Türkiye'nin doruğu: Ağrı

Ağrı, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir ildir.
Ağrı, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir ildir.

Ağrı Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde Kars, Muş, Van, Erzurum ve Iğdır ile komşu,1650 metrede kurulu bir ilimizdir. Şehir ismini Avrupa’nın en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’ndan alıyor. Tarih boyunca pek çok farklı uygarlığa ev sahipliği yapan şehir, özellikle 3 kutsal kitapta da geçen Nuh'un Gemisi’nin tufandan sonra durduğu bölgenin Ağrı Dağı'nda bulunduğu iddiaları üzerine bir cazibe merkezi hâline gelmiştir. Bu anlamda ziyaretçi sayısının arttığı doğunun kadim şehri Ağrı, doğal güzellikleri ve tarihsel mirasıyla görülmeye değer bir gezi durağıdır.

 1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il olmuştur.
1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il olmuştur.

TARİHÇESİ

Ağrı ismi nereden geliyor?

Şehir ismini sınırları içindeki Ağrı Dağı’nı eski adı "Ararat" tan alır. Dağın Türkçe ismi olan Ağrı ise dilde Geç Orta Çağ'dan beri kullanılagelmektedir. Ararat ismi, İbranicede eski çağlarda yaşamış Urartular için de kullanılmış אֲרָרָט ('RRṬ) kelimesinin Yunanca varyasyonu olan bir kelimedir.

Şehir ne zaman kuruldu?

Orta Asya’dan Anadolu’ya başlayan göçler sırasında Ağrı bir geçiş kapısı konumunda olmuş ve bu nedenle de birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ancak bu medeniyetler Ağrı’yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık kurmamış ve Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemişlerdir. Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititlerin güçlerini yitirmeleri üzerine, M.Ö.1340-M.Ö.1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir ve Ağrı’da yerleşik kültürün izleri bu zamana kadar dayanmaktadır. Bölgede en köklü uygarlığı ise Urartular oluşturmuştur. Sırasıyla Kimmerler, Medler, Persler ve Sakaların hâkimiyet kurduğu şehirde uzun yıllar süren Bizans egemenliği Türk boylarının Anadolu akınları sonrasında son bulmuştur.

Ağrı nerededir?

Ağrı, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bir şehirdir. Doğuda İran ile sınır komşusu olan Ağrı, bunun dışında; Erzurum, Muş, Kars, Van ve Bitlis ile de komşuluk etmektedir.

Ağrı’ya ne zaman gidilmelidir?

Ağrı karasal ve sert iklimi nedeniyle daha çok yaz ve sonbahar aylarında artan bir turizm yoğunluğuna sahiptir. Ağrı’yı ve Doğubeyazıt Ovası’nı karla örtülmüş bir şekilde, bembeyaz hâlde görmek isterseniz elbette kışın da gitmeyi tercih edebilirsiniz.

İshak Paşa Külliyesi, Ağrı Dağı'nın yakınında, Doğubayazıt'ın 5 kilometre uzağında bulunan bey kalesidir.
İshak Paşa Külliyesi, Ağrı Dağı'nın yakınında, Doğubayazıt'ın 5 kilometre uzağında bulunan bey kalesidir.

AĞRI 5’LİSİ

Türkiye’nin karlı doruğu: Ağrı

Ağrı Dağı Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek dağı olarak yaz aylarında bile erimeyen karlı zirvesiyle ve eteğinde söylenegelmiş efsaneler ve masallarla masallarda anlatılan Kaf Dağı’nı çağrıştıran sönmüş bir volkanik dağdır. Ağrı’nın doruğunun gidilmez, gidilse bile dönülmez bir yer olarak kabul edilmesiyle, dağ Türk halk söylencelerinde ve türkülerde özel bir yer edinmiştir. Dünya'nın en büyük ikinci volkanik dağı olan Ağrı Dağı’nın büyük bir kısmı Ağrı ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Dağın % 35’lik kısmı ise Iğdır il sınırlarında bulunmaktadır. Ağrı Dağı'na tırmanması ve inmesi yaklaşık 4 gün sürer. Ağrı'nın bir sembolü haline gelen bu yüce dağ, 4 mevsim karlı zirvesi ve eteklerinde taşıdığı sayısız renkle Anadolu’yu her an gözeten yaşlı bir bilge gibidir. Özellikle dağcılık faaliyetleri için oldukça elverişli olan dağ, Ağrı için bir turist cazibe merkezidir.

Ağrı Dağı’na "sırt dönmüş" İshak Paşa Sarayı

Yapımı 99 yıl sürmüş sarp kayaların üzerine kurulu olan bu abide, Ağrı’nın uçsuz bucaksız muazzam manzarasının seyredilebileceği bir noktada bulunuyor. Hiçbir yerinden Ağrı Dağı’nın görülemediği bu sarayın yapılış hikâyesi ise rivayetlere göre bir paşa kızının bir çobana âşık olmasıyla başlıyor. Ağrı Dağı'nın eteğinde sürülerini otlatan çobanı her gün izleyen paşa kızı, çobana duyduğu sevdadan ötürü yemeden içmeden kesilir. Bu duruma çok sinirlenen paşa ise mimarlarını toplar ve onlara hiçbir yerinden Ağrı Dağı’nın görülemeyeceği bir saray yapmalarını emreder. Gerçekten de yapılan bu sarayın hiçbir köşesinden Ağrı Dağı görünmemektedir. Saray, İshak Paşa ve Çolak Abdi Paşa tarafından 1685 yılında yaptırılmıştır. İki katı bulunan saray toplam 116 odadan oluşuyor ve komple merkezi ısıtma sistemine sahip. Saray duvarlarında, hat sanatı, çeşitli ayetler ve beyitler bulunmaktadır. Doğubeyazıt'a 5 km uzaklıktaki, Ağrı'nın en çok ön plana çıkan bu tarihi yapısı, Osmanlı mimarisinin, Anadolu’da günümüze ulaşabilen tek saray yapısı olarak kabul ediliyor.

Günümüze oldukça harap bir durumda gelen Doğubeyazıt kalesi içerisinde Urartu mezarları ile Antik Çağ'lardan kalma mimari kalıntılar bulunmaktadır.
Günümüze oldukça harap bir durumda gelen Doğubeyazıt kalesi içerisinde Urartu mezarları ile Antik Çağ'lardan kalma mimari kalıntılar bulunmaktadır.

Doğubeyazıt Kalesi’ne çıkış

Urartulardan kaldığı bilinen bu antik kale Doğubeyazıt’a 5 km uzaklıkta bulunan Belleburç bölgesinde yer almaktadır. Doğubeyazıt Kalesi, köklü tarihi boyunca birçok medeniyetin eline geçmiş ve YavuzSultan Selim döneminde Osmanlı Devleti'nin himayesi altına girmiştir. Sarp kayalıklar üzerinde kurulmuş kale Ağrı’nın görülmesi gereken tarihi zenginliklerinden.

Nuh’un Tepesi

Efsaneye göre tufandan sonra Hz. Nuh’un gemisinin durduğu yerdir. Halk tarafından, Kuran-ı Kerim ve Tevrat’ta anlatılan tufan hikâyesinin son bulduğu yer olarak kabul edilmesi nedeniyle Ağrı’nın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri haline gelmiştir bu tepe. Ağrı’ya gidenlerin es geçmek istemeyeceği bir gezi deneyimi sunan tepe hakkındaki söylencenin en büyük kaynağı olarak gemi tabanına benzeyen devasa boyuttaki yeryüzü formu gösteriliyor.

Üç Kilise

Nuh'un Gemisi Ağrı Dağı'nın güney karşısındaki Telçeker ile Üzengili köyleri arasında doğal bir anıttır.
Nuh'un Gemisi Ağrı Dağı'nın güney karşısındaki Telçeker ile Üzengili köyleri arasında doğal bir anıttır.

Taşlıçay ilçe sınırında bulunan Üç Kilise’nin, eski kaynaklarda önemli bir inanç merkezi olarak geçtiğine inanılıyor. Bilinene göre eski çağlarda buraya yerleşen Ermeniler burada bir manastır inşa etmişti. Bu şekilde uzun yıllar Ermenilerin ibadet yeri olarak kalan bölgede, Ermenilerin bölgeyi terk etmesiyle de manastır yıkılıp taşlarından cami inşa edildi. Günümüzde sadece temelleri kalan kilise ve o yıllarda yapılan iki kuyusu günümüze kadar ulaşmıştır. Ayrıca Hz. Nuh’un mezarının da bu bölgede olduğuna dair yaygın bir inanış mevcut.

Ağrı'da ne yenir?

  • -Hengel
  • -Çiriş ketesi
  • -Haşıl
  • -Abdigor köftesi
  • -Hasude

*Abdigor köftesini şehrin en iyi lokantalarından Ergül’ün Mutfağı’nda aslına uygun bir lezzetle yiyebilir ve diğer kebap çeşitlerini denemek için de Emin Kebap Salonu’na yolunuzu düşürebilirsiniz.

Haşıl Anadolu'nun çeşitli yörelerinde buğday ya da bulgurla yapılan yöresel bir yemektir.
Haşıl Anadolu'nun çeşitli yörelerinde buğday ya da bulgurla yapılan yöresel bir yemektir.

Ağrı'yı gezerken çalma listesi

  • Gule Uyan Sabahtır, Oğuz Aksaç
  • Eleşkirt Türküsü, Kıraç
  • Sine Sine, Ender Balkır
  • Ağrı Dağı’ndan Uçtum, Kazancı Bedih

Ağrı'nın meşhuru

Her şehrin hikâyesi, bağrında doğan insanların hikâyeleriyle büyür, derinleşir. Erol Taş da yaşantısıyla Ağrı’nın hikâyesini derinleştiren bir kişiliktir. Yeşilçam’ın kamera önünde abartılı kötü, kamera arkasında ise ruhu yaralı, 3 öksüz babası, bir sinema emekçisidir. 28 Şubat 1928'de Karaköse'de (Ağrı'da) dünyaya gelen ve henüz iki yaşında iken, babası Hamza Bey'i kaybeden Erol Taş, annesi Nazife Hanım ile birlikte İstanbul'a taşındıktan ve sinemaya başladıktan sonra rol aldığı filmlerle Yeşilçam’ın aranan yüzü olmuştur.