Titicaca'nın yüzen adalarında yaşayan bir halk: Urular

Titikaka Gölü, Peru ve Bolivya arasında kalan Güney Amerika'nın en büyük tatlı su gölü.
Titikaka Gölü, Peru ve Bolivya arasında kalan Güney Amerika'nın en büyük tatlı su gölü.

Titicaca, Peru ile Bolivya arasında kalan Güney Amerika'nın en büyük tatlı su gölü. İnka öncesi bir halk olan Urular da yüzlerce yıldır Titicaca Gölü yüzeyinde kamıştan inşa ettikleri adalarda yaşıyorlar. Urular kendilerine “Lupihaques” yani “Güneşin Çocukları” diyor.

Kamıştan yapılmış adalar

Çevresinde yaşayan halk için gölde yapılan balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.
Çevresinde yaşayan halk için gölde yapılan balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.

Urular göl kenarında yetişen “totora” kamışlarından evlerini, mobilyalarını, teknelerini ve hatta yaşadıkları adalarını kendi elleriyle inşa ediyorlar. Ön kısmına kutsal saydıkları hayvan figürlerini de ekledikleri kano tarzı teknelerini, balık tutmak ve ziyaretçileri gölün dibine demirledikleri adalarına getirmek için kullanıyorlar. Urular istedikleri takdirde adalarını hareket de ettirebiliyorlar.

Kamışlardan inşa ettikleri adalar 4 ila 8 metre kalınlıkta.

Suyun etkisiyle adaların dip tarafındaki kamışlar çürüyüp dağılıyor. Bu nedenle incelen ve yumuşayan bölümlere daha fazla ek yaparak adaların kullanımını uzatabiliyorlar. Adaların yüzeyi süngerimsi olduğundan bazen yürümek de zorlaşıyor.

Gölün yüzeyinde 40’tan fazla ada var

Göl yüzeyindeki 40’tan fazla adanın en büyükleri Huacavacani, Toranipata ve Santa Maria.Huacavacani ve Toranipata adalarında kasım ayından şubat ayına kadar yağmur mevsimi devam ediyor. Özellikle bu mevsimler arasındaki hava koşulları nedeniyle Uruların bir kısmı iç bölgelere taşınıyor. Her adada basit kamıştan evler ve göldeki en büyük adada da bir gözetleme kulesi bulunuyor.

 İsminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte iki Aymara kelimesinin yan yana gelmesinden oluşur. Titi
İsminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte iki Aymara kelimesinin yan yana gelmesinden oluşur. Titi

Urular modern hayata çok uzak değil

Titikaka Gölü, ticari gemilerin de çalıştığı,yüksek rakımlı bir göldür.
Titikaka Gölü, ticari gemilerin de çalıştığı,yüksek rakımlı bir göldür.

Adada geleneksel yaşam sürse de Urular yeniliklere tümüyle kapalı bir halk değil. Bazı ailelerin güneş panelleri ve motorlu tekneleri var. Geçtiğimiz ay, adalarda yaşayan nüfusun yaşam kalitesini yükseltmek adına Peru hükümeti tarafından 800 aileye güneş paneli ulaştırıldı. Hatta en merkezi adada her gün birkaç saat müzik yayını yapan bir radyo istasyonu bile bulunuyor. Adalara hem Peru hem de Bolivya tarafından da ulaşılabiliyor. Ancak Peru’nun Puno şehri adalar bölgesine en yakın yerleşim birimi.

Adaların turizm potansiyeli yüksek

Urular yüzlerce yıl ihtiyaçlarını yalnızca gölden karşıladılar. Ancak son dönemde Uru halkı açtıkları küçük otel ve restoranlarla turizmi keşfetmiş durumda. Benzersiz hayat tarzlarını fırsata çeviren bu halk, her yıl Titicaca Gölü’nü ziyaret eden 750 bin turistin oluşturduğu potansiyeli kullanmak istiyor. Aslında göle gelen tüm ziyaretçiler adalara uğramıyor ancak bu potansiyelin farkında olan Uruların bir kısmı kendi turistlerini çekebilmek için adaları gölün farklı bölgelerine taşıyor.

Günümüzde Urular kamışlardan ve diğer renkli kumaşlardan geleneksel motifleri kullanarak hediyelik eşyalar üretiyor.

Ortalama derinliği 140 - 180 metre arasındadır. Bazı yerliler dipsiz olduğunu iddia etseler de en derin yeri 280 metredir.
Ortalama derinliği 140 - 180 metre arasındadır. Bazı yerliler dipsiz olduğunu iddia etseler de en derin yeri 280 metredir.

Bunları da turistlere satarak hayatlarını idame ettiriyorlar. Geleneksel yaşam tarzları da elbette turistlerin ilgisini çeken en önemli unsur. Adaları ziyaret ettiğinizde evlerine bir göz atabiliyorsunuz.

Adalar güvenlik için inşa edilmişti

Yirmibeşten fazla akarsu bu göle dökülür.
Yirmibeşten fazla akarsu bu göle dökülür.

Yüzlerce yıl önce İnkalar topraklarını genişletirken, Urular kendilerini korumak için göl yüzeyinde adalar inşa etmek zorunda kalır. O dönemde hareket ettirebildikleri adaları bir savunma mekanizması olarak kullanırlar. Güçlü İnkalar geldiğinde, Uruların fakir olduklarını bildiklerinden onlardan yalnızca içi pirinçle dolu kamışlardan talep ederler. Bir dönem bölgeyi kuraklık vurunca da Urular adalardan ayrılarak Ayamara ve Keçuva dili konuşan yerlilerle evlenir.

Saf Uru ırkından olan tek kadının da 1959 yılında hayatını kaybettiği biliniyor.

İnkalar ve daha sonra gelen İspanyollar bölgeden ayrıldıklarında adalara dönen Urular, günümüzde İnka ve Ayamaraların karışımı melez bir halktan oluşuyor.