Hareket ve dinamizmin merkezi: Fütürizm

FATMA MEHMETOĞLU
Abone Ol

Yeni yaşama ve teknolojiye sanatın ayak uydurması gerektiğini savunan fütürizm akımı, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkar. Geleneksel kuralları yıkmayı amaçlayan toplumsal bir hareket olmasıyla zaman içerisinde; resim, heykel, seramik, grafik tasarım, edebiyat, müzik, mimarlık gibi birçok dalda eserler verilir.

Fütürizmin, yaşamın değişkenliği ve teknolojinin sürekli kendisini yenilemesinin yanında geleneksel, durağan bir sanat olamayacağı savunulur. Mimari açıdan, teknolojinin sunduğu imkanlar kullanılarak minimum malzemeden maksimum verimle yapılar yapılması amaçlanır.

Kihoku Astronomi Müzesi, Japonya.

Müze, Takasaki Masaharu tarafından kozmik bakış açısını ve insan bilincini genişletme fikri doğrultusunda tasarlanır. Fütürizmin temel kuralı olan dinamizm, yapının cephelerine ve iç mekanına yansıtılır. Yapının strüktürü süs ögesi olarak kullanılır ve yapı süsleyici cephe elemanlarına ve kaplamalarına ihtiyaç duymadan temel yapısal elemanlarla fütürizmin minimalliğini ifade eder.

Teknolojik ütopyacılığı temsil eder.

Yürüyen Şehir adı verilen yapı,Ron Herron tarafından tasarlanır. Askeri denizaltılar, böcek benzeri dış iskeletler ve periskop bacaklarla birleştirilerek bir tür dolaşım mimarisinin önerilmesi amaçlanır. Herron, fütürizmin hedefi olan yeniliğe ayak uydurma fikriyle, sonsuz değişime uyum sağlayan bir şehir önerir.

Fütürist mimarların fütürist vizyonunu tasvir eden eskizler.

Saint Elia, mimarlığın geleceği hakkındaki düşüncelerini perspektif eskizlerle "La Citta Nuova (Yeni Şehir)" projesi üzerinden ifade eder. Saint Elia ile mimarinin fütürizmle tanıştığı bu çizimler, fütürizmin mimarlıktaki ana öğeleri haline gelir. Mimaride fütürizmin önemli temel öğeleri olan betonarme ve çelik, yapının temel elemanları olarak kullanılır. Teknolojinin büyüklüğü ispatlanmak istenircesine bina devasa boyutlarda çizilir.

Geleneksel mimari örneklerinden farklı olarak yapının girişi, çeşitli formları bir arada bulundurur.

Hareketli ve yenilikçi, Yeni Şehir adlı proje fütürizmi mimarlığa en çarpıcı haliyle yansıtır. Eğik, yatay, dikey ve oval çizgilerin bir arada kullanımı ile elemanlar arasında ritmik bir bağ elde edilir ve farklı yönlere uzanan formlar kendi içinde bir düzen oluşturur. Işık da tasarımın bir ögesi gibi kullanılarak dinamizm vurgulanır.

Heykeli çağrıştıran görüntüsüyle Guggenheim Bilbao, müze tasarımında çığır açar.

Guggenheim Bilbao Müzesi, Frank Gehry tarafından tasarlanan dünyadaki en iyi yapılar arasına girer. Fütürizmdeki akış ve hareket, yapının tüm cephelerine işlenir.

Dinamizm yapının tüm detaylarında okunur.

Fütürizmden önceki yalın çizgiler, kare ve dikdörtgen formlar, Gehry’nin tasarımıyla anlamını yitirir. Gehry kullandığı malzeme ile de teknolojinin tüm imkanlarını, bu tasarımında kullanarak mimaride yeniliğin nasıl olacağını gözler önüne serer.

Binanın girişinde de akışkanlık korunarak davetkar bir tutum sergilenir.

Fütürizmin getirdiği yenilikçi yaklaşımı ile Guggenheim Bilbao Müzesi, çağdaş mimarinin simgesi haline gelir. Yapıda iç içe geçmiş kireç taşı, titanyum ve cam ile organik bir form elde edilir. Cephede kullanılan titanyum fayanslar ile cepheye yansıyan ışığın dalgalanması yapıyı daha dinamik bir hale getirir.

İlk fütürist tablo örneği.

Umberto Boccioni, tarafından yapılan Şehir Ayaklanıyor (The City Rises) isimli tablo, savaş benzeri kaosla gösterilen yeni bir şehrin inşasını simgeler. Dinamizm ve teknoloji kadar şiddete de odaklanan fütürizmin ilk izleri bu tabloda görülür. Boccioni bu çalışma için ‘İş gücü, ışık ve hareketin bir karışımını yapmak istedim.’ ifadesini kullanır.

İşe bisikletle giden bir Rus işçisi.

Natalia Goncharova, ortaya çıkardığı yenilikçi eserleri ile fütürist sanatın temsilcilerinden biri haline gelir. Reklam panolarının asıldığı bir vitrinin önünden geçen bisikletlinin, hareket halinin titreşimlerle yansıtılması, fütürizmdeki hızı ve dinamizmi ifade eder. Farklı formların bir arada kullanılmaya çalışılması da sanatçının, geleneksel ifadelerden uzaklaşıp yenilikçi bir tutum izlediğini gösterir.

Fütürist bir heykel örneği.

Güçlü bir şeklide ileri gitmeye çalışan adamın hareketindeki hızı dolayısıyla formunun deforme oluşu tasvir edilir. Umberto Boccioni burada erkeğin, karşısında kararlı bir şeklide ilerlediği güçler tarafından şekillendiğini aslında kendisine ait salt bir şekli olmadığını ifade eder. İnsan vücudundan farklı olarak adamın formuna yüklediği robotik şekiller, modern çağın makineleşmiş insan profilini temsil eder.

Sanatçı, hareketi ve hızı temsil eden fütürizm yanında hareketsiz çizgilerle farklı bir fütürizm yaklaşımı elde eder.

Carlo Carrà "Eşzamanlılık, Balkondaki Kadın" tablosunda fütürizmin hareketlilik kavramından uzaklaşsa da; çizgilerindeki yenilikçi yaklaşım,farklı formların birbiri içindeki ritmi ve tablonun dinamizmi fütürizmin farklı şekillerde de yorumlanacağını gösterir.

Fütürizmin dayandığı temelleri kompozisyon haline getiren tablo.

Joseph Stella, Işıkların Savaşı tablosunda kaotik renkler ve hareketlerle, şiddetli ve tehlikeli zevklerin yeri olan New York’taki Coney Adası’nı anlatır. Tablodaki kaos; makineleri, kalabalıