Bozkırın Tezenesi ölümünün 7. yılında anılıyor: "Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen''

Neşet Ertaş'ı ölümünün 7. yılında saygıyla anıyoruz
Neşet Ertaş'ı ölümünün 7. yılında saygıyla anıyoruz

● Halk ozanı 'Bozkırın Tezenesi' bozlak ustası Neşet Ertaş, ölümünün 7. yılında sevenleri tarafından özlemle anılıyor.

● Türk halk müziğinin en önemli isimlerinden Neşet Ertaş, bıraktığı sayısız eserle 7'den 70'e herkesin saygısını kazanmaya başaran bir isim olarak biliniyor.

1938'de Çiçekdağı, Kırşehir'de dünyaya gelen usta sanatçı NeşetErtaş, Türk halk ozanı ve halk müziği şarkıcısıdır. 25 Eylül 2012'de İzmir'de hayata gözlerini yuman usta ismi, ölümünün altıncı yıl dönümünde saygıyla anıyoruz....

"Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor

Hiçbir tabip şu yarama merhem olmuyor

Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor

Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen neredesin sen"

İlginizi çekebilir''Gönülden gönüle gider, yol gizli gizli'' Bozkırın Tezenesi Macaristan'da anıldı
Neşet Ertaş kimdir?

                                    
                                    
                                    Bağlama ustası Muharrem Ertaş'ın oğlu olan Neşet Ertaş, 8 yaşına kadar doğduğu köyde yaşamış, sonrasında ailesi ile birlikte İbikli Köyü'ne yerleşmiştir. 12 yaşındayken annesi Döne'yi kaybeden usta sanatçı, babası Muharrem Ertaş, Yozgat'tan bir kadınla evlenince bir süre bu köyde yaşadıktan sonra Yozgat'ın Yerköy ilçesine yerleşmiştir. İlkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrenen usta isim, babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile türküler söylemeye başlar. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu, "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız" sözüyle ifade eder.
Neşet Ertaş kimdir? Bağlama ustası Muharrem Ertaş'ın oğlu olan Neşet Ertaş, 8 yaşına kadar doğduğu köyde yaşamış, sonrasında ailesi ile birlikte İbikli Köyü'ne yerleşmiştir. 12 yaşındayken annesi Döne'yi kaybeden usta sanatçı, babası Muharrem Ertaş, Yozgat'tan bir kadınla evlenince bir süre bu köyde yaşadıktan sonra Yozgat'ın Yerköy ilçesine yerleşmiştir. İlkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrenen usta isim, babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile türküler söylemeye başlar. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu, "Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız" sözüyle ifade eder.
"Neden Garip Garip Ötersin Bülbül"

                                    
                                    
                                    1957 yılının sonunda İstanbul'a gelerek Şen Çalar Plak'ta ilk plağını Neden Garip Garip Ötersin Bülbül adı ile babası Muharrem Ertaş'a ait bir türküyle çıkarır. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder. İki yıl İstanbul'da çalıştıktan sonra Ankara'ya yerleşir ve sahne hayatına burada devam eder. Leyla Ertaş ile evliliğinden Döne, Canan adında iki kız ve Hüseyin adında bir erkek çocuğu olur. 7 yıl evli kaldıktan sonra 1970'lerin başlarında ayrılırlar.
"Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" 1957 yılının sonunda İstanbul'a gelerek Şen Çalar Plak'ta ilk plağını Neden Garip Garip Ötersin Bülbül adı ile babası Muharrem Ertaş'a ait bir türküyle çıkarır. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder. İki yıl İstanbul'da çalıştıktan sonra Ankara'ya yerleşir ve sahne hayatına burada devam eder. Leyla Ertaş ile evliliğinden Döne, Canan adında iki kız ve Hüseyin adında bir erkek çocuğu olur. 7 yıl evli kaldıktan sonra 1970'lerin başlarında ayrılırlar.
"Yaşayan Efsane"

                                    
                                    
                                    Demirel zamanında kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım" diyerek geri çevirmiştir.  Halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuvarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayınlanmıştır.
"Yaşayan Efsane" Demirel zamanında kendisine sunulan 'devlet sanatçılığı' unvanını; "O dönem Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, 'hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor' diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım" diyerek geri çevirmiştir. Halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuvarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayınlanmıştır.
" İncitme canı, her can bir kalp, Hakk'a bağlı"

                                    
                                    
                                    25 Eylül 2012 tarihinde İzmir'de tedavi gördüğü hastanede ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Cenazesi, Kırşehir Bağbaşı'nda toprağa verilmiştir. Mezarı ise babası Muharrem Ertaş'ın yanındadır. Mezar taşında ise ''Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, Hakk'a bağlı. İncitme canı, incitme'' yazılıdır. Neşet Ertaş’ın adı Kırşehir'deki caddelerde, okullarda bulunmaktadır; ayrıca babası Muharrem Ertaş’la birlikte bir de anıtı da bulunuyor. Dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısıdır. Android heykeli dünyaca ünlü heykel sanatçısı Adil Çelik tarafından yapılmış, Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi'nde yerini almıştır.
" İncitme canı, her can bir kalp, Hakk'a bağlı" 25 Eylül 2012 tarihinde İzmir'de tedavi gördüğü hastanede ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Cenazesi, Kırşehir Bağbaşı'nda toprağa verilmiştir. Mezarı ise babası Muharrem Ertaş'ın yanındadır. Mezar taşında ise ''Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, Hakk'a bağlı. İncitme canı, incitme'' yazılıdır. Neşet Ertaş’ın adı Kırşehir'deki caddelerde, okullarda bulunmaktadır; ayrıca babası Muharrem Ertaş’la birlikte bir de anıtı da bulunuyor. Dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısıdır. Android heykeli dünyaca ünlü heykel sanatçısı Adil Çelik tarafından yapılmış, Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi'nde yerini almıştır.
Mekanı Cennet Olsun

                                    
                                    Ölümünün 7. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz...
Mekanı Cennet Olsun Ölümünün 7. yıl dönümünde saygıyla anıyoruz...