Evi yitirmek, yolda olmak ve sona ermek

Zaten “Kim yenilmemiştir ki kendi zaferine?”
Zaten “Kim yenilmemiştir ki kendi zaferine?”

Dünyadan ayrılma, birtakım güç kaynaklarına dalma ve yaşam yenileyen dönüş.3 Bunun sonsuza dek yinelenen bir şarkı olduğunu söyler Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu'nda. Tomris Uyar da eşikten geçmesiyle, yurdunu terk etmesiyle başlatır Camsap'ın hikâyesini.

  • "Eğer cennetin, güneşin doğduğu yerin kraliçesiysen," dedi kapıcı, "söyle niye geldin dönüşü olmayan ülkeye? Yolcusu dönmeyen yola kalbin neden sürükledi seni?"1

Her insan içinde bir yol taşır. Dillerden müteşekkildir bazen bu yol, rüyalardan, birbiri içine geçmiş hikâyelerden, zamanları aşan kervanlardan. Zihin, dil ile aydınlandığında yürümeye başlar insan. Yürüdükçe nesne adlarını öğrenir; ağaçları, güneşin rengini, yağmurun sesini... Tüm bu adları, bir yerde biriktirme zamanı gelir sonra. Bir mağara yaratılır, dil mağarasıdır bu, zamanla bellek mağarası olur. Hatta insan için bir yuva... Bir zaman sonra dil, düşsel bir dünya kurmaya muktedir olunca mağara bilinmez diyarlar açar insanın önüne: yedi deniz ötesini, ejderhaları ve geyikleri, tılsımlı yakut yüzükleri, camdan sarayları ve kuş olup uçan kadınları... Geçilmez çölleri, zaman ötesi diyarları, eşikleri ve muhafızları, kanatlı kanatsız tüm mahlûkları... Zaman doğrusal değildir artık. Hikâyeler birbirine eklemlenir. Hangi hikâye kime aittir, yolu yürüyen hangi kahramandır; birbirine karışır. Nihayetinde tüm bu hikâyeler birleşir ve daha büyük bir hikâyeye ulanır. Dilin aynasında yalnızca yol kalır, insana adıyla birlikte verilen o yolun yazgısı. İnsan demiştik, içinde taşır yolunu. Peki, "Karanlığın insanı dilsiz bırakan ifadelerini aydınlık dünyanın diline nasıl geri taşımalı?"2

A. Tomris Uyar'ın Şahmeran'ın Hikâyesini Anlattığıdır:

1. Kendini Yok Etme Biçimi Olarak Eşikten Geçmek: Camsap'ın Evden Ayrılması

Dünyadan ayrılma, birtakım güç kaynaklarına dalma ve yaşam yenileyen dönüş.3 Bunun sonsuza dek yinelenen bir şarkı olduğunu söyler Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu'nda. Tomris Uyar da eşikten geçmesiyle, yurdunu terk etmesiyle başlatır Camsap'ın hikâyesini. Adsız bir anne ve ölmüş bir baba vardır Camsap'ın hikâyesinin başlangıcında. Babasından kalan hikmet dolu kitabı kabul etmez Camsap. Yaşam kitabını okuma peşindedir o; yolları, dağları sever. Gitmek ister. Yolcuyu bekleyen dağ başı, dağ başını bekleyen korku çağırır Camsap'ı yola. Ve eşikten dışarı atar adımını. Neticede kendi hikâyesini yaşamaya ve yazmaya yazgılıdır. "Eşiği aştıktan sonra kahraman bir dizi sınavdan geçmek üzere tuhaf bir biçimde akışkan, belirsiz biçimlerin rüya dünyasında ilerler. Mucizevî sınavlar ve işkencelerle dolu bir dünya edebiyatı yaratılmıştır."4

2. Zamanın Dışında Uyumak: Anlatan Kim, Anlatılan Kimin Hikâyesi?

İlk kez yalnız kaldığını söyler Camsap, mağarada gözlerini açtığında. "Dışa, görünür dünyanın sınırları dışına geçmek yerine, kahraman yeniden doğmak üzere içe doğru gider. Tapınağın içi, balinanın karnı ve ötedeki, yukarıdaki ve aşağıdaki göksel ülke hepsi aynı şeydir."5 Geri dönemeyeceğinin bilincinde olarak ilerlediğinde bir bahçede bulur kendini. Ardından Şahmeran'la göz göze gelir. İlk öğüdü "Korkma." olur Şahmeran'ın. "Adım Yemliha'dır." Camsap, ona ihanet edip yerini kimseye bildirmeyeceğini söylese de Şahmeran buna inanmaz. Arkadaşlarının Camsap'a ihanet ettiğini, Camsap'ın ihanetle mağaraya düştüğünü bilir. İyi bir başlangıç saymaz bunu, yol kötülükle belirlenmiştir çünkü. İhanet başladığında kılık değiştirip sürer insanın hayatında. Şahmeran, Belkıya'nın kendine ihanet ettiğini anlatır Camsap'a. Belkıya, son zaman elçisini bulmak uğruna Şahmeran'ın yurdunu söylemiştir; bir remil bilgini Ukap'a. Remil bilgini ise bir ot aramaktadır ve bu otu yalnızca Şahmeran bilir. Bir ot ki ayağın altına sürülünce denizler üzerinden geçirir insanı. O ot ile yedi denizler ötesindeki Süleyman'ın mağarasına ulaşmak ve serçe parmağındaki yakut yüzüğü ele geçirmek ister Ukap. Belkıya'yı kandırır, Şahmeran'ı kullanır ama aç gözlülüğü yok eder onu; Süleyman'ın mağarasında, yüzüğü koruyan ejderhanın karşısında kül olur. Zaten "Kim yenilmemiştir ki kendi zaferine?"6

a. Aramanın Bulmakla Bir Olduğunu Sanmak: Belkıya'nın Hikâyesi

Belkıya, son zaman elçisini bulmak üzere yola çıkmıştır. Fakat bu uğurda kendisine sadece iyilik eden Şahmeran'a ihanet etmekten de geri durmamıştır. Bu yüzden yolu sağ salim adımlasa da gri bir bulut dolaşacaktır başının üstünde. Çünkü "Bazılarımız barış nehrini ve ruhun hedefine giden yolu bulmadan önce karanlık ve dolambaçlı yollardan gitmek zorundadır."7 Yazgı, ne olursa olsun, kendi şarkısını söylemekle görevlidir çünkü. Şahmeran'ın öğüdünü tuttuğu için Süleyman'ın mağarasından çıkabilen Belkıya, eve dönmenin yollarını arar durmadan. Zira birbirlerine çok benzeyen yeşil renkli, iki kanatlı yaratıkların savaşına tanık olduğuna göre yeryüzünden ve kendi zamanından çok uzaktadır. Kazanan ordunun Hükümdar'ı Belkıya'ya bir at verir. Belkıya bir bir geçer kapılardan, eşik muhafızlarıyla karşılaşır. Sonunda Çin Seddi'ne gelir. Ardından Cihan Şah, evinin kapısını açar ona. Ve hikâyesini anlatmaya başlar Belkıya'ya.

b. İçmişlerin Arasında Tek Başına Susamış Olarak Oturmak8: Cihan Şah'ın Hikâyesi

Geyik vurmanın başa getirdiği belaları bilmeyen Cihan Şah, bunu yaşayarak öğrenmek zorunda kalır. Ve avcıyken av olabileceği bir yolda bulur kendini. Dört yanı tehlikelerle dolu bir diyardadır artık. Batıda yedi yılda aşılabilen bir deniz vardır, doğusu ateş diyarıdır. Kuzeyde Karıncalar Ülkesi vardır, güneyde Maymunlar Ülkesi. Çabası, yurduna sağ salim dönebilmektir bundan sonra. Yaşamak içindir tüm direnişi ve savaşı; bu mahlûklar diyarında. "Öyle ki ayaklarım bir daha basmayacak sandım yaşam veren toprağa." Güç bela Nevrehan'a ulaşır Cihan Şah. Bir tüccarın oyununa gelir sonra, uçurumda yapayalnız kalır. Kuşlara yem olmamak için kendini yamaçtan aşağı bırakır. Hikâyesini anlatırken şöyle der: "Bir yamaçtan aşağı koyuverdim gövdemi. İrili ufaklı taşlar ellerime, göğsüme, yüzüme girdi. Ayalarım yüzüldü. Dizlerim kan içinde kaldı." Bu noktada, Cihan Şah, içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için gözünü karartır. Çünkü "Hiçbir yaratık, var olmayı bırakmadan daha yüksek bir doğa elde edemez. (...) Kahramanın fiziksel vücudu yaralanmış, parçalanmış ve (...) denize ya da toprağa saçılmış olabilir."9

İndiğinde Kuşların Tekkesi'nde bulur kendini. Şah Mürg, Süleyman Peygamberin yaptırdığı bu köşkte kalabileceğini söyler Cihan Şah'a. Ama demir kapıyı açmamasını öğütler. Fakat... "İnsanoğlu kapalı bir kapı görür de açmazlık edebilir mi ey Belkıya?"10 Cihan Şah da kapıyı açınca bir havuz başında bulur kendini. Güvercin kılığına giren Gevherengin'i görür, âşık olur. Kanatlarını saklar, Gevherengin'i alır ve kendi yurduna döner. Ama Gevherengin, bir boşlukta kanatlarına erişir ve Cihan Şah'tan Gevherengin Kalesi'ne gelirse ona döneceğini söyler. Cihan Şah yine binbir türlü badire atlattıktan sonra Gevherengin'i bulur. Yurduna dönerken kervanına kurt sürüsü saldırır ve Gevherengin oracıkta ölür. Kendini öldürmek bile istemeyen, ölmenin bir erinç olduğunu, ölmeyerek varlığını cezalandırdığını söyler. Cihan Şah; rüzgârla, toprakla dosttur artık. Ömrünü insanlardan uzakta geçirmeye yeminlidir. Yani, "Başka bir gün ölmek üzere yaşamayı sürdürür."11 Cihan Şah ile Gevherengin'in dilden dile anlatılan aşk hikâyesi budur. Cihan Şah bu hikâyeyi Belkıya'ya anlatmıştır. Şahmeran da Camsap'a.

c. Bir Sonun Başlangıcı: Camsap ve Şahmeran'ın Düğümlenen Hikâyesi:

Şahmeran, binbir geceden az süreceğini söylediği hikâyeleri bitirir. Nihayetinde Camsap'ı evine göndermeye karar verir. Şahmeran, Camsap'tan ne olursa olsun hamama gitmemesini ister. Ve onu uğurlar. İfritler, Şahmeran'ın ağladığına ilk defa şahit olur. Camsap yurduna döndüğünde eve kapanır. Gizlediği sır duvar olur Camsap'a, o duvarlar arasında süt ve bal ülkesini düşler. Şahmeran'ın sırrını dilinden dahi uzaklaştırır. Bu gizi, yalnızca bellek mağarasına gizler ve Şahmeran'a ihanet etmekten kaçınır. Babil Kralı Keyhüsrev'in hastalanmasıyla Camsap'ın ve Şahmeran'ın hikâyesi yeniden düğümlenir. Ülkedeki herkesin hamamda yıkanması emredilir. Böylece Şahmeran'ı gören insanların diğer insanlardan farkı ortaya çıkacaktır. Çünkü Şahmeran'ı gören Şahmeran'ın sırrıyla sırlanır; rengiyle renklenir, pullarıyla pullanır. "Kişi yaşadıkça yaşam onu çağıracaktır. Toplum ondan uzak durana karşı kıskançtır ve gelip kapıyı çalar."12 Camsap'ı da zorla hamama götürürler, sular Camsap'ın bedenini pul pul edince giz ortaya çıkar. Türlü işkencelerden sonra Şahmeran'ın yerini söylemek zorunda kalır Camsap.

Babasından kalan hikmet dolu kitabı kabul etmez Camsap. Yaşam kitabını okuma peşindedir o; yolları, dağları sever.

3. Sessiz Bir Vaazın Ortasında Yaşamak ve Yeni Uzaklıklar Aramak: Camsap'ın Son Sınavı

Şahmeran bir kez daha haklıdır. Camsap ise utanç içindedir. Hikâyenin bu noktasında "Kahraman, karşıtını (kendi beklenmedik benliğini) keşfeder ve onu yutarak ya da yutularak ele geçirir. (...) O zaman kendinin ve karşıtının (...) aynı etten olduğunu fark eder."13 Yani Camsap Şahmeran'a yerini söylemeyeceğine dair ne kadar söz vermiş, dil dökmüşse de neticede Belkıya'nın yaptığını yapar; Şahmeran'a ihanet eder. Camsap ve Belkıya ile aynı ettendir çünkü. Yani insandır. İnsanoğlunun dayanıksız, dönek olduğunu bir kez daha yineleyen Şahmeran, yazgısını kendisinin hazırladığını söyleyerek üzülmemeye çalışır. Camsap'ın yapması gereken son şeyi de söyler ve canından, başka bir cana yaşam vermek üzere vazgeçer. Kazandan alınan ilk suyu içen vezir ölür, ikinci suyu içen Camsap bilgelikle donanır, üçüncü suyu içen Keyhüsrev ise iyileşir. Ama Keyhüsrev için ölüm kaçınılmazdır. İnsan ölüme yazgılıdır. "Aradığın yaşamı hiç bulamayacaksın/ Tanrılar insanı yaratınca/ İnsana ölüm verdiler."14 Şahmeran, ölmeden önce Keyhüsrev'in iki yıl sonra yine bu derde düşeceğini ve kendi kanında boğulacağını söyler. Çünkü Keyhüsrev çok kan akıtmıştır ve bedelini ödemesi gerekmektedir. Camsap hikâyenin sonunda Keyhüsrev tarafından ödüllendirilse de başını alıp gitmeyi tercih eder. Cübbesini ve sarığını atar ve yırtıcı taşların üzerinde deliler gibi koşar. Neticede, "Kendi dünyasını kazanır, dünyayı kaybeden."15

4. Yılan Kadın Şahmeran'ın Yeni Metinler Doğurması16: Şahmeran'ın Her Bir Parçasının İnsanların Dillerine; Harfler, Sözcükler, Cümleler, Hikâyeler Gibi Dağılması

Tomris Uyar, Şahmeran hikâyesine bir son söz eklemiştir: "Görenler ve duyanlar; kahvelerde masal dinleyenler, onlar için yazanlar ve onlara okuyanlar (...) ve onların çocukları bilirler ki Şahmeran'ın her parçası aralarına dağılmıştır ve onlarla sürecektir." Dediğine göre Şahmeran insanlar arasına dağılmıştır. Yani dişil sembolün doğurgan ve yaratıcı özü toprağa, insanlara saçılmıştır. Her anlatı, her metin Şahmeran'ı yeniden doğurur. Şahmeran kendi canını vererek, neredeyse kendi kanıyla; kendi için bir hikâye, bir yazgı, bir son yazmıştır. Ve bu hikâye, onun yeni bedeni, yeni derisi, yeni ölümsüzlüğü olmuştur. Cümlelerin iyileştirici gücü, Şahmeran'ın şifacılığıyla; hikâyelerin düşsel dünyalar kurması Şahmeran'ın Camsap'a hikâyeler anlatmasıyla; dilin metnin buyruğunda her saniye yeniden yaratımı Şahmeran'ın kendini doğurması/ölerek yeniden doğmasıyla kenetlenmiştir artık. Özü nasıl başka bedenlere eklemlendiyse parçalara ayrılmış hikâyesi de dilden dile, coğrafyadan coğrafyaya, insandan insana aktarılmış ve dağılmıştır. Sonuçta, "Her şey hareket halinde, yükseliyor ve geri dönüyor. Bitkiler çiçeklenir ama sırf köklere dönmek için. Köklere dönmek, dinginlik aramak gibidir. Dinginlik aramak kadere dönmek gibidir. Kadere ilerlemek ebediyet gibidir."17

B. Başka İnsanların Tomris Uyar'ın Şahmeran Hikâyesi Hakkında Anlattığıdır:

Sinem Ş. Yeşil, "Tomris Uyar'ın Şahmeran Hikâyesini Adlı Öyküsüne Metinler Arası Bir Yaklaşım" başlıklı çalışmasında bu hikâyenin nasıl modernize edildiği üzerinde durur. Öyküde Şahmeran'ın ötekiyi temsil ettiğini de ileri sürer. Yeşil'e göre Camsap ise geleneksel kahramandan modern öykü kişisine geçer. İhanetin sorumluluğunu alır, masallarda yer almayan suç-ceza-vicdan anlayışıyla davranarak bir seçim yapar.18 Yani Camsap, hikâyenin sonunda kendisinden ve kazandıklarından yüz çevirerek yurdunu terk eden bir karaktere dönüşür. Camsap artık dünyayı terk eden bir kahramandır, seslerden, nesnelerden yüzünü çevirir. "Rüzgâra kapılmış ölü bir yaprak gibi, vücut dünya üzerinde gezinmeyi sürdürür..."19 Camsap'ın kederle, öfkeyle, büyük bir kinle şehri terk etmesi Zerdüşt'ü hatırlatır. "Neden kaçıp gitti Zerdüşt, hayvandan ve insandan. Niçin böyle bırakıp gitti birdenbire her türlü kara parçasını?"20

Seyit Battal Uğurlu ise "Çağdaş Türk Edebiyatında Şahmeran İmgesi: Arketipsel Bir Yaklaşım" başlıklı çalışmasında oldukça ilginç bir yeniden-okuma yapar. Uyar'ın bu yeniden yazımında feminist ve politik gönderimler olduğunu ileri sürer.21 Böylece ortaya özgün, yeni bir anlatı çıkmaktadır. Böylesi bir okuma, geçmiş zaman anlatılarının sahip olduğu büyüyü zedeler niteliktedir ve büyük hikâyeyi göz ardı etmektedir. Öyküdeki pek çok metin, bu çıkarımlardan dolayı eriyip gitmiş, denilebilir. Elbette, Tomris Uyar, yeniden yazım konusunda; masal kahramanlarının günümüze birey olarak dönmesi gerektiğini söyler; ancak Şahmeran'ın "Son zaman peygamberine sorar mısın, bizim uyanma zamanımız gelmiş mi?" sorusunu feminist bağlamda "İslam dünyasında kadının durumu" olarak okumak biraz zorlama bir çıkarım gibi görünebilir. Zira Tomris Uyar'ın öyküye epigraf olarak seçtiği ayet, Ashab-ı Kehf ile ilgilidir ve bu insanlar, yaklaşık üç yüz yıl mağarada uyumuşlardır.

Sorunun kastettiği anlam burada aranmalıdır. Metnin derinlerine nüfuz etmek için -metinler arası okuma yönünden çok zengin olan bu metnin- daha dikkatli okunması gerekmektedir. Öykünün 1970'lerde yazıldığı göz önüne alınarak ve öyküdeki bazı modern dünya tasvirlerini politik olarak kolay bir biçimde okumak; mitlere ait o düşsel dünya yaratımında yarıklar açabilir. Netice olarak mitler, tarihsel bir kişi üzerine olsa bile zafer dolu eylemleri, yaşam benzeri değil rüya benzeri tasvirlerle aktarır.22 Tomris Uyar'ın Şahmeran'ın hikâyesini yeniden yazarak eski hikâyelerden farklı bir hikâyeyi anlatmak istediği çok açık bir şekilde görülür. Uyar, kemikleşen hikâyenin içine başka metinler yerleştirir. Örneğin, Şahmeran hikâyenin bir yerinde şöyle der: "Sözgelimi bir ot vardır, ölmez otu derler adına, suyunu içen ölümsüzleşir; başka bir ot vardır, neye sürsen altın olur, bundan böyle altın değeriyle sürer gider. Ama siz bu otların erdemlerini kendi seslerinden dinlediğiniz halde geçip gittiniz."

Burada kulakları işiten ama duymayı bilmeyen insanları işaret eder, çağının tanığıdır neticede. Yeşil renkli, çift kanatlı cinler ordusunun birbirleriyle savaşmasına anlam veremeyen Belkıya, cin hükümdarına "Niçin savaşıyorsunuz, birbirinize çok benziyorsunuz." der. Hükümdarın cevabı şöyledir: "Onların rengi bizim rengimizden koyudur, kanatları daha sivridir. Bu onların başka tanrılara taptığını gösterir." der. Tomris Uyar, hikâyenin bu bölümünde; başka bir düşünceye, inanışa sahip olanın öte dünyalarda da ne denli kolay öteki ilan edilişini gösterir. Neredeyse bu dünyanın sembolik bir aynası gibidir anlatılan hikâyeler. Neticede tüm hikâyeler, tek bir hikâyedir. Tomris Uyar, Şahmeran hikâyesini anlatırken hikâyeye başka hikâyeler de ekler. Hak ararken dağlarda vurulan ifritler olduğunu anlatır ki onlar namus yüzünden dağlara çıkmıştır. Bu bağlamda; yeraltı dünyasının ifriti, yer üstü dünyasının insanı olarak okunabilir. Bunlara ek olarak Cihan Şah, yolculuğun bir yerinde Maymunlar Ülkesine ulaşır. Bir taşın üzerinde, bir zamanlar burada yaşayan maymunların insan olduğunu ama zamanla rezilliği, fitneciliği iş edindikleri ve kendilerine gönderilen elçileri şehit ettikleri için Tanrı'nın onları maymuna çevirdiği yazar.

Bu söylem ile özünü yitiren insanın aşağıların aşağısına düşebileceğine işaret edilir. Sonuç olarak metne eklenen her sözcük ve cümle yeni bir hikâyeyi doğurmuştur, denilebilir. Şahmeran'ın ölümsüzlüğünün müsebbibi de budur. Kabuk değiştirmekten ziyade anlatılagelmekten doğar Şahmeran'ın ölümsüzlüğü. Hikâyeler ise yeniden yaratılarak aşar zamanı, yedi deniz ötesini aşar gibi. Şahmeran; her hikâye başlangıcında yeniden doğar, her hikâye sonunda yeniden ölür ve bu döngü, hikâye anlatıldıkça devam eder. Kahraman sonsuz bir yolculukta ilerler, dil var olduğu müddetçe de ilerleyecektir. Ta ki dilsizliğin boşluğuna düşene dek.

C. Tüm İnsanlar Şahmeran'ın Hikâyesini Unuttuğunda Olacak Olandır:

"Her şey konuşur onlarda, hiç kimse bilmez artık dinlemeyi. Her şey suya düşer, hiçbir şey düşmez artık derin kuyulara."23

  • 1 Sümer mitinde yer alır. Kapıcı Neti, İnanna'ya sorar bu soruyu.
  • 2 Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s. 200.
  • 3 a.g.e., s. 40.
  • 4 a.g.e, s. 98.
  • 5 a.g.e., s. 89.
  • 6 Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, s. 218.
  • 7 a.g.e., s. 27.
  • 8 a.g.e., s. 183.
  • 9 Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s. 89.
  • 10 Uyar, Bütün Öyküleri, s. 230.
  • 11 a.g.e., s. 317.
  • 12 a.g.e., s. 190.
  • 13 Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s. 101.
  • 14 a.g.e., s. 212.
  • 15 Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, s. 21.
  • 16 Başlık olarak seçilen bu sözcük grubu, Sinem Ş. Yeşil'in bahsi geçen makalesinde yer almaktadır.
  • 17 Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s. 175.
  • 18 Yeşil, "Tomris Uyar'ın Şahmeran Hikâyesini Adlı Öyküsüne Metinler Arası Bir Yaklaşım", s. 47.
  • 19 Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s. 312.
  • 20 Nietzsche, Dionysos Dithyrambosları, s. 79.
  • 21 Uğurlu, "Çağdaş Türk Edebiyatında Şahmeran İmgesi: Arketipsel Bir Yaklaşım", s. 1709.
  • 22 Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, s. 33.
  • 23 a.g.e., s. 184.
  • Kaynakça:
  • F. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, İstanbul: Türkiye İş Bankası Yay., 2018.
  • F. Nietzsche, Dionysos Dithyrambosları, İstanbul: Say Yay., 2006.
  • J. Campbell, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu, İstanbul: İthaki Yay., 2019.
  • Seyit Battal Uğurlu, "Çağdaş Türk Edebiyatında Şahmeran İmgesi: Arketipsel Bir Yaklaşım", 38. Uluslararası Asya ve Kuzey Afrika Çalışmaları Kongresi 10-15 Eylül 2007, Cilt: 4, ss. 1691-1718.
  • Sinem Şahin Yeşil, "Tomris Uyar'ın Şahmeran Hikâyesini Adlı Öyküsüne Metinler Arası Bir Yaklaşım", Milli Folklor, 2015, Yıl 27, Sayı: 106, ss. 47-57.
  • Tomris Uyar, Bütün Öyküleri, Yapı Kredi Yay., 2014.