39 yıldır hesabı sorulmayan katliam: "Sabra ve Şatilla"

16 Eylül 1982'de Lübnan'daki Filistinli mülteci kampları Sabra ve Şatilla'ya düzenlenen ve 3 boyunca binlerce Filistinlinin katledildiği katliamın ardından çekilmiş bir fotoğraf.
16 Eylül 1982'de Lübnan'daki Filistinli mülteci kampları Sabra ve Şatilla'ya düzenlenen ve 3 boyunca binlerce Filistinlinin katledildiği katliamın ardından çekilmiş bir fotoğraf.

Lübnan'a sığınan Filistinli mülteciler, 16 Eylül 1982'de İsrail'in tetikçiliğini yaptığı büyük bir saldırıya daha maruz kalmıştı. Lübnanlı aşırı sağcı Hristiyan milislerin 3 gün süren kanlı baskınında kadın ve çocuk ayrımı gözetmeksizin 3 binden fazla sivil hayatını kaybetmişti. Ortadoğu'nun modern tarihinde kara bir leke olarak kalan katliamın failleri adalete teslim edilmedi ve kimseden hesap sorulamadı. Aradan geçen 39 yıla rağmen "Sabra ve Şatilla", hala hesabı görülmemiş, faili resmi olarak saptanmamış ve uluslararası topluma ilan edilmemiş bir katliam olarak tarihin kanlı sayfalarından birinde duruyor.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta, işgalci İsrail ordusunun himayesinde aşırı sağcı Hristiyan Falanjist milislerin 3 binden fazla savunmasız insanın canına kıydığı Sabra ve Şatilla katliamının üzerinden 39 yıl geçti.

  • İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından zorunlu göçe tabi tutularak Lübnan'a sığınan Filistinli mülteciler, 16 Eylül 1982'de İsrail'in tetikçiliğinde başka bir saldırıya maruz kaldılar.

16 Eylül 1982 sabahı Filistinli mülteci kamplarında başlayan katliam 3 gün sürmüş ve binlerce Filistinli öldürülmüştü.
16 Eylül 1982 sabahı Filistinli mülteci kamplarında başlayan katliam 3 gün sürmüş ve binlerce Filistinli öldürülmüştü.

İsrail işgal projesinin ortaya çıktığı günden beri acı üzerine acı yaşayan Filistinliler, Lübnanlı aşırı sağcı Hristiyan milislerin 3 gün süren kanlı baskınında kadın ve çocuk ayrımı gözetmeksizin binlerce kayıp verdi.

Lübnan ve Ortadoğu'nun modern tarihinde kara bir leke olarak kalan katliamın failleri adalete teslim edilmedi ve kimseden hesap sorulamadı.

"Katliamda yaşananlar gözümün önünden gitmiyor"

Sabra ve Şatilla katliamından kurtulan 56 yaşındaki Filistinli mülteci Muhammed Surur, 39 yıl önce yaşananlar hakkında konuştu.

  • Filistinli mültecilere yönelik gerçekleşen o katliamın, cumhurbaşkanı seçildikten kısa süre sonra Hristiyan Ketaib Partisi lideri Beşir Cemayel'in öldürülmesi üzerine gerçekleştiğine dikkati çeken Surur, "Çünkü o zaman Cemayel'in suikastıyla ilgili Filistinli mülteciler suçlanmıştı ancak bu gerçeği yansıtmıyordu." dedi.

Üzerinden 39 yıl geçmesine ve failleri bilinmesine rağmen, ABD ve İsrail'in uluslararası topluma yaptığı baskılar nedeniyle Sabra ve Şatilla katliamının hesabı sorulamadı.
Üzerinden 39 yıl geçmesine ve failleri bilinmesine rağmen, ABD ve İsrail'in uluslararası topluma yaptığı baskılar nedeniyle Sabra ve Şatilla katliamının hesabı sorulamadı.

Olayı, üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen hayatları boyunca zihinlerinde canlı tuttuklarına işaret eden Surur, hatırladıklarını şöyle aktardı:

Sabra ve Şatilla katliamı 16 Eylül 1982 sabahı saat 05:30 civarı başladı. Saldırganlar her iki kampın arasından giriş yaparak kesici aletler ve silahlarla öldürdüğü gibi kadınlara da tecavüz ediyorlardı. Orada hem insanlar hem de hayvanlar katledildi, mültecilerin atlarını bile öldürdüler. Şabra ve Şatilla katliamında öldürülen, kaybolan veya kaçırılanların toplamı 3 bin 500 kişiye ulaştı.

Surur, katliamdan hala gözünün önünden gitmeyen manzaraya ilişkin ise, "Komşum Ahmed'in boğazı kesildikten sonra kafası bir odunla yolun ortasına diktiler. O katliamda tüm ailemi kaybetmiş olmama rağmen komşum Ahmed'in boğazının kesilerek öldürüldüğü manzara gözümün önünden gitmiyor." diye konuştu.

Surur, Şabra ve Şatilla katliamının Hristiyan Ketaib Partisi başta olmak üzere Lübnanlı bazı grupların elleriyle Filistinli mültecilere yönelik "intikam duygusuyla" işlendiğini hatırlattı.

İsrail Savunma Bakanı Şaron suçlu bulundu

Lübnanlı Hristiyan Ketaib Partisi lideri Beşir Cemayel'in cumhurbaşkanı seçilmesinden kısa süre sonra uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmesini gerekçe gösteren Hristiyan Falanjist milisler,16 Eylül1982'de İsrail ordusunun gözetiminde Sabra ve Şatilla mülteci kamplarına saldırı başlattı.

Katliam, Hristiyan Falanjist milisler eliyle İsrail'in tetikçiliğiyle gerçekleştirilmişti.
Katliam, Hristiyan Falanjist milisler eliyle İsrail'in tetikçiliğiyle gerçekleştirilmişti.
  • İsrail'in eski Savunma Bakanı Ariel Şaron'un yönettiği üç gün süren saldırılarda, 3 binden fazla savunmasız Filistinli mülteci katledildi. Çoğunluğu yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşan Filistinli mülteciler, milislerin kullandığı ağır silah ve bombaların yanı sıra balta ve kesici aletlerle vahşice öldürüldü.

Katliamın ardından Birleşmiş Milletler16 Aralık 1982'de yaşananları kınayarak "bunun bir soykırım olduğunu" ilan etmişti. Ancak hala katliama dair hiçbir yargılama ve ceza işlemi gerçekleşmedi.

İsrail'in, katliamı araştırmak üzere kurmak zorunda kaldığı komisyon, Şubat 1983’te yayımladığı raporda, Şaron’u,katliamın sorumluları arasında gösterdi.

İsrail'in eski başbakanlarından Ariel Sharon, katliamın baş sorumlusu olarak gösteriliyordu.
İsrail'in eski başbakanlarından Ariel Sharon, katliamın baş sorumlusu olarak gösteriliyordu.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'un batısında yaklaşık bir kilometrekareye sıkışan Sabra ve Şatilla kampları, bugün resmi olmayan verilere göre 12 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Katliamın failleri yargılanamadı

Sabra ve Şatila katliamındansağ kurtulan23 kişi, dönemin İsrail Başbakanı Şaron aleyhinde insanlık suçu işlediği gerekçesiyle, 18 Haziran 2001'de Belçika’da dava açtı.

  • ABD ve İsrail’in baskıları nedeniyle Belçika, bu davanın açılmasına imkân veren yasayı değiştirmek zorunda kaldı ve 15 Mayıs 2002’de dava yetkisizlik nedeniyle düştü.

Dava düşmeden önce katliamın başrolündeki Falanjist Lübnan Güçleri’nin liderlerinden Eli Hubeyka, Şaron aleyhinde şahitlik yapacağını ilan etmesinden birkaç gün sonra Beyrut’ta aracına konulan bombanın patlaması sonucu öldürülmüştü.

Falanjist Lübnan Güçleri’nin liderlerinden Eli Hubeyka (ortada). Fotoğraf: Gettyimages/ Maher Attar
Falanjist Lübnan Güçleri’nin liderlerinden Eli Hubeyka (ortada). Fotoğraf: Gettyimages/ Maher Attar

Katliamdan sorumlu tutulan Şaron, hakkında herhangi bir dava açılıp hesap sorulmadan Ocak 2014'te hayatını kaybetti.

Olay hakkında çok ödüllü bir film yapıldı

Orta Doğu'nun toplumsal hafızasında derin bir iz bırakan ve halen de özellikle Lübnan'da dile getirilen Sabra ve Şatilla ile ilgili birçok belgesel, kısa film ve öykü hazırlandı.

  • Olayı en iyi özetleyen sanat çalışmaları arasında da İsrail yapımı bir animasyon film geliyor. Ari Folman yönetmenliğindeki "Beşir ile Vals" adındaki film, İsrailli bir askerin kamp saldırısı sonrası yaşadığı travmaları konu ediyor.

2008'de beyaz perdeye çıkan film İsrail yapımı olmasına rağmen, toplumsal hafızayı canlı tutması ve önemli bir gerçekliğe vurgu yapması dolayısıyla birçok ödüle layık görüldü.