YOLA ‘SEYAHAT KÜLTÜRÜ DERGİSİ’ OLARAK ÇIKAN SKYROAD ARTIK DİJİTALDE! HEM TÜRKİYE’Yİ HEM DE DÜNYAYI KEŞFETMEK, FİLM, KİTAP VE MEKANLARLA İLGİLİ ÖNERİLERDE BULUNMAK YA DA KEYİFLİ ETKİNLİKLERİ HERKESTEN ÖNCE DUYURMAK İÇİN SKYROAD SİZİNLE.

20.356 Takipçi
SKYROAD HAKKINDA

Filozofların şehri: Heidelberg

Heidelberg, Güneybatı Almanya'da yer alan bir şehirdir.
Heidelberg, Güneybatı Almanya'da yer alan bir şehirdir.

Alman şair dostum Ann Kathrin’den, aramızda geçen eski bir konuşmayı hatırlattığı bir mektup aldıktan kısa bir süre sonra kendimi Frankfurt uçağının kapısında buldum. Ann, mektubunda kısaca şunu söylüyordu; “Hayır, bütün Alman kentleri birbirine benzemez. Eğer gerçek bir Alman şehri görmek istiyorsan, hani o çok sevdiğin Hegel’in düşüne düşüne yollarını arşınladığı bir şehir olan Heidelberg’e gel hemen!” İşte yolculuğum böyle başladı.

İçindekiler

1386'da kurulup Almanya'nın en eski üniversitesi olma vasfını taşıyan Heidelberg Üniversitesi bu şehirdedir.

Frankfurt’a indikten sonra hiç oyalanmadan küçük bir araba kiralayarak yola koyuluyorum. Ren havzasının eşsiz doğası içinde sık sık küçük molalar vererek, doğanın eşsiz görüntülerini zihnime kazımayı da ihmal etmiyorum. Hava gittikçe ılımanlaşıyor. Almanya’nın sert ve soğuk havasından bambaşka bir iklime doğru geçtiğimizi hissediyorum. Az sonra Heidelberg muhteşem bir suluboya resmi gibi önümde beliriyor.

Arabamı park edip Ann Kathrin’i aramadan önce açık sarıdan koyu yeşile doğru mükemmel bir renk çeşitliliğine sahip ağaçları hayranlıkla seyrediyorum. Karşıdan gülümseyerek gelen Ann Kathrin’i sonradan fark ediyorum. İlk sözü; "Goethe’nin ideal şehir dediği Heidelberg’e hoşgeldin!"

Düşmanları bile bu şehri mahvetmeye kıyamamışlar

Şehri ikiye bölen Neckar nehri ve sarayı ile birlikte tablo güzelliğinde olan kent aynı zamanda Almanya'nın en romantik kenti diye de anılmaktadır.
Şehri ikiye bölen Neckar nehri ve sarayı ile birlikte tablo güzelliğinde olan kent aynı zamanda Almanya'nın en romantik kenti diye de anılmaktadır.

Kısa bir şehir turundan sonra ömrümde kim bilir kaçıncı kez Goethe’ye hak verdim. İnsan sadece birkaç saat Heildeberg’de zaman geçirince burada yaşama isteği baş gösteriyor. Dingin ve şık. Nezih ve derin. İkinci dünya savaşında müttefik kuvvetleri tarafından bombalanmayan tek Alman şehri olmasının boşuna olmadığını anlıyorsunuz. Düşmanları bile bu şehri mahvetmeye kıyamamışlar. Bir rivayete göre Almanların Oxford’u bombalamamasına karşılık jest olarak İngilizler’de Heidelberg’e hiçbir zarar vermemişler. Bu yüzden tüm Almanya genelinde orijinalliğini kaybetmemiş tek şehir burası.

Bugün şehir nüfusunun çoğunluğunu öğrenciler oluşturmaktadır.
Bugün şehir nüfusunun çoğunluğunu öğrenciler oluşturmaktadır.

Mimari ve doğanın uyumu insanı gerçekten şaşırtıyor. Şehir ormanların içine öyle doğal bir şekilde yerleşmiş ki ağaçları binalardan ayıramıyorsunuz. Sanki hepsi birbirinin devamı. Bu manzarayı daha iyi gözlemleyebilmek için Heidelberg Şato’suna çıkmaya karar veriyoruz. Kuzey Alpler’deki en önemli rönesans eseri olarak kabul edilen şato çıkmak için finikülere biniyoruz. Üç durakta en tepeye kadar çıkabiliyorsunuz. Çünkü şato kademeli olarak inşaa edilmiş. Son durağa çıkabilmek için ahşaptan yapılan finüküler gerçekten ilginç. Japon turistlerin sayısı hayli fazla. Ann bu durumun sebebini açıklıyor. Meğerse Goethe’nin, Hiroşima’da atılan bombalara istinaden, Gingko Biloba ağacı ile ilgili şiiri Japonlar tarafından büyük anlam içeriyormuş. Japon turistler, Heidelberg Şatosu’nun bahçesindeki düşen ağaçtan yaprakları toplayıp ülkelerine götürüyorlarmış. Biz de biraz yaprak alıyoruz.

Bu kadar çok Goethe dememiz boşuna değil.Heidelberg için Almanya’nın en romantik şehir denir. Özellikle son baharın melankolisinin böylesine yoğun ve aşk dolu bir şekilde hâkim olduğu dünya üzerinde bir şehir daha yoktur.

Aynı zamanda kent, kentin adıyla da anılan matbaa ve baskı makineleri ünlüdür.
Aynı zamanda kent, kentin adıyla da anılan matbaa ve baskı makineleri ünlüdür.

Aşağıya indiğimizde Almanya’nın en uzun trafiğe kapalı caddesi olan Hauptstrasse çikolata, kahve ve kitap dükkânlarını teker teker ziyaret edip, Schnitzelbank’da karnımızı doyurduktan sonra Karl-Theodor köprüsüne doğru gidip, şehir ikiye bölen Neckar nehrini izliyoruz. Bu en romantik şehrin en romantik yeri işte burası. 12.yy'da yapılan ilk köprü savaşlarda zarar görünce, onun yerine 18.yy’da bir taş köprü yapılmış. Ancak şanssızlık değil mi, bu sefer de II.Dünya Savaşı sonrasında Amerikan askerleri, Neckar Nehri’nin iki yakasından birbirine ulaşımı engellemek için nehrin üzerindeki tüm köprüleri yıkmışlar ve bu köprü de yıkılmış. Savaş bittikten sonra da halk kendi imkânlarıyla köprüyü yeniden inşa etmiş ve köprü 1947 yılında tekrar açılmış.

Heidelber, Mannheim'dan yaklaşık 15 dakika kadar bir uzaklıkta yer alır.
Heidelber, Mannheim'dan yaklaşık 15 dakika kadar bir uzaklıkta yer alır.

Köprüyü geçip diğer tarafa ulaştığınızda karşınıza meşhur bir patika çıkıyor. Bu patikanın sonunda başlayan yola ise Filozoflar Yolu adını vermişler. Dünyaca ünlü Heidelberg üniversitesinin profesörlerinin ve filozofların düşünce yürüyüşlerini gerçekleştirdiği bu patika dünyaya ilham olmuş nice düşünceye ilham vermiş. Hayatımın en uzun ve en verimli yürüyüşlerinden birini gerçekleştiriyorum.

Veda zamanı geldiğinde, Ann Kathrin’e veda etmemeyi tercih ediyorum. Çünkü geri döneceğim. En azından hayatımın belli bir dönemi bu harika şehirde yaşamak üzere…