Bir elmanın iki yarısı: Türkiye ve Körfez ülkeleri

Dr. Mehmet Akif Soysal.
Dr. Mehmet Akif Soysal.

Küreselleşme sürecinin sekteye uğraması ile bölgesel iş birliklerinin ön plana çıktığı bir döneme giren dünyada, bu süreci çok iyi okuyan Erdoğan attığı adımlarla bölgesel iş birlikleri ile ön plana çıkarma gayretindedir. İlk ziyaretlerini Körfez ülkelerine yapması bu noktada çok anlamlıdır.

Doğrudan yatırımlarda dünya ne durumda?

Öncelikle manzaranın geneline bakmakta fayda var. Dünya genelinde 2021 yılında 1.6 trilyon dolar ve 2022 yılında 1.2 trilyon dolarlık yabancı sermaye yatırımı gerçekleşmiş.

Son 20 yıla kadar senelik 1 milyar dolar civarında seyreden doğrudan yatırımlar Erdoğan döneminde özelleştirmelerin de etkisiyle senelik 22 milyar dolara kadar yükselmiş bilhassa Gezi Parkı olaylarından sonra Batı’nın Türkiye’ye cephe almasıyla gerileyerek senelik 5-6 milyar seviyesinde gerçekleşme göstermiştir.

Her ne kadar Türkiye'nin Erdoğan döneminde aldığı doğrudan yatırımlar artsa da Türkiye'nin potansiyelini geliştirmek için ciddi bir yatırım açığı bulunmaktadır.

Körfezin sermayesi Batı'da güvende mi?

Rusya Ukrayna savaşıyla beraber gelişen süreçte Batı'nın yabancı yatırımcılar için sermaye güvenliği ve mülk-varlık edinme hakkında sağladığı taahhütlerin içinin ne denli boş olduğu ortaya çıkmıştır. Yaşadığı ilk sorunda Rusya ve zenginlerinin mallarına el koymayı hak bilen, uluslararası sularda bile gezen varlıkları sıkıştırıp el koymayı deneyen Batı artık eski güvene layık olmadığını ispat etmiştir. Hal böyle iken aynı senaryonun Körfez ülkeleri için bir gün gerçekleşmeyeceğini kim nasıl garanti edebilir? Bilgisayarlarında bir resim olarak gördükleri banka hesapları hangi garantiyi sağlar?

Yazının devamı Z Raporu 51. sayısında