5 DAKİKADA OKUNUR
Türkiye’de büyük öfke uyandıran Johnson mektubunun yansımaları

Türkiye’de büyük öfke uyandıran Johnson mektubunun yansımaları

Türkiye’de büyük öfke uyandıran Johnson mektubunun yansımaları
arşiv

arşiv

1964 yılında Kıbrıs’ta Rumların büyük baskısıyla karşılaşan Türk halkına sahip çıkmak ve geçmişte kendi hâkimiyeti altındaki bu stratejik konumdaki adayı yeniden kazanmayı planlayan Türkiye’ye 5 Haziran 1964 tarihinde ABD’nin 36. Başkanı Lydon B. Johnson’ın yolladığı mektuptaki ifadeler büyük tepki çekmişti. İşte Johnson mektubuna dair detaylar…

13 Mart 1964’te Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios’u, Kıbrıslı Türklere karşı saldırı hareketlerinin sürdürülmesi durumunda, Kıbrıs'daki Türklerin haklarını ve güvenliğini sağlamak için müdahale edeceği hususunda uyarmıştı. Bu uyarının perde arkasında Türkiye'nin bir askeri müdahaleye hazırlandığı izlenimi verilerek ABD'nin bu müdahale yapılmadan önce Rumlara baskı yapması düşüncesi vardı. ABD’den Rumlara karşı beklenen tepki gelmedi. Bunun üzerine dönemin Başbakanı İsmet İnönü, dönemin ABD Büyükelçisi Raymond Hare’e, Türk Hükümeti’nin Kıbrıs’a müdahale kararını kendisine tebliğ etti. Bu karar ABD Başkanı Lyndon B. Johnson’a iletildiğinde Başkan’ın ilk tepkisi “Stop them!” (Durdurun onları!) oldu.

Dönemin Amerika Birleşik Devletleri başkanı Lyndon B. Johnson tarafından dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye 5 Haziran 1964 tarihinde gönderilen mektup Türk kamuoyunda sert tepkiye neden olmuştu.

0.

İşte Johnson mektubundaki tepki çeken o ifadeler:

Türkiye, Garanti Antlaşmasını tam işletmeden adaya müdahale kararı almıştır. Türkiye henüz müdahale hakkını kullanamaz. Türkiye tarafından Kıbrıs’a yapılacak askeri bir müdahale, kendisini Sovyetler Birliği ile bir çatışma durumuna sokabilir. Türkiye, NATO’lu müttefiklerine danışmadan, onların “rıza ve onayını” almadan böyle bir harekete giriştiğine göre, acaba NATO’nun Türkiye’yi savunma yükümlülüğü var mıdır? Türkiye bu noktayı herhalde düşünmedi. Türkiye ile Amerika arasında mevcut 12 Temmuz 1947 tarihli yardım antlaşmasının 4. Maddesine göre, Türkiye Amerika’nın vermiş olduğu silahları Kıbrıs’a müdahalede kullanamaz. Çünkü bu silahlar Türkiye’ye savunma amacı ile verilmiştir. Ayrıntılı görüşmeler için Türkiye Başbakanı Washington’a giderse, Başkan Johnson bundan memnun olacaktır. Nasıl 12 Mart 1947 Truman Doktrini Türk-Amerikan ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuş ise, 5 Haziran 1964 tarihli Johnson Mektubu da, Truman Doktrini’nin açmış olduğu sağlam bir dönemi tersine çeviren bir dönüm noktası olmuştur. Türk milletinin en hassas ve haklı davasında ortaya konan bu olağanüstü sakat tutum, Türkiye’de Amerika’ya olan güveni büyük ölçüde sarsmış ve etkilerini daha sonraki yıllara kadar yaymıştır.
0.
Johnson’un mektubu Türkiye’de büyük bir öfke uyandırmış; mektubu Türk yetkililer, ABD’nin, Türkiye’yi belli bir davranışta bulunmaya zorlayan ve böylelikle, Türkiye’nin egemenliğine açık müdahalesini oluşturan bir ültimatom olarak değerlendirmişti. İsmet İnönü’nün mektuba ilk tepkisi “ Dünya yeniden kurulur Türkiye yerini alır” şeklinde bir rest olsa da İnönü Kıbrıs’a müdahale fikrinden vazgeçmek zorunda kaldı.
0.

İnönü’nün mektuba cevabı:

Mektubun “gerek yazılış tarzı, gerek içeriği”, Amerika’nın Türkiye gibi bir müttefiki için “hayal kırıcı” olmuştur. Bu son teşebbüs ile, 1963 sonundan beri Kıbrıs’a askeri müdahale ihtiyacı dördüncüdür(6). Ve Türkiye bu işin başından beri Amerika ile danışma halinde bulunmuştur. Kıbrıs Rum hükümeti açıkça silahlanmaya başlamış, Anayasa dışı faaliyetlere girişmiş, Türklere karşı “zulmünü” artırmış ve bütün bunlar Yunanistan tarafından, kendisinin imzaladığı milletlerarası antlaşmalara aykırı olduğu halde, desteklenmiş, lakin Türkiye’nin bütün uyarmalarına rağmen Amerika bir şey yapmamıştır.   Birbirine karşı antlaşmalardan doğan zorunluluklarını, yükümlülüklerini istediği zaman reddeden devletler arasında bir ittifaktan söz edilebilir mi? “NATO müttefiklerinden herhangi birine yapılacak saldırı, saldırgan tarafından doğal olarak daima haklı gösterilmeye çalışılacaktır. NATO’nun bünyesin saldırganın iddialarına kapılacak kadar zayıf ise, gerçekten tedaviye muhtaç demektir.” Türkiye’nin anlayışına göre, NATO, saldırıya uğrayan bir üyeye derhal yardımı mecburi kılmaktadır. Üyelerin takdirine bırakılan husus, yardımın mahiyeti ve genişliğidir.
0.
İnönü, Başkan Johnson’un mektubundaki teklifi ve daveti kabul ederek, 21 Haziran’da Washington’a gitti. Her ne kadar İnönü’nün ABD ziyareti sonrası iki ülke arasındaki tansiyon düştüğü basına yansısa da iki ülke ilişkilerinin tarihine “Johnson Mektubu” diye geçen kriz sonrası Türkiye, önceki dönemlere kıyasla NATO’ya daha az bağımlı politikalar sergilemeye başladı.
ÇAĞRI SAÇARALP Pazar 08:00, 14/01/2018 DİĞER

GZT Gündem’in sorumlu editörü olarak görev yapıyor. GZT’de Cinayet Ansiklopedisi ve Oltamıza Takılanlar programlarını hazırlayıp sunuyor. Çaya olan düşkünlüğü ve konuşkanlığıyla tanınıyor. Çağrı’ya cagri.sacaralp@gzt.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.