Gündemİnsanlığın işkence ayıbı

İnsanlığın işkence ayıbı

İnsanlığa karşı işlenen en acımasız suçlardan işkence, uluslararası sözleşmelerle yasaklanmasına rağmen ülkelerin mücadelede başarısız olduğu küresel krizlerin başında geliyor.

HABER MASASI AA, MECRA 4 DAKİKADA OKUNUR
İnsanlığın işkence ayıbı
İsrail askerlerinin işkencesine maruz kalan Filistinli mahkumlar.

İnsanlığa karşı işlenen en acımasız suçlardan işkence, uluslararası sözleşmelerle yasaklanmasına rağmen ülkelerin mücadelede başarısız olduğu küresel krizlerin başında geliyor.

BEĞEN

İnsanlığa karşı işlenen en acımasız suçlardan biri olan işkence, birçok uluslararası sözleşmeyle yasaklanmasına rağmen ülkelerin mücadelede başarısız olduğu küresel krizlerin başında geliyor.

İnsan hakları örgütleri ve uluslararası kuruluşların, pek çok ülkede sistematik işkenceye ilişkin ortaya koyduğu raporlar, dünya genelinde işkencenin önlenemediğini gözler önüne seriyor.

Bireylere yönelik fiziksel ve psikolojik saldırıların tamamını kapsayan işkence, mağdurlarını güçsüz kılmak, onuruna ve saygınlığına zarar vermek amacıyla başvurulan en acımasız yöntemlerden biri olarak nitelendiriliyor.

BM'nin, 1984'te kabul ettiği "İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme"si, yeterli sayıda devlet tarafından imzalanmasının ardından 26 Haziran 1987'te yürürlüğe girdi.

Uluslararası sözleşmelere rağmen dünya, işkenceyle mücadelede sınıfta kaldı.
Uluslararası sözleşmelere rağmen dünya, işkenceyle mücadelede sınıfta kaldı.

BM Genel Kurulu, bu tarihten 10 yıl sonra işkencenin tamamen ortadan kaldırılması ve işkence mağdurlarına destek amacıyla 1997'de 26 Haziran'ı "İşkence Mağdurlarıyla Uluslararası Dayanışma Günü" ilan etti.

BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 5'inci ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesi işkenceyi yasaklamasına rağmen, bir insana karşı işlenebilecek en acımasız suçlardan olan işkence ne yazık ki dünya genelinde engellenemiyor.

Esed rejimi sistematik işkence uyguluyor

İç savaşın sekizinci yılına girdiği Suriye'de rejimin gizli hapishanelerinde ayak tırnakları sökülen, üzerine benzin dökülerek yakılan, tecavüze uğrayan, ağzına silah dayanan tutukluların maruz kaldığı işkenceler, 2011'den bu yana dünya kamuoyunun gündeminde yer almayı sürdürüyor.

REKLAM

Esed rejimine bağlı hapishanelerinde mahkumlar sistematik işkence ve tecavüze maruz kalıyor.
Esed rejimine bağlı hapishanelerinde mahkumlar sistematik işkence ve tecavüze maruz kalıyor.

Esed rejimi, Suriye'de kontrol ettiği alanlarda 7 ana cezaevi ve 18 sorgu merkezinde yaklaşık 500 bin kişiyi alıkoyarak, sistematik işkence uyguluyor.

Suriye İnsan Hakları Ağı'nın verilerine göre, Suriye'de sadece 128 bininin kimliği tespit edilebilen en az 500 bin kişi, Beşşar Esed rejiminin işkence yuvalarında alıkonuluyor.

Myanmar ordusu savaş suçu işlemekle itham ediliyor

Yıllardır etnik temizlikle karşı karşıya kalan ve Myanmar'dan kaçmak zorunda bırakılan Arakanlı Müslümanlar, uluslararası toplumun Myanmar'a yaptığı baskılara rağmen, cinayet, tecavüz ve işkenceye maruz kalmaya devam ediyor.

Sistematik insan hakları ihlalinin kurbanı olan Arakanlı Müslümanların yaşadığı zulüm, zaman zaman çeşitli uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına da yansıyor.

Myanmar ordusunun, Arakanlı Müslümanları keyfi tutuklamalara tabi tuttuğu ve işkence ettiği haberleri sık sık kamuoyuna yansıyor.
Myanmar ordusunun, Arakanlı Müslümanları keyfi tutuklamalara tabi tuttuğu ve işkence ettiği haberleri sık sık kamuoyuna yansıyor.

Son olarak Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), yayınladığı raporda, Myanmar ordusunu, Arakan eyaletinde düzenlediği yeni askeri operasyonlarla savaş suçları ve insan hakları ihlalleriyle itham etti.

Örgüt raporunda, Myanmar ordusunun, eyalette özerklik talebiyle silahlı eylemler düzenleyen Budist Arakan Ordusu örgütüyle mücadelede, ocak ayından bu yana ayrım gözetmeksizin devam eden saldırılarda sivilleri öldürdüğü ve yaraladığı ifade edildi.

Raporda, Myanmar ordusu, "yargısız infazlar, keyfi tutuklamalar ve işkence" yapmakla suçlandı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de geçen yıl Bangladeş’teki Arakan mülteci kamplarını ziyaretinin ardından bir gazeteye yazdığı yazısında, "Küçük çocuklar ailelerinin gözü önünde katledildi. Aile üyeleri işkence görüp öldürülürken, kızlar ve kadınlar toplu tecavüze uğradı. Köyler yakılıp kül oldu." ifadelerini kullanmıştı.

REKLAM

Filistinlilerin yüzde 95'i işkenceye maruz kalıyor

İsrail devletinin kuruluşundan bu yana Filistin halkına yönelik yürütülen sistematik baskı, zulüm ve insan hakları ihlalleri her geçen gün daha karamsar bir tablo çiziyor.

Filistinli Mahkumlar Araştırma Merkezi verilerine göre, bu yılın ilk çeyreğinde 230'u çocuk, 40'ı kadın olmak üzere bin 600 Filistinli İsrail güçleri tarafından gözaltına alındı.

Gözaltılar esnasında İsrail polisinin Filistinli çocuklara işkence uyguladığına dair haberlerde artış görüldü.
Gözaltılar esnasında İsrail polisinin Filistinli çocuklara işkence uyguladığına dair haberlerde artış görüldü.

Merkez, Filistinli tutukluların durumunun geçen yıla göre çok daha kötü olduğunu ve cezaevlerinde insanlık onurunu zedeleyen sistematik baskı politikalarına maruz kaldıklarını aktardı.

Bu politikanın fiziksel ve psikolojik işkence yöntemleriyle sorgu merkezinde başladığı kaydedilirken, gözaltı sırasında Filistinlilerin yüzde 95'ine işkence uygulandığı belirtildi.

Mısır'ın gizli hapishanelerinde işkenceye maruz kalıyorlar

Uluslararası insan hakları örgütleri, Mısır'da Abdulfettah es-Sisi'nin 2013'te darbe girişimiyle yönetimi devralmasının ardından ülke genelinde ciddi oranda artan sistematik işkenceden endişe duyuyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 2016-2018 yıllarında Sina Yarımadası'nda yaptığı araştırmalar ve röportajlara dayanarak hazırladığı raporunda, Mısır'da gerilimin arttığı 2013'ten bu yana sivillere karşı yapılan haksız tutuklamalar, kaybolan kişiler, işkenceler, yargısız infazlar ve saldırıları gözler önüne serdi.

Mısır askeri ve polis kuvvetlerinin, bu insan hakları ihlallerinin büyük çoğunluğunda başrolde olduğuna işaret edilen raporda, askerlerin birçok mahkuma dayak ya da elektrik şoku ile işkence ettiği belirtildi.

REKLAM

Raporda, Mısır'ın gizli hapishanelerinde insanların işkenceye maruz kaldığı ve insani olmayan şartlarda yaşamak zorunda bırakıldığı aktarıldı.

Mursi'ye yapılan kötü muamele işkence seviyesinde olabilir

Öte yandan, Mısır'da demokratik seçimlerle iş başına gelmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin, 17 Haziran'da mahkeme salonunda hayatını kaybetmesinin ardından HRW, Mısır'da yaygın kötü muamele ve Mursi'nin de ölümünü içeren büyük çaptaki insan hakları ihlallerine ilişkin BM İnsan Hakları Konseyi'ne soruşturma açması çağrısında bulunmuştu.

Mursi'nin cezaevinde kaldığı süre boyunca işkence olarak nitelendirilebilecek muamelelere tabi tutulduğu düşünülüyor.
Mursi'nin cezaevinde kaldığı süre boyunca işkence olarak nitelendirilebilecek muamelelere tabi tutulduğu düşünülüyor.

Mursi'nin fiziksel durumunun açık bir şekilde kötüye gitmesi ve tedavisi için yapılan ısrarlı taleplere Mısır hükümetinin "duyarsız" kaldığını belirten HRW, "Mursi'ye yapılan kötü muamele, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Mücadele kapsamında işkence seviyesinde olabilir." değerlendirmesinde bulunmuştu.

BAE'nin Yemen'deki gizli hapishaneleri işkencenin merkezi

Yemen'de yaklaşık 5 yıldır süren savaşta Suudi Arabistan'ın başını çektiği Arap koalisyonunun en büyük askeri ortağı BAE'nin, bu ülkedeki gizli hapishanelerinde insanların işkence ve tecavüze maruz kaldığı birçok kez uluslararası medyaya ve çeşitli raporlara yansıdı.

Aden Merkez Hapishanesi'nde ıssız bir hücre.
Aden Merkez Hapishanesi'nde ıssız bir hücre.

New York merkezli HRW, yayımladığı raporlarda, "BAE ve desteklediği grupların, ülke genelinde kurduğu gizli hapishanelerde Husi milislerine ve kendisine rakip gruplara yaptığı işkence, kaçırılma ve ortadan kaybolmalara" ilişkin detaylara yer verdi.

BM İnsan Hakları Konseyi'nin de Yemen'deki insan hakları ihlallerinin izlenmesi için Eylül 2017'de bir yıllığına kurulduğu uzman heyetin, 28 Ağustos'ta açıkladığı raporda, Suudi Arabistan ve BAE'nin, Yemen'de tecavüz, işkence, zorla kaybetme ve yaşam hakkından mahrum etme gibi savaş suçları işlemiş olabileceğine dair makul gerekçeler olduğu vurgulandı.

REKLAM
YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

İşte "Yüzyılın Anlaşması"
İşte "Yüzyılın Anlaşması"
Bu hafta İslam coğrafyasında, taslak maddeleri basına sızan Yüzyılın Anlaşması, Sri Lanka'da Müslümanlara ait dükkanlara ve araçlara düzenlenen saldırılar, Endonezya'da seçim günü ve sonrasında 500'den fazla kişi aşırı çalışmaya bağlı yorgunluk nedeniyle hayatını kaybetmesi, İdlib'de son 5 günde 71 sivilin hayatını kaybetmesi, KKTC'de yaşanan hükum...

PORTRELER

Ajax Operasyonu'nun nihai hedefi: Musaddık
Ajax Operasyonu'nun nihai hedefi: Musaddık
Muhammed Hidayet Musaddık, 1881 yılında İran’ın başkenti Tahran’da dünyaya geldi. Annesi Kaçkar hanedanlığından gelen soylu bir aileye mensup iken babası devlet bürokrasisinde önemli görevler üstlenmiş bir devlet adamıydı. Musaddık’ın hayatındaki ilk büyük sınav henüz küçük bir çocuk iken babasını kaybetmiş olmasıdır, bu yüzden eğitimi ve karakteri...

HAREKETLER

Baas Partisi: Bir ihtilaflar tarihi
Baas Partisi: Bir ihtilaflar tarihi
Yunan Ortodoks Mişel Aflak ve Sünnî Müslüman Salahaddîn el Bitâr tarafından, 7 Nisan 1947’de Suriye’nin başkenti Şam’da kurulan Baas (“Diriliş”) Partisi, Ortadoğu’nun geçtiğimiz yüzyılına damgasını vuran siyasal hareketlerden biridir. 1963’te Suriye ve Irak’ta arka arkaya iktidara gelen partinin tarihi, aynı zamanda bir ihtilaflar ve bölünmeler tar...

KARENİN SÖYLEDİĞİ

Savaş bittikten beş yıl sonra Srebrenitsa, Bosna...
Savaş bittikten beş yıl sonra Srebrenitsa, Bosna...
16 Kasım 2000, savaşın yaralarını sarmaya çalışan Srebrenitsa’da bir apartman sakini, duvarları kurşun izleriyle dolu evinin bahçesinden yukarıya odun taşıyor.2000 senesi, Bosna Savaşı’nı bitiren ve ülkeyi etnik temelli üç farklı bölgeye ayıran Dayton Barış Anlaşması'nın imzalanmasının 5. yılına denk geliyor. Savaştan önce Müslümanların yoğun olara...

MALUMAT

Tanrı Dağları eteklerinde unuttuklarımız
Tanrı Dağları eteklerinde unuttuklarımız
“Kitaplarını okuduğumuz abilerimiz, neden ‘Gönül Coğrafyamız’ listesine bu toprakları katmazlar?”Tanrı Dağları’nı şöyle bir gezdikten sonra hazırladığım minik klibi sosyal medya hesaplarımda paylaşınca Taha Kılınç abi yorum yazmış, “Dönüşte bir seyahatname bekleriz” demişti. Ben de cevaben, kendisine teşekkür edip yukarıdaki soruyu ekleyeceğimi ifa...

NE OKUMALI?

Azrail'in Vilâyetine Yolculuk sonrası başkalaşmak
Azrail'in Vilâyetine Yolculuk sonrası başkalaşmak
2018 yılında Zeynep Özel ve Zeynep Akçora çevirisiyle Ketebe Yayınları tarafından dilimize kazandırılan İranlı düşünür Celâl Âl-i Ahmed imzalı "Azrail'in Vilâyetine Yolculuk" isimli eserde, bir "Acem"in sosyalist düşünceyle başlayan hayatının, yaptığı İsrail gezisi ile farklı bir yöne evrilmesi konu ediliyor. Bu kitabı okuduğum da aklıma en çok sev...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz