Filozofların sporu: Kung Fu

Kung Fu, Çin Mücadele Sanatlarının bilinen yaygın adıdır.
Kung Fu, Çin Mücadele Sanatlarının bilinen yaygın adıdır.

Kung Fu hepimizin aşina olduğu bir kelime. Bildiğimiz kadarıylaÇin’in mücadele sanatlarını ifade ediyor. Kung Fu kavramı yenibir tanım, ilk defa 1966 yılında bir makalede kullanılıyor. Anlamsalolarak ‘Kung’ başarıyı, ‘Fu’ gayret ve kuvveti ifade ediyor. Kelimeningünümüz dünyasında ve Çin’de Wu Shu olarak kullanıldığını,anlamsal düzeyde daha doğru olduğunu söylemekte faydavar. Altıncı yüzyıldan günümüze dek yaklaşık kırk farklı terimleanılan bu savaş sanatının ortaya çıkışında ise dini bir inanışınesrarengiz yorumu var.

  • Bilenler konuşmaz; konuşanlar bilmez. Lao Tzu

Zen Budizmin’in ilk piri kabul edilen Bodhidharma (5.-6. yüzyıl) Çin’e bu inanışı yaymak için kendi de Budist olan imparator tarafından davet edilir. İddiaya göre imparatorun Budizm için yaptırdığı mabetleri, kopyalattığı kutsal metinleri ve verdiği desteği değersiz görüp şöyle der: “Onlar dünyaya düşkünlüğün izlerini taşıyan değersiz amellerdir ki ormandaki gölgelere benzerler. Sadece varmış gibi görünürler. Hâlbuki özden yoksundurlar. Faziletin yegâne ve hakiki alâmeti bilgeliktir, saf, kusursuz ve esrarengizdir. Maddi amelle kazanılmaz.” Bunun üzerine imparator ile anlaşamayıp saraydan ayrılır ve başkentin yakınlarındaki Shaolin Tapınağı’na gelir. Efsaneye göre tapınağa gelen Bodhidharma keşişlerden kutsal metin okumak yerine meditasyon yapmalarını ister ancak fikirleri kabul görmeyince buradan da ayrılık yakınlardaki bir mağaraya yerleşir. Mağara duvarına bakarak dokuz yıl boyunca yaptığı meditasyon sırasında bakışlarıyla kayayı delmesi ve bir kez uyuya kaldığı için göz kapaklarını kesmesi onu üne kavuşturur ve tapınağa geri alınır. Başlarda keşişlerin nefis mücadelesi sebebiyle zayıf düşen bedenlerini güçlendirmek için günlük programlarına koyduğu egzersiz ve hareketlerin gelişmesi Shaolin Kung Fu’sunu ortaya çıkarır.

Bu sanatta bir üst mertebeye çıkabilmek için bedenle gerçekleştirilen hareketlerden ziyade nefsiyle yani "kara savaşçı"yla mücadele eden kişinin, iç dünyasında iyiliği temsil eden "ak savaşçı"nın tarafını tutması gerekir. Fiziki olarak yenilmek de yenmek gibi değerli görülür ve onurludur. Kişi böylece kendini tanır, eksiklerini görür ve daha fazla tefekkür eder.

  • Arayanlar bulamaz; bulanlar arayanlardır. Bâyezid-i Bistâm

Aslında bu ideolojiye göre kişi ne yenebilir ne de yenilebilir. Amaç kişiyi sınırlayan ve sabitleyen duyguların istenmemesidir.

Günümüzde Kung Fu tüm dünyada Wu Shu Federasyonu adı altında bir spor dalı olarak uygulanmaktadır.
Günümüzde Kung Fu tüm dünyada Wu Shu Federasyonu adı altında bir spor dalı olarak uygulanmaktadır.

Budizmin ve bu savaş sanatının uyumlu olmasının sebebi ise öncelikle amaçlarının nefsi yenmek olmasıdır. Budizm’deki öldürme yasağı burada düşmana zarar verilmeden etkisiz hâle getirilmesiyle kendini gösterir. Kısaca amaç şiddet değil şiddetsizliktir. Rakip değil, nefis öldürülür. Ancak bu ilkelere ters olsa da Shaolin Tapınağı’nda keşişlerden oluşan savaş birliklerinin olması dikkat çeker. Bunun pek çok sebebi olabilir. Başlıca sebepler, imparatorun savaşlarda keşişleri kendi safında görmek için baskı yapması, kanlı savaşlardan sonra ünlü savaşçıların günahlarını affettirmek için tapınağa gidip keşiş hayatı yaşamaları, tapınağın başkente yakın olması sebebiyle saldırılara karşı sürekli tetikte olmaları şeklinde sıralanabilir.

Kung Fu'nun din ile içli dışlı olması ona sadece mücadele sanatı olmanın ötesinde farklı bir boyut kazandırmıştır.
Kung Fu'nun din ile içli dışlı olması ona sadece mücadele sanatı olmanın ötesinde farklı bir boyut kazandırmıştır.

Bu sebepler yüzünden kimileri Shaolin Kung Fu’nun doğuşunu Bodhidharma’da değil, Çin’in kendi sosyo-kültürel yapısına bağlar. Elbette bu denli büyük bir sanatın zeminini oluşturmada pek çok merhale kat edilmiş, dinle birlikte sosyal, ekonomik, siyasi faktörler etkili olmuştur.

Çin toplumu dışındaki birçok yerde manevi bir disiplin aracı olarak görülüp çalışılan, tüm uzak doğu sporlarının çıkış noktası kabul edilen Kung Fu’nun, kesin olarak Shaolin Tapınağı’ndan çıkıp çıkmadığını bilmiyoruz ama günümüzde sadece yüz elli keşişin yaşadığı bu yer yılda iki milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor.