Bizans'tan günümüze İstanbul'un inşası - 7

Yıldız Hamidiye Camii, II. Abdülhamid tarafından 1885-1886 yılları arasında yaptırılmıştır. Gerek kitlesi ve plan şeması, gerekse dekorasyonu ile son dönem Osmanlı mimarisinin en tipik örneklerindendir.
Yıldız Hamidiye Camii, II. Abdülhamid tarafından 1885-1886 yılları arasında yaptırılmıştır. Gerek kitlesi ve plan şeması, gerekse dekorasyonu ile son dönem Osmanlı mimarisinin en tipik örneklerindendir.

Geçen ay en son Sultan Abdülaziz’in validesinin inşa ettirdiği "Pertevniyal Valide Sultan Camii"ni değerlendirmiştik. Bu yazımız serimizin son yazısı olmakla birlikte kronolojik olarak devam ettiğimiz düzeni 1980 yılına kadar sürdüreceğiz.

Devletin en buhranlı döneminde tahta çıkan Sultan II. Abdülhamid devrinde kent genel anlamda dönemin önemli Avrupa şehri Paris örnek alınarak dizayn edilmiştir. Padişah Paris Belediyesinde görevli J. A. Bouvard’a kentin önemli merkezlerinin projelerini yaptırmıştır. Bouvard, İstanbul’a gelmediği hâlde elde ettiği kent fotoğraflarıyla, kentin tarihinden bağımsız projeler gerçekleştirmiştir.

5 Ekim 1877 yılında çıkan Belediye Kanunu ile 1913 yılına kadar İstanbul 20 ayrı belediyeye ayrılmıştır.

Yıldız Hamidiye Camii'ne ait eski bir fotoğraf
Yıldız Hamidiye Camii'ne ait eski bir fotoğraf

Bu dönemde İstanbul’un çevre bölgelerinde yerleşmeler yoğunlaşmıştır. Özellikle Bebek, Yeniköy, Tarabya bölgelerinde yabancı nüfus artmıştır.

1881 senesinde kurulan Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi tarafından Osmanlı’nın dış borçları denetlenmesi sebebiyle el konulan vergiler, kentte artık ihtişamlı yapıların yapılmasını kısıtlasa dahi, II. Abdülhamid döneminde kentte birçok inşa faaliyeti gerçekleşmiştir. Günümüz Yıldız Sarayı, Yıldız Hamidiye Camii, Sirkeci ve Haydarpaşa Garları, Şişli Etfal Hastanesi ve Haydarpaşa Tıp Fakültesi, Sanayi-i Nefise Mektebi ve kent merkezindeki Arkeoloji Müzesi (Asar-ı Atika) bu dönemin önemli eserlerinden sadece bazılarıdır.

Deprem şehri olan İstanbul’da 10 Temmuz 1894 senesinde meydana gelen deprem kent merkezindeki çarşıların ve dini yapıların üst örtüleri başta olmak üzere birçok yapıya zarar vermiştir. Ekonomik açıdan sıkıntı yaşayan Osmanlı depremin verdiği hasarı peyderpey atlatmıştır.

Gözü gibi baktığı askerleri tarafından ihanete uğrayıp tahttan indirilen II. Abdülhamid’den sonra kentte, 1923 yılına kadar irili ufaklı birçok eser inşa edilmiştir. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi adı verilen bu yıllarda özellikle Mimar Kemalettin ve Mimar Vedat (Tek) ön plana çıkmıştır. Bu dönemde şehrin çeşitli yerlerine camiler, apartlar, köşkler, hanlar ve kamu yapıları inşa edilmiştir.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte İstanbul başkentlik unvanını kaybetmişse de günümüzde olduğu gibi ülke için en önemli şehir olmaya devam etmiştir. Cumhuriyet döneminin İstanbul’a atanan ilkŞehremini 8 Ekim 1924 günü atanan Emin Erkul’dur. Yeni atanan şehremini ilk iş olarak Halil Edhem Eldem, Vedat Tek, Cemil Topuzlu gibi isimlerin bulunduğu bir danışma komisyonu kurdurtmuştur. Komisyonun önerileriyle Atatürk Bulvarı’nın eksik bölümleri tamamlanmıştır. Anadolu Yakası’nda ise Anadoluhisarı’nın bir bölümü yıkılarak üzerinden yol geçirilmiştir. Zikrettiğimiz işler yapılırken İstanbul’un nüfusu kayıtlarda 720.000 civarı olarak geçmektedir.

Mimar Vedat tarafından inşa edilen Defter-i Hakani Binası
Mimar Vedat tarafından inşa edilen Defter-i Hakani Binası

1963 yılına kadar birleşik idare altında yönetilen İstanbul’da 14 Ekim 1928 tarihinde Vali ve Belediye Başkanı Muhittin Üstündağ olmuştur. Muhittin Üstündağ’ın girişimleriyle 1933 yılında H. Lambert, Alfred Agache gibi alanında uzman kişilerin çalışmalarından faydalanmak için İstanbul’a davet edilmiştir. Uzmanların ilk çalışmalarında İstanbul’un tarihi camileri başta olmak üzere kültür varlıkları alanında bakımlar yapılmamıştır. Özellikle yeni meydanlar ve parkların açılmasına, plajların düzenlemesine yönelik çalışmalar ön plana çıkmaktadır.

1936 yılında Şehir Plancı ve Mimar Henri Prost Tarihi Yarımada ve Beyoğlu için meydan planları düzenlemiştir. 1938 senesinde Eminönü Meydanı genişletilmiş ve Yeni Camii’nin etrafı açılmıştır. Aynı sene içerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü ve sonrasında Avrupa’da başlayan II. Dünya Savaşı İstanbul için uygulanacak planların ertelenmesine sebep olmuştur.

Lütfi Kırdar döneminde Henri Prost’un İstanbul için oluşturduğu planlara ve düzenlemelere sadık kalındı. Üsküdar ve Kadıköy’de ayrı kent planlamaları yapıldı. Bu dönemde Taksim Kışlası yıkılmış ve yerine Taksim Meydanı açıldı. Taksim- Dolmabahçe güzergâhında Gümüş Suyu Caddesi faaliyete geçirildi.

Hareketli geçen Lütfi Kırdar döneminde İstanbul’un 18 beldesinde meydan açılmıştır. Bu dönemin önemli çalışmalarından biri de parklardır. Yıldız Parkı ve Emirgan Parkı bu dönemde açılmıştır. Tâbi bu kadar yoğun bir çalışma sürdürülürken yapılan çalışmalarda birçok tarihi yapının zarar görmesi kaçınılmazdı. Bunlardan bazıları Dolmabahçe Has Ahırları ve Saray Tiyatrosu binaları olmuştur.

1938-1950 yılları arasına adı verilen II. Milli Mimari Akım en çok kendini İstanbul’da gösterir.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat-Fen Fakültesi Sedad Hakkı Eldem ve Emin Onat’ın bu dönemde inşa ettiği önemli yapılardan biridir. Diğer yapılardan bazıları ise Açıkhava Tiyatrosu, İnönü Stadyumu, Harbiye Radyo Evi’dir.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Fahrettin Kerim Gökay’ın 24 Ekim 1949 senesinde vali ve belediye başkanı olmasıyla kent için yeni bir dönem başladı. Bu dönemde şehir meclisinde yer alan 80 kişiden sadece 1 kişinin gayrimüslim olması, İstanbul’da nüfus profilini gözler önüne sermektedir.

Demokrat partinin iktidara gelmesiyle birlikte İstanbul’da da imar faaliyetleri hız kazanmıştır. Osmanlı padişahlarının mezarları onarılmış ve ziyarete açılmıştır. Tarihi camiler hızlı bir şekilde ihya edilmeye başlanmıştır.

1951 senesinde yapılan çalışmalar şehrin ulaşım sorunlarını ortaya çıkarmıştır. Bu dönemde yapılacak çalışmalar özellikle Tarihi Yarımada’ya zarar vermiştir. Vatan ve Millet Caddeleri, Fevzipaşa Caddesi, Sahil Yolu-Kennedy Caddesi, Ragıp Gümüşpala Caddesi, Karaköy-Azapkapı güzergahı gibi çalışmalar Osmanlı dönemi kent görünümüne büyük hasar verdiği araştırmacıların hemfikir olduğu konuların başında gelmektedir.

10 Aralık 1963 senesinde ilk defa seçimle Belediye Başkanı olan Haşim İşcan döneminde, kent için önemli olan Saraçhane ve Unkapanı üst geçitleri yapılmıştır. Galata Kulesi eski görünümüne kavuşturulur. Sonraki 20 sene boyunca kaynak oluşturulamamasından dolayı pek fazla imar faaliyeti yapılması güç olsa dahi İstanbul’un ilk gökdeleni inşa edilmiştir. İlk olma unvanına 1970 senesinde açılan Ceylan Intercontinental Oteli sahiptir.

Vatan Caddesi'nin açılışı.
Vatan Caddesi'nin açılışı.

1970’li yıllarda Anadolu topraklarından İstanbul’a göç yoğunlaşmış ve İstanbul kendisine bağlı olmayan küçük yerleşim yerlerini kapsayarak genişlemiştir. 1975 senesinde İstanbul nüfusu 3 milyon 900 bin kişiden oluşmaktaydı. Her geçen sene nüfusu artan İstanbul’un artık tek bir belediye başkanı ile yönetilemeyeceği anlaşılmış ve 26 Mart 1984 günü yapılan seçimlerde kent belediye idaresinde ilçelere ayrılmıştır. Bu seçimlerde Bedrettin Dalan İstanbul Belediye Başkanı seçilmiştir. 1980’lerde İstanbul’un nüfusu 5 milyona yaklaşmıştır.