Behçet Necatigil'in unutulmuş bir mektubu

Behçet Necatigil, 1970’lerde Nüzhetiye Caddesi’ndeki evinin balkonunda.
Behçet Necatigil, 1970’lerde Nüzhetiye Caddesi’ndeki evinin balkonunda.

Edebiyat tarihimizde daha çok “şair” kimliğiyle ön plana çıkan Behçet Necatigil,hiçbir edebî akım veya hareket içinde yer almamış, bununla birlikte kendini“toplumcu realist” bir şair olarak nitelemiştir. Necatigil, edebiyatımızın velutkalemlerinden biridir ve şiir kitapları dışında radyo oyunu, deneme-inceleme,mektup, sözlük gibi türlerde eserler neşretmiş; dünya edebiyatından pek çokeseri tercüme ederek dilimize kazandırmıştır.

Edebiyata ilgisi 1927 yılında Kastamonu’da ortaokul öğrencisiyken başlayan Behçet Necatigil’in hayatındaki en büyük şanslardan biri, kendisindeki yazma kabiliyetini erken keşfeden bir hocanın, Zeki Ömer Defne’nin tedrisinden geçmesidir . Şairin o yıllardan kalan tahrir defterindeki Zeki Ömer tarafından yazılan “Yarının iyi bir kalemine sahipsin. Boş durma, oku!”, “Çok ince bir görüş ve derin bir duyuş anlatış kabiliyetin var... Seni takdir ve tebrik ederim Behçet" notları bu bakımdan çok anlamlıdır. Nitekim ilerleyen yıllarda Zeki Ömer’in öğrencisiyle ilgili tahminleri doğru çıkar ve Behçet Necatigil edebiyatımızın önemli şair ve yazarlarından biri olur.

Doğan Hızlan’la Beşiktaş’taki evinde bir röportaj sırasında, 28 Mayıs 1971
Doğan Hızlan’la Beşiktaş’taki evinde bir röportaj sırasında, 28 Mayıs 1971

Edebiyat tarihimizde daha çok “şair” kimliğiyle ön plana çıkan Necatigil, hiçbir edebî akım veya hareket içinde yer almamış, bununla birlikte kendini “toplumcu realist” bir şair olarak nitelemiş bir isimdir. Şair, kendisiyle yapılan bir söyleşide toplumcu realizm ile ilgili şu tespitleri yapar:

“Özde, içerikte değişemem ben. Toplumcu realist şiiri nasıl anladığıma gelindikte: Günümüzün maddeci dünyasında eskimiş sayılan kelimelerdir ya, sormak isterim: Kanaat nedir, feragat nedir, hakkına razı olmak nedir? İşini, görevini; faydalı, vicdanlı, hakkıyla yapmak nedir? Yani bütünüyle ‘Ethik, Ethos’ nedir? Bunlar tam yerine getiriliyor mu? Realizm benim için biraz da dürüstlüktür, onurdur. Yırtıcı, bencil, keyfine düşkün olmamak ve çıkarı için, yaranmak için, art niyetlerle sanatı bir maşa gibi kullanmamaktır. Kuzu postunda, mağdur pozunda kurt ve acımasız, insanları harcamamak da realizmin şanındandır. Sizin deyişinizle ben ‘her dönemimde’ kendimi belki küçük, fakat toplumsal yaygın realite ve yaşantıların şairi saydım.”

Necatigil, şiirlerinde daha çok büyük şehirde hayata tutunmaya çalışan orta halli insanların duyarlıklarını, acı ve mutluluklarını dile getirir. Geçmiş şiir birikimine “metinlerarası” göndermeler yapan Necatigil, şiirlerinde kelimelerin ve seslerin çağrışım güçlerinden de sıklıkla faydalanır.

Behçet Necatigil, edebiyatımızın velut kalemlerinden biridir ve şiir kitapları dışında radyo oyunu, deneme-inceleme, mektup, sözlük gibi türlerde eserler neşretmiş; dünya edebiyatından pek çok eseri tercüme ederek dilimize kazandırmıştır.

Behçet Necatigil, bir otobüs seferinde, 1974.
Behçet Necatigil, bir otobüs seferinde, 1974.

