"POSTUMUZU SERDİK!". POST ÖYKÜ, 2014'TE BU SLOGAN İLE MATBAANIN YOLUNU TUTTU. ÖYKÜYÜ MERKEZİNDE TUTAN DERGİ; KURMACA METİNLER, MAKALELER, İNCELEMELER VE RÖPORTAJLARI DA SAYFALARINA ALIP, İKİ AYDA BİR SATIŞ ŞUBELERİNİN RAFLARINDA YERİNİ ALIYOR. ŞİMDİ, SİZ BU KAYDI DİNLERKEN POST ÖYKÜ, DİJİTAL DÜNYADA DA YENİ BİR ÖYKÜYE İMZA ATIYOR. ATÖLYELER, İLGİNÇ DOSYALAR VE YAZARLARIN MUTFAĞINDA OLUP, BİTENLER! TÜM BUNLAR VE DAHA FAZLASI SAYFALARDAN EKRANLARINIZA TAŞACAK! POST ÖYKÜ VE GZT'Yİ SOSYAL MEDYA MECRALARI ÜZERİNDEN TAKİP ETMEYE BAŞLAYIN.

20.356 Takipçi
POST ÖYKÜ HAKKINDA

Akif Hasan Kaya ile mini söyleşi

Yazarlıktan para kazanmıyorum. Dolayısıyla eve ekmek götürmek için yaptığım başka bir işim var.
Yazarlıktan para kazanmıyorum. Dolayısıyla eve ekmek götürmek için yaptığım başka bir işim var.

Yazarken özellikle yalnız kalmalıyım. Bu önemli. Ama bu her yazar için geçerlidir sanıyorum. Eh böyle bakınca, edebiyat tarihçilerinin özellikle bahsedeceği, okurların dikkatini çekecek, üzerine konuşulup, yorum yapılacak bir ritüele sahip değilim.

İçindekiler

1- Google’da ne sıklıkla adınızı aratıyorsunuz?

Her gün aratıyorum. Ama google’nin bana gıcığı olduğunu sanıyorum. Zira, arama sonuçları pek iç açıcı değil. Çok az sonuç çıkıyor. Şaka şaka. :) Adımı değil belki ama kitapları ayda bir aratıyorum diyebilirim. Yoksa kitap hakkında çıkan yazılardan nasıl haberdar olabilirim değil mi? Ama bunu sormanız iyi oldu. Arada sırada adımı da aratsam fena olmaz.

2- Okurlarınızın size rastlama ihtimalinin en yüksek olduğu yer neresi?

Ne yalan söyleyeyim bunu hiç düşünmemiştim. Ben sosyal hayatın içinde olan bir insanım. Yazarlıktan para kazanmıyorum. Dolayısıyla eve ekmek götürmek için yaptığım başka bir işim var. Okurlarım bana işe giderken otobüste rastlayabilirler mesela. Ya da en iyisi hiç riske girmeyelim, telefonlaşıp buluşalım.

3- Yazma ritüeliniz var mı?

Beynime daha fazla kan gitsin diye kendimi tavana ayaklarımdan asarak yazmak gibi, yazarken mutlaka dinlediğim bir müzik gibi, işte ne bileyim mutlaka doğanın içinde olmalıyım gibi belirgin bir ritüelim yok. Ama mutlaka sessizlik arıyorum. Özellikle yalnız kalmalıyım. Bu önemli. Ama bu her yazar için geçerlidir sanıyorum. Eh böyle bakınca, edebiyat tarihçilerinin özellikle bahsedeceği, okurların dikkatini çekecek, üzerine konuşulup, yorum yapılacak bir ritüele sahip değilim.

4. Çevirseler de okusak dediğiniz bir kitap var mı?

Mourid Barghouti’nin şiirlerinin çevrilmesini dört gözle bekliyorum.