı partiler koalisyondan çıkmaya karar verdi. İstikrarsızlık büyüyerek devam edecek gibi. Buradan çıkardığım sonuç şu: Hiçbir ülke darbeyle daha iyi şartlara kavuşamaz.

BAE'nin Sudan ve coğrafyaya dair planları olduğu görülüyor. Sizce başarılı olabilir mi?

BAE destekli yönetime karşı protestolar devam ediyor
BAE destekli yönetime karşı protestolar devam ediyor

Evet, maalesef günümüzde BAE, geçmişte sömürgeci güçlerin Afrika’da izlediği politikaları izliyor ve benim gözümde o sömürgecilerden hiçbir farkı yok. BAE, Afrika’nın stratejik limanlarını kontrol etmek için daha önce Cibuti ve Somali’ye gelmişti. Yaptığı 30 yıllık anlaşma gereği hâlâ Eritre’de faaliyet gösteriyor. Ve buraya gelen tüm gemileri anlaşmaları hiçe sayarak doğrudan Dubai limanına yönlendiriyordu. Cibuti bunu fark edince BAE’yi ülkeden kovdu. Somali parlamentosu da 2018’de BAE şirketlerinin faaliyetlerini yasaklama kararı aldı.

El Beşir döneminde aynı şeyleri Sudan’a yaptı. Beşir hükümetine baskı yaparak siyaseti kontrol etmeye çalıştı. Darbe sonrası kurulan merkezi hükümet üzerinde de baskı kurmaya çalıştı. Mevcut hükümetin zayıflığından sonuna kadar faydalanmaya çalışıyor ama bence başarılı olamayacak. Çünkü hali hazırda Sudan’daki iktidar zayıf olsa bile Sudan halk çok bilinçli. Geçtiğimiz Nisan ayında Kızıldeniz’deki Sudan’ın en büyük limanı Port Sudan’ın BAE hükümetine ait Dubai Limanlar Şirketin'e satılacağı haberleri çıktığında halk ayaklandı ve büyük gösteriler düzenledi.

Sudan önemli bir Afrika ülkesi. Güçlü bir Afrika için güçlü bir Sudan'a kesinlikle ihtiyaç var. Bu yönde neler yapılmalı?

Sudan yüz ölçümü itibariyle Türkiye’nin iki katı büyüklüğünde ve Afrika’nın birçok açıdan en stratejik ülkesi.

Sulamada büyük bir avantaj sağlayan Nil Nehri’nin ülkeyi baştanbaşa dolaşması yanında, Beyaz Nil ve Mavi Nil’in her ikisi de Sudan’dan geçerek Hartum’da birleşiyor. Ayrıca Kızıldeniz’e olan uzun sahili dolayısıyla Süveyş Kanalı, Hint Okyanusu ve Basra Körfezi’ne giden yolda kritik bir konuma sahip. Afrika’da denize kıyısı olmayan Etiyopya, Çad, Uganda, Güney Sudan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerin kıta dışına açılmalarında Sudan limanları çıkış kapısı hükmünde.

Türkiye’nin Sudan’a El Uzatması Gerekiyor

Bir zamanlar ticaretin “kilit noktası” olan Sevâkin adası sayesinde Kızıldeniz “Osmanlı’nın iç denizi” haline gelmişti. Zaten Sudan, Türkiye için yabancı bir ülke değil, çünkü bugünkü Sudan’ın Kızıldeniz sahili 1821’den önce Osmanlı Devleti’nin Habeşistan Eyaleti’ne dahildi ve Osmanlı padişahı adına Mısır Valisi tarafından yönetiliyordu.

 Sevâkin adası
Sevâkin adası

Sudan’ın jeopolitik değerini arttıran bir diğer sebep de ülkenin sahip olduğu tabii kaynaklar. Sudan tüm dünyada Avustralya ve Kanada ile birlikte sulanabilir arazi açısından, kendi öz kaynakları ile ihtiyaçlarını karşılama kapasitesine sahip üç ülkeden biri. Bugün Sudan’ın sahip olduğu bu zenginliğin daha net ortaya çıkması için Türkiye gibi ülkelerin el uzatması gerekiyor. Türkiye’nin, tarihinde ilk kez yabancı bir ülkede toprak kiralayıp Sudan’da ziraat yapma kararı alması rastlantı değil. Bu kapsamda 2014 yılında devlet ve özel sektör iş birliğiyle Sudan’da 7 milyon 805 bin dönüm tarım arazisi 99 yıllığına kiralandı. Türkiye bu topraklarda ananas, mango, avokado, pepino, jambu, kanola, pamuk ve yağlı tohum gibi Türkiye’de yetişmeyen ya da üretim açığı olan tropikal tarım ürünleri ucuza yetiştirmeyi hedefliyor.

Fırsatlarla Dolu Bir Ülke

Güzel bir noktaya temas ettiniz. Sizce Sudan'a yatırım yapmayı düşünenler daha ziyade hangi alanlara yönelmeli?

Tarımın yanı sıra Sudan altın madeni açısından oldukça zengin bir ülke. Sudan’da 76 bin noktada altın çıkarılıyor. Sadece bu alanda 1 milyon insan çalışıyor. Geçen yılın ilk dokuz ayında 78 tondan fazla altın üretildi. Bu da Sudan’ı Afrika’nın ikinci, dünyanın dokuzuncu büyük altın üreticisi konumuna yükseltti.

  • Sudan’da altın ihracatının artmasıyla birlikte bu alan en çok döviz kazandıran sektör durumuna geldi. Sudan Eylül 2012’de ülkede çıkan altını işlemek üzere bir altın rafinerisini faaliyete geçirdi. Rafineri çevre ülkelerden çıkarılan altını da işleyebilecek büyüklükte kuruldu. Yıllık kapasitesi 300 ton civarı.

Ayrıca Afrika ve Arap ülkeleri içerisinde hayvancılık açısından en büyük potansiyele sahip ülke de Sudan. Her yıl hac mevsiminde mukaddes topraklarda kurban olarak kesilen binlerce hayvan Sudan’dan temin ediliyor. Sudan’da 140 milyonun üzerinde büyük ve küçükbaş hayvan varlığı mevcut. Ziraat ve maden kaynaklarının büyüklüğüne rağmen, Sudan en fazla ihracat gelirini canlı hayvan sektöründen elde ediyor.

Sudan, ‘Gümrüksüz Afrika’nın Kilit Noktası

Küçük bir AB ülkesine yapılan yatırımın AB pazarına doğrudan açılma imkânı sağladığı biliniyor. Yatırım için Sudan’ı tercih etmenin ekstra avantajları var mı peki?

İlginizi çekebilirPortreler - Afrika'nın önemli şahsiyetlerini tanıyor muyuz?

Sudan, Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı COMESA ve EAC gibi bölgesel örgütlere üye. COMESA’nın 19 üyesi var ve bunlar kendi aralarında gümrük tarifelerini sıfırladı. Türkiye, Sudan’da yapacağı yatırımlar ile sıfır gümrük uygulaması ve sunduğu teşviklerin yanı sıra 500 milyondan fazla nüfusa hitap eden COMESA pazarına ulaşma imkânı elde edecek. Sudan’ın bu ülkelere geçişte bir üs konumunda olması, Türk müteşebbislerin Afrika pazarına girmek için Sudan’ı ilk tercih olarak değerlendirmesini sağlıyor.

Et, Balık Ve Deri Sektörü Yatırımcı Bekliyor

Kızıldeniz
Kızıldeniz

Bu kadar hayvan olunca et ve deri sektörü de ister istemez gelişmiş durumda. Deri işleme makineleri ve ekipmanları konusunda ciddi yatırım ve ihracat imkânları var. Bu sektörde, Türkiye’nin talep fazlası nedeniyle ithalatçı durumda olduğu yarı işlenmiş ya da tam işlenmiş deri mamulleri ihtiyacının Sudan’da yapılacak yatırımlar yoluyla da karşılanması mümkün. Türkiye’nin bu alanda ciddi yatırımlar yapmasını bekliyoruz.

Sudan’da et işleme konusu oldukça zayıf ama et maliyetleri oldukça düşük. Aynı şekilde gıda ürünlerinin işlenmesi konularında Sudan’da ciddi bir yatırım açığı var. Gıda ve et işleme konusunda yapılacak yatırımlar için oldukça iyi fırsatlar bulunuyor. Üstelik Sudan’daki hayvanların etleri hormon ve antibiyotikler gibi kimyasal maddeleri içermiyor ve lezzetiyle dikkat çekiyor.

Diğer yandan balıkçılık da iyi bir yatırım alanı. Kızıldeniz, modern balıkçılık açısından iyi bir gelir kalemi sunuyor. Hem Nil Nehri’nde hem de Kızıldeniz’deki toplam balık rezervinin 110 bin ton olduğu tahmin ediliyor. Kızıldeniz dünyadaki en temiz su kaynaklarından biri ve Hint Okyanusu ile birleştiği Somali kıyıları balıkçılık açısından çok önemli.