Kalesiyle bütünleşmiş bir şehir: İşkodra

 İşkodra.
İşkodra.

İşkodra, Arnavutluk’un kuzeyinde yer alır ve ülkenin en eski şehirlerindendir. Tiran Havalimanı’na indikten sonra, kiralayacağınız bir arabayla, İşkodra’ya iki saatlik bir otomobil yolculuğuyla ulaşabilirsiniz. Şehir Arnavutlar tarafından Shkodra olarak isimlendirilir. Çeşitli tarihi kaynaklarda İskenderiye-i Arnavud, Skutari ve Skadar isimleriyle de kaydedilmiştir. İşkodra şehri Kir, Drin ve Boyana isimli üç nehrin birbiriyle kavuştuğu alanın çevresinde kurulmuştur.

Ebu Bekir Camii.
Ebu Bekir Camii.

İşkodra M.Ö. 3 ve 2. yüzyıllarda İllir Devleti’nin merkeziydi. M.Ö. 168’de şehir Romalılara, 395’ten sonra da Bizans’a geçti. Sonrasında Sırplar, Venedikliler ve Osmanlılar arasında el değiştirdi. Nihayet Fatih Sultan Mehmed’in de katıldığı uzun bir kuşatmadan sonra Osmanlılar 1479’da İşkodra’yı fethetti. Zamanla şehir nüfusu artan bir oranda Müslümanlaştı. 1485 yılında Müslüman nüfusun oranı % 28 dolayında iken, 1528’de % 73’e, 1571’de % 89’a ulaştı. Evliya Çelebi, 17. yüzyıl İşkodra’sını 15 mahallesi ve 1.800 hânesi olan orta ölçekli bir kasaba olarak zikretmektedir.

İşkodra 18. yüzyıldan itibaren önem kazanmaya başladı. Bunun sebebi 1756-1831 yılları arasında şehrin, Arnavut Buşatlı ailesinin merkezi olmasıdır. Aile 1773’de İşkodra’da, bölgenin en önemli ve en büyük camisi Kurşunlu Cami’yi yaptırdı. Bu yıllarda İşkodra’nın 25 mahallesinde 40 cami ve 1 kilise vardı ve Müslüman nüfusun 8.000, Katoliklerin ise 600 hanesi bulunuyordu. Ayrıca Rozafa Kalesi’nde 150 Müslüman hâne ve 2 cami mevcuttu. 1810 tarihli Fransız konsolosluk raporlarına göre şehir nüfusu 40.000 civarındaydı.

Rozafa Kalesi.
Rozafa Kalesi.

Osmanlı Devleti’nin neredeyse tüm Rumeli topraklarını kaybettiği 1912-13 Balkan Harbi’nde İşkodra şehri ve kalesi altı ay süren kuşatma sonrası Karadağ birliklerince alındı. Ancak şehir 1913’te Avrupa devletlerinin baskısıyla yeni kurulan Arnavutluk Devleti’nin sınırlarına dahil edildi. Komünist dönemde ve 1967’deki kültür devriminin ardından biri dışında bütün camiler yıkıldı. 19. yüzyılda yapılan Katolik kilisesi de spor salonuna çevrildi. Komünist rejimin çökmesinden sonra ayakta kalan tek cami olan Kurşunlu Cami 1996’da tekrar ibadete açıldı ve günümüzde de namaz saatlerinde ziyarete açıktır. Ayrıca Komünist dönemde spor salonu yapılan Katolik kilisesi de demokratik dönemde yeniden kilise haline getirildi. İşkodra Kalesi’nde bulunan Fatih Sultan Mehmed Camii’nin kalıntıları ile minaresi de aynı şekilde tarihî eser statüsündedir.

Günümüzde kent merkezi nüfusu 100 bini aşan İşkodra’da en önemli sanayi faaliyeti olarak bakır tel fabrikaları vardır ve bu ürünün % 80’i ihraç edilir. Ayrıca çeşitli makine ve deri sanayii yaygındır. Şehirde turistik açıdan çok geniş bir mutfak kültürü olduğu söylenemez. Bisiklet kiralayıp gideceğiniz İşkodra Gölü kenarındaki güzel manzaralı lokantalarda, göl ve nehir balıklarından oluşan menüleri denemelisiniz. Arnavutlar trileçe tatlısını da güzel yapıyorlar.

İşkodra şehri Kir, Drin ve Boyana isimli üç nehrin birbiriyle kavuştuğu alanın çevresinde kurulmuştur.
İşkodra şehri Kir, Drin ve Boyana isimli üç nehrin birbiriyle kavuştuğu alanın çevresinde kurulmuştur.

Şehirde mutlaka görmeniz gereken ilk yer, İşkodra’ya tepeden bakan görkemli Rozafa Kalesi’dir. Buradaki gün batımı her saatte farklı bir karaktere bürünüyor. Bu kale İllirler, Roma, Venedik ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşımaktadır. Turist otobüsleri bu kaleye çıkamıyor. Yaya çıkmak biraz zor olsa da burada hizmet veren minibüsler birkaç dakika içinde sizi kale kapısına ulaştıracaktır. Ziyaretiniz bittikten sonra yokuş aşağı inerek Kurşunlu Camii’ni gezmeniz de çok kolay olacaktır.

Ayrıca eski bir tüccara ait tarihi bir ev olan İşkodra Tarih Müzesi’de size şehir tarih ve kültürü hakkında ayrıntılı bilgiler verecektir. Osmanlı’dan kalma İşkodra Çarşısı’nda yer alan Marubi Ulusal Fotoğraf Müzesi’de ilginç bir ziyaret noktasıdır. İtalyan Pietro Marubi’nin, Osmanlı’ya sığınması ve İşkodra’da fotoğrafçılık yapmasıyla şehrin görsel hafızası bu müzede korunmaktadır. Osmanlı Dönemi’ndeki önemli kişilerin fotoğrafları, Arnavutluk günlük hayatı ve tarihi İşkodra fotoğraflarını görebileceğiniz bu müzeyi ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Mimari eserlere meraklıysanız İşkodra yakınlarındaki Osmanlı’dan kalma anıtsal bir abide olan Mes Köprüsü’nü de mutlaka görmelisiniz.

Evliya Çelebi, 17. yüzyıl İşkodra’sını 15 mahallesi ve 1.800 hânesi olan orta ölçekli bir kasaba olarak zikretmektedir.
Evliya Çelebi, 17. yüzyıl İşkodra’sını 15 mahallesi ve 1.800 hânesi olan orta ölçekli bir kasaba olarak zikretmektedir.

İşkodra, Karadağ ülkesiyle sınır bir Arnavutluk şehridir. Bu avantajı kullanıp çevresindeki diğer şehirlere de mutlaka uğramalısınız. Tiran, Akçahisar (Kruja), İşkodra rotasından sonra Karadağ’a geçip Ülgün, Bar, Budva’da denize girebilir ve adeta bir şato şehir olan Kotor’a da ulaşabilirsiniz.