Beklenen oldu. Peki, sırada ne var?
13:53, 09/05/2018, ÇarşambaG: Güncelleme: 09:55, 10/05/2018, Perşembe

ABD, İran'la nükleer anlaşmadan çekiliyor. (Carlos Barria / Reuters)
İran yönetiminin ve müttefiklerinin bundan sonra atacağı adımların, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme kararının sahadaki sonuçları üzerinde esas belirleyici olacağı değerlendirilebilir.
ABD Başkanı Donald Trump,
beklendiği gibi
İran’la yapılan nükleer anlaşmadan ülkesini çektiğini
duyurdu. Bir anda bütün dünya basınında yeniden manşetlere çıkan meselenin can alıcı noktalarını
derledik:1. Nükleer anlaşma nedir?
İran ile
ABD, İngiltere, Rusya, Çin, Fransa, Almanya
arasında 17 günlük uzun bir müzakere maratonunun ardından, 14 Temmuz 2015’te
dünyaya ilân edilen anlaşmadır.
AB adına, birliğin dış ilişkilerden sorumlu yüksek komiseri
Federica Mogherini’nin
de müzakerelerine iştirak ettiği anlaşmaya göre, İran, elindeki zenginleştirilmiş uranyumun yüzde 98’ini
ülke dışına göndermeyi ve uranyum zenginleştirmede kullandığı santrifüj sayısını üçte iki oranında
azaltmayı kabul etti.
Beş ek kısmıyla birlikte,
toplam 109 sayfadan oluşan
anlaşma metni, İran’ın nükleer faaliyetlerini dünyanın denetimine açmasını
öngörürken, bunun karşılığında Tahran yönetimine uygulanan yaptırımların kademeli olarak
kaldırılacağını belirtiyordu.2. İran’ın nükleer faaliyetlerinin arka planında ne var?
İran’ın nükleer faaliyetleri, 1979’da devrilen
Muhammed Rıza Pehlev
i döneminde başlatıldı. 1967’nin kasım ayında, İran’ın başkenti Tahran yakınlarında ilk nükleer reaktör
devreye girdi. ABD’nin de altyapı ve teknik destek
sağladığı İran’daki nükleer çalışmalar, Şah’la Washington arasındaki sıkı işbirliğinin
yansımalarından biriydi.
1974’de Şah, ülkesinin
ilk atom enerjisi kurumunun
tesis edildiğini açıkladı. Şah, sonraki 20 yıl içinde İran’da en az 23 nükleer santralin
devreye gireceğini de duyurdu. Şah devrildiği zaman, ‘İslâm Devrimi’yle
iş başına gelen yeni kadrolar, ABD’nin desteğiyle kurulan nükleer enerji sistemini de hazır halde
buldular. Sonraki süreçte, Şah döneminden miras kalan bu altyapı, bilimsel araştırma ve çalışmalarla
zenginleştirildi.3. Obama yönetimi, neden anlaşmayı böylesine önemsiyor?
2008-2016 yılları arasında iki kez üst üste başkan seçilen
Barack H. Obama
, tarihe İran nükleer anlaşmasını kotaran isim olarak geçti. Başkan Obama ve dönemin Dışişleri Bakanı Hillary Clinton
, İran’la imzalanacak bir anlaşmanın Ortadoğu’yu çok daha güvenli bir yer
haline getireceğini savundular.
Obama’nın
“İran’la mücadele doktrini”
, Tahran’ı mümkün olduğunca dünya sistemine entegre etmeye
çalışmak üzerine kuruluydu. İran’ın nükleer faaliyetlerini azaltma sözü
vermesi karşılığında yaptırımların kaldırılması, İran halkının dışarıyla bağlantısını güçlendirecek, böylece rejim de daha kontrol edilebilir
hale gelecekti.
Söz konusu doktrinin
en somut sonuçlarından biri
, İran’ın Ortadoğu’da güçlü bir aktör olarak sahadaki varlığını ve etkisini
artırması oldu. İran’la ABD arasındaki bu yakın paslaşma, Washington’ın bölgedeki geleneksel müttefikleri İsrail ve Suudi Arabistan’ı
ciddi şekilde kızdırdı.4. Avrupa ülkeleri, neden anlaşmadan yana tavır alıyor?
Avrupa ülkelerinin
anlaşmadan yana tavır
almasının en önemli sebebi, İran’la yakın ilişkiler tesis ederek, ekonomik ve siyasi kazanımlar
elde etme hedefi. İran pazarının sağlayacağı kabarık kâr bir yana, İran üzerinden Ortadoğu ve Asya’ya
yeni fırsat kapıları açabilme umudu da, Avrupa ülkelerinin anlaşmaya taraf olmalarında etken.
ABD’ye kıyasla, Ortadoğu’da
daha uzun vadeli ve soğukkanlı
politikalar peşinde koşan İngiltere, Fransa ve Almanya, imzalanacak bir anlaşma üzerinden kendi bölge politikalarını
daha rahat uygulamaya koyabileceklerini hesapladı.5. Trump ve ekibi, anlaşmaya neden karşı?
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la imzalanan anlaşmayı
“korkunç ve kabul edilemez”
olarak nitelemesinin arka planında, kendisinin Ortadoğu ve İslâm dünyasına yaklaşımındaki temel önyargı
, birinci derecede rol oynuyor. Bizatihi İslâm’ın kendisini d
e tehlike olarak gören ve bunu çeşitli defalar ifade eden Trump, Ortadoğu’da sadece İran konusunda değil
, Mısır ve Filistin başta olmak üzere birçok temel meselede aynı çizgiyi takip ediyor: “İslâmcı” aktörleri zayıflatmak
.
Trump’ı yönlendiren diğer etkenler ise, İran’la anlaşma imzalamak suretiyle
ABD’nin Ortadoğu’da mevzi kaybettiğini
düşünmesi, İsrail yanlısı lobilerin kendisine İran’a karşı yaptığı baskı
, Ortadoğu’da ABD’nin eski geleneksel müttefiklerini (İsrail, Suudi Arabistan, Mısır)
yeniden kazanma stratejisi, Rusya’nın sahadaki etkisini azaltma girişimi vb. olarak sıralanabilir.
Öte yandan, Donald Trump’ın,
sırf siyahi olduğu için
, Obama’dan ve aldığı bütün kararlardan nefret ettiği şeklinde yorum yapan ABD’li analistler de
mevcut.6. Trump’ın kararı sonrasında kazananlar ve kaybedenler kimler?
Ortadoğu’daki mevcut durum, herhangi bir aktörün gidişatı
tek başına belirleyemeyeceği
kadar karmaşık ve çok denklemli. Üstelik ABD de 1990’larda olduğu gibi “bölgenin tek hâkimi”
görüntüsüne sahip değil. Bu açıdan bakıldığında, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilerek İran’ı etkisiz hale getirme düşüncesi, ayakları yere basmayan bir hayal
olarak değerlendirilebilir.
ABD’yi Avrupalı müttefiklerinin nazarında
“sözüne güvenilmez ülke”
haline getiren son adım, Washington-Avrupa ilişkileri açısından da ciddi bir kırılma
yaratacak gibi görünüyor. Avrupa ülkeleri, Trump’ın kararının kaybedenleri olarak görünse de, İran’la zaten devam eden siyasi ve ekonomik ilişkileri
nedeniyle, Ortadoğu’da yer kapma mücadelesini sürdüreceklerdir. Trump’ın anlaşmadan çekilme açıklaması sonrası ABD’yi tebrik yarışına giren İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn
, yeni dönemde Ortadoğu’da oluşan yeni bir ittifakın görüntüsünü oluşturdu. İran karşıtı cephenin resmi üyeleri de, parmaklarını bir kez daha kaldırmış
oldular.7. Bundan sonra ne olacak?
Obama döneminde
kendisine açılan geniş alandan
faydalanan İran, Ortadoğu’da büyük bir etkinliğe kavuştu. Yaptırımların devam ettiği süreçte bile en az 4 ülkede (Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan)
savaş finanse eden Tahran, kendi dış politika projeksiyonu çerçevesinde faaliyetlerine devam edecektir
.
Trump yönetiminin, yaptırımlar vb. yoluyla
İran’ı kontrol altına alabilmesi
mümkün görünmüyor. İran’a açıktan savaş açmak ve askeri müdahalede bulunmak ise, Ortadoğu’da mevcut problemleri daha da derinleştirmekten
başka bir işe yaramayacaktır. Dahası, Rusya’nın İran’a desteği ve Avrupa ülkelerinin İran’la çeşitli boyutlarda geliştirdiği ilişkiler de
, böylesi tek taraflı bir kararın uygulanmasını zorlaştıracaktır.İran yönetiminin ve müttefiklerini
n bundan sonra atacağı adımların, Trump’ın kararının sahadaki sonuçları üzerinde esas belirleyici
olacağı değerlendirilebilir. Özellikle, anlaşmaya mesafeli durduğunu
gizlemeyen ve Trump’ın kararını kendi pozisyonlarının teyidi olarak gören İranlı muhafazakâr kanadın tavrı
, dikkatle izlenmeli.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.