20.356 Takipçi

Nihayet Dergi zengin içeriğini artık dijital yüzüyle de okuruna ulaştırıyor! Dinleyici olan sizleri Nihayet ve GZT'yi takip etmeye çağrıyor. Yazarlarımız, Doğu’dan ve Batı’dan sesleri başka yerlerde bulamayacağınız içeriklerle ele alıyor. Standartları tartışırken gözden kaçanları “özel dosyalarla” gündeme getiriyor, okuma önerileri sunmayı da ihmal etmiyor. Niteliğin Egemenliği, Kayıtlar, Hayat Memat, Çizgi Hikâye, Kültür Atlası, Türkiye’den-Dünyadan kitaplar ve her ay merak uyandıran dosya konuları… Sizi size anlatan bölümler farklı kalem, çizgi ve fotoğraflarla derginiz Nihayet’te!

Kediyi Niçin Çok Sevdik?

​Kediyi  Niçin  Çok  Sevdik?
​Kediyi Niçin Çok Sevdik?

Önce kedi vardı. Sonra internet geldi. Bu ikisinin karşılaşması ise kedilerin interneti ele geçirmesi ve bugünün genç kuşağı tarafından (X, Y, Z, İ artık hangisi ise) kedilerin internetin “tanrısı” olarak tanınması sonucunu doğurdu. Yaşı benim gibi otuzun üzerinde olanlar için belki bu süreci takip etmek kolay olmamıştır. Çünkü internet kendi dilini ve kendi dili içerisinde göstergelerini ve göndergelerini yaratırken biz sadece uzaktaki seyirciler olarak kaldık.

Reddit, 4chan, 9gag, gibi siteler meme denilen (okunuşu mîm) resimler ve resim altı yazılardan yahut gif denilen (bunun okunuşu interneti ikiye bölmüş durumdadır.

Bir grup jif olarak okunması gerektiğini söylerken, ikinci grup yazıldığı şekli ile gif olarak okunması gerektiği görüşündedir) çok kısa ve tekrar eden videolardan oluşan bir dil üretti.

Çabuk tüketilebilen, kimi zaman haftalık kimi zaman aylık olarak popüler olan ve sonra ölen bu meme’lerin ve giflerin arasında modası geçmeyen tek şey ise kediler olarak kaldı.

İnternete kadar kedilerin tarihi

Daha internet bulunmadan ve hatta 8 bitlik oyunlar ve Commodore 64 falan piyasada yok iken, bunlardan uzun, çok uzun zaman önce insanlar ve kediler birlikte yaşamaya başladılar.

Commodore 64
Commodore 64

2004 yılında Kıbrıs’ta yapılan arkeolojik kazılar sırasında bir mezar içerisinde insan ve aletler ile gömülmüş bir de kedi bulundu.

Böylelikle kedilerin 4000 yıl önce değil, 9500 yıl önce evcilleştirildikleri ortaya çıkmış oldu. Ayrıca kedilerin evcilleşme sürecinin diğer hayvanlara pek benzemediğini de söylemekte fayda var.

Kediler, insanlar tarafından çeşitli kısıtlamalar ve zorunluklara maruz kalmadan kendi istekleri ile insanlarla yaşamaya başladılar.

Bugün bile başına buyruk, sahibini pek takmayan kedilere de bu yakışırdı zaten. Yerleşik hayata geçip tarımla uğraşmaya başlayan insanların tarlaları fare vb. kemirgenleri etrafına toplayınca, kediler de bu kemirgenlerin peşi sıra tarlalar etrafında takılmaya başlamış, insanlar da kedilerin zararlı kemirgenleri yediğini görünce bu hayvanları çevrelerinde tutmayı seçmiş olmalılar.

Yahut bazı karikatürlere konu olan başka bir şey de olmuş olabilir.

Kedilerin interneti ele geçirmesinin tarihçesi

İşte Mısır’da ve dünyanın diğer bölgelerinde bu sevimli tüylü hayvanlar ile dostluğumuz devam ederken arada bir yerde internet ortaya çıktı. YouTube’un kurucularından olan Michael Wienzek 2005 yılında “köpekcikler ve kedi” başlıklı bir videoyu kurduğu siteye yükledi. Bugüne kadar 16 milyondan fazla izlenen bu video sanırım kedilerin internette kuracakları saltanatın habercisi idi.

I can has cheezburger

İnternet dili kendi içerisinde bir ikilemi barındırıyor. Şöyle ki internette birisiyle tartışırken gramer yahut yazım hatası yapmak karşı tarafın sizi tartışmada alt etmesi için yeterli bir sebep olarak kabul edilmiş durumdadır.

Örneğin “your”, “you are” gibi kelimelerin karıştırılması kullanıcıların sıklıkla dalga geçtiği durumlardan birisi. Fakat bütün bunlara karşın internetin kendi geliştirdiği lingua francası İngilizcenin dilbilgisi kurallarını bilinçli bir şekilde bozuyor.

2007 yılında internet âlemine giriş yapan “I can has cheezburger” kedisi de bu durumun bir istisnası değil. Dil bilgisel olarak doğru olan “I can have” yerine açıkça yanlış olan “I can has” hatta kimi zaman “I can haz” şekli kullanılıyor.

Burada şüphesiz hayvanlarla konuştuğumuz zaman kendi dilimizi de bozmamızın, daha sevimli bir hâle getirmemizin de etkisi var. Sevimli bir kedi ve Türkçeye “ben de çizburger alabilir miyim/ yahut yiyebilir miyim” şeklinde tercüme edilebilecek yazısı ile bu mîm bütün kedi mîmlerinin atası gibi.

Tabii ki bu bir başlangıç. Daha sonra kedinin ve yiyeceğin değişik versiyonları ile farklı farklı mîmler yapıldı.

Bu dili (daha doğrusu dilin kendi anlam dünyası içerisinde yarattığı göstergeleri) bilmeyenler için diğer versiyonların neden komik olduğunu anlamak zor.

Çizburger kedisi temelinde ortaya çıkıp daha sonra kendi popülaritesini oluşturan “bröther may I have some lööps” kedisi bu durumun bir örneğidir.

Bu mîm denilen internet dilinin anlaşılması için her göstergenin karakteristik özelliklerini bilmek gerekmekle birlikte, iki ayrı mîmin ortak bir yerde buluştuğu zaman da ne anlama geldiğini bilmek gerekiyor.

Scooby-Doo
Scooby-Doo

Küçükken izlediğimiz Scooby-Doo çizgi filminde arkadaşları ile çeşitli gizemleri aydınlatan bir köpek vardı. Çizgi filmin sonu hep Fred adlı karakterin “Bakalım bu işin arkasında kim varmış?” di yerek sahte canavarın/hayaletin vs. yüzündeki maskeyi çıkarması ile biterdi.

O zaman Scooby-Doo göndermelerinde aranması gereken özellik budur, yani bir şeyin arkasındaki gerçeğin ortaya çıkarılması. İnternette dolaşan bu mîmler, çizburger kedisi ile lööps kedisinin aslında aynı mantıkta olduğunu Scooby-Doo ile birleştirerek açıklamakta.

Bu gibi durumların daha birçok örneği gösterilebilir ve mîmler arasındaki farklı ilişkileri anlamak için tıpkı yeni bir dil öğreniyormuş gibi çaba sarf etmek de gerekiyor.

The Nyan-Cat

The Nyan-Cat (Niyın diye okunuyor) 2011 yılında YouTube’a yüklenen bir video aslında. Daha sonraları gif olarak kullanılıyor. Niyın kedi, başı, patileri, kuyruğu normal bir kedi iken vücudu Amerikalıların poptart dedikleri tatlıdan oluşuyor ve arkasından gökkuşağı çıkararak uçuyor.


Niyın kedi kendi adına açılmış bir web sitesine sahip ve buradan karakteri retro, Meksikalı, zombi, reggy yahut Noel Baba gibi çeşitli kıyafetlerle süsleyip izleyebiliyorsunuz. Niyın kedinin neden bu kadar popüler olduğunu ben de anlamış değilim fakat insanlar arasında videoyu en uzun izleme yarışmaları yapılıyor.

Grumpy Cat

Tardar Sauce isimli kedi, kedilerde görülen bir çeşit dwarfizm (cücelik) hastalığından muzdarip. Bu hastalık sebebi ile sürekli asık bir surata sahip olan kedi 2012 yılında internet mîmleri arasına girdi ve no (hayır) kelimesinin karşılığı olarak kullanılmaya başlandı.

İlk defa Reddit adlı sitede görülen kedi kısa sürede ünlü oldu ve şöhreti hâlâ devam ediyor. Herhâlde bunun kadar meşhur olmuş kedi de yoktur.

Çeşitli dizilerde yan karakter olarak boy göstermesinin yanı sıra Grumpy Cat: A Grumpy Book adlı bir kitabın da yazarı kendileri.

Aristocat

İnternetin Kelile ve Dimne’ye yahut La Fontaine’in masallarına benzeyen bir yönü var. Eski metinlerde olduğu gibi hayvanlara birtakım özellikler atfedilmiş ve onlar bu özellikleri ile öne çıkarılmış durumda. Örneğin “actual advice mallard” adıyla kullanıcılara tavsiye veren bir ördek var. Hep aynı ördek resmi üzerine değişik değişik tavsiyeler yazılıyor.

Aristocat de internet mîmlerinin tasnifinde “advise animal” denen kategoriye giriyor. Fakat bu elit kedinin tavsiyeleri yahut uşağına verdiği emirler bir kediye yakışır cinsten olduğu için sizin gündelik hayatınızda pek de işe yarayacağını sanmam.

Business Cat

Patron kedinin iki farklı formatı bulunuyor. Birincisinde “paint terk” olarak nitelenen daha basit bir form. Boynunda kravat olan siyah bir kedinin verdiği emirler metin olarak resmin altına ve üs - tüne yazılıyor.

İkinci formu ise ilkine oranla oldukça sanatsal ve yazıdan ziyade birkaç kare süren kısa bir çizgi romanı anlatıyor. Bu kedilerin dışında internetin tartıştığı en netameli konulardan birinin de temelinde kediler bulunuyor.

Uzunca bir süre kedilerin katı mı yoksa sıvı mı olduğu ciddi ciddi tartışıldı. Tartışmaya birçok farklı kullanıcı kedilerinin vazo, leğen ve benzer kapların içerisine girerek aldığı değişik şekillerin fotoğrafları ile katkıda bulundu.

Hatta bir araştırmacı “Are Cats Liquid” (Kediler Sıvı mıdır?) başlıklı bir makale yazdı ve bu makalesiyle Harvard Üniversitesi tarafından Nobel ödüllerinin parodisi olarak verilen ve farklı, insanları gülümseten ve düşündüren çalışmalara verilen Ig Nobel Prize ödülünü almaya hak kazandı.

Bütün bunların yanı sıra Tumblr ve Instagram gibi sitelerde sadece kedilere özel olarak açılan hesapların sayısı gün geçtikçe çoğalıyor. Bu sitelerde ise kullanıcılar kedilerin komikliğinden ziyade naif, elegant pozlarını yayınlayıp kediyi bir güzellik objesi olarak tanımlıyorlar. Siyam, Van, Ankara, Norveç Orman Kedisi gibi cins kediler bu sitelerde boy göstermekte.

Niçin kedi?

Yukarıda yazdığımızı kısaca özetleyecek olursak kediler internette farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla güldürü amaçlı olmakla birlikte kimi zaman kahve, kitap ikilemelerinin yanında üçüncü olarak yer almaktalar. Yahut sadece salt bir güzellik öğesi olarak portre tadında fotoğraflar. Şimdi ilk soruya geri dönebiliriz. Kediyi niçin çok sevdik?

Modern insan teşhircidir gibi genel ve geçmişi yücelten bir yargı ile bu işin içinden kolayca sıyrılmak mümkün. “Her şeyi paylaşıyorken arada kediler de paylaşıldı ve sevildiler” demek biraz basite kaçmak olacak. Bence insan hep aynı insan, araçları değişmiş olmakla birlikte teşhircilik hep vardı. Belki geçmişte insan şahsen teşhirci idi, bugün ise teşhirin aracı sosyal ağlar ve internet. New York Hareketli Resimler Müzesi (MoMI) 2015 yılında “Kediler İnterneti Nasıl Ele Geçirdi” adlı bir sergi düzenledi.

Serginin küratörü Jason Eppink insanların kedileriyle köpeklerle yaptıkları gibi parkta dolaşamadıkları yahut onlara çeşitli numaralar öğretemedikleri ve kedilerini insanlara gerçek hayatta göstermedikleri için interneti ve sosyal ağları bir çeşit “kedi parkı” hâline çevirdikleri görüşünde.

Kedi sahipleri biraz anti-sosyal, kedi de bir ev hayvanı olunca insan ister istemez eve biraz daha bağımlı hâle geliyor. Bunun üstüne evde kedinin yaptığı şaklabanlıkları gösterecek kimse de yoksa güldüğümüz yahut sevindiğimiz zamanları internet üzerinden paylaşmaktan başka bir çare kalmıyor gibi. Bu sonuçta kedidir; atlar gibi koşu yarışı yapamaz yahut köpekler gibi yeteneklerini sergileyeceği yarışmaları yok.

Elde olan tek şey kedinin yaptığı bize göre komik olan hareketler yahut şirinliği. Araştırmacılar beynin daha geniş sosyal gruplar hâlinde yaşamaya alışacak şekilde geliştiği görüşündeler. Gülmek de bu sosyal yaşamın bir parçası olarak dil üstü ve daha hızlı bir iletişim sağlıyor. Gülmenin kendisi gibi neye güldüğümüz de değişiyor demek isterdim ama bundan o kadar emin değilim.

Mesela Nasreddin Hoca’nın az bilinen bir fıkrası var: “Hocaya bir gün camide Kur’an oku demişler, hoca da ne yeri ne zamanı demiş.” Bunu vine videosu hâline getirip hocaya da bir gözlük ve ağzına sigara koyup sonuna “thug life” yazsanız bugün de gülünür diye düşünüyorum.

Aynı şey kedi için de geçerli olmalı. Atalarımız evcilleşen kedilerin yaptıkları kimi hareketleri komik bulmuş olmalılar. Komik de kendi içinde farklı bölümlere ayrılıyor. Bir şey iğrenç ve komik olabilir, garip (abes) ve komik olabilir, yahut gerçekten komik olmayıp komik olabilir. Sanırım bunların içerisinde kedilerin yaptığı hareketler abes kategorisine girer.

Yani doğal akışı bozan, normal hayatta karşımıza çıkmayan yahut o anda beklenmeyecek hareketler yaptıkları için gülüyoruz kedilere. Düzgün ve biraz da sıkıcı hayatımızın kırılmalara ihtiyacı var. Bu kırılmaları kendi hayatımızda bu kadar sık göremediğimiz için olsa gerek ihtiyacımızı kediler üzerinden tatmin ediyoruz.

Öte yandan kedilerin internette bu kadar yaygınlaşmasının bir diğer sebebi de günümüzde komedi dilinin daha çok cinsel ve ırkçı söylemlere kaymış olmasına karşı doğan bir nevi istemsiz tepki gibi. Kedilerin doğal durum komedisi bize özlemini duyduğumuz Charlie Chaplin’in sessiz komedi filmlerini hatırlatıyor gibi.

Bugün hayatımızın her anı, bir şekilde kayıt altına alınıyor ve biz kendimizi bu durum karşısında ister istemez kısıtlıyor, bir oto kontrol mekanizmasıyla yaşıyoruz.

Buna karşın kedilerin “kendini bilmezliği” yaşadığımız çağın tam zıttı ve kedi fotoğrafları yahut videoları bize bir özgürlük imkânı vadettiği için bu kadar popüler.

Bununla bağlantılı olarak yukarıdaki mîmlerde de görüldüğü üzere kedinin insan rolü üstlenerek komik olması da kedinin bir alter-ego olma durumunu gösteriyor. Kısıtlandığımızı yahut özgür olmadığımızı hissettiğimiz durumlarda kendimizi internetteki kedinin yerine koyarak bir geçici rahatlama yaşıyoruz.

Buna ek olarak kedi komikliğinin zamansal bir sınırı var. Kediler aslında gece avlanan hayvanlardır ve gündüzün büyük bir çoğunluğunu uyuyarak geçiriyorlar. Hareketli oldukları zamanlarda da bize komik gelecek şekilde yaptıkları hareketlerin zamanı çok uzun değil.

Bu aslında bugünün insanının işine gelen bir şey. Yani bir kedi videosunu yahut gif’ini açıp beş saniyede bütün komikliği izleyip, gülüp başka bir şeye geçebiliriz. İnternetin yazılı olmayan kurallarından birisi de efektif olmaktır ve kediler bu konuda çok başarılılar.

İLGİLİ HABERLER