İki bir heves : Kastamonî Lütfü Seymen Bey ve Müteferrika adlı dergisi

Bunlar mecnunlardır ve âşıklardır . İnsan âşık olunca maşukundan başka bir şey konuşmak istemez ki. İstemediği gibi bir de anlatmak ister. İştiyak hadden aşar ve 1993 yılının güzünde Müteferrika dergisi ilk sayısını çıkarır.
Seymen, İ. Lütfü: Kastamonu Cidelidir. 1973 senesinde İstanbul’a gelmiş, 1974 yılında sergicilik yaparak kitap alım satımına başlamış.

Sakallı Lütfü namı ile meşhurdur. Muzip, her daim güler yüzlü, babacan bir adamdır. Eli resme ve çizime yatkındır. Tüyap Kitap Fuarı’nda (sene 2011) Barış Sahaf sahibi Halil Bingöl’ün karşısındaki dükkânda idi.
Reşad Ekrem Koçu’nun Forsa Halil ve Patrona Halil kitaplarını dükkânının önüne asarken hemen oracıkta hızlıca Halil Bingöl’ün de portresini çizmiş, üzerine Sahaf Halil yazarak diğer kitapların yanına asmıştı.
Çok güzel yemek yaptığı rivayet edilmekte ise de yemek nasip olmamıştır. Kitapçılık Ansiklopedisi’nin yayınını tamamlayıp Cide’ye yerleşmeyi ve küçük bir lokanta açmayı düşünmektedir.

Tahtadan yontulmuş baykuş heykelleri her daim dükkânını ve sahaf festivallerinde sergilerini süslemektedir.
Lütfü Seymen’in kitaba olan vukufiyeti biraz da babasından kaynaklanmaktadır. Cide’de uzun yıllar gazete bayiliği yapmış olan babası aynı zamanda Rıfat Ilgaz’ın çok yakın ahbabıdır.
Tanıştığım kişilere dair küçük notlar tuttuğum deftere Lütfü ağabey ile ilgili bunları yazmışım.
Elbette bugün sahaflık mesleğini icra edenlerin en kıdemlilerinden olan Lütfü Seymen için daha fazla şey söylenilmesi gerekir. Fakat kendisinden ziyade “iki kalas bir heves” (tabir Lütfü Seymen’e ait) düsturu üzerine 1993 yılından bugüne değin yayınlamaya devam ettiği kitabiyat dergisi Müteferrika üzerine bir şeyler söylemek niyetindeyim.
Emin Nedret İşli’nin makalesinden öğrendiğimize göre Osmanlıca basılan Matbaacılık ve Kitapçılık adlı dergi İstanbul’da konu hakkında çıkan ilk müstakil dergidir. Sekiz sayfadan müteşekkil dergiyi Türk Yurdu Kütüphanesi neşretmiştir.
Dergi içindeki yazılar Türk Yurdu sahibi Tevfik Nurettin Bey’e aittir. “Başlangıç” başlığı altında derginin çıkış amacı şöyle belirtilir: “Kitapçılık, fikirle ve memleketin hayat-ı ilmiyesiyle doğrudan doğruya alakadar bir şeydir. Bir ticarettir.

Elbette bugün sahaflık mesleğini icra edenlerin en kıdemlilerinden olan Lütfü Seymen için daha fazla şey söylenilmesi gerekir. Fakat kendisinden ziyade “iki kalas bir heves” (tabir Lütfü Seymen’e ait) düsturu üzerine 1993 yılından bugüne değin yayınlamaya devam ettiği kitabiyat dergisi Müteferrika üzerine bir şeyler söylemek niyetindeyim.
Emin Nedret İşli’nin makalesinden öğrendiğimize göre Osmanlıca basılan Matbaacılık ve Kitapçılık adlı dergi İstanbul’da konu hakkında çıkan ilk müstakil dergidir. Sekiz sayfadan müteşekkil dergiyi Türk Yurdu Kütüphanesi neşretmiştir.
Sahaflar Çarşısı’nın önemli isimlerinden Elif Kitabevi sahibi Arslan Kaynardağ’ın 1960-65 yılları arasında çıkardığı Kitap Belleten dergisi de kitabiyat ve özellikle bibliyografya alanında ayrı bir önemi haizdir.

1995’in ekim ayında kitabiyat nöbeti Ankara’ya düşmüş olmalı ki Kebikeç dergisi ilk sayısını yayımlar. Kebikeç dergisi ilk 14 sayısında tamamen kitabiyat konularını işlerken takip eden sayılarda dosya konuları kitabiyatın dışına kaymış, sosyal bilimlerin diğer alanlarında da yazılar dergiye dâhil edilmiştir.
Kebikeç’in ilk sayısına şimdi tekrar bakınca aklıma geldi, Necip Asım Yazıksız’ın Kitap adlı kitabını anmayı unuttuk. Hem Necip Asım Yazıksız’ın kitabı okunmayı hak ediyor hem de Ahmet Yüksel Bey’in kitap eleştirisi. Bu eleştirinin yanı şıra Kebikeç’in ilk sayısında Hilmi Yavuz, Yahya Erdem, M. Bülent Varlık, Ali Birinci gibi isimlerin de yazıları var.

İşte bu içtimalardan birinde bir dergi çıkarılması gündeme gelir. Eh bunlar mecnunlardır ve âşıklardır. İnsan âşık olunca maşukundan başka bir şey konuşmak istemez ki.
Bense bu yazıların arasında daha şahsi olan muhallefat defterlerine, terekelere dair yazıları daha keyifli buluyorum. Kitap meraklılarının çok da göstermeye meraklı olmadıkları şahsi dünyalarına ölümlerinden sonra dahi olsa açılan pencerelerden bakmanın ve onlara dair fikir edinmenin zevki kıyas kabul etmez.
Bu güzel makalelerin yanı sıra 2010 yılında yayınlanan 37. sayısında Müteferrika dergisi okuyucularına bir ek hediye etti. Osmanlı’dan Günümüze Kitap ve Kitapçılık Tarihi adını taşıyan bu ek daha sonra büyükçe bir ansiklopediye dönüşmesi planlanan çalışmanın ilk örneğidir.
Sergiyi ziyaret ederseniz Lütfü Seymen’in eliyle hazırladığı maliyet listesine, dergiye disket içerisinde gönderilen yazılara, derginin ex-librisine, hasılı Müteferrika’nın mutfağına şöyle bir göz atabilirsiniz.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.