Necatigil’in telif bütün eserleri Ali Tanyeri ve Hilmi Yavuz tarafından yayına hazırlanarak 1981-1985 yılları arasında Cem Yayınevi’nce 7 cilt halinde neşredilmiştir. Necatigil külliyatı 1993 yılından itibarense Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmaya başlamış, geçen zaman içinde şairin bütün eserleri dizisine yeni kitaplar ilave edilmiştir. Bu minvalde şairin eşine yazdığı mektuplar Serin Mavi (1999), çocukluk ve gençlik ürünleri Küçük Muharrir (2017), Kâmural Şipal’le mektuplaşmaları Dar Bir Çember İçinde (2018), kitaplarına girmemiş yazıları Vaktin Zulmüne Karşı Yazmak (2019), radyo oyunu uyarlamaları Konuş Ki Göreyim Seni (2019) ve son olarak kaside ve gazelleri Dost Meclislerinde Kasideler (2019) adlarıyla kitaplaşmıştır.

Necatigil’in külliyatına girmemiş bir mektubu, aşağıda dikkatlere sunulmaktadır. Bu mektuptan anlaşılmaktadır ki 70’li yıllarda Beşiktaş’tan Eminönü’ne yalnızca bir otobüs geçmektedir ve bu otobüsün geliş-gidiş saatleri sürekli değişiklik göstermektedir. O dönemde Beşiktaş’ta Nüzhetiye Caddesi üzerinde bir apartmanda oturan Necatigil, otobüslerin sefer saatlerini öğrenememekten son derece mustarip olmuş ve bu durumun bir an evvel düzeltilmesi için bu mektupla yetkililere çağrıda bulunmuştur. Mektupta bahsi geçen konu, şairin kızı Ayşe Sarısayın’ın hatıralarında şu cümlelerle anılır:

“Dikilitaş’tan kalkan ve evimizin önünden geçerek Eminönü’ne giden bir otobüs vardı. Özellikle Cağaloğlu’na gideceği günler bu otobüse binmek istediğinden, bizim duraktan geçiş saatlerine ait bir liste çıkarabilmek için haftalarca otobüsü izledi; ancak otobüs her gün farklı saatlerde geçiyordu.”

Behçet Necatigil, Doğan Hızlan’la yaptığı bir TV konuşmasında da aynı konuya şu cümlelerle değinmiştir:

“Kent dolaşmaları çok sevdiğim bir uğraş, yan uğraş. Çok da yararlı. Ama gitgide dolaşmalar zorlaşıyor. Çünkü benim dolaşmasını sevdiğim semtlere gidebilmem için taşıtlara binmem gerek. Ya da uzun bir süre kaldırımlarda yürümem gerek. Kaldırımlarda arabalar dolu, yayalara geçit yok. Taşıtlar adam almıyor. Belli bir otobüsü bir durakta bekliyorum. Önce kaç kere not etmişimdir. Bu otobüs terminalden şu saatte hareket eder, şu dakikada buradan geçmesi gerekir. Emin ol, bazen bir saat otobüs beklediğim oluyor. Bir örnek: Bizim bu taraf oldukça sapa bir yer. Dolmuş gelmez Beşiktaş’tan bu yana. Bir otobüs vardır. İki otobüs, kırkbeş dakika aralıklı biri geçer. Arka balkondan ben onun tepeden iniş saatini yazmışımdır kaç kere. Her seferinde o saatten on-onbeş dakika önce balkona çıkarım. Böyle gökten kudret helvası bekler gibi tepelere bakarım hep. Sonra nasıl gideyim ben başka türlü? Ya sabahın çok erken saatinde hareket edeceksin ya da ölü saatlerde. Benim sezimde, askıda kalmış o dolaştığım yerler sur dışı bölgeler. Edirnekapı, Topkapı, Mevlânâkapı, Silivrikapı, Sahilyolu. Ancak oralarda deniz hâlâ tenhalığı bulabiliyor. Yoksa, Boğaziçi, hoşlanmıyorum. Adalar, hoşlanmıyorum. İstanbul’un ücra, temizliğini sürdüren, yani eski sessizliği oldukça sürdüren semtler. Çok isterdim! Ama sen bana bir yol göster, rahat, kent dolaşmalarını sürdüreyim. Olsun işte. Böyle. Hayalinde dolaşıyoruz bazen.”

Behçet Necatigil, Beşiktaş-Ortaköy yolunun boş olduğu yıllarda, okuldan dönerken, 27 Mayıs 1933.
Behçet Necatigil, Beşiktaş-Ortaköy yolunun boş olduğu yıllarda, okuldan dönerken, 27 Mayıs 1933.

“Orta Yurttaş” adlı şiirinde İstanbullu orta sınıf insanın yaşadığı trafik sorununu “Bilmez diyalektik/ Yetiş hangi birine / Salkımsaçak otobüs/ Gün kurtulsun, en önde” mısralarıyla dile getiren Necatigil, “Bir İstanbullunun Not Defterinden II” adlı şiirinin son bölümlerinde de otobüslerin geçiş saatlerini belirten listelerin olmayışını ironik bir dille eleştirir:

  • Bir İstanbullunun Not Defterinden II
  • Sokaklarda gerçeğin yüzleri
  • Park etmiş kaç yüz kaldırımlarda
  • Bir yol
  • Bulmaya çabalar arabasız.
  • Yalvarmalı izleyerek taşıtları
  • Bir araca bin de nasıl binersen bin
  • Zifoslar fışkırtarak üstüme
  • Basar gider arabalı.
  • Bir mahşerde itile kakıla
  • Sindikçe sinerek
  • Ben bu yaşa gelmiş adam
  • Başka yere gidemem ki.
  • Bu duraktan bu otobüs
  • Ne zaman geçer
  • Sorarım, gülerler:
  • Bekle, baba!
  • Beklerim kış yaz ayaz
  • Kuyruklarda
  • İstanbul’da yaşıyorum
  • Yaşamaksa.”

Bu bağlamda 28 Haziran 1977 tarihinde Milliyet gazetesinde yayımlanan mektup, Necatigil’in büyük şehir trafiğinin düzensizliği hususundaki serzenişlerini yansıtmasının yanı sıra şairin toplumsal duyarlılığını göstermesi bakımından da ilgi çekici bir metin olarak karşımızda durmaktadır.

  • Milliyet’e Mektup: Nereye Hangi Araç Gider Bilen Yok
  • İstanbul büyüyor, nüfusları artan yeni yerleşim bölgelerine zaman zaman yeni otobüs-troleybüs seferleri konması gerekiyor. Belediyemiz bu ulaşım ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Otobüs levhalarında adlarını gördüğümüz uzakça semtleri çoğumuz bilmiyor, işimiz düşer de gitmemiz gerekirse, otobüsü ne zaman, nerelerden geçer, sormak araştırmak zorunda kalıyoruz.
  • Bırakın bu yeni siteleri, İstanbul’un kıdemli bölgelerinde bile otobüs-troleybüs kaç dakikada nereden geçer, ilk ve son seferler saat kaçtadır? Oralara sürekli gidip gelmiyorsak bunların bile cahiliyiz. Biletçilere de her zaman sorulmuyor, işleri başlarından aşkın. Terminallerde çeşitli otobüslerin sefer saatlerini belirten listelerden vatandaş yararlanamaz. Ben sadece Beyazıt’ta bu listelerin, isteyenin not alabileceği şekilde, görünürde olduğunu gördüm. Örneğin Eminönü’nde o kadar terminal ve planktonluk vardır, görevliler ancak ısrarla sorarsanız ve sabırlıysalar söylerler size hareket ve sefer saatlerini.
  • Ben şunu öneriyorum: Denizcilik Bankası’nın Şehir Hatları İşletmesi’nin yaptığı gibi, İETT İdaresi de, yaz-kış farkı olmadığına göre, yılda bir kere olsun, bütün otobüs ve troleybüslerin gidiş-dönüş yollarını, ilk ve son sefer saatlerini, diğer seferlerin kaç dakikada bir yapıldığını ayrıntılarıyla gösteren bir tarife bastırmalı, isteyen vatandaş bunu vapur tarifelerinin iskelelerde satışı gibi, ilk duraklardaki görevlilerden parasıyla satın alabilmelidir. Böyle bir İstanbul Belediye Otobüs ve Troleybüsleri Tarifesi, masrafını haydi haydi çıkardıktan başka, idareye az çok bir gelir de sağlar. Geliri düşünülmesin, vatandaşa gerçekten bir hizmettir.
  • Behçet Necatigil/Beşiktaş.
  • Milliyet, 28 Haziran 1977, s.5.