28 Şubat mağduru askeri bandocu kısıtlı imkanlarla mehter marşlarını duyuruyor

Kenan Aydınlı
Kenan Aydınlı

Türk siyasi tarihinde ‘postmodern darbe’ olarak kayıtlara geçen 28 Şubat sürecinde namaz kıldığı ve eşi başörtülü olduğu için ordudan atılan askeri bandocu Kenan Aydınlı, “bitersin” diyenlere inat hayata dört elle sarıldı ve sanatıyla gönülleri fethetti. Aydınlı, imza attığı sayısız eserle birlikte Çanakkale ve Ayasofya mehter marşlarıyla adından söz ettiriyor.

Bando Astsubay Okulu’ndan 1982 yılında mezun olan Kenan Aydınlı’nın hayatı postmodern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat süreciyle altüst oldu. Aydınlı 18 yıl hizmet verdiği ordudan namaz kıldığı ve eşi başörtülü olduğu için atıldı. 2012 yılında 28 Şubat mağdurlarının haklarının verilmesiyle emekli oldu. Aydınlı şimdilerde emekli aylığıyla sanatını icra etmeye çalışıyor.

“Benim içki içmemi, eşimin de başını açmasını istediler”

Aydınlı, ordudan atılma sürecinde ailesiyle birlikte yaşadığı zor zamanları şu sözlerle anlatıyor:

Ardahan’da görev yaparken eşim kapalı olduğu için ve namaz kıldığımız için tabur komutanımız direk bize bildirimde bulundu. Eşimin açılmasını benim de onlarla birlikte içki masalarında içki içmemi istediler. Bizi yemeğe davet ettiler. Eşimi de yemeğe getirmemi istediler. Ama eşimin başörtüsüz katılmasını benim de onlarla aynı masada içki içmemi istediler. Yemek esnasında fotoğraflarımız çekilecek ve dosyamıza kanıt olarak eklenecekti. Tabii ki ben bunların hiçbirini kabul etmedim. Kabul etmeyince bana karşı kinlendiler ve “bitersin” diye tehdit ettiler.

Kenan Aydınlı, ordudan atıldıktan sonra kendi kendine ney çalmayı öğrendiğini belirterek
Kenan Aydınlı, ordudan atıldıktan sonra kendi kendine ney çalmayı öğrendiğini belirterek

“Sürekli beni yıldırmaya çalıştılar”

Sonrasında beni yıldırmak için kantin görevine verdiler. Aslında kantin görevine vermelerinin başka sebepleri de vardı. Askeriyenin kantin hesaplarında sürekli açık çıkıyordu. Sonrasında komutanlar benim ve birkaç abdestinde namazında arkadaşın kantine verilmesini istiyorlar. Bunlar ‘Allah korkusu olan insanlar çalıp çırpmazlar’ diyorlar. Çelişkiye bakın, hem Allah inancımız olduğu için dinimizin gereklerini yerine getirdiğimiz için ordudan atılmak isteniyoruz hem de sadece bize güvenip hesapları emanet ediyorlar.

Sonradan beni Tunceli’ye gönderdiler, bandocu olmama rağmen tehlikeli görevlere verdiler. En sonunda da dosyamız Genelkurmay’a gitti ve gelen emirle ordudan atıldık.

“Ülkeme sevgimi marşlarımla göstermek istedim”

Sonrasında kendimi sanata adadım. Kendi kendime ney çalmayı öğrendim ve sürekli kendimi geliştirdim. Sözler yazdım, besteler yaptım. Ordudan atılsam da ülkeme vatanıma karşı asla kin gütmedim. Hala içimde vatan ve millet aşkı bulunuyor. Bu sevgimi sanatımla göstermek istedim. Tarihimizi anlatan 7 mahter marşı yazdım ve besteledim. Ayasofya’nın açılmasından önce 1 saat 45 dakika gibi kısa bir sürede Ayasofya Mehter Marşı’nın sözlerini yazdım ve besteledim. Sonrasında Çanakkale Mehter Marşı ve diğerleri geldi.

Benim tek amacım gençlerimiz tarihimizi ecdadımızı unutmasın. Bu yüzden yazdığım marşları Osmanlı zamanındaki ruhla yazıyorum.