Akdeniz'in kıyısında bir pırlanta: Mehdiyye

Tunus'ta Akdeniz kıyısında bir kenttir.
Tunus'ta Akdeniz kıyısında bir kenttir.

Zengin bir tarihî geçmişe, Akdeniz’in masmavi sularıyla bütünleşentabîî güzelliğe sahip olan bir şehir: Mehdiyye... Şehrintarihî önemi kurulduğu 10. yüzyıldan gelir. İslam tarihinin sesgetiren devletlerinden biri olan Fâtımîler’in ilk merkezi olmaözelliğine sahip olan şehir, bu devletin kurucusu olan Ubeydullâhel-Mehdî’nin Mısır’a yapacağı seferler için gözünekestirdiği bir yer olur. Şehir zaten ismini de bizzat kurucusuna nispetle alır.

Buranın tercih edilmesinin sebebi, tepeden bakıldığında net bir şekilde anlaşılacağı üzere coğrafî mevkii sebebiyledir. Yaklaşık 2 kilometre uzunluğunda ve 5 yüz metre genişliğinde denizin içine uzanan kayalık yarımada bir üs olması bakımından hiç şüphesiz 10. yüzyılın dünyasında çok değerlidir.

Osmanlı Kalesi Mehdiyye.
Osmanlı Kalesi Mehdiyye.

Yarımadanın karayla irtibatını sağlayan minik bağlantı buranın savunmasını da zahmetsiz kılarken, dört bir tarafta yükselen surlar da denizden gelebilecek tehlikelere karşı düşünülür. Gerçekten de yaşanan kimi taarruzlar şehrin bu özelliği sebebiyle başarıyla savunulur. Şehrin düşman kuvvetleri karşısında tutunamadığı zamanlar da olur şüphesiz.

İspanyollar tarafından 1550 yılında işgal teşebbüsüne uğrayan şehir, her ne kadar dirense de bir yerden sonra düşer.

Şehir duvarlarının bugünkü harap kalıntıları, ifade edildiği kadarıyla o dönemdeki Haçlılar tarafından yapılan yıkımın izlerini taşır. Bugünkü yerleşim durumuyla yarımadanın dışarısına taşmış modern bir şehir olan Mehdiyye’nin asıl dikkat çekici tarafını da şehrin temelinin ilk atıldığı bu kayalık yarımada meydana getirir.

Fâtımîler döneminde kullanılan liman, şehrin kısmen ayakta olan surları, kimi tarihi yapılar 10. yüzyıldan işaretler taşır. Tarihî seyri içerisinde el değiştiren şehir, bir döneminde mevkii itibarıyla korsanlar tarafından da önemli bir üs olma hüviyeti taşır.

Tunus.
Tunus.

Tabii 16. yüzyıl Akdeniz’indeki Osmanlı-İspanya mücadelesinin bir ayağı da Mehdiyye de gerçekleşir. Kesin olarak bu yüzyılda Osmanlı hakimiyetine giren şehir, coğrafî özellikleri itibariyle olduğu kadar burada canlanan unsurlarıyla da önemli bir şehir olma özelliği kazanır Osmanlılar tarafından buraya verilen dikkat, meşhur Pîrî Reis’in coğrafî eseri Kitâb-ı Bahriyye’deki Mehdiyye ile alâkalı kısımla kendisini gösterir.

Anadolu coğrafyasından Türk nüfusun buraya yerleştirilmesinden başka, Endülüs’ün düşmesinin ardından buradan getirilip yerleştirilen Endülüslü Yahudi ve Müslüman nüfusla şehir bir hayli renk kazanır. İctimâî hayattan mimariye kadar bir zenginlik bugün bile kendisini gösterir.

Gerçekten de Fâtımîler’den Osmanlılar’a kadar İslâm medeniyetinin farklı dönemlerinden izler taşıyan Mehdiyye; sokakları, mimari yapıları, tabîî güzelliği ile klasik manada bir Akdeniz şehri olma sıfatını hak eder. Yarımadanın dışında büyümeye devam eden modern şehir görmek için çok da cazip olmazken, yarımadanın kendisi burada saatler harcamayı gerekli kılar.

Tunus Mehdiyye.
Tunus Mehdiyye.

Tarihî eserlerin ilki sizi hemen yarımadanın karayla bağlantı noktasında karşılar. Fâtımîler döneminde şehre giriş için kullanılan kapı 1550 yılında Haçlılar tarafından yıkılınca, ciddi ihyâ ve imar faaliyetlerinde bulunan Osmanlı döneminde inşa edilir. “Es-Sekîfetü’l-kahlâ” adı verilen bu âbidevî kapı, iç kısımdaki kemer üzerine işlenmiş hilal ve yıldız motifiyle Osmanlı’yı remzeder. Fatımî dönemine ait Mehdiyye Ulu Camii her ne kadar harap olması sebebiyle büyük oranda 10. yüzyıldan gelmiyor olsa da Fransız mimar ve arkeolog Alexandre Lézine tarafından 20. yüzyılda aslına uygun bir şekilde inşasıyla göz doldurur.

Tunus akşam görünümü.
Tunus akşam görünümü.
  • Osmanlı döneminde inşa ettirilen bir kale olan Burcu’l-kebîr görülmeyi hak eden bir eser olmasından başka, buradan Akdeniz’in sizi saran geniş görüntüsü büyüleyici güzelliğiyle uzanır gider.

Yarımadada yapacağınız gezintinin sizi acıktırması kaçınılmaz olacaktır. Mehdiyye’ye kadar gelmişken yapılacak yemek tercihinin kefal olmaması sizi kesinlikle sonrasında pişman edecektir. Akdeniz esintisinde ruhunuzu dinlendirirken, denizin berrak sularından gelmiş bu lezzeti yemek gün boyu yarımadanın tadını çıkarmış bir kişinin Mehdiyye gezisini eksiksiz tamamlaması için kaçınılmaz olacaktır.