Sabra ve Şatilla Katliamı'nın 34. yıldönümü

1982'de Sabra ve Şatilla Katliamı'nı gerçekleştiren işgalci Siyonistler, Lübnan'ı hiçbir zaman rahat bırakmadı. Başta çoğu kadın ve çocuk 108 kişinin öldürüldüğü Kana katliamı olmak üzere daha birçok katliam da Siyonistlerin Lübnan topraklarında gerçekleştirdikleri katliamlardandı.

İsrail yanlısı aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milisler, Batı Beyrut'ta Sabra ve Şatilla adındaki Filistin kamplarını basarak çocuklar dâhil yüzlerce kişiyi katletti.

Bu katliamın öncesinde Hıristiyan Falanj milislerinin lideri Beşir Cemayel'in bir bombalı saldırı sonucu öldürülmesiyle Falanjistler, intikam fırsatı aramaya başladı.

Dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron'un emrindeki İsrail ordusunun açtığı yoldan ilerleyen Elie Hobeika komutasındaki Hıristiyan Falanjist milisler, Sabra-Şatilla'da bulunan, ezici çoğunluğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan kamp sakinlerine saldırdılar.





Kampta bulunan Filistinli mültecilerle Lübnanlı yoksullar silahsız ve savunmasız durumdaydılar. Falanjistlerin yanı sıra İsrail ajanı  Said Haddad da saldırganlar arasındaydı.
Kampta bulunan Filistinli mültecilerle Lübnanlı yoksullar silahsız ve savunmasız durumdaydılar. Falanjistlerin yanı sıra İsrail ajanı Said Haddad da saldırganlar arasındaydı.
İsrail, katliamı durdurmak için hiçbir eylemde bulunmadı. Katliamlardaki rolü dolayısıyla Ariel Şaron Beyrut kasabı diye anılmaktadır.

İsrail'in katliam bahanesi, o zaman Lübnan'a üs kurmuş olan FKÖ üyelerini oradan çıkarmaktı. Ama Siyonist vahşet Lübnanlı, Filistinli, gerilla, sivil, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapmadan herkesi kuşattı.
İsrail, katliamı durdurmak için hiçbir eylemde bulunmadı. Katliamlardaki rolü dolayısıyla Ariel Şaron Beyrut kasabı diye anılmaktadır. İsrail'in katliam bahanesi, o zaman Lübnan'a üs kurmuş olan FKÖ üyelerini oradan çıkarmaktı. Ama Siyonist vahşet Lübnanlı, Filistinli, gerilla, sivil, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapmadan herkesi kuşattı.
Barbarlığın tüm hızıyla sürdüğü ikinci gün, daha baştan savma bir katliam yürütüldü. İlk gün bıçak ve baltaları sıklıkla kullanan Falanjistler, Cuma günü daha çok rastgele ateş açarak önüne gelen herkesi öldürme yoluna gitti.
Barbarlığın tüm hızıyla sürdüğü ikinci gün, daha baştan savma bir katliam yürütüldü. İlk gün bıçak ve baltaları sıklıkla kullanan Falanjistler, Cuma günü daha çok rastgele ateş açarak önüne gelen herkesi öldürme yoluna gitti.
İsrail birliklerinden alınan buldozerlerle kamplara giren Falanjistler evleri, içindeki insanlarla beraber yıkmaya başladılar. Kaçabilen ve son çare olarak hastanelere sığınan mülteciler, kendilerini takip eden Falanjistler tarafından hastanede yatan hastalar ve görevlilerle birlikte öldürüldü. Falanjistler, İsrail birliklerinden o kadar çok destek almıştı ki üniformaları dahi İsrail ordusununkiyle aynıydı. 

Yalnızca İsrail ordusunu temsil eden Tsahal yazısı yerine Lübnan Kuvvetleri yazıyordu.
İsrail birliklerinden alınan buldozerlerle kamplara giren Falanjistler evleri, içindeki insanlarla beraber yıkmaya başladılar. Kaçabilen ve son çare olarak hastanelere sığınan mülteciler, kendilerini takip eden Falanjistler tarafından hastanede yatan hastalar ve görevlilerle birlikte öldürüldü. Falanjistler, İsrail birliklerinden o kadar çok destek almıştı ki üniformaları dahi İsrail ordusununkiyle aynıydı. Yalnızca İsrail ordusunu temsil eden Tsahal yazısı yerine Lübnan Kuvvetleri yazıyordu.
İsrail'in arkasında duran en önemli güç durumundaki ABD'nin yön verdiği dünyanın gözünde İsrail haklıydı. Çünkü kendisini rahatsız eden gerillaları oradan çıkarması gerekiyordu.

 ABD Başkanı Ronald Reagan, İsrail'in solcu bir milis örgütün saldırısı dolayısıyla Batı Beyrut'a girmek zorunda kaldığına ikna olduğunu açıkladı. Medya organları da İsrail yetkililerinin “Batı Beyrut'a girmemiz bir felaketi önledi.” gibi ifadelerini manşetlerine taşıdılar.
İsrail'in arkasında duran en önemli güç durumundaki ABD'nin yön verdiği dünyanın gözünde İsrail haklıydı. Çünkü kendisini rahatsız eden gerillaları oradan çıkarması gerekiyordu. ABD Başkanı Ronald Reagan, İsrail'in solcu bir milis örgütün saldırısı dolayısıyla Batı Beyrut'a girmek zorunda kaldığına ikna olduğunu açıkladı. Medya organları da İsrail yetkililerinin “Batı Beyrut'a girmemiz bir felaketi önledi.” gibi ifadelerini manşetlerine taşıdılar.
Vahşi katliamlar Cumartesi günü öğle saatlerine kadar devam etti. O vakte kadar saklananlar için, teslim olmaları koşuluyla hayatlarının korunacağı sözünü veren bir anons yapıldı. 

 Saklandıkları yerden korku içinde çıkan insanlar bir meydana toplandı, pek çoğu kamyonlara bindirildi ve ölüme götürüldü.
Vahşi katliamlar Cumartesi günü öğle saatlerine kadar devam etti. O vakte kadar saklananlar için, teslim olmaları koşuluyla hayatlarının korunacağı sözünü veren bir anons yapıldı. Saklandıkları yerden korku içinde çıkan insanlar bir meydana toplandı, pek çoğu kamyonlara bindirildi ve ölüme götürüldü.
Falanjistler, sağlam kalan birkaç duvarın üzerine şöyle yazmıştı: “Tanrı buradan geçti.”

 Falanjistler yaptıkları işten gurur duyuyorlardı ve bu yaptıkları da yanlarına kar kalıyordu.

 Katliamın şekli, vahşetin boyutu ve acımasızlığı, Falanjistlerin asıl gayesinin suikast sonucu ölen liderleri Beşir Cemayel'in intikamını almak değil, mültecileri bir daha geri dönmemek üzere Lübnan'ı terk etmeye zorlamak olduğunu gösteriyordu.
Falanjistler, sağlam kalan birkaç duvarın üzerine şöyle yazmıştı: “Tanrı buradan geçti.” Falanjistler yaptıkları işten gurur duyuyorlardı ve bu yaptıkları da yanlarına kar kalıyordu. Katliamın şekli, vahşetin boyutu ve acımasızlığı, Falanjistlerin asıl gayesinin suikast sonucu ölen liderleri Beşir Cemayel'in intikamını almak değil, mültecileri bir daha geri dönmemek üzere Lübnan'ı terk etmeye zorlamak olduğunu gösteriyordu.