Yeni mutasyonlar yeni ihtimaller

Koronavirüsünün G mutasyonuna karşı aşıların etkisi: %90
Koronavirüsünün G mutasyonuna karşı aşıların etkisi: %90

Koronavirüs salgınıyla mücadelenin en kritik aşaması olan aşılama süreci içinde bulunduğumuz bugünlerde, bir yandan geleceğe biraz daha umutlu bir şekilde bakabiliyoruz belki ama çeşitli ülkelerden gelen mutasyonlu virüs haberleri bu umutları biraz solduruyor. Aşı geliştiricileri mevcut aşıların ortaya çıkan yeni mutasyonlarla baş etmek üzere etkili olduğunu söylüyor ancak, öyle görünüyor ki, su anki akut durum altatılsa bile, Covıd-19 ve mutasyonları epey bir süre hayatımızda olacak.

Bir yılı aşkın süredir devam eden korona virüs pandemisi son aylarda aşı ile kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Fakat virüs sürekli olarak mutasyon geçirerek değişime uğruyor. Salgın döneminde çok sayıda genetik mutasyon ve çok sayıda viral varyant ortaya çıktı. Varyantlar Covid-19 hastalığının etkeni olan SARS-CoV-2 virüsünün küçük farklılıklar içeren formları.

Yeni varyantlarda virüsün insan hücrelerine daha kolay tutunup içine girmesini sağlayan spike adı verilen sivri uçlu proteinler değişime uğruyor. Bazı varyantlarda ise virüsün hücrelere girişini engelleyen antikorlar etkisiz hale geliyor. Bu değişim de virüsün bağışıklık sistemini daha kolay yenmesi demek oluyor.

Bir virüsün genetik kodunda meydana gelen küçük değişiklikler sonucu ortaya çıkan bu yeni türlere viral varyant deniyor. Bunlar arasında daha kolay yayılanlar salgının baskın virüs varyantı haline geliyor, diğerleri ise yok oluyor. Bu değişiklikler virüsün çoğalmasına, devam etmesine, daha hızlı yayılmasına ve hastalığın daha ağır seyretmesine sebep olabildiği için, mutasyonlu virüsler tüm dünyada endişe ve paniğe neden oluyor.

Varyantlar tüm dünyaya yayılıyor

Mutasyona uğrayan virüsün aşıdan kaçma becerisine sahip olabileceği de iddialar arasında. Bu sebeplerle mutasyonların yeniden bulaşma riskini ve yeni aşı ihtiyacını beraberinde getirebileceği düşünülüyor.
Mutasyona uğrayan virüsün aşıdan kaçma becerisine sahip olabileceği de iddialar arasında. Bu sebeplerle mutasyonların yeniden bulaşma riskini ve yeni aşı ihtiyacını beraberinde getirebileceği düşünülüyor.

Bir hastalığın genetik maddesindeki değişiklikler, yani virüsün mutasyon geçirmesi doğal bir süreç ve herhangi bir yerde ortaya çıkabiliyor. Covid-19 hastalığına sebep olan mutasyonlu korona virüsü bilim insanları tarafından kısaca G mutasyonu olarak adlandırıldı ve kısa süre içinde tüm dünyaya yayılarak pandemiye dönüştü. Bu süreçte binlerce mutasyon geçirse de geçtiğimiz temmuz ayında veri tabanına yüklenen 50 bin korona virüs genomunun yüzde 70’i D614G adı da verilen bu orijinal varyantı taşıyordu. G varyantı, 2020 aşı denemeleri gerçekleştiğinde baskın türdü. Bu sebeple Pfizer-BioNTech, Moderna ve Sinovac aşıları bu varyanta karşı yüzde 90’ın üzerinde etkinlik gösteriyor.

Bulaşıcılığı daha yüksek olan mutasyonlu virüsler ilk olarak Britanya, Brezilya ve Güney Afrika’da tespit edildi. Birçok tedbir alınmasına rağmen bu varyantlar da tüm dünyaya hızla yayılmaya başladı. Britanya’da 2020 sonbaharında saptanan B.1.1.7 varyantı çok sayıda mutasyon içeriyor. Bu varyant nedeniyle ülkede çok sıkı önlemler açıklandı ve birçok ülke kapılarını kapattı. Fakat yine de B.1.1.7 varyantının tüm dünyada hızlı bir şekilde yayılması önlenemedi. Bilim insanları da bu varyantın virüsün orijinalinden çok daha bulaşıcı olduğunu belirledi. Bunun nedeni ise bu varyantta virüsün hücrelere tutunmasını daha kolay hale getiren daha fazla sivri uç bulunması.

B.1.1.7 ile benzer bazı mutasyonlar bulunduran ve ilk olarak Güney Afrika’da saptanan B.1.351 varyantı ise önceki türlerden farklı olarak gençleri daha fazla etkiliyor. Güney Afrika’daki vaka artışında da bu varyantın etkili olduğu düşünülüyor. ABD, Kanada, Avustralya gibi 20’den fazla ülkede görülen bu mutasyon, Britanya’daki tür gibi daha bulaşıcı görünüyor fakat henüz daha ölümcül olduğuna dair bir kanıt yok. Brezilya’da saptanan P.1 varyantı da ilk olarak temmuz ayı başlarında Brezilya’da, özellikle Rio de Janerio’da görüldü. Virüsü hücreye bağlayan başak proteininde bir dizi mutasyona sahip olan, bu sebeple daha bulaşıcı olduğunu düşünülen varyant, daha sonra Japonya, Peru, Türkiye, Almanya ve Güney Kore’de de tespit edildi. Antikorlar da P.1 varyantı taşıyor olabileceği için, bu durumun hem yeniden enfeksiyona yol açabileceği, hem de aşıların etkinliğini azaltabileceği düşünülüyor.

Aşılar hala etkili

Virüsün geçirdiği mutasyonların bulaşı artıran mutasyonlar olduğu, hastalık etkisini artırmadığı, bu sebeple geliştirilen aşıların mutasyona uğrayan virüse karşı da etkili olacağı tahmin ediliyor. Mutasyona uğramış yeni tip korona virüsten etkilenmeyecek ya da en az etkilenecek aşı türü ise inaktif (ölü virüs) aşılar. Diğer aşılar üzerinde çalışan bilim insanları da geliştirdikleri formüllerin yeni varyantlar üzerinde etkili olacağından emin görünüyorlar. Ancak mutasyonlu virüsün mevcut mRNA aşılarına daha fazla dirençli olabileceği de düşünülüyor.

Çünkü mRNA aşıları virüsün sadece diken proteinine karşı antikor oluşturuyor. Ölü aşılar ise virüsün dört bölümüne birden yani, diken proteinine, zarfa, çekirdeğe ve çekirdeğin dışındaki zara karşı antikor oluşturuyor. Bu sebeple ölü aşıların mutasyondan pek etkilenmeyecekleri ve etkinliklerini kaybetmeyecekleri düşünülüyor. Bilim insanları, mRNA aşıların Britanya varyantına karşı etkili olmaya devam edeceğini, Güney Afrika varyantına karşı ise etkisinin azalmış olabileceğini aktarıyor. Aşıların Brezilya’da tanımlanan varyanta karşı işe yaramayacağını gösteren güçlü bir kanıt yok. Ancak bu varyantın da mevcut aşıların etkinliğini önleyecek şekilde antikorlardan kaçma olasılığı var.

Pfizer ve BioNTech, aşılarının Britanya’da ilk kez tanımlanan varyantı ve Güney Afrika varyantını etkisiz hale getirdiğini açıkladı. Tüm varyantlara karşı güçlü bir şekilde antikor oluşturan aşının, mRNA aşıları arasında en etkilisi olduğunu söylemek mümkün. Johnson & Johnson aşısının küresel denemede güçlü bir şekilde etkili olduğu, ancak hastalığa karşı korumasının Güney Afrika’da daha zayıf olduğu açıklandı. AstraZeneca aşısının ise hafif ve orta dereceli enfeksiyonlara karşı çok az koruma gösterdiği açıklandı. Bu sebeple Güney Afrika AstraZeneca aşısını durdurma kararı aldı. Türkiye’nin de tercih ettiği Çinli özel şirket Sinovac tarafından üretilen inaktif CoronaVac aşısının ise korona virüsün farklı varyantlarına karşı geniş spektrumlu koruma sağladığı açıklandı.

Pandemi beklenenden uzun sürebilir

Yapılan araştırmalara göre, yeni varyantlar hastalığı daha önceki korona virüslerden daha şiddetli hale getirmiyor. Ancak bazı doktorlar, daha hızlı yayılan yeni korona virüs varyantlarının baskın hale gelmesiyle vaka sayılarının aşırı tırmanmasından ve hastaneler ile bakım evleri üzerindeki baskının baş edilemeyecek kadar artmasından endişe ediyor. Zaten varyant virüsler hastalığı şiddetlendirmiyor olsalar da daha fazla insana bulaşarak vaka sayılarını ve dolayısıyla ölüm sayılarını artırdıkları bir gerçek. Ayrıca veriler de viral yükün yani insanın vücudundaki virüs miktarının yeni varyantlarla enfekte olan kişilerde daha yüksek olduğunu gösteriyor ve bir kişinin viral yükü ne kadar yüksekse çevreye bulaştırma kapasitesi de o kadar yüksek oluyor.

Mutasyona uğrayan virüsün aşıdan kaçma becerisine sahip olabileceği de iddialar arasında. Bu sebeplerle mutasyonların yeniden bulaşma riskini ve yeni aşı ihtiyacını beraberinde getirebileceği düşünülüyor. Bu nedenle virüsün daha hızlı yayılan varyantlarına karşı tüm ülkeler tedbirleri sıkılaştırıyor ve birçok yerde ek kapatma önlemleri alınıyor. Ülkeler arası giriş yasakları devam ediyor ve karantina süreleri uzatılıyor. Ancak varyantların yayılımı önlenemiyor. Mutasyon geçirerek daha hızlı yayılmaya başlayan korona virüsü tüm dünyayı bir süre daha olumsuz etkileyecek gibi görünüyor.