20.356 Takipçi

Nihayet Dergi zengin içeriğini artık dijital yüzüyle de okuruna ulaştırıyor! Dinleyici olan sizleri Nihayet ve GZT'yi takip etmeye çağrıyor. Yazarlarımız, Doğu’dan ve Batı’dan sesleri başka yerlerde bulamayacağınız içeriklerle ele alıyor. Standartları tartışırken gözden kaçanları “özel dosyalarla” gündeme getiriyor, okuma önerileri sunmayı da ihmal etmiyor. Niteliğin Egemenliği, Kayıtlar, Hayat Memat, Çizgi Hikâye, Kültür Atlası, Türkiye’den-Dünyadan kitaplar ve her ay merak uyandıran dosya konuları… Sizi size anlatan bölümler farklı kalem, çizgi ve fotoğraflarla derginiz Nihayet’te!

100 Türk Büyüğü- Osman Nuri Ergin

Osman Nuri Ergin ,​​​ Kültür tarihçisi , Mecelle-i Umûr-ı Belediyye'nin müellifi. (Çizim: Cemile Ağaç Yıldırım)
Osman Nuri Ergin ,​​​ Kültür tarihçisi , Mecelle-i Umûr-ı Belediyye'nin müellifi. (Çizim: Cemile Ağaç Yıldırım)


İstanbul’un Hafızası

Tarihin bazı önemli noktaları var, dönüm noktaları da deniyor, farkında olmadan orada olmak ayrı bir anlam taşıyor. Bir şehrin isminin şerh edildiği bir zaman diliminde yaşamak, İstanbul’un anlamlarının altına imzasını atmakOsman Nuri Ergin’e nasip oldu. Altı bin iki yüz küsur sokağın isim babası olmak, şehrin binlerce detayına sirayet etmek demek.

İlginizi çekebilir100 Türk Büyüğü- Reşad Ekrem Koçu

Osman Nuri Ergin de kendi kuşağından birçok kıymetli ismin bugün hâlâ isimleri ve yaptıklarıyla anılmasına sebep olan, bir ara dönemde yaşamış olmasıyla hafızamıza kazınan isimlerden. 20 Nisan 1859 tarihli bir nizamname ile İstanbul’un sokakları isimlendirilmeye başlanmıştı ve o isimleri gösteren levhalar sokaklara asılıyordu. Öncesinde muhit ve civar olarak tarif edilen sokaklar, artık bir isme sahipti, sorun şu ki isimler mükerrerdi, onlarca Çeşme Sokak ve Tekke Sokak vardı. Bu ilk isimlendirme girişimi 1900’lerin başındaki İstanbul görünümüne dâhil olan tabelalarla kayıtlı: Üstte Fransızca altta Osmanlı Türkçesi olarak yazılı sokak levhaları.

Tanzimat’tan sonra şehirlerin yönetimi şehremanetlerine geçer ve bu kurumsallaşma şehirlere adım adım yeni bir form kazandırır.

Tüm bu paha biçilemez işlerden sonra, bugün de aşılamamış eserini yazar: 1934 İstanbul Şehir Rehberi.
Tüm bu paha biçilemez işlerden sonra, bugün de aşılamamış eserini yazar: 1934 İstanbul Şehir Rehberi.

Yılların yürüdüğü o zaman diliminde, 1901 yılında Osman Nuri Ergin Darüşşafaka’dan mezun olur ve gelecekte üstleneceği eşsiz kültür görevini ifa etmek üzere Şehremaneti’nde (belediye başkanlığı) çalışmaya başlar. Çeşitli birimlerde çalışırken ileride yapacağı sayısız ve yeri doldurulamaz yayınların ilk hamlelerini belediyedeki resmî yayınlar eliyle yapar: Önce bir yıllık çıkarır; sonrasında çalıştığı Şehremaneti Hazine-i Evrak bölümünde başkâtiplik yaparken, belediyenin evraklarını tasnif ederek Evrak-ı Atikanın Suret-i Tasfiyesine Dair Rapor’u yayımlar. 1927 yılında gerçekleşen nüfus sayımına paralel şekilde İstanbul’un sokak isimlerinin değiştirilip yeni isimler verilmesi sürecini yönetir ve şehrin şerhini bizzat yapar.

Tüm bu paha biçilemez işlerden sonra, bugün de aşılamamış eserini yazar: 1934 İstanbul Şehir Rehberi. Arada bir üçüncü sayfa haberi olarak okuduğumuz sokak ve cadde isimlerinin değiştirilmesiyle gerçekleşen hafıza kaybının ilk muhatabıdır Osman Nuri Ergin, İstanbul’un hafızasıdır.

Fütursuz bir kararla Abdülezel Paşa Caddesi’nin ismi değiştirilip bir üçüncü sayfa haberine ve birkaç köşe yazısına konu olması dışında bir karşılık bulmadığında, şehrin hafızası adım adım piyasanın insafına terk edildiğinde kemikleri sızlayan adam, odur.

İLGİLİ HABERLER