Fatih'in mahalleleri - 2

Fatih İlçesi, 1928'den 2008'e kadar Eminönü'yle beraber tarihî yarımadadaki iki ilçeden biri olmuştur.
Fatih İlçesi, 1928'den 2008'e kadar Eminönü'yle beraber tarihî yarımadadaki iki ilçeden biri olmuştur.

"Fatih’in Mahalleleri-I" başlıklı ilk yazımızda Osmanlı mahalle gelişimi hakkında bilgi verilmiş ve tarihi yarımadanın alfabetik sıraya göre günümüzdeki mahalle isimlerine vesile olan yapılar ve durumlar ile bu mahallelerin barındırdıkları tarihi yapıların bir kısmı isim-tarih olarak ele alınmış idi. Bir devam niteliği taşıyan bu ikinci yazımızda alfabetik sıraya göre mahalleler konusu aynı şekilde ele alınmıştır. Aşağıdaki tarihi yarımadanın mahallelerini gösteren haritada yazımıza konu olan mahalleler bu ay ele aldığımız metnimizdeki mahalle sıralamasına göre verilmiştir.

Hoca Gıyasettin Mahallesi

Hoca Gıyasettin Mahallesi adını Hoca Gıyaseddin’in inşa ettirdiği camiden almaktadır. Hoca Gıyaseddin kaynaklarda Fatih Sultan Mehmed’in meşhur hocası Akşemsettin’in yeğeni olarak geçmektedir. Hem Eyüp hem de Amasya’da yer alan medreselerde müderrislik yapan Hoca Gıyaseddin emekli olduktan sonra Kudüs Medresesi’ne görevlendirilse de ömrü yetmemiş ve 1521 senesinde İstanbul’da vefat etmiştir. Günümüzde orijinalliğini yitiren Hoca Gıyaseddin Camii dikdörtgen planlı, çatıyla örtülü, tek minareli basit bir yapıdır. Hoca Gıyasettin Mahallesi’nde yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Vefa Kilise Camii (Molla Gürani Camii (11. yy), Küçük Pazar Hamamı (15. yy), Sarı Beyazıt Camii (1460), Süleymaniye Tabhanesi, Şifahanesi ve İmareti (1550-1557), Mustafa Paşa Çeşmesi (1608), Rehabula Hatun Türbesi (1728), Ali Efendi Çeşmesi (1813), Hacı Kadın Çeşmesi (1882).

Hoca Gıyaseddin Camii, 15. yüzyılın sonu 16. yüzyılın başlarında yaşayan ve Hoca Çelebi namıyla bilinen Hoca Gıyaseddin tarafından yaptırılmış.
Hoca Gıyaseddin Camii, 15. yüzyılın sonu 16. yüzyılın başlarında yaşayan ve Hoca Çelebi namıyla bilinen Hoca Gıyaseddin tarafından yaptırılmış.

Hoca Paşa Mahallesi

Hoca Paşa Mahallesi adını Hoca Üveys Paşa Mescidi olarak da bilinen Hoca Paşa Camii’nden almaktadır. Hadika’ya göre 16. yüzyılda yaşayan Vezir Üveys Paşa tarafından inşa edilmiştir. Emine Naza Dönmez hoca çeşitli kaynaklarda yer alan bilgilere göre farklı dönemlerde yaşamış birden fazla Üveys Paşa’nın varlığından söz etmektedir. Bu yüzden Hadika’da sözü edilen Üveys Paşa’nın diğer şahıslarla karıştırıldığını söylemektedir. Çünkü yapının banisinin ne Hadika’da ne de diğer kaynaklarda sözü geçen Üveys Paşa ile bir ilgisi olmadığını tespit etmiştir. İstanbul Vakıflar Tahrir Defteri’ne göre caminin banisi Hoca Üveys bin Kayser’dir. Baninin kabri caminin güney duvarı önünde yer almaktadır.

İlginizi çekebilirFatih'in mahalleleri - 1

Fatih Sultan Mehmed devrinde (1451-1481) inşa edilen yapının 1477 senesinden önce yazılan vakfiyesinde kesin inşa tarihi belirtilmemiştir.

Hoca Paşa Camii tarihsel süreç içerisinde çok fazla değişmiştir. 1829 senesinde ünlü Hocapaşa yangınında tahrip olmuş ve özgün hâlini kaybetmiştir. Günümüze gelen yapı 19. yüzyılda yeniden inşa edilmiştir. Tam tarihi belli olmayan fakat 1830’lardan sonra yapıldığı bilinen yeni yapı inşa edildiği devrin sanatsal üslup özellikleri yansıtmaktadır. Özellikle 19. yüzyıl üslubu yapının yuvarlak kemerli yüksek ve geniş pencerelerinde kendini göstermektedir. Çatısı kiremit ile örtülü olan yapının tavanı yüksek tutulmuştur. Yapının minaresi silindirik gövdeli, tek şerefelidir. Harimde yer alan mihrap son yıllarda yenilenmiş ve Kütahya çinileriyle kaplanmıştır. Minber 19. yüzyıldan kalma orijinaldir ve devrin süsleme özelliklerini yansıtmaktadır.

Hoca Paşa Camii, Sirkeci’de, ibni Kemal Caddesi ile Hoca Paşa Sokağı’nın kesiştiği yerdedir. Cami’nin asıl adı Hoca Üveys Mescidi’dir.
Hoca Paşa Camii, Sirkeci’de, ibni Kemal Caddesi ile Hoca Paşa Sokağı’nın kesiştiği yerdedir. Cami’nin asıl adı Hoca Üveys Mescidi’dir.
Camii’nin kuzeybatı duvarında 1818 tarihli Dördüncü Kadın Çeşmesi yer almaktadır.

Daha evvel caminin tam karşısında yer alan çeşme sonraları şimdiki yerine taşınmıştır. Çeşmenin kitabesinde bu çeşmenin yerinde Fatih Sultan Mehmed’e ait bir çeşmenin yer aldığı ve zamanla Fatih’in çeşmesinin harap duruma gelmesinden dolayı Sultan II. Mahmud’un dördüncü kadını tarafından çeşmenin yeniden yaptırıldığı yazmaktadır. Barok üslupta yapılmış mermer malzemeli çeşmede akant yaprakları ve S kıvrımları ile birlikte estetik bir kemer oluşturulmuştur. Çeşmenin ayna taşında ise küçük ölçekli bir istiridye kabuğu motifi yer almaktadır. Hoca Paşa Mahallesi’nde yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Karaki Hüseyin Çelebi Camii (15. yy), Nallı Mescit (15. yy), Tıbbiye Camii (16. yy), Sepetçiler Kasrı (17. yy), İstanbul Defterdarlık Binası (1844), Vilayet Konağı (1844), Bab-ı Ali Kapısı ve Çeşmeleri (1844), Sirkeci Garı (1872), Saffeti Paşa Tekkesi (19. yy).

İskenderpaşa Mahallesi

İskender Paşa Mahallesi; Babahasanalemi ve Gurabahüseyinağa mahallelerinin birleştirilmesiyle oluşmuştur.İskender Paşa Mahallesi adını İskender Paşa Camii’nden almaktadır. Mahalleye adını veren İskender Paşa Camii’nin diğer isimleri İskender Çelebi Camii ve Terkim Camii’dir. Camiyi yaptıran İskender Paşa’nın aynı tarihlerde yaşamış olan birkaç İskender Paşa’dan hangisinin olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bazı kaynaklara göre Sultan II. Bayezid döneminde hem vezir hem de Bosna Beylerbeyi olan ve 1506 senesinde vefat eden İskender Paşa’dır.

Ağaçkakan Camii olarak da bilinen İskender Çelebi Camii, 16. yüzyılda Debbağ İskender Çelebi tarafından yaptırılmıştır.
Ağaçkakan Camii olarak da bilinen İskender Çelebi Camii, 16. yüzyılda Debbağ İskender Çelebi tarafından yaptırılmıştır.

Bir avlu içinde yer alan ve kesme taş malzemeden yapılan cami kare planlı ve tek kubbelidir. Caminin kuzeyinde yer alan son cemaat yeri üç birimlidir ve orta birim yıldız biçiminde beşik tonozla örtülmüştür. Diğer iki yan ise kubbe ile örtülüdür. Caminin minberi Kemankeş Mustafa Paşa’nın ihsanıyla konulmuşsa da günümüze ulaşan ahşap minber yenidir. Yapının kesme taş malzemeden inşa edilmiş minaresi çok kenarlı gövdesi ve tek şerefesi ile yükselmektedir.

İskender Paşa Camii’nin 1505 tarihli vakfiyesine göre yapıya birçok tarla, bahçe, dükkân ve ev vakfedilmiştir.

Bu vakfedilen yapılarla alakalı daha geniş bilgiler Vakıflar Tahrir Defteri’nde yer almaktadır. İskender Paşa Mahallesi’nde yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Kız Taşı (450-457), Hagios Polyeuktos Kilisesi kalıntıları (6. yy), Molla Hüsrev Sofular Camii (1460), Dülgerzade Camii (1482), Ahmediye Camii (1527), Alaaddin Tekke Camii (16. yy), Kambur Mustafa Paşa Camii (1665), Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi (1697- 1702), Feyzullah Efendi Külliyesi (1700), Kızıl Minare Camii (1718), El-hac Süleyman Efendi Çeşmesi (1725), Süleyman Ağa Sıbyan Mektebi (1728), Abdüllatif Suphi Paşa Konağı (1854), Pertevniyal Valide Sultan Külliyesi (1871), Uşşaki Tekkesi (1883), Hattat Bakkal Hacı Arif Efendi Konağı (19. yy).

Kalenderhane Mahallesi

Kalenderhane Mahallesi adını aslı bir Bizans kilisesi olan Kalenderhane Camii’nden almaktadır. Kalenderhane Camii fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından önce Kalenderî tarikatı için bir zaviyeye daha sonra camiye çevrilen bir kilisedir. Yapı ilk yapıldığında kilise olarak kullanıldığı için plan şeması da bu yöndedir. İstanbul’da günümüze kadar ulaşan Bizans dini mimarisi yapıtları içerisinde kare içinde haç planlı kilise tipolojisinin en önemli örneğidir. Yapının Bizans devrindeki adı tartışmalıdır ve kesin bir bilgi yoktur.Akataleptos Manastırı’na ait bir kilise olduğu düşünülmektedir.Fetihten sonra zaviyeye dönüştürülen yapı Kalenderî tarikatı dervişlerine verilmiştir. Böylece fetih sırasında hizmet ve gayretleri öne çıkan Kalenderîler ödüllendirilmiştir. Fatih Sultan Mehmed’in burayı vakfetmesiyle yapı selatin vakıfları arasındaki yerini almıştır. Yapının keşiş odaları 15. yüzyılda zaviye olarak; harim kısmı ise tevhidhane olarak kullanılmıştır.

Kalenderhane Camii ya da eski adıyla Theotokos Kyriotissa Kilisesi, İstanbul'un Vefa semtinde Doğu Roma döneminden kalma bir yapıdır. 18. yüzyılda Osmanlı'lar tarafından camiye çevrilmiştir.
Kalenderhane Camii ya da eski adıyla Theotokos Kyriotissa Kilisesi, İstanbul'un Vefa semtinde Doğu Roma döneminden kalma bir yapıdır. 18. yüzyılda Osmanlı'lar tarafından camiye çevrilmiştir.

18. yüzyılın ilk yarısında meydana gelen yangınlar ve deprem gibi afetlerle hasar gören yapı onarılmış ve söz konusu yüzyılın ortasında Darüssaade Ağası Beşir Ağa tarafından camiye çevrilmiştir. Yapı camiye çevrildikten sonra harime hünkâr mahfili eklenmiştir.

Karagümrük Mahallesi

Karagümrük Mahallesi; Haticesultan ve Neslişah Mahallelerinin birleştirilmesiyle oluşmuştur. Karagümrük Mahallesi adını Osmanlı devrinde burada kara ticaretini kontrol eden gümrük eminliğinden almıştır. Karagümrük, Divanyolu’nun Şehzadebaşı’nda ikiye ayrılarak bir kolu Aksaray üzerinden Yedikule Kapı’ya uzanırken, diğer kolunun Edirnekapı’ya uzandığı yer ve civardır. Osmanlı’da kara ticaretinin ve insan giriş ve çıkışının yoğun olarak görüldüğü Edirnekapı uzun bir süre gümrük işlerinin ve hizmetlerinin gerçekleştiği yer olmuştur. Osmanlı devrinde bu mevkide “Gümrük Eminliği” bulunmaktaydı. Kara ticaretinin kontrolünün buradaki Gümrük Eminliği tarafından sağlanmasından dolayı buraya Karagümrük denilmiştir.

Karagümrük 29 Mayıs 1453 salı sabahı Osmanlı ordularının bugünkü Edirnekapı girişini açmaları sonucu Fatih Sultan Mehmed ve ordularının İstanbul'a girip ilk ayak bastığı bölgede yer alır.
Karagümrük 29 Mayıs 1453 salı sabahı Osmanlı ordularının bugünkü Edirnekapı girişini açmaları sonucu Fatih Sultan Mehmed ve ordularının İstanbul'a girip ilk ayak bastığı bölgede yer alır.

Osmanlı’da Edirnekapı’dan başka Topkapı ve Yenikapı’nın da birer gümrük kapısı olduğu çıkan kanunname ile ilan edilmiştir. Gümrük emini sadece ticareti değil aynı zamanda kente gelen insanların denetim, iskan ve istihdamlarıyla ilgilenmekteydi. İhtiyaçtan fazla şehre girmiş olan işsiz, güçsüz ve dilencileri denizyolu ile İzmit’e oradan da geldikleri eyaletlere gönderirlerdi. Karagümrük Mahallesi yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Ekmekçibaşı Hacı Muhittin Türbesi (15. yy), Neslişah Sultan Camii (1552), Mesih Mehmed Paşa Külliyesi (1588), Mihrimah Sultan Külliyesi (16. yy), Sarmaşık Rum Ortodoks Kilisesi (1834), Ahmed Kamil Efendi Tekkesi (1877), Ahmed Galib Paşa Çeşmesi (1888).

Katip Kasım Mahallesi

Katip Kasım Mahallesi’nin adı Sultan II. Bayezid’ın sır katibi olan Katip Kasım’ın 1500 senesinde inşa ettirdiği mescitten gelmektedir.

1504 tarihli vakfiyesine göre cami ve mektep için 17 bin akçe nakitle birlikte evler ve odalar, bir su kuyusu ve bir hamam vakfedilmiştir.

Vakfiyesinde adı geçen mektep hakkında bir bilgi yoktur. Günümüzde orijinalliğini yitiren cami dikdörtgen planlı, basit bir plana sahiptir. Tek minareli olan yapının eski binadan ancak pencere üstlerindeki tuğladan basık kemer izleri takip edilebilmektedir. Katip Kasım Mahallesi’nde yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Tezveren Dede Haziresi (16. yy), Ayios Thedoros Kilisesi (16. yy), Langa Polis Karakolu (19. yy).

Kemal Paşa Mahallesi

Kemal Paşa Mahallesi adını mahalle sınırları içinde yer alan Kemal Paşa Camii’nden almaktadır. Hadika caminin banisi olarak Kemal Paşa’yı gösterir ve caminin haziresinde medfun olduğunu ifade eder. Ekrem Hakkı Ayverdi bu konuda Hadika’nın yanıldığını belirtir. Vakıf Tahrir Defterinde mahallenin Kemal Paşa Türbesi Mahallesi olarak kayıtlı olduğunu, mahallede iki mescid bulunduğunu fakat bu mescitlerin hiç birinin Kemal Paşa tarafından yapılmadığını tespit etmiştir. Bu mescitlerden birini Kırımoğlu Mevlana Şeydi Ahmedoğlu yaptırmış fakat Kemal Paşa Mescidi olarak bilinmektedir. İkinci mescid ise Kemal Paşa’nın azadlısı Ahmed Bey tarafından yapılmıştır. Belki de bu mescid banisinin efendisi Kemal Paşa’nın adıyla anılmıştır.

Evkaf listelerinde Kırımı Muhiddin Mescidi’nin 1916 kayıtlarında yıkık camiler arasında kaydı gözükmektedir. Oysa günümüzdeki mescidin 1904 yılından beri varlığı bilinmektedir.

Fatih devri defterdarlarından Kemal Paşa tarafından yaptırıldı. 1902'de Hasan Fehmi Paşa'nın karısı Zeynep Feride Hanım tarafından onarıldı.
Fatih devri defterdarlarından Kemal Paşa tarafından yaptırıldı. 1902'de Hasan Fehmi Paşa'nın karısı Zeynep Feride Hanım tarafından onarıldı.

Günümüze ulaşan cami yenidir. Sultan II. Abdülhamid devrinin nazırlarından Hasan Fehmi Paşa ve eşi Zeynep Feride Hanım tarafından 1902-1903 senelerinde yeniden inşa edilmiştir. Caminin duvarları kagir çatısı ve tavanı ahşaptır. Güneyinde bir hazire yer almaktadır. Laleli semtine adını veren Laleli Baba’nınkabri 1957 yılından itibaren buradadır. Caminin haziresinde ayrıca Hasan Fehmi Paşa ile Zeynep Feride Hanım’ın dönemin sanatsal üslubunu yansıtan kare planlı türbesi yer almaktadır. Kemal Paşa Mahallesi’nde yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Hoşkadem Camii (15. yy), Onsekiz Sekbanlar Camii (16. yy), Üryanizade Dede Türbesi (16. yy), Halveti Baki Efendi Tekkesi (16. yy), Laleli Külliyesi (1760-1764).

Koca Mustafa Paşa Mahallesi

Kocamustafapaşa Mahallesi; Abdi Çelebi, Hacı Hüseyin Ağa ve Sancaktar Hayrettin Mahallelerinin birleştirilmesiyle olmuştur. Koca Mustafa Paşa Mahallesi’ne adını veren Koca Mustafa Paşa Camii (Sümbül Efendi Camii) günümüzde Sümbül Efendi Mahallesi sınırları içinde kalmaktadır. Aslında aynı yapı iki ayrı mahalleye ismini vermiştir. Koca Mustafa Paşa Camii Sümbülliye tarikatının merkez dergâhını da oluşturduğu için Sümbül Efendi Camii olarak da bilinmektedir. Cami aslında Bizans devrinde havari Hagios Andreas tarafından kurulmuş bir kilisenin fetihten sonra Sultan II. Bayezid döneminde camiye çevrilmesiyle oluşturulmuştur.

Sadrazam Koca Mustafa Paşa tarafından camiye çevrilen yapının kitabesinde 1486 tarihi kayıtlıdır.

Caminin, resmî adı Pîr Yusuf Sümbül Sinan Âsitânesi’dir. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde Doğu Roma döneminden kalma dinî bir yapıdır.
Caminin, resmî adı Pîr Yusuf Sümbül Sinan Âsitânesi’dir. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde Doğu Roma döneminden kalma dinî bir yapıdır.

Sadrazam Koca Mustafa Paşa her ne kadar kente bu yapıyı kazandırmış olsa da Yavuz Sultan Selim’in gazabına uğrayarak idam edilmiş bir devlet adamıdır. Esasında kilise olarak inşa edilen yapı camiye çevrildiğinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Hıristiyan-Ortodoks litürjisi için gerekli bir plana sahip yapı camiye çevrildikten sonra Osmanlı mimarları tarafından gerekli değişiklikler gerçekleştirilmiştir.

Külliyede camiden hariç Koca Mustafa Paşa’nın çokgen planlı ve kubbeli türbesi, Sümbül Efendi Dergahının şeyhlerine ait türbeler, medrese, imaret, sebiller yer almaktadır. Koca Mustafa Paşa Mahallesi’nde yer alan tarihi yapılardan bazıları şunlardır: Karpos ve Papylos Martiryonu (4-5. yy), Mihrişah Hacı Kadın Camii (1527), Abdi Çelebi Camii (1533), Hacı Kadın Hamamı (18. yy), Rum Kilisesi (1830), Analepsis Rum Kilisesi (1832), Aya Mina Rum Ortodoks Kilisesi (1833), Anorad Hığutyun Ermeni Katolik Kilisesi (1857), Ermeni İlkokulu (1871), Surp Kevork Ermeni Kilisesi (1885-1887), Ayşe Hatun Çeşmesi (19. yy).