Karbondioksit yutup oksijen yayan binalar

Binaların amacı hava kirliliğini tamamen olmasa da bundan sonra giderek azaltmak.
Binaların amacı hava kirliliğini tamamen olmasa da bundan sonra giderek azaltmak.

Hava kirliliği sanayi devriminden bu yana şehirlerin en büyük sorunlarından biri. Kirli havayı yutan ve oksijen salan bina kaplamaları bu sorunu henüz kökten çözemese de önemli bir ilerleme sağlama potansiyeli barındırıyor.

Hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve uzun sürede atmosferde bulunması anlamına geliyor. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirleniyor ve bu durum yeryüzündeki canlı hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Problem sanayi devriminden sonra ve özellikle sanayileşmiş bölgelerde ortaya çıktı.

Çevre problemlerinden sadece biri olmasına rağmen küreselleşen dünyada ülkeleri birbirlerine karşı sorumlu kılan en bağlayıcı kirlilik türü. Yanlızca bizim için değil yeryüzündeki tüm yaşam için hava kirliliği hayati bir tehlike olmaya başladı. Hatta ortalama yaşam süremizi bile azaltabiliyor. Bu da yapı sektöründe çevre dostu binaların yapılmasını gündeme getiriyor. Binaların amacı hava kirliliğini tamamen olmasa da bundan sonra giderek azaltmak. Bunu önlemek için de birçok mimar ve çevre bilimci araştırmalar yapıyor. Ve hava kirliliğini önlemek için oksijen yayan binaların havayı ne kadar temizleyeceği ile ilgileniyorlar. Onlara göre yeni bir yapı malzemesi, doğal bir orman görevi görerek havayı temizliyor. Söz konusu malzemenin kullanıldığı binalar hava kalitesini iyileştirmek için basit kimyasal reaksiyonlarla güneşten küçük bir yardım ile tetiklenebiliyor.

Böylece söz konusu binalar çoğaldıkça hava kirliliği bazı bölgede önlenebiliyor. Onlarca yıldır, bilim adamları titanyum dioksitin iki özel etkisini ortak bir bileşik olarak çoğu üründe kullandı. Titanyum dioksit güneş ışığına maruz kaldığında süper bir hidrofil (suyu seven) yüzey oluştururken, organik madde yıkmak için bir katalizör gibi davranıyor. Meksika’da, İtalya’da yeni yapılan bazı binalarda titanyum dioksit kullanılmaya başlanarak çevreye olumlu katkı sağlanması planlanıyor.

Binalar dünyanın kurtulmasına yardım edecek

Palazzo Italia ayrıca kendi boyutunda geleneksel bir binaya göre yüzde 40 daha az enerji tüketiyor ve hiç hava kirliliği yaymıyor.
Palazzo Italia ayrıca kendi boyutunda geleneksel bir binaya göre yüzde 40 daha az enerji tüketiyor ve hiç hava kirliliği yaymıyor.

Berlin merkezli mimarlık firması Elegant Embellishments tarafından oluşturulan oksijen yayan binalara örneklerinden biri Meksika’da bulunan Torre de Especialidades denilen hastane binası. Firma tarafından bina yüzeyine kaplanan kitlesel üretilen çiniler titanyum dioksit ile kaplanıyor, güneş ışığı aktif olduğunda, bir pigment kimyasal reaksiyonlar için katalizör görevi görerek hareket ediyor. UV ışınları yüzeye çarptığında, bir reaksiyon oluşuyor ve mono-azot oksitleri (sis yapan maddeler) kalsiyum nitrat ve su gibi daha az zararlı maddelere dönüştürüyor. Ayrıca yine Meksika’da Manuel Gea González Hastanesi de Elegant Embellishments firmasının yaptığı binalara örnek niteliğinde. Firma TiO2 kaplı dekore edilmiş fayans sistemini dizayn ederek binanın kirli havayı azaltmasını sağlamış.

Mimarlar kent çapındaki problemi çözeceklerini iddia etmiyorlar ama niyetleri çok samimi ve diğer mimarların da kendilerinin izinden yürümelerini umuyorlar. Onların mütevazı umudu ise Meksika’daki 5.5 milyon arabanın 1000 tanesinin zararını giderip, hastanenin acil alanında biraz taze hava sağlamak. Böylelikle oksijen yayan duvar kaplamaları muhtemelen dünyayı kurtarmayacak ama bunun için yardım edecek ve bunun için yapılması gereken çok iş var. 2015 Milan Dünya Fuarı’nın yapıldığı ve sloganı “Gezegeni besle, yaşam için enerji sağla” olan İtalya’nın 2015 Milan Dünya Fuarı’nda tanıttığı Palazzo Italia binası, hava kirliliğini azaltmak için dizayn edilen ilk beton bina. Binanın cephesindeki çimento ve titanyum dioksit karışımı, yağmur yağdığında oluşan azot oksit kirliliğini yakalayarak onu kolayca zararsız bir tuza dönüştürüyor. Palazzo Italia ayrıca kendi boyutunda geleneksel bir binaya göre yüzde 40 daha az enerji tüketiyor ve hiç hava kirliliği yaymıyor. Binanın öncü mimarı Michele Mole binanın karbondioksiti çekip oksijeni yayan bir ağaç gibi “ozmotik bir organizma” olmasını istediklerini belirtiyor.

Dünya hava kirliliğinde İstanbul şehri 92. sırada yer alırken, hava kirliliği olarak en kirli 10 şehir ise şu şekilde sıralanıyor;

  1. Tetova, Makedonya
  2. Kahire, Mısır
  3. Katmandu, Nepal
  4. Akra, Gana
  5. Manila, Filipinler
  6. Noida, Hindistan
  7. Guangzhou, Çin
  8. Delhi, Hindistan
  9. Ho Chi Minh Kenti, Vietnam
  10. İskenderiye, Mısır