Hattat Savaş Çevik: Hat sanatını sanat yapan Türklerdir

Savaş Çevik,1953 yılında Akseki (Antalya)'da doğdu.
Savaş Çevik,1953 yılında Akseki (Antalya)'da doğdu.

Bu sayıda, sanat ve kültürümüzün tarihi dokusuyla harmanlamış Üsküdar’a, hat sanatının ustalarından hattat Savaş Çevik’in atölyesine uğradık okuyucularımız için. Atölyenin duvarları, Çevik’in bu sanata verdiği yılların birikimini yansıtan levhalarla donanmış. Osmanlı bakiyesinden dört kuşak devam eden hüsn-i hat sanatını günümüze titizlik ve rikkatle taşıyan önemli sanatkarlarımızdan Savaş Çevik.

Hat sanatı çalışmaya ne zaman başladınız?

İlk hocam Hafız Kemal Batanay ile 1974 yılında başladık. Sekiz ay sonrasında devrin ünlü hattatlarından Hamit Aytaç, yıllar sonra da Ali Alparslan hocalarla devam ettim. Kaligrafi ve akademideki grafik hocam Emin Barın ve Uğur Derman ile de zaman zaman istişare ederek kendilerinden istifade ettim. Yani, toplamda beş hocam oldu diyebilirim.

1976 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin Grafik Bölümünden Yüksek Lisans diploması alarak mezun oldu.
1976 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin Grafik Bölümünden Yüksek Lisans diploması alarak mezun oldu.

Türkiye’de hat sanatına önemli katkılar sağlayan, tarihsel bir isim silsilesinin takdirinden geçerek var oldu diyebilir miyiz sizin için?

Talik yazımı, Hafız Kemal Batanay ile yaptım, onun hocası ise Hulisi Beydir mesela. Silsile bu şekilde devam eder. Hamit Aytaç’la da sülüs ve nesih yazısı meşk ettim. Bundan sonraki öğrencilerin de bizle ilişkisi var. Hamid hocayla bugüne gelen dört kuşaktan bahsedebiliriz. Allah lutfetti Osmanlı bakiyesine gerçekten yetişmiş olduk. Osmanlı dönemini yaşamış ve Cumhuriyet’e intikal etmiş değerli son Osmanlı hattatı sayılacak iki büyük hocadan ders alma şerefine nail olduk.

Türkiye’deki hat sanatçıları arasında hem grafiker hem de hattat olan tek sanatçı sizsiniz. Biri klasik, diğeri modern sanat olan bu iki ayrı disiplin birbirine ne kattı?

1987'de Yard.Doçentliğe atanarak ‘Yazı Tasarımı' konusunda ihtisaslaştı.
1987'de Yard.Doçentliğe atanarak ‘Yazı Tasarımı' konusunda ihtisaslaştı.

Akademinin özel grafik tasarım bölümünü bitirmem dolayısıyla bu şansı elde ettim. Grafik, hat sanatından farklı ancak sanatın gerçek temeli değişmiyor. Tüm görsel sanatlarda bu böyle. Grafikte aldığım bilgi beceri ve losyonu hat sanatında uygulama şansı oldu dolayısıyla.

En başta çalışmalarımı klasik seviyede hallettim.

Modern demiyoruz serbest tasarım diyelim, bu tasarımları yapmamda bana çok büyük bir ivme verdi grafik.

Zaten bu nosyonu işin doğrusu Emin Barın hocamdan aldım ben. Türkiye’de önemli bir yeri olan son devrin hattatlarından sonra yetişen bir isim Emin Barın, yazı hocamızdı aynı zamanda. Etkisinde çok kalarak serbest tasarım yolunu devam ettirdik. Aynı zamanda bir mimar olan Ali Toy da, Fatih Özkafa da bunu devam ettiren sanatçılar.

Hat sanatının tarihine bakınca, Türkiye’de Latin harflerine geçilmesinin hat sanatına etkisi ne oldu sizce?

Latin yazısının tarihsel gelişimi ülkemizde yeni biliyorsunuz, 1928'den sonra, aşağı yukarı 90 sene olmuş. Bu sürede bir ülke sanat konusunda çok bir şey yapamaz ama buna rağmen çok ünlü kaligrafi yazanlar var. Hat sanatı gibi geçmişi yok elbette.

Hat sanatının ise bizde bin yıllık bir geçmişi var.

Türkler hat sanatında daha özgün ve köklü eserler verdiler. Abartı olmaz şöyle söylersek, hat sanatını sanat yapan Türklerdir. Hat, sanat zeminine Türklerle yükselmiştir.

Hat Sanatı’yla ilgili çalışmalarına 1973 yılında; son yüzyılın ünlü hattatları olan Kemal Batanay’dan rik’a ve tâlîk, Hâmit Aytaç’tan sülüs ve nesih yazılarını meşk ederek başlamıştır.
Hat Sanatı’yla ilgili çalışmalarına 1973 yılında; son yüzyılın ünlü hattatları olan Kemal Batanay’dan rik’a ve tâlîk, Hâmit Aytaç’tan sülüs ve nesih yazılarını meşk ederek başlamıştır.

Sanat gelişiyor bununla beraber estetik ve zevk anlayışı da gelişiyor. Klasik bir sanat olan hat günümüzde nasıl gelişme gösteriyor?

Hat, Arap harfleriyle yazılan bir güzel yazı tasarımıdır. Hat sanatını klasik, modern, çağdaş olarak anmamızın sebebi o sanatın zaman içinde gösterdiği varyasyon ve gelişimiyle alakalı. Resim, heykel, mimari de çok gelişme göstermiş yeter ki sanatı yozlaştıran, bozan, değersizleştiren kitch'leşme olmasın, tehlikeli olan bu. Klasikten ne anlıyoruz? 16. yüzyılda Karahisari’nin yazdığı “Besmele” o devirde de bugünde de çok modern bir eser. 8, 9, 10. yüzyılda İspanya’daki Elhamra Sarayı duvarlarını süsleyen yazı karakteri tuman sülüsün farklı yorumlanış biçimi. Aynı değil tabii... O devir ve bu devir içinde modern bir yazı bu, kufi yazı içinde bu böyle…

Yurt dışında çalışmalarınız oluyor. Peki, hat sanatı Avrupa'da nasıl algılanıyor?

Lâtin Yazısı konulu doktora çalışmasını 1983’de tamamladı.
Lâtin Yazısı konulu doktora çalışmasını 1983’de tamamladı.

Hat sanatı Avrupa’da din ile özdeşleştirilip, İslam sanatı çerçevesinde adlandırılıyor. Tamamen yanlış değil, doğru…

Hat sanatının uğraşı, metinleri dini içerikli, ladini konulardan da çalışmalar var tabii.

Avrupa zaman zaman siyasi de yaklaşıyor bu sanata.

Bir kısım fanatik görüşlüler, hattın sanat olmadığını, zanaat olduğunu söylüyor. Aksini savunan da çok. Tamamen sanatı anlayan bir sanat tarihçisi, iyi bir sanatçı ise hat sanatının gerçek bir sanat olduğunu kabul ediyor.