20.356 Takipçi

Yola ‘seyahat kültürü dergisi’ olarak çıkan Skyroad artık dijitalde! Hem Türkiye’yi hem de dünyayı keşfetmek, film, kitap ve mekanlarla ilgili önerilerde bulunmak ya da keyifli etkinlikleri herkesten önce duyurmak için Skyroad sizinle.

Ali Eriç: 'Hayatı kaçırdığımı düşünmeye başlamıştım'

Gezgin ve yazar Ali Ergiç
Gezgin ve yazar Ali Ergiç

Kendi aracıyla Afrika’ya seyahat eden Ali Eriç ile 13 ülke, 6 ay ve yaklaşık 30 bin kilometre sonra Nisan 2006’da Cape Town’da sona eren benzersiz yolcuğunun anılarını anlattığı “TurAfrika” kitabını konuştuk…

Merhaba Ali Bey, büyük dünya seyahatinizi ilk olarak “İstanbul’dan İstanbul’a Bir Dünya Seyahati” kitabınızda anlatmıştınız. Bu kez ilk Afrika seyahatinizi anlattığınız “TurAfrika”da okuyucuyu neler bekliyor?

"Hayatımdaki ilk yurt dışı seyahatini Kenya'ya yapmıştım."

Bu kitap 2005 yılı Ekim ayında başlayıp, 2006’nın Nisanı’nda tamamlamış olduğum, toplam 13 ülke geçip, yaklaşık 30,000km yol aldığım bir seyahati anlatıyor. İstanbul’da evimin önünden hareket ettiğim kendi aracımla, tek başıma yaptığım bir seyahat… Afrika’nın en güneyinde, Cape Town’da sona erdi.

Rotanızda nelerle karşılaştınız?

Afrika’ya ulaşmak için önce Suriye ve Ürdün’ü kapsayan Ortadoğu’yu geçiyorsunuz. O zamanlar Suriye sakindi tabii; karışıklıklar başlamamıştı. Eskiden beri hayran olduğum Halep şehrinin o güzelim binaları, o nadide çarşısı yerli yerinde duruyordu, Palmira’nın o eşsiz tarihi yapıları medeniyet ve tarih düşmanlarınca yerle bir edilmemişti.

Sonrasında Afrika başlıyor, Mısır’dan itibaren... Alışılmış Nil rotası dışından, daha batıdaki Batı Çölü’nü aşarak Luxor’a...

Aswan’dan sonrasındaki karayolu güvenlik nedeniyle sivil trafiğe kapalı olduğu için feribotla Aswan Barajı’nı aşarak Sudan’ın Wadi Halfa Köyü’ne geçiyorum. Bu geçişte arabamdan ayrılıyorum; o başka bir mavnayla taşınıyor çünkü. Sudan’da bir soygun, daha doğrusu bilgim dışında gerçekleşen bir ‘güvenlik kontrolü’ yaşadım. Bilgisayarım arabadan benden habersiz ve camı kırılarak alındı. Üç gün sonra da geri geldi; eksiksiz.

"Sonraları bir tutku haline geldi Afrika benim için."
"Sonraları bir tutku haline geldi Afrika benim için."

Geçmiş olsun, yolculuğunuz burada sona ermiyor pek tabii…

"Sonrasında Etiyopya var; ilginç, ama bir hayli de zor bir ülke."
"Sonrasında Etiyopya var; ilginç, ama bir hayli de zor bir ülke."

Sonrasında Etiyopya var; ilginç, ama bir hayli de zor bir ülke. Etiyopya sınırındaki Moyale’den başlayan gezginlerin korkulu rüyası, soyguncu çeteleriyle meşhur Kenya’nın Marsabit yolu var sonra.

Kenya ve Uganda’da Afrika’nın meşhur safarileri…

Ruanda başlı başına 1994’te yaşanan soykırımın ardından inanılması güç bir sükûnet içinde.

Dağ gorillerinin peşinde dağlarını arşınladığım bir macera geliyor ardından. Tanzanya’da yine safariler ve Kilimanjaro Dağı’nı yalayarak geçen rotamın ardından cennet ada Zanzibar anılarım var. Malawi ve Mozambik’le devam eden seyahatim Güney Afrika’yla sona yaklaşıyor. Bu ülkenin sınırları içerisine sıkışan iki ülkeden biri olan Swaziland’dan sonra batıya, Cape Town’a doğru kıyıdan ilerliyorum. Afrika’nın en güney ucu olan Agulhas Burnu’nu aşıp son durağım Cape Town’a ulaşıyorum.

İşte TurAfrika kitabı bu rotayla baştan başa bir Afrika macerasını anlatıyor.

Kendi aracınızla iki kıta aşırı uzun seyahat yapmak tehlikeli değil miydi?

Tehlike dediğiniz şey her yerde ve her zaman yok mu aslında?

Önemli olan ondan nasıl uzak duracağınızı bilmektir. Kendi aracınızla seyahat etmekte karşınıza çıkabilecek tehlikeleri işin başında öngörebiliyor ve hareketinizi ona göre planlayıp, gerekli önlemleri alabiliyorsanız, bunun başka yöntemlerle seyahat etmekten farklı bir yanı kalmaz. Evet, böyle seyahat etmek diğerlerine göre daha tetikte olmayı gerektiriyor. Ama seyahat etmeyi bir maceraya atılmak olarak görebiliyorsanız, zaten bu da işin keyifli tarafı oluyor. Yani, sürekli kendinizi kolluyorsunuz, hep bir adrenalin var. İşte bu da işin heyecanlı ve zevkli tarafı.

"Dünyanın güzelliklerini, farklılıklarını görmeye vakit ayırmıyoruz."
"Dünyanın güzelliklerini, farklılıklarını görmeye vakit ayırmıyoruz."

Afrika’nın çocukluğunuzdan beri sizi etkileyen bir coğrafya olmasının sebebi size göre ne?

Çocukluğuma dönelim; 5 ya da 6 yaşlarıma. O yıllarda ailecek bir filme gitmiştik, o yıllarda Ankara Bahçelievler’in tek sinemasında; adı Renkli Sinema’ydı. Sonradan yandı, başka yakın bir yerde, yeni bir bina yapılıp oraya taşınmıştı. Her neyse! Filmin adını hatırlamıyorum tabii. Konusunu da… Ama hatırladığım Afrika’da geçtiği ve kıtanın savanlarında heyecanlı takip sahneleri…

"Empati kurmasını öğrendim."
"Empati kurmasını öğrendim."
Kötü adamlarla Afrika’nın vahşi hayvanları arasında…

Çok ilgimi çekmişti ki, görüntüleri hiç unutmuyorum. Sonraları bir tutku haline geldi Afrika benim için. İnanır mısınız, hayatımdaki ilk yurtdışı seyahatini Kenya’ya yapmıştım. Halbuki herkes ilk olarak ya Amerika’ya ya da Avrupa’ya gitmek isterdi o zamanlar.

Seyahatlerinizi kaçırdığınız hayatı yeniden yakalamak olarak tanımlamışsınız. Nedir kaçırdıklarınız ve yollarda bulduklarınız?

Hayatı kaçırdığımın ayrımına varmam, o zamana kadar hep çalışmak için yaşadığımı fark etmemle olmuştur. Pek de uzun sayılmayacak bir ömrümüz var aslında. Bunun büyük kısmını çalışarak, hem de kendimiz için vakit ayırmadan çalışarak geçirdiğimiz bir döngüye girdiğimizde başlıyoruz işte hayatı kaçırmaya. Dünyanın güzelliklerini, farklılıklarını görmeye vakit ayırmıyoruz; hayallerimizi gerçekleştirmeye vakit ayırmıyoruz falan. Ne zaman ki bunun farkına varıp da yaşamaya karar veriyoruz, işte o zaman bambaşka bir dünya buluyoruz karşımızda.

"Ne zaman ki bunun farkına varıp da yaşamaya karar veriyoruz, işte o zaman bambaşka bir dünya buluyoruz karşımızda."
"Ne zaman ki bunun farkına varıp da yaşamaya karar veriyoruz, işte o zaman bambaşka bir dünya buluyoruz karşımızda."

Gezgin olmaya karar verdiğinizden bugüne hayatınızda neler değişti?

Buna karar verdiğimden değil de ciddi olarak gezmeye başladığımdan beri diyelim, daha doğru olur. Hayata bakışım değişmeye başladı bir kere. Bir şeyler önemini yitirmeye, önceleri daha önemsizmiş gibi görünenler ise daha önemli olmaya başladı.

"İnsanlara karşı bakışım, yaklaşımım değişikliğe uğradı."
"İnsanlara karşı bakışım, yaklaşımım değişikliğe uğradı."
Kısaca değer yargılarım değişmeye, aklımdaki değer sıralaması tersine dönmeye başladı.

Ayrıca insanlara karşı bakışım, yaklaşımım değişikliğe uğradı. Farklılıklara, aykırılıklara karşı toleransım gelişti. Farklı fikir ve görüşleri anlamaya çalışmak gibi bir düşünce tarzını yakaladım. Empati kurmasını öğrendim. Bunlar bir insanı insan yapan değerler açısından çok önemli bence.

İLGİLİ HABERLER