Masallardan bıktık mı?

Hoca vaazının bir yerinde sesini yükselterek “Muhterem cemaat, bıktık artık masallardan” diyor.
Hoca vaazının bir yerinde sesini yükselterek “Muhterem cemaat, bıktık artık masallardan” diyor.

Masallardan bıksaydık, anlatmaktan ve dinlemekten de bıkardık muhtemelen. Oysa insan hâlâ anlatıyor ve dinliyor. Masallardan bıksaydık, romanlarla, oyunlarla, filmlerle de işimiz olmazdı. Çünkü hepsi aynı anlatı geleneğinin farklı mecralardaki yansımaları.

Ezan henüz okunmadığı için hoca Cuma vaazına devam ediyor ve bir yerde sesini iyice yükselterek şöyle diyor: “Muhterem cemaat, bıktık artık masallardan.”

Vaazın bağlamında bu haklı bir itiraz olsa bile, masalların dolaylı olarak da olsa küçümsenmesi üzüyor insanı. Oysa Doğunun da Batının da en eski anlatıları masallardır. Sözlü kültürün destanlarla birlikte en köklü verimidir onlar. Anlatı geleneğinin mucizevi öyküleridir. Zaten öyküler de masalın ayakları yere basan daha modern biçimi değil midir?

Masallardan bıksaydık, anlatmaktan ve dinlemekten de bıkardık muhtemelen. Oysa insan hâlâ anlatıyor ve dinliyor. Kendi hikayesiyle başkalarınki arasında bir bağ kurarak tecrübe ediniyor, dersler çıkarıyor ve bir çeşit bilgiye, hissiyata ulaşıyor.

Masallardan bıksaydık, romanlarla, oyunlarla, filmlerle de işimiz olmazdı. Çünkü hepsi aynı anlatı geleneğinin farklı mecralardaki yansımaları.