Hayat karşısında mağlubiyeti seçenlerin yazarı Oğuz Atay'ın günlüğü

Son zamanlarda, anlamı üzerinde iki dakika düşünmeden sadece popüler olduğu için paylaşım üstüne paylaşım alan Oğuz Atay cümleleri, aslında vakti ile yok sayılmanın ve hor görülmenin birer timsaliydiler. Anlaşılmamaktan dertli bir adam olan Oğuz Atay'ın, ölümünden çok sonraları, yine anlaşılmadan gördüğü ilgi ise bizim boynumuza borç oldu. Onu gerçekten anlayan ve idrakinin hakkını veren insanlar için, Oğuz Atay'ın "Günlük" kitabından, altı çizili cümleleri paylaşıyoruz.

Oğuz Atay, kendi deyimiyle genellikle büyük hayaller kuran, yükseklere erişmek isteyen fakat küçük hesapları, ürkeklikleri, tutuklukları ve endişeleri yüzünden sonunda hep hayal kırıklığına uğrayanların yazarıydı. Bu insanlara "kader kurbanı" denilemeyeceğini vurgulayan Oğuz Atay, söz konusu hayal kırıklığının bilinçli bir tercih olduğunun da altını çiziyordu.




Böyle başlıyor Oğuz Atay'ın günlüğü...
Bilmedi ki ben her şeyi hem görüyor hem de ümitsizce öyle olmadığının söylenmesini bekliyordum.
Bilmedi ki ben her şeyi hem görüyor hem de ümitsizce öyle olmadığının söylenmesini bekliyordum.

                                    
                                    
                                    
                                    
                                    Hikmet'in olaylarla ilgili bir özelliği: kendini bir süre için kaptırdığı yaşantıların, hiçbir zaman sonunu getiremiyor. Neden? Üstelik, olayların tam bütün düğümleri çözülmek üzereyken, davayı terk ediyor; üzerine bir bezginlik çöküyor; sanki bir an daha yaşayamayacakmış o şekilde gibi geliyor ona. Neden? Yarıda bırakıyor her şeyi. Herkes, yarı yolda bıraktığı herkes, o yolda bir yere varıyor. Hikmet, herkes namına, hepsinin yaşantısını öldüresiye sıkıcı buluyor. Onların yaşamadığı sıkıntıyı, sanki onlar adına Hikmet duyuyor. Bu nedenle bitiremiyor belki yaşantılarını; sonuna kadar yaşayamıyor. Belki de değil. Belki bir yaşantıyı sonuna kadar sürekli izlemenin, bitirmenin, bir çeşit ölmek olduğunu hissediyor. yarım yaşantılar sürdürerek bütün ölümlerden kaçıyor.
Hikmet'in olaylarla ilgili bir özelliği: kendini bir süre için kaptırdığı yaşantıların, hiçbir zaman sonunu getiremiyor. Neden? Üstelik, olayların tam bütün düğümleri çözülmek üzereyken, davayı terk ediyor; üzerine bir bezginlik çöküyor; sanki bir an daha yaşayamayacakmış o şekilde gibi geliyor ona. Neden? Yarıda bırakıyor her şeyi. Herkes, yarı yolda bıraktığı herkes, o yolda bir yere varıyor. Hikmet, herkes namına, hepsinin yaşantısını öldüresiye sıkıcı buluyor. Onların yaşamadığı sıkıntıyı, sanki onlar adına Hikmet duyuyor. Bu nedenle bitiremiyor belki yaşantılarını; sonuna kadar yaşayamıyor. Belki de değil. Belki bir yaşantıyı sonuna kadar sürekli izlemenin, bitirmenin, bir çeşit ölmek olduğunu hissediyor. yarım yaşantılar sürdürerek bütün ölümlerden kaçıyor.

                                    
                                    
                                    
                                    
                                    Babama mektup için,
Sen üstüne başına dikkat etmezdin; bense ne kendime bakıyorum ne de arabama. Senden söz alarak birçok şeyi kaptığım doğrudur; fakat bende senin tabiiliğin yok, senden aldıklarımı kendime göre güzel biçimlere sokuyorum. Bazıları da bu yüzden beni bir şey sanıyor. Oysa asıl olan sensin. Benim gibi şüpheler içinde yaşamadın sen; kendini yaşadın. Tutarlıydın. Ben senin huylarından beğendiklerimi gösteriş için aldım; beğenmediklerimi de kötü veraset olarak suçladım. Gene de bugünkü durumumu görseydin, bana belli etmeden övünürdün benimle.
Babama mektup için, Sen üstüne başına dikkat etmezdin; bense ne kendime bakıyorum ne de arabama. Senden söz alarak birçok şeyi kaptığım doğrudur; fakat bende senin tabiiliğin yok, senden aldıklarımı kendime göre güzel biçimlere sokuyorum. Bazıları da bu yüzden beni bir şey sanıyor. Oysa asıl olan sensin. Benim gibi şüpheler içinde yaşamadın sen; kendini yaşadın. Tutarlıydın. Ben senin huylarından beğendiklerimi gösteriş için aldım; beğenmediklerimi de kötü veraset olarak suçladım. Gene de bugünkü durumumu görseydin, bana belli etmeden övünürdün benimle.

                                    
                                    
                                    
                                    
                                    Ben de kimsenin samimiyetine inanmıyorum. Sen yanılmışsın babacığım. Beni de yanılttın. Sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor. Daha başka ölçüler var; daha doğrusu her zaman varmış da biz bilmiyormuşuz. Özellikle ülkemizde durum böyle. Sen de artık öldün, durumu düzeltmek mümkün değil. Ben bu hatadan sıyrılmaya çalışıyorum.
Ben de kimsenin samimiyetine inanmıyorum. Sen yanılmışsın babacığım. Beni de yanılttın. Sessiz faziletlerin heykeli dikilmiyor. Daha başka ölçüler var; daha doğrusu her zaman varmış da biz bilmiyormuşuz. Özellikle ülkemizde durum böyle. Sen de artık öldün, durumu düzeltmek mümkün değil. Ben bu hatadan sıyrılmaya çalışıyorum.

                                    
                                    
                                    
                                    
                                    Bu dünya geçicidir. Bu dünyada elde etmek ve korumak bir insan için sadece kısa ömrü için gereklidir. Bunu unutmamalı. Mezarlıklar bu nedenle gözümüzün önünde bulunmalı. Evimizin bahçesinde, sokağın köşesinde tek mezarlar yer almalı. Her şey geçicidir. Belgeler gereksizdir, unutulacak ayrıntıları yazmak anlamsızdır. Belki de unutmak esastır. Öğrenmek, kendini tanımak mutsuzluktur.
Bu dünya geçicidir. Bu dünyada elde etmek ve korumak bir insan için sadece kısa ömrü için gereklidir. Bunu unutmamalı. Mezarlıklar bu nedenle gözümüzün önünde bulunmalı. Evimizin bahçesinde, sokağın köşesinde tek mezarlar yer almalı. Her şey geçicidir. Belgeler gereksizdir, unutulacak ayrıntıları yazmak anlamsızdır. Belki de unutmak esastır. Öğrenmek, kendini tanımak mutsuzluktur.

                                    
                                    
                                    
                                    
                                    Kişiliğini bulamayan insan, daha büyük saydığı bir kavram içinde ezilmekle, sanki onun kişiliğini ediniyor, öyle hissediyor. Bir şey adına hareket ediyor artık. Burada tek kişi önemsizdir. O halde onun önemsiz bir kişiliği olması da önemsizdir.
Kişiliğini bulamayan insan, daha büyük saydığı bir kavram içinde ezilmekle, sanki onun kişiliğini ediniyor, öyle hissediyor. Bir şey adına hareket ediyor artık. Burada tek kişi önemsizdir. O halde onun önemsiz bir kişiliği olması da önemsizdir.

                                    
                                    
                                    
                                    
                                    Birden fazla kişiliği olmak, birçok insanı anlamayı sağladığı halde, tutarsızlık açısından yıpratıcı oluyor. Bunu ben mi yaptım? sorusu beyni kemirir, bir çılgınlık kabul edilir bu davranış. Bu hareketin sorumluluğunu yüklenmektense geçici bir delilik içinde olduğumu kabule hazırım.
Birden fazla kişiliği olmak, birçok insanı anlamayı sağladığı halde, tutarsızlık açısından yıpratıcı oluyor. Bunu ben mi yaptım? sorusu beyni kemirir, bir çılgınlık kabul edilir bu davranış. Bu hareketin sorumluluğunu yüklenmektense geçici bir delilik içinde olduğumu kabule hazırım.