Türkiye’nin enerjisinin son 20 yılı

Doç. Dr. M. Levent Yılmaz.
Doç. Dr. M. Levent Yılmaz.

Enerji konusu Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin en önemli başlıkları arasında yer alıyor. Dahası Türkiye gibi enerjide net dışa bağımlı ülkelerde konu sadece arz güvenliği ile değil aynı zamanda ekonomi güvenliği boyutu ile ele alınıyor. Örneğin Türkiye’nin enerji ithalatının geldiği seviyelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkisi tüm makro ekonomik göstergelere hızla ve olumsuz yansıyor.

Bu hassas durum, enerjinin arzı kadar fiyatını da önemli hale getirdiği için ihtiyaç duyulan enerjinin mümkün olduğu kadar yerli kaynaklarla karşılanması yani enerjide dışa bağımlılık oranının azaltılması stratejik bir meseleye dönüşüyor. Aşağıdaki grafikte bu durumun en net göstergesini görüyorsunuz. Türkiye’nin enerji hariç cari işlemler dengesinin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya oranı pozitif iken enerji dahil oran negatif olarak karşımıza çıkıyor.

Yukarıdaki grafik Türkiye’nin enerjide neden yerlilik oranını artırmasını gerektiğini gözler önüne seriyor. Ancak konu mesele bununla sınırlı değil. Zira Türkiye’nin son 20 yılda hızla büyümesinin enerji ihtiyacını daha da artırması bu alanda önemli adımlar atılması zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Son 20 yılda Türkiye’nin birincil enerji tüketiminin 2 kat arttığını görüyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre 2020 yılında enerji tüketiminde dışa bağımlılık oranı ise yüzde 70 düzeyinde gerçekleşmiş durumda. Öte yandan Türkiye’nin 2000-2020 yılların arasındaki ortalama birincil enerji talep artış oranı da yüzde 3,1 gibi oldukça yüksek bir seviyeye işaret ediyor. Zira OECD ortalaması (-) 0,3 yüzde. Elektrik enerjisi talebinde ise bu oran çok daha yüksek. Türkiye’nin 2000-2020 yılları arasında ortalama elektrik enerjisi talep artış oranı yüzde 4,4 ile yüzde 0,5 olan OECD ortalamasının çok üzerinde.

Enerji talebi bu hızla artarken enerjide yüksek oranda dışa bağımlı olmanın getirdiği bir diğer risk ise enerji fiyatları. Çünkü enerjide dışarıya bu denli bağımlılık küresel enerji fiyatlarındaki artıştan etkilenme oranını da artırıyor.

Grafikte de görebileceğiniz üzere enerji fiyatlarındaki artışlar enerji ithalat faturamızı hızla artırıyor. Örneğin pandeminin ilk yılında fiyatların hızla düşmesi enerji faturamızı aşağı çekerken fiyatların yüksek hızla arttığı dönemde enerji ithalatımız da hızla artıyor.

Elbette enerjide petrol ve doğalgazda dışa bağımlılığı azaltmak kolay değil. Hatta bazen imkânsız. Ancak elektrik üretiminde dışa bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir enerji gibi son derece önemli bir alternatif var. Türkiye de bu alanda belirgin avantajlara sahip bir ülke ve son 20 yıl içerisinde bu avantajını realize edecek şekilde ciddi adımlar attı. Türkiye’nin artan elektrik talebi elektrik kurulu gücünün artırılması zorunluluğunu da beraberinde getirdi. Ancak Türkiye’nin bu zorunluluğu yerine getirirken akıllıca stratejiler izleyerek toplam kurulu güç içinde yenilenebilir ve yerli kaynak oranını her geçen yıl artırdığını görüyoruz. Tabi burada Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün son 20 yılda 3,1 kat artış gösterdiğini de not edelim. Türkiye’nin 2002 yılında 31.846 MW olan kurulu gücü 2021 yılı sonu itibarıyla 99.820 MW’a yükselmiş durumda.

Yazının devamı Z Raporu 47. sayısında