Derin Tarih 'Selçuklular' özel sayısı üzerine düşünceler

Davut Bayraklı
Davut Bayraklı

Yazar Davut Bayraklı, Derin Tarih'in hazırladığı 'Selçuklular' özel sayısı ve tarih bilinci hakkında analizlerini kaleme aldı...

Davut Bayraklı

Will Durant, coğrafyayı, tarihi şekillendiren kalıp, tarihin belirleyici annesi ve disiplin altında tutan evi olarak görüyordu. Ancak onun bu görüşü medeniyeti kuran ana unsurun toprak değil insan olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Eğer burada ana unsuru insan olarak kabul edersek, bu ana unsurun tarihini doğru bir açıdan ele almanın önemi tartışılmayacaktır. İnsanın tarihi aslında içinde yaşadığımız evrenin, sahip olduğumuz medeniyetlerin tarihidir. Öte yandan Tarihi “bir hazine, bir kütüphane, bir vesikalar deposu, bir fabrika” gibi görmez ve ona gerektiği gibi sahip çıkmazsak, yarın tarihin elinden alınan her şeyin, bir gün, bir şekilde yalana terk edileceğini görmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Tarihin bir şuur durumu, bir bilinç hali olduğuna inan birisi olarak doğru belgeler, vesikalar ve şahitlikler üzerinden yazılmış, anlatılmış bir tarih anlayışı için çabalayan yazarların, bu çabayı ortaya koyan kitapların ve dergilerin varlığını bu açıdan her zaman çok önemsiyorum.

Derin Tarih dergisinin hazırladığı özel sayıları da tam bu noktada ele almanın çok yerinde olacağı kanaatindeyim. Tarihin bu kadar müdahaleye maruz kaldığı başka bir toplum var mı bilmiyorum. Ancak biz kendi gerçeğimizden hareket ederek, içinde yaşadığımız sıkıntılara çözüm üretmek zorundayız. Yoksa bu sıkıntılarla yaşamaya alışmak, ya da onlarla yaşamanın bir yolunu bulmak çözüm değil ölüm reçetesidir. O nedenle Derin Tarih dergisinin incelediğim özel sayılarının Türkiye’deki tarihi doğru açıdan öğrenme anlayışına önemli katkılar yaptığını düşünüyorum. Derin Tarih’in son olarak hazırladığı ve editörlüğünü Prof. Dr. Muharrem Kesik’in yaptığı “Selçuklular” özel sayısı da diğer sayılar gibi alanında uzman isimlerle hazırlanmış. Selçuklular hakkında merak ettiğiniz birçok konuyu bulabileceğiniz dergi dil olarak da gayet anlaşılır bir noktada. Akademik dilin okuyucuyu zorlayan tarafı gördüğüm kadarıyla başarılı bir şekilde inceltilmiş. Bu durum dergide yer alan yazıların ortaya koyduğu gerçeklerin akademik kuvvetine bir zarar da vermemiş ki, işin bu kısmı en az dil kadar önemli. Peki, dergi içerik olarak böylesine derin bir mevzuya ne kadar girmiş diye sorabilirsiniz. Bana göre “Selçuklular” özel sayısı, her meraklı tarih okuyucusunun ve özellikle tarih öğrencilerinin kütüphanelerinde yer vermeleri gereken arşiv niteliğinde bir sayı olmuş. Tarih sahnesinde Selçukluların en önemli başarısı teşkilatçılıkları ve savaş kabiliyetleridir. Muharrem Kesik’in tespitiyle bu gerçeği dile getirecek olursak Selçuklular savaşı sanata dönüştürmeyi başarabilmiş bir devlettir. Bunun yanında Nizamiye Medreseleri ile hem coğrafyanın hem de tarihin akışını değiştirmişlerdi. O nedenle Selçuklular denildiği zaman akla gelen ilk konulardan birisi de Nizamiye Medreseleri oluyor. Ahmet Ocak’ın Nizamiye Medreseleri yazısını tamamlayan nitelikteki bir diğer yazı da Muharrem Kesik’in Nizâmü’l-mülk yazısı. Selçuklunun devlet sistemini Cihan Piyadeoğlu, Çift Başlı Kartal Efsanesini ise Erkan Göksu yazmış. Türklere Anadolu’nun kapısını açan Malazgirt Savaşı’na da yer veren özel sayıda bunların dışında Selçukluların en önemli 12 kumandanından da bahsedilmiş. Selçuklu-Bizans münasebetleri, Selçukluya başkentlik yapmış on başkent ilgi çeken bir başka yazı.

Selçuklular özel sayısında meselenin ticari ve ekonomik tarafı da ele alınmış ve Selçuklu pazarlarında atan ticaretin kalbi mercek altına alınmış. Selçuklular söz konusu olduğunda dikkat çeken en önemli konuların başında gelen Hasan Sabbâh ve Bâtınîler’i Pınar Kaya kaleme almış. Yazı genel olarak batı dünyasının da ilgisini çeken konuyu okuyucuya sunarken tarihin bu ilk teröristlerini ve Selçuklularla münasebetlerini irdelemiş. Yazı hap bilgi diyebileceğimiz kutularla zenginleştirilmiş ve bu kutularda Batınîler’in hem Marco Polo hem de Dante’nin ilgisini çekmesinden bahsedilmiş.

http://www.derintarih.com/

Özel sayı için Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ile oldukça derinlikli bir söyleşi yapılmış. Selçukluları kardeş kılan Ahilik Teşkilatı’nın izlerini Haşim Şahin sürmüş. Selçuklular konuşulduğu zaman belki de atlanmaması gereken en önemli konulardan birisi de dönemin edebiyatı. Osman G. Özgüdenli de özel sayı için kaleme aldığı yazısında Selçuklu hükümdarlarının edip ve şairleri nasıl himaye ettiğini, tasavvuf edebiyatının nasıl doğduğunu ve Selçuklu edebiyatının sözlü ve yazılı eserlerini doyurucu bir şekilde yazmış.

Sikkeler, bildiğimiz gibi hem bir iktisadî ve ticarî araçtır hem de o sikkeyi bastıran kişi ya da devletin iktidar ve nüfuz sembolüdür. Sadi S. Kucur da Selçuklu sikkelerini araştırarak bu sikkelerin diğer İslâm sikkelerinden hangi açılardan ayrıldığı, hangi sembolün ne anlama geldiği gibi soruları cevaplamış. Bu kadar geniş ve detaylı bir sayıda olması gereken bir diğer önemli konu da Türkiye Selçukluları ve Haçlı münasebetidir. Anadolu’yu ele geçirip Ortadoğu’ya yerleşerek Müslümanları ve Doğu Hıristiyanlarını temizlemek için organize edilen Haçlı seferleri karşısında Türkiye Selçuklularının mücadelesi de okunması gereken bir başka yazı. Özellikle bahsetmek istediğim bir yazı da İbrahim Balık tarafından kaleme alınmış. “Ortadoğu’ya Vurulan 3 Selçuklu Mührü” yazısı 11 sayfa uzunluğunda ve birbirinden güzel görsellerle ve bazı detaylara okuyucunun ilgisini çekmek için hazırlanmış kutularla tamamlanmış. Yazıda Kirman Selçukluları, Irak Selçukluları, Suriye Selçukluları anlatılmış. Büyük bir devlet ve medeniyet kuran Selçukluların denizlerdeki serüveni de özel sayıda yer almış. Burak Nazif Sarıcı’nın “Selçuklular Dalgalara Karşı” yazısıyla güçlü bir kara ordusu kuran Selçuklular’ın, denizcilik ve donanma alanındaki çalışmalarını, Antalya, Alanya ve Sinop’un fethini, Trabzon kuşatmasını, ilk gemi ve tersane çalışmalarını ve Çaka Bey’in neler yaptığını büyük bir merakla okuyacaksınız.

Selçuklu’yu anlamak için bilinmesi gereken bir diğer önemli konu da Gulâm ve Iktâ sistemleri. Ortaçağ İslâm devletlerinin dayandığı en önemli askerî ve idarî teşkilatlardan olan Gulâm ve Iktâ’nın Selçuklu medeniyetindeki yerini yazan Erkan Göksu, Türk-İslâm devletlerini idarî, askerî ve siyasî anlamda muhkem kılan bu iki önemli teşkilatın Selçuklu devletindeki ayrıntılarını mercek altına almış. Okuyucuya küçük kutularla ara bilgiler de veren yazı, dergideki en güzel yazılardan birisi bence. Zehra Odabaşı’nın, Selçuklu devlet adamlarından belki de en önemlisi olan Celâleddin Karatay’ı konu edindiği yazısı, devletin Moğol baskısı ile karşılaştığı bir dönemde ortaya çıkan Celâleddin Karatay’ı, kişiliğini, çalışmalarını, devletine olan hizmetlerini etraflıca anlatan güzel bir yazı. Yine bu yazıda Karatay’ın, devletin politikalarını nasıl belirlediğini ve Moğol tehlikesine karşı Selçuklu’yu nasıl ayakta tuttuğunu da görüyoruz.

Selçuklu sanatına da değinen Selçuklular özel sayısı 192 sayfalık hacmiyle bir kitaptan daha fazla olmuş. İçerik çeşitliliği, konuların birbirini tamamlayıcı özelliğiyle kütüphalerimizdeki yerini hak eden bir çalışma olmuş. Özellikle Selçuklu tarihçiliğiyle bilinmesi gereken önemli akademisyen ve araştırmacıların tanıtıldığı yazı ve ara bölümlerde okuyucuya yol göstermesi için seçilmiş Selçuklu tarihiyle ilgili önemli eserlerin tanıtıldığı yazılar da çok önemli. Bir önemli detay da dergide Selçuklu Kronolojisi, Büyük Selçuklu Devleti Soy Kütüğü ve Türkiye Selçukluları Soy Kütüğü’ne yer verilmesi son derece güzel olmuş. Böylece Derin Tarih dergisinin hazırladığı Selçuklular özel sayısını okuduğunuz zaman her şeyin bitmediğini, size tavsiye edilen kaynak eserlerle daha ileri okumalar yapıp meseleyi dört başı mamur bir okumayla nasıl sonlandırabileceğinizi de öğrenmiş olacaksınız.

Çıkış noktasında okurun güvenilir, sözüne itibar edilir uzmanların görüşlerini bulabileceği, magazine kaçmayan ama bilimsel soğukluğa da düşmeyen bir tarih dergisine duyduğu ihtiyaçtan hareketle yola çıkan Derin Tarih, hazırladığı özel sayılarla bu iddiasını ispat ediyor.

Mustafa Armağan'ın 'Selçuklu' özel sayısı hakkındaki yorumu: