20.356 Takipçi

Nihayet Dergi zengin içeriğini artık dijital yüzüyle de okuruna ulaştırıyor! Dinleyici olan sizleri Nihayet ve GZT'yi takip etmeye çağrıyor. Yazarlarımız, Doğu’dan ve Batı’dan sesleri başka yerlerde bulamayacağınız içeriklerle ele alıyor. Standartları tartışırken gözden kaçanları “özel dosyalarla” gündeme getiriyor, okuma önerileri sunmayı da ihmal etmiyor. Niteliğin Egemenliği, Kayıtlar, Hayat Memat, Çizgi Hikâye, Kültür Atlası, Türkiye’den-Dünyadan kitaplar ve her ay merak uyandıran dosya konuları… Sizi size anlatan bölümler farklı kalem, çizgi ve fotoğraflarla derginiz Nihayet’te!

The Young Pope: Bir aziz mi, yoksa şeytan mı?

The Young Pope: ​Bir aziz mi, yoksa şeytan mı?
The Young Pope: ​Bir aziz mi, yoksa şeytan mı?

ABD’li yayıncı kuruluş HBO’nun yapımcılığını üstlendiği, ülkemizde de online platform Blutv’nin yayına sunduğu The Young Pope, Vatikan’da “ihtiyar, vakit öldüren, marjinalleşen bir kurum” olarak nitelenen Kilise’nin yazgısını onarma isteği duyan “Hayalî Papa” XIII. Pius’un çabasını ekrana taşıyor.

İçindekiler

The Borgias’ın gösterime girmesiyle birlikte, Vatikan’ın tarihi ve kirlenmişliği bir kez daha tartışmaya açılırken; Borgia ailesinin üzerinden geçen altı yüzyıla rağmen birçok sorunun günümüzde de varlığını devam ettirmesi, Vatikan’ı ve Katolik dünyasını kendisiyle yüzleşmeye âdeta yeniden davet ediyor.
The Borgias’ın gösterime girmesiyle birlikte, Vatikan’ın tarihi ve kirlenmişliği bir kez daha tartışmaya açılırken; Borgia ailesinin üzerinden geçen altı yüzyıla rağmen birçok sorunun günümüzde de varlığını devam ettirmesi, Vatikan’ı ve Katolik dünyasını kendisiyle yüzleşmeye âdeta yeniden davet ediyor.

Yapımcı ve senarist Neil Jordan’ın The Borgias isimli dizisi 2011 yılında yayına girdiğinde, Vatikan merkezli çeşitli tartışmaları beraberinde getirmişti. Papa VI. Alexander olarak bilinen Kardinal Rodrigo Borgia’nın 1492 yılında Papa seçilmesi ve 11 yıllık olaylı yönetimini ekrana taşımıştı. Vatikan’daki Katolik Kardinaller Meclisi “Konklav”da diğer kardinalleri satın alarak ya da türlü şantajlarla kendisini Papa seçtirten Borgia; dizginleyemediği siyasi hırsı, ihtirasları, entrikaları ve ittifaklarının yanı sıra, Katolik ruhbanların evlilik yapmamasına karşın eşi, metresi ve üç çocuğunu Vatikan Sarayı’na getirmiş ve aile saltanatı kurmasıyla nefret objesine dönüşmüş bir isimdi.

Diğer yandan, Borgia ailesi içinde yaşanan sapkın ilişkilerin ayyuka çıkması da, Papalık makamı ve Vatikan’ın üstüne asırlarca çıkmayacak kara bir leke olarak yapışıp kalmıştı.The Borgias’ın gösterime girmesiyle birlikte, Vatikan’ın tarihi ve kirlenmişliği bir kez daha tartışmaya açılırken; Borgia ailesinin üzerinden geçen altı yüzyıla rağmen birçok sorunun günümüzde de varlığını devam ettirmesi, Vatikan’ı ve Katolik dünyasını kendisiyle yüzleşmeye âdeta yeniden davet ediyor. Bu yüzleşmeye davette bulunan yapımlardan bir diğeri ise 2016’da gösterime giren The Young Pope isimli dizi oldu. Ancak bu kez Rodrigo Borgia’nın zıttı olarak görebileceğimiz, Vatikan’ın tüm kirlenmişliğinin farkındalığıyla Roma Katolik Kilisesi ve Papalık makamına yeniden itibar kazandırmanın peşindeki “Hayalî Papa” XIII. Pius (Lenny Belardo) yoluyla...

The Great Beauty, Il Divo, Youth, This Must Be the Place filmleriyle tanınan Oscarlı yönetmen Paolo Sorrentino imzası taşıyan The Young Pope, ortaya koyduğu genç ve sıra dışı Papa karakteriyle dikkat çekiyor. Dizi, İngiliz sinema eleştirmeni Euan Ferguson’ın ifadesiyle, “tarzı, güzelliği ve sorularıyla dinin asla yapmadığı biçimde büyüleyici bir yapım olarak dikkat çekerek, dinin daha iyi yönetmenlere sahip olması gerektiğini” hatırlatıyor.

ABD’li Papa nasıl olurdu?

Sorrentino’nun The Young Pope’da karakterleştirdiği “Hayalî Papa” Lenny Belardo’nun papalığa uzanan hikâyesi, New York Brooklyn’de hippi bir çiftin çocuğu olarak, kendisine bakamayan ebeveynleri tarafından yetimhaneye terk edilmesiyle başlıyor.
Sorrentino’nun The Young Pope’da karakterleştirdiği “Hayalî Papa” Lenny Belardo’nun papalığa uzanan hikâyesi, New York Brooklyn’de hippi bir çiftin çocuğu olarak, kendisine bakamayan ebeveynleri tarafından yetimhaneye terk edilmesiyle başlıyor.

Sorrentino’nun The Young Pope’da karakterleştirdiği “Hayalî Papa” Lenny Belardo’nun papalığa uzanan hikâyesi, New York Brooklyn’de hippi bir çiftin çocuğu olarak, kendisine bakamayan ebeveynleri tarafından yetimhaneye terk edilmesiyle başlıyor.

8 yaşından itibaren, en yakın arkadaşı Dussolier (Scott Shepherd) ile birlikte Rahibe Mary (Dieane Keaton) tarafından özenle yetiştirilen Lenny, çocukluğundan itibaren gösterdiği manevi meziyetlerle dikkat çekiyor.

Din adamlığı serüveninde akıl hocalığını da üstlenen Kardinal Michael Spencer’ın (Jamed Cromwell) desteğiyle genç yaşında kardinal olan Lenny, selefi olan Papa’nın ölümü üzerine, Konklav’da kardinaller arası rekabetten sürpriz bir şekilde Papa seçilerek çıkıyor. Seçilmesiyle birlikte “XIII. Pius” sıfatını tercih eden Lenny, 47 yaşında ve ABD’li ilk Papa olarak Vatikan Katolik Kilisesi’nin yönetimini üstleniyor.

Dizide, ünlü oyuncu Jude Law’ın ustalıkla canlandırdığı genç Papa, ülkesi ABD’nin liberal değerler ve modernizmin adresi olması nedeniyle, Papalık makamında nasıl hareket edeceği merakı uyandırıyor.

XIII. Pius, Kilise ve Katolikliğe dair derin bilgisi, uzlaşmaz, asabi ve kindar yapısı, güçlü hafızası, eğlenceli ve şakacı kişiliği, otoriterliği, acımasızlığı ve siyasi dehasıyla dikkat çekiyor. Dizide çelişkili kişiliği gözden kaçmayan Genç Papa, bir yandan “Ben hiç kimseyim. 5 avro bile etmem. Ben yokum, sadece Mesih ve Kilise var” diyecek kadar kendisini hiçleştirirken, öte yandan “İnsanın yanılabilir olmasının aksine, benim yanılmazlığımı vurgulamayı gerekli görüyorum” diyecek kadar da kibirli bir söylem inşa ediyor.

İlginizi çekebilirKaydedilmiş müziğin öyküsü: Soundbreaking

Katolik dünyasının sorunlarının derinlemesine farkında olan Papa, İncil’in ağır bir eser olduğunu ve çok okunmadığını söylüyor, vaftiz törenini işkence olarak görüyor, günahı hak yapmak isteyen moderniteye ve umarsızlığa tepki duyuyor, ruhban sınıfının üçte ikisinin eşcinsel olduğuna dikkat çekiyor, Kiliselerdeki çocuk tacizlerinden rahatsızlığını belirterek, çocuk tacizcisi New York Başpiskopusu’nun adıyla anılan Kurtwell davasının takipçisi oluyor.

  • Vatikan’da, hakkında “Papa Tanrı’ya inanmıyor” söylentilerinin çıkmasına neden olacak kadar derin sorgulamalara girişen ve keskin çıkışlar yapan Genç Papa, geçmişi ve bugünüyle kendisine yapılacak şantajları ve kurulan komploları boşa çıkartacak kadar da temiz bir inançla yaşıyor. Öte yandan Vatikan Sarayı’nda ilk olarak sigara yasağını kaldırması ve çokça sigara içmesiyle kuralları hiçe sayan XIII. Pius; yaşlı ve kilolu papaların aksine bilardo oynayan, düzenli yüzen, spor yapan, zayıf ve sağlıklı bir profil sergiliyor. “Bir rahibin basit ve sıkıcı hayatını yaşadık... Aşk yok... Çünkü korkağız” diyecek kadar da özeleştirel davranan Genç Papa, tüm özellikleriyle karşımızdaki karakterin sıra dışılığını farklı yönleriyle ortaya koyuyor.

Gizemli, erişilmez, rahatsız edici

XIII. Pius, memnuniyetsizliğini “Bir kardinal eşitlik içinde çalışır, Papa ise mutlak hükümdar” sözleriyle ortaya koyarak, yalan, dedikodu, iftira, komplo, entrika, klikleşme, çıkar çatışmaları ve türlü sapkınlıkların kol gezdiği Vatikan’da dizginleri eline almaya kararlı olduğunu gösteriyor.
XIII. Pius, memnuniyetsizliğini “Bir kardinal eşitlik içinde çalışır, Papa ise mutlak hükümdar” sözleriyle ortaya koyarak, yalan, dedikodu, iftira, komplo, entrika, klikleşme, çıkar çatışmaları ve türlü sapkınlıkların kol gezdiği Vatikan’da dizginleri eline almaya kararlı olduğunu gösteriyor.

Görevi devralmasıyla birlikte, kişiliği gibi sıra dışı bir yönetim sergileyen XIII. Pius, kısa zamanda Vatikan’daki statükoda ciddi bir rahatsızlık uyandırmayı başarıyor. Bu rahatsızlık, Vatikan Devlet Sekreteri olan tecrübeli isim Kardinal Voiello’nun (Silvio Orlando), Genç Papa’ya yönelik şu sözlerinde billurlaşıyor: “Sizin ilahi bir figür olmamanız gerekiyordu. Uzlaştırıcı bir papa olmanız gerekiyordu. Kardinal olarak gösterdiğiniz sağduyu; benim değer verdiğim ilerici pozisyonlar ile Kardinal Spencer’ın değer verdiği muhafazakâr pozisyonlar arasında olası köprü olarak görüldü. Siz bir sentez olarak düşünüldünüz. Hem Kutsal Ruh’u hem de beni memnun edecek mutlu bir sentez.”

Fakat XIII. Pius, memnuniyetsizliğini “Bir kardinal eşitlik içinde çalışır, Papa ise mutlak hükümdar” sözleriyle ortaya koyarak, yalan, dedikodu, iftira, komplo, entrika, klikleşme, çıkar çatışmaları ve türlü sapkınlıkların kol gezdiği Vatikan’da dizginleri eline almaya kararlı olduğunu gösteriyor.

  • Genç Papa XIII. Pius, yönetiminin ilk aylarında Vatikan içinde yaptığı çeşitli konuşmalarda şu sözlerle tüm niyetini ortaya koyuyor: “Bugüne kadar ardına dek açık olan her şey artık kapalı olacak.Evanjelizm; çoktan yaptık. Ekümenlik; denedik gördük. Hoşgörü; burada yaşamıyor artık. Tahliye edildi. Evi yeni sakini için boşalttı. Yıllardır diğerlerine el uzatıyoruz. Bırakmanın vaktidir. ‘Sadece Kilise sahiptir gerçekliğin karizmasına’ demiş Antakyalı Aziz Ignatius. Ve haklıydı. Dışarıya bakmamız için sebep yok... Görünürlük yerine gizem. Hayatım boyunca görünmez olmak için hazırlanmışım... Vatikan, evet, denize kıyısı olamayacak kadar küçük bir şehir devleti. Hayatta kalabilmesi için liderinin bir rock star kadar erişilmez olması gereken bir şehir devleti. Vatikan mübalağalar sayesinde ayakta. O hâlde bir mübalağa yaratmalıyız. Ama bu ters yönde... Yeniden yasaklı olmalıyız. Erişilmez ve gizemli. Yeniden arzulanır olabilmenin tek yolu bu. Büyük aşk hikâyeleri ancak böyle doğuyor. Ve ben artık yarı zamanlı inananlar istemiyorum. Büyük aşk hikâyeleri istiyorum. Tanrı fanatikleri istiyorum. Çünkü fanatiklik aşktır. Geriye kalan her şey sadece muadilidir. Ve Kilise’nin dışında kalacaktır... Bugünden itibaren uzlaşma kelimesi sözlükten çıkarıldı.”

Öfkeli ve sürprizlerle dolu bir karakter

Genç Papa, Saint Peter Meydanı’nda Katoliklere yaptığı ilk balkon konuşmasında karanlık içindeki bir siluet olarak belirerek, “Neyi unuttuk?” sorusuyla başlayan oldukça öfkeli bir konuşmada bulunuyor.
Genç Papa, Saint Peter Meydanı’nda Katoliklere yaptığı ilk balkon konuşmasında karanlık içindeki bir siluet olarak belirerek, “Neyi unuttuk?” sorusuyla başlayan oldukça öfkeli bir konuşmada bulunuyor.

Bu stratejiyle dünyanın merakını ve sadakatini tetikleyeceğini, böylece herkesin gelip bu gizemi keşfetmek isteyeceğini düşünen ve o güne kadar tek bir fotoğraf karesi dahi bulunmayan Genç Papa, Saint Peter Meydanı’nda Katoliklere yaptığı ilk balkon konuşmasında karanlık içindeki bir siluet olarak belirerek, “Neyi unuttuk?” sorusuyla başlayan oldukça öfkeli bir konuşmada bulunuyor. Bu konuşma ve sonrasında izlediği stratejiyle ise “Berbat bir papa. Modern zamanların en kötü ve en tehlikeli papası”, “400 yıldır insanlara böyle kötü davranan bir papa olmamıştı. Bu papa tuhaf ve çelişkili. Nasıl bir kilise istiyor?”, “Kendi başlarına doğru olan kavramları alıp bir araya getirerek aşırı katı bir sistem yarattın” eleştirilerine muhatap oluyor. Kendisinin “bir aziz” olarak nitelenmesine ise “İftira!” cevabı veriyor. Ancak XIII. Pius, sürekli gerçekleştirdiği sürpriz çıkışlarının etkileyici sonuçlarıyla ise heyecan uyandırıyor.

ABD’li yayıncı kuruluş HBO’nun yapımcılığını üstlendiği, ülkemizde de online platform Blutv’nin yayına sunduğu The Young Pope, Vatikan’da “ihtiyar, vakit öldüren, marjinalleşen bir kurum” olarak nitelenen Kilise’nin yazgısını onarma isteği duyan “Hayalî Papa” XIII. Pius’un çabasını ekrana taşıyor. Vatikan’daki Katolik statükocularla mücadele eden liberal ve reformist bir ABD’li Papa beklentisinin tersine çevrildiği dizi, geleneğe dönüşü ima için “XIII. Pius” sıfatını alan Genç Papa’nın merkezinde olduğu olaylar yoluyla, Kilise’yi dünyada yeniden çekici kılma çabalarının oluşturduğu yorgunluğu ortaya koyan bir anlatıya kapı aralıyor. Genç Papa’yı bu zor mücadelesinde ise en az kendisi kadar kompleks ve “astrofizik kadar karmaşık” olarak nitelenen Vatikan dünyası bekliyor.