GündemSuudi Arabistan: Reformlar ve riskler

Suudi Arabistan: Reformlar ve riskler

Geçtiğimiz yılın haziran ayında, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in, beklenmedik bir kararla Veliaht Prens Muhammed bin Nayef’i azlederek yerine kendi oğlu Muhammed bin Selman’ı getirmesi, hiç şüphesiz sıradan bir değişiklik değildi.

HABER MASASI AA, REUTERS, MECRA 3 DAKİKADA OKUNUR
Suudi Arabistan: Reformlar ve riskler
Suudi Arabistan, tarihinin en kritik ve kırılgan sürecini yaşıyor. (Reuters)

Geçtiğimiz yılın haziran ayında, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in, beklenmedik bir kararla Veliaht Prens Muhammed bin Nayef’i azlederek yerine kendi oğlu Muhammed bin Selman’ı getirmesi, hiç şüphesiz sıradan bir değişiklik değildi.

BEĞEN

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in 26 Eylül 2017 Salı günü yayımladığı bir kararname, ülke tarihinin en dikkat çekici dönüm noktalarından birine işaret ediyordu: Suudi kadınlara on yıllardır uygulanan araç kullanma yasağı kaldırılmıştı. Bu sıradan bir serbestlik değildi. Kaldırılan yasak, Suudi Arabistan ulemasının yetki alanlarının yavaş yavaş daraltılmaya başladığının bir göstergesiydi. Bu ise, ülkenin temel direklerinden birinin siyasi iktidar eliyle yok edildiğini ortaya koyuyordu.

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Âl-i Suud
Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Âl-i Suud

Armadaki o iki kılıçtan biri

Suudi Arabistan’ın kurucusu Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Âl-i Suud, Hicaz’da gücünü pekiştirirken, fanatik bir dini hareket olan İhvan’dan yardım almıştı. Muhammed bin Abdilvehhab’in öğretileri çerçevesinde hareket eden İhvan, Arap Yarımadası’nı köy köy etkisi altına alarak, Kral’a ihtiyacı olan siyasal ve sosyal meşruiyeti sağlamıştı.

1925’te Hicaz’ın tümüyle Kral’ın kontrolüne geçmesinin ardından, İhvan’ın gücü fazlasıyla artınca, Kral bu defa yarımadadaki kabileleri bu fanatik yapılanmaya karşı örgütledi. 29 Mart 1929’da İhvan’la Kral’ın yeni müttefikleri arasında yaşanan savaş, İhvan’ın tamamen dağılmasıyla sonuçlandı. Arap Yarımadası’nda artık tek bir otorite vardı: Kral Abdulaziz.

Arap Yarımadası'ndaki kabileler, İhvan'a karşı Kral'ın yanında saf tutmuştu.
Arap Yarımadası'ndaki kabileler, İhvan'a karşı Kral'ın yanında saf tutmuştu.

İhvan’ın gücünden faydalanarak iktidarını sağlamlaştıran, daha sonra da İhvan’dan kurtulan Kral, dinin meşruiyet sağlayıcı etkisini kullanmadan uzun süreli bir yönetim kuramayacağını fark etmişti. 1932’de Suudi Arabistan resmen bağımsız bir devlet olarak uluslararası arenaya çıktığında, ülke içindeki siyasal yapılanma, bölgenin diğer devletlerine pek benzemeyen bir şekilde dizayn edilmişti: Taht, kurucu kralın ölümünden sonra babadan oğula değil, kardeşten kardeşe intikal edecekti.

Kral Abdulaziz, 2. Kral Saud ve 3. Kral Faysal
Kral Abdulaziz, 2. Kral Saud ve 3. Kral Faysal

Ayrıca ulema sınıfı ciddi yetkilerle donatılmıştı. Ulema dış politikaya, petrol gelirlerinin nasıl harcandığına ve kraliyet ailesinin özel yaşantısına müdahale etmemek şartıyla, rejimin ana sütunlarından birini oluşturacaktı.

Suudi Arabistan kraliyet armasındaki iki kılıçtan biri siyaseti, diğeri ise işte ulema sınıfına verilen bu “dini yaptırım gücü”nü simgeler.

Suudi Arabistan kraliyet arması.
Suudi Arabistan kraliyet arması.

Keskin ve ani dönüşler

Geçtiğimiz yılın haziran ayında, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in, beklenmedik bir kararla Veliaht Prens Muhammed bin Nayef’i azlederek yerine kendi oğlu Muhammed bin Selman’ı getirmesi, hiç şüphesiz sıradan bir değişiklik değildi.

Kral Selman (Ortada), Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Sağda) ve görevinden azledilen Prens Muhammed bin Nayef (Solda)
Kral Selman (Ortada), Veliaht Prens Muhammed bin Selman (Sağda) ve görevinden azledilen Prens Muhammed bin Nayef (Solda)

Taht, artık sadece oğullardan torunlara geçmekle kalmıyor, bu geçişin Selman’ın nesline doğru intikali sağlanıyordu. Suudi Arabistan tarihinde, Kral Selman bir dönüm noktası teşkil edecek, kendisine kadar ağabeyden kardeşe geçen taht, artık Selman ve oğullarına intikal edecekti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. ( Amir Levy / Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman. ( Amir Levy / Reuters)

1985 doğumlu yeni Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MBS), icraatlarına oldukça hızlı başladı. Ülkenin kuruluşundan bu yana ulema sınıfının uhdesine bırakılmış olan belli başlı konuları (kadınlarla ilgili meseleler, eğlence sektörüne konan yasaklar, ülkenin turizme açılması, turist vizesi uygulamasına geçiş hazırlığı vb.) elden geçiren MBS, böylece kuruluş felsefesinin yeniden şekillendirileceğinin de işaretlerini verdi.

MBS deöneminde başlatılan reform hareketleri kapsamında ülkede sinema salonları açılmasına izin verildi. (Faisal Al Naser / Reuters)
MBS deöneminde başlatılan reform hareketleri kapsamında ülkede sinema salonları açılmasına izin verildi. (Faisal Al Naser / Reuters)

Suudi Arabistan henüz 100’üncü yaşına basmadan, 32 yaşındaki heyecanlı bir prensin ülkenin yörüngesini ve omurgasını tamamen değiştirmeye soyunması, elbette akla bazı soru işaretlerini ve endişeleri de getiriyor.

Muhammed bin Selman, Leonardo da Vinci'nin ünlü tablosu Salvator Mundi'yi 450 milyon dolar karşılığında satın almıştı.
Muhammed bin Selman, Leonardo da Vinci'nin ünlü tablosu Salvator Mundi'yi 450 milyon dolar karşılığında satın almıştı.

Arabistan’ın ufkundaki riskler

On yıllar boyunca geçerli olan siyasal ve dinî düzenin birkaç yasal düzenlemeyle ve yukarıdan aşağıya baskıyla değiştirilmesi, sadece Suudi Arabistan için değil, dünyanın herhangi bir ülkesi için de ciddi riskler içeriyor. Toplumun değişimlere hazır olup olmaması bir yana, ortaya çıkabilecek beklenmedik krizlerle baş edilip edilemeyeceği de merak ediliyor.

Suudi Arabistan'ın insansın robot Sophia'ya vatandaşlık vermesi, dünyanın gündemini uzun süre meşgul etti.
Suudi Arabistan'ın insansın robot Sophia'ya vatandaşlık vermesi, dünyanın gündemini uzun süre meşgul etti.

Ekonominin tepetaklak olması durumunda, siyasi ve dinî reformların ülke içinde yarattığı huzursuzluk, kendisini bir halk isyanı biçiminde dışarı vurabilir. Ülkenin doğusunda yoğunlaşan Şii azınlığın ilerde sebep olabileceği herhangi bir siyasi krizle baş etmek de bu hengâmede imkânsızlaşabilir. Tüm bunlar, Suudi Arabistan’ın en az üç parçaya bölünmesine gidecek bir türbülans döneminin de başlangıcı olabilir.

Suudi Arabistan'ın akıbeti, dünya kamuoyunun yakın takibinde. (Faisal Al Nasser / Reuters)
Suudi Arabistan'ın akıbeti, dünya kamuoyunun yakın takibinde. (Faisal Al Nasser / Reuters)

Genç veliahdın gücü yetecek mi?

MBS ile ilgili dünya basınında yapılan analizlerin ortak paydasını, genç veliahdın karakteriyle ilgili soru işaretleri oluşturuyor. MBS acele karar veren, etrafının yönlendirmesine fazlasıyla açık, hırslı ve öfkeli bir karakter olarak tanımlanıyor. İran’la mücadele edebilmek için Yemen’e başlattığı ani askeri müdahalenin de gösterdiği gibi, MBS’nin bazı kararları ülkenin geneline ağır yükler getirecek faturalara dönüşebiliyor.

Suudi Arabistan'ın Yemen'de sürdürdüğü abluka nedeniyle milyonlarca insan yaşam mücadelesi veriyor. (Khaled Abdullah / Reuters)
Suudi Arabistan'ın Yemen'de sürdürdüğü abluka nedeniyle milyonlarca insan yaşam mücadelesi veriyor. (Khaled Abdullah / Reuters)

MBS bağlamında asıl merak edilen şey, genç ve heyecanlı prensin kimlerden akıl aldığı konusu. Eğer, kamuoyu önünde saklama ihtiyacı duymaksızın sergilediği gibi ABD-İsrail çizgisinden danışmanlar eşliğinde tahta yürüyorsa, bu yolun sonunun selamete çıkmayacağı açık.

ABD Başkanı Donald Trump, MBS'yi geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray'da ağırlamıştı. (Jonathan Ernst / Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, MBS'yi geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray'da ağırlamıştı. (Jonathan Ernst / Reuters)

Yok eğer, Birleşik Arap Emirlikleri-Mısır çizgisi MBS’yi etkiliyorsa, o zaman da Suudi Arabistan’ın bu “rehberlik”ten istifade etmesi şöyle dursun, Arap dünyası içindeki yerinin daha da zayıflaması kaçınılmaz. BAE-Mısır ikilisinin kuyruğuna takılmış bir Suudi Arabistan görüntüsü, Riyad’ın her türlü aleyhine işleyecektir.

ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan Kralı Selman ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi. (Krallık Basın Bürosu)
ABD Başkanı Trump, Suudi Arabistan Kralı Selman ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi. (Krallık Basın Bürosu)

Kuruluşun yüzüncü yılına doğru…

Bütün bu parametreler bir arada düşünüldüğünde, Suudi Arabistan’ın, kuruluşundan bu yana tarihinin en kritik ve kırılgan dönemine girdiği söylenebilir. 2032’de, yani devletin 100’üncü kuruluş yıldönümü geldiğinde, nasıl bir Suudi Arabistan bulacağımız, tamamen bugün atılan adımların niteliğiyle bağlantılı olacak.

MBS, ülkenin kurucusu Kral Abdülaziz'in tablosu altında. (Reuters)
MBS, ülkenin kurucusu Kral Abdülaziz'in tablosu altında. (Reuters)

Bir yandan ülkenin iç yapısının yeniden şekillendirilmesinin sonuçları, diğer yandan petrolün istikbaliyle ilgili tartışmalar… Karşımızdaki manzaranın diğer birleşenleri de bunlar.

Türkiye, İran ve Mısır’la birlikte İslâm dünyasının dört sacayağından birini oluşturan Suudi Arabistan’daki her bir sarsıntı ve gerilim, farklı düzeylerde bölgenin her bir köşesinden de hissedilecektir.

YORUMUNUZU YAZIN, SORUNUZU SORUN
{{ entity.comments.quantity }} KİŞİ YORUM YAZDI
İLK YORUM YAZAN SİZ OLUN
BEĞEN

HAFTANIN ÖZETİ

Haşdi Şabi destekçileri ABD Büyükelçiliği'ni bastı
Haşdi Şabi destekçileri ABD Büyükelçiliği'ni bastı
Bu hafta İslam coğrafyasında; Irak'taki Haşdi Şabi taraftarlarının ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği'ni baskını, İdlib'de bombardımandan kaçarak camiye sığınan siviller, Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın (İhvan) Mısır muhalefetiyle uzlaşıya varması, 2019 yılında Libya'da yaşanan ölüm ve yıkım, Çin'in Uygur Türklerine yönelik baskı ve zulüm politikası hab...

PORTRELER

Moğollara karşı: Celâleddin Harizmşah
Moğollara karşı: Celâleddin Harizmşah
12.asrın hemen başlarında, Asya'nın orta ve batı kesim şehirleri; ilim, sanat ve ticarette altın devirlerini yaşıyorlardı. Her biri, Kaf dağının ardından sıyrılıp gelmiş süslü masal şehirleri gibi olan; Semerkant, Buhara, Gürgenç, Nişabur, Belh güzellik ve estetikte birbiriyle yarışıyorlardı. O günlerde, bölgede bir büyük güç hüküm sürüyor, onun ya...

HAREKETLER

Leşker-i Tayyibe Örgütü
Leşker-i Tayyibe Örgütü
Güney Asya’nın düşman kardeşleri Hindistan ve Pakistan arasında önemli sorunlardan bir tanesi de bölgedeki tansiyonun zaman zaman yükselmesine ve karşılıklı çatışmalara sebebiyet veren yerel örgütlerdir. Bunlardan biri de Leşker-i Tayyibe örgütüdür. Saf, temiz ordu anlamına gelen Leşker-i Tayyibe 1987 yılında kuruldu. Hedefleri arasında; cihadın Al...

MALUMAT

Yurdunu kaybeden adam: Cengiz Dağcı
Yurdunu kaybeden adam: Cengiz Dağcı
Kırımlı bir yazar olan Cengiz Dağcı, 6 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak 1919 yılında Gurzuf’ta dünyaya gelmiştir. Çocukluk yıllarını babasının köyü Kızıltaş’ta geçiren Dağcı ilk eğitimini de burada almıştır.Stalin döneminin “tarım topraklarını kolektifleştirme” siyaseti yüzünden ailesinin toprakları elinden alınmış ve babası hiçbir sebep ...
YUKARI DÖNÜN

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz