Brezilya’nın Hiroşima’sı: 1950 Dünya Kupası Finali

​Brezilya’nın Hiroşima’sı: 1950 Dünya Kupası Finali
​Brezilya’nın Hiroşima’sı: 1950 Dünya Kupası Finali

2.Dünya Savaşı’ndan sonra Dünya Kupası savaştan hiçbir şekilde etkilenmeyen Brezilya’da düzenleniyordu. Tüm rakiplerinden üstün olan ve ünlü Maracana Stadı’nı inşa eden Brezilyalılar şampiyonluktan emindi. Ancak Uruguay’a karşı oynanan final maçı Brezilya için ülke tarihinin en büyük felaketine dönüştü…

1938 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Dünya Savaşı, dönemin bütün organizasyonlarını etkilediği gibi Dünya Kupası’nın da 1942 ve 1946 yıllarında düzenlenmesine engel olmuştu. 1950 yılına gelindiğinde, artık futbolu özleyen kitleler "Dünya Harbi gitsin, Dünya Kupası gelsin" isyanı içindelerdi. FIFA, bu talepler doğrultusunda 1948 yılında Dünya Kupası’nın kaldığı yerden devam etmesine karar verdi. Ancak Dünya Kupası’nın nerede düzenleneceği büyük bir sorundu. Dünya harbinden etkilenen Avrupa ülkeleri organizasyonu üstlenmek istemiyordu. Bu, savaş sonrası tüm dünyaya futboldaki yetkinliğini ispatlamak ve gövde gösterisi yapmak isteyen Brezilya için bir fırsattı.

Maracana Stadyumu
Maracana Stadyumu

Turnuvaya 16 takım davet edildi ancak maddi imkansızlıklar yüzünden 3 ülke Brezilya’ya gelemedi ve turnuva 13 ülkenin katılımıyla düzenlendi. Bunun üzerine Brezilya, daha önce hiç uygulanmamış ve daha sonra da hiç uygulanmayacak bir kural önerdi. Bu kurala göre turnuvada eleme turları olmayacaktı. Bunun yerine dört grubun birincileri final grubunu oluşturarak aralarında maçlar yapacak ve en fazla puanı toplayan takım şampiyon olacaktı.

Gruplarını lider bitiren Brezilya, İspanya, İsveç ve Uruguay final grubuna yükseldiler. Brezilya ilk iki maçında İsveç’i 7-1 ve İspanya’yı 6-1’lik skorlarla bozguna uğrattı. Grubun en zayıf halkası olarak görülen Uruguay ise ilk maçta İspanya’yla 1-1 berabere kalıp İsveç’i 3-2 yenmişti. Bu bile onlar için büyük başarıydı. Bu sonuçlardan sonra Brezilya artık kupaya çok yakındı. Son maçta Uruguay karşısında onlara beraberlik bile yetecekti. Yukarıda bahsettiğimiz formattan dolayı final karşılaşmaması olmamasına rağmen şans eseri bu maç artık final maçına dönüşmüştü.

Brezilya’da maçtan önce tamamen şampiyonluk havası vardı. Basın, "Yarın Uruguay’ı Yeneceğiz" , "Onlar Dünya Şampiyonu" yazıp Brezilya milli takımının resmini koyarken, Rio Belediye Başkanı "Sizler kısa bir zaman sonra milyonlarca Brezilyalı karşısına ‘şampiyon’ olarak çıkacaksınız. Bu dünyada hiç kimse size rakip olamaz. Sizi şimdiden şampiyon olarak selamlıyorum" demişti. Hatta Brezilya karşısında hiçbir umudu olmayan Uruguay Devlet Başkanı, maçtan önce yaptığı açıklamada; "6 tane yemezsek başarıdır" demişti.

O yıllarda henüz televizyon olmadığından Brezilyalılar, Dünya Şampiyonluğunu daha fazla Brezilyalının görebilmesi için tarihin en büyük stadı olan Maracana Stadyumu’nu inşa etmişlerdi. Final maçında tribünler iğne atsan yere düşmeyecek şekildeydi. Yaklaşık 200 bin kişi vardı. Yani Rio şehrinin %10’u Maracana Stadı’ndaydı. Brezilya’nın Dünyanın en büyüğü olması için her şey hazırdı. Maç başladı ve Brezilya, Uruguay kalesine yüklenmeye başladı. Her şey beklendiği gibi gidiyordu. İlk yarı, Brezilya bolca pozisyon bulmasına karşın gol atamadı ve 0-0’lık eşitlikle bitti.

2. yarıya yine Brezilya hızlı başlamıştı. 46. dakikada Zizinho kaleyi yoklamış fakat Maspoli’yi geçememişti. Bundan 1 dakika sonra ise, sahneye Friaça çıkmış ve takımını 1-0 öne geçiren golü atmıştı. Ademir’in Varela’yı ceza sahası önünde çalımlamasından sonra Friaça’ya topu bırakmasıyla kaleyi gören Friaça, topu kalecinin sağından köşeye doğru yuvarlamış ve binlerce taraftarı sevindirmişti.

66.dakikada ise bu kez Uruguay, ünlü golcü Schiaffino ile golü buldu. Atak, kaptan Varela’nın sağ kanatta Ghiggia’ya topu vermesiyle başlamıştı. Sağdan hızla ceza sahasına giren Ghiggia, topu içeride bekleyen Schiaffino’ya vermişti. Schiaffino da dar bir açıda pozisyon bulmasına rağmen topu ağlara yollamayı başarmıştı. Schiaffino sonradan verdiği röportajda, aslında diğer köşeye vurmak istediğini, fakat bunu başaramadığını söylemişti. Maspoli ise Brezilyalı oyuncuların golün etkisini hissettiklerini söylemişti. Az zamanları kalmış olsa da, o an Brezilya’yı yenebileceklerine inanmaya başlamışlardı. Ancak 1-1’lik sonuç dahi Brezilya’ya yetiyordu. Fakat öyle olmadı. 79. dakikada Julio Perez ile duvar pası yapan Ghiggia sağ kanattan yine hızla içeri girmiş, bu sefer pas vermek yerine kaleyi denemişti. Barbosa’nın da hatasıyla top, ağlarla buluşmuştu. Tüm Brezilya sessizliğe bürünmüş, herkes şoktaydı. Spor yazarı Joao Maximo Uruguay’ın galibiyet golünü şöyle anlatıyordu: "Bütün stad Gigghia’nın golünü büyük bir suskunlukla karşıladı. Etkisi o kadar güçlüydü ki, tek bir gol ülkenin hayatını ikiye bölmeye yetmişti. Brezilya için artık golden öncesi ve sonrası vardı."

Ghiggia'nın Brezilya'yı yıkan golü
Ghiggia'nın Brezilya'yı yıkan golü

Bu beklenmeyen golden sonra Uruguay’da üç taraftarın heyecandan kalp krizi geçirerek öldüğü ve Rio’da 58 yaşında bir adamın maçı radyodan dinlerken heyecandan kalbinin durduğu açıklandı. Ünlü Brezilyalı yazar Nelson Rodrigues 1950 Dünya Kupası finali için şöyle der: "Her yerde yaşanan ulusal felaketler var. Örneğin Hiroşima. Bizim ulusal felaketimiz de 1950 yılında Uruguay karşısında aldığımız yenilgi."

Maç sonrası taraftarlardan özür dileyen Brezilyalı futbolcular
Maç sonrası taraftarlardan özür dileyen Brezilyalı futbolcular

UĞURSUZ BARBOSA

Ghiggia’nın attığı golde yaptığı hata nedeniyle bu trajedinin sorumlusu olarak siyahi kaleci Barbosa ilan edildi. Yıllarca evinden çıkamayan Barbosa çok kötü günler geçirdi ve ırkçılığa maruz kaldı. Galibiyet golünü atan Uruguaylı Ghiggia, yıllar sonra o anı şöyle anlattı: "Maracana’yı tek bir hareketiyle sessizliğe boğabilen üç kişi var; Frank Sinatra, Papa II. John Paul ve ben." Verdiği röportajda bu olayla ilgili bir anısını da paylaşan Ghiggia şöyle konuştu: "2000 yılında Rio’ya çağırıldım. Havaalanında pasaportumu kontrol eden kız 23-24 yaşlarındaydı. Bir pasaporta bir bana uzun uzun bakıyordu. Sonunda dayanamayıp “Bir sorun mu var?” diye sordum. Kız ise soruma soruyla cevap vererek “Siz O Gigghia mısınız?” dedi. Kızın bu sorusuna çok şaşırmıştım. Çünkü 1950’yi hatırlamak için fazla gençti. Ardından “1950 çok eskilerde kaldı” dedim. Kız ise elini omzuma koyarak şunları söyledi: “Brezilya’da biz o günü her gün yüreğimizde hissediyoruz."