Yeni model: Milli Eğitim Bakanı Özer istihdam garantili projeyi duyurdu

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer yeni projeyi duyurdu
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer yeni projeyi duyurdu

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer yapmış olduğu açıklamada istihdam garantili projenin detaylarını belirtti. Lise ve üniversite mezunlarına yönelik programa her yaştan vatandaşın katılabileceğini vurgulayan Özer, bu modelin Türkiye'de orijinal bir karşılığının olduğunu ve sorunları kökünden çözülebileceğini açıkladı.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Bakanlığın mesleki eğitim merkezleri aracılığıyla lise ve üniversite mezunlarına yönelik yürüteceği istihdam garantili yeni mesleki eğitim programının detaylarını anlattı.

İstihdam garantili program duyuruldu

Lise ve üzerinde bir eğitime sahip olanların, istemeleri durumunda, istihdam garantili şekilde mesleki eğitim tamamlama programlarından yararlanmasını sağlamanın bu merkezlerin hedeflerinden olduğunu belirten Özer, şu bilgileri verdi:

  • "Bu ay itibarıyla lise ve üniversite mezunu gençlerin istedikleri bir alandaki mesleki eğitim merkezi programını 6-8 ay gibi kısa sürede tamamlama ve istihdam garantili işgücü piyasasına geçme imkanı getiren programı başlatıyoruz. Buradaki çıkış noktamız şu; herhangi bir alanda örneğin kaynakçılık alanında eleman bulmayla ilgili ciddi bir ihtiyaç söz konusuysa, bu alanla ilgili tüm işletmelerle bir araya gelip o eleman ihtiyacını, mesleki eğitim merkezlerinden mezuniyeti 4 yıl beklemeden kısa sürede karşılamak için 6 veya 8 aylık bir eğitim tamamlama programı düzenlemek. Buraya lise, üniversite mezunlarından katılımını, eğitimin tamamen eleman ihtiyacını karşılamak isteyen sektörler tarafından verilmesini ve başarılı olanların 6 ay sonra, mezun oldukları zaman da istihdamını sağlamak. Bu programı, bu aydan itibaren artık yavaş yavaş tüm Türkiye'de yaygın bir şekilde hizmete açacağız."

''Müfredat sektörlerle birlikte oluşturulacak''

Şu anda mesleki eğitim merkezlerine doğrudan gidilerek kayıt yaptırılabileceğini ifade eden Özer, "Mesleki eğitim merkezi tamamlama programları, istihdam garantili olacağı için ilgili kentlerde sürecin başlatılması, ilan edilmesi ve o ilana başvurular alınarak süreç idame ettirilecek. Tamamlama programında lise ya da üniversite mezunları olacağı için kültür derslerinin alınması gerekmeyecek, tamamen işbaşı eğitiminde ve sektörle birlikte oluşturacağınız müfredat kapsamında uygulama yapılacak. Başarılı olanlar da talep eden sektör tarafından istihdam edilecek" dedi.

İş gücü piyasasındaki talebi arttırmak amaçlanıyor

Tüm bu planlamalarla iş gücü piyasasındaki arz-talep eşleşmesini en üst seviyeye çıkartmayı amaçladıklarını dile getiren Bakan Özer, istihdam açığı olmayan alanlardan mezun olanları, iş gücü piyasasında ihtiyaç bulunan alanlara doğru hızlı şekilde kaydırarak beceri uyumsuzluklarını ortadan kaldırmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nda 25 Aralık 2021'de yapılan değişiklikle, mesleki eğitim merkezine devam eden öğrencilere ilişkin önemli bir düzenleme yapıldığını hatırlatan Özer, işveren üzerindeki maddi yükün kaldırılarak çok cazip bir mekanizma oluşturulduğunu vurguladı.

İş verenlere destek paketleri sunuldu

Özer, daha önce bu merkezlere devam eden öğrencilerin 4 yıl boyunca aldığı asgari ücretin yüzde 30'unun işveren tarafından karşılandığını, bir kısmının ise devlet tarafından sübvanse edildiğini, yeni düzenlemeyle ise üçte birlik ücretin tamamının devlet tarafından karşılanmaya başlandığını kaydetti.

Bu merkezlere devam edenler arasında başarılı olanların üçüncü yılın sonunda "kalfa" ve son sınıfta bir yıl eğitim aldıktan sonra başarılı olanların da "usta" olduğunu belirten Özer, yeni düzenlemeyle kalfalara ödenen miktarın asgari ücretin yüzde 30'undan yüzde 50'ye çıkartıldığını söyledi.

''Öğrenci sayısı yüzde 76 oranında arttı''

Bakan Özer, 10 yıl ve üzerinde "usta" olarak çalışan ve SGK kayıtlarında bunu belgeleyenlerin herhangi bir eğitim almadan doğrudan "usta öğretici" olma sınavına girebilmelerinin sağlandığını ifade ederek şöyle devam etti:

"Dolayısıyla bir taraftan mesleki eğitim merkezi öğrencilerinin yer alabilecekleri işletmenin sayısını artırmaya çalıştık. Bu üç düzenleme yapıldıktan sonra gördük ki bir ay gibi kısa bir sürede, öğrenci sayısında inanılmaz bir artış var. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler ve öğrenciler açısından çok cazip bir model. Mesleki eğitim merkezlerinde yaş sınırı olmaması çok büyük bir avantaj. Her yaştan öğrencinin her yaştan vatandaşımızın öğrenci olabileceği bir mekanizma. Kanun değişikliğinden önce bu merkezlerdeki öğrenci sayısı 159 bindi, şu anda 280 bine çıktı. Bir ay gibi kısa sürede, öğrenci sayısı yüzde 76 oranında arttı" dedi.

''İlk hedefimiz bu yıl bir milyon vatandaşa ulaşmak''

Bakanlık olarak öncelikli amaçlarının mesleki eğitim merkezlerinin kapasitesini artırabilmek olduğuna ve yeni kanun değişikliğinin buna imkan sağladığına işaret eden Özer, bu konuda aktif bir saha çalışmasının başlatıldığını ve bu merkezlerin ailelere, ticaret sanayi odalarına, işletmelere tanıtılmaya devam edildiğini aktardı.

Bakan Özer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "2022 yılında 1 milyon vatandaşı mesleki eğitim merkezleri ile tanıştırma hedefi" koyduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

  • "Şu anda sistem çok başarılı şekilde ilerliyor. Bakanlık olarak ilk hedefimiz 1 milyona yakın vatandaşı mesleki eğitim merkezleriyle eşleştirebilmek. Gerçekten bu potansiyel var. Türkiye'de mesleki eğitimdeki bu dönüşümden en fazla olumlu etkilenecek olan sektörler de küçük ve orta ölçekli işletmeler olacak. Böylece çırak, usta, kalfa bulamamaktan şikayetçi olan iş gücü piyasasındaki bu mazeret, tamamen ortadan kalkmış olacak."

Bakan Özer, fiziki imkanları olan tüm organize sanayi bölgelerinde mesleki eğitim merkezlerinin, olmayanlarda ise irtibat bürolarının kurulduğunu belirterek, böylece işletmelerde vatandaşların çok rahat şekilde mesleki eğitim hizmeti alabileceğini söyledi.

''Bu modelin Türkiye'de orijinal karşılığı var''

Eğitimdeki bu yeni modelin Almanya'daki mesleki eğitim modeli ile benzeşen yanlarının sorulması üzerine Bakan Özer, "Meslek eğitim merkezleri, Almanya'daki dual (ikili) mesleki eğitimin Türkiye'deki karşılığı. Aynı zamanda bizdeki Selçuklu, Osmanlı'dan itibaren ahilik sisteminin, geleneksel çıraklık, kalfalık, ustalık eğitim modelinin de Türkiye'deki orijinal bir karşılığı" değerlendirmesinde bulundu.

Mesleki eğitim merkezlerindeki öğrencilerin uygulama becerileri açısından çok büyük avantaja sahip olduğuna işaret eden Özer, haftada sadece bir gün okula gelen öğrencilerin geriye kalan tüm günlerde işletmelerde gerçek iş ortamlarında aktif olarak eğitim aldıklarını anlattı.

Mesleki eğitim merkezlerinden mezun olanların istihdam oranının, mesleki teknik Anadolu lisesinden mezun olanlara göre çok daha yüksek olduğuna dikkati çeken Özer, bu mezunların eğitim aldıkları alanda istihdam oranlarının yüzde 88'ler dolayında olduğunu aktardı.

''Kalfa bulamıyorum lafı tarih olacak''

Meslek eğitim merkezlerinden mezun olanların yüzde 75'inin, 4 yıl boyunca eğitim aldıkları işletmelerde çalışmaya devam ettiğinin altını çizen Özer, "Bu sistem, yıllardan beri mesleki eğitimle ilgili özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerden gelen 'Aradığım elemanı bulamıyorum, çıraklar gelmiyor, kalfa bulamıyorum' söylemini tamamen tarih olacak. Bir taraftan da küçük ve orta ölçekli işletmeler, çok daha nitelikli insan kaynağına kavuşacak. Dolayısıyla bu onların ürünlerine yansıyacak, ürettikleri ürünlerin ve sağladıkları hizmetlerin kalitesi artacak" diye konuştu.

''Bu model sorunu kökünden çözmüş olacak''

İş gücü piyasasında genç işsizlik oranını düşürebilmenin önemini vurgulayan Özer, "2021 yılı sonunda yürürlüğe giren düzenleme, bu anlamda tarihi bir kırılma noktasına işaret ediyor. Artık mesleki eğitim merkezi, tamamen işgücü piyasasının talep ettiği insan kaynağını yetiştirmek için ve işverene de hiç bir maddi yük olmadan sadece eğitime katkısını, süreçlere katkısını dahil ederek bu sorunu kökünden çözmüş olacak" ifadelerini kullandı.

Meslek eğitim merkezlerinin en büyük avantajının her yaşa hitap etmesi olduğuna işaret eden Özer, "Sadece eğitim çağı nüfusuna hitap etmiyor. Yani vatandaşımızın sadece ortaokul mezunu olması yeterli. Dolayısıyla ortaokul mezunu olan yaşı 25, 30, 40 tüm yaştan vatandaşlarımız… Bu aynı zamanda kadınlarımızın istihdamı açısından da çok önemli bir işlev görüyor, onlar için cazip bir model teşkil ediyor. Bir de zaman sınırlaması yok, istedikleri anda mesleki eğitim merkezleri ile temasa geçerek rahat bir şekilde gerekli işletmeleri bularak meslek eğitim merkezlerine kayıt yaptırabilirler. Bu anlamda da çok esnek bir modele sahip" diye konuştu.

Bugünün gazete manşetleri için tıklayın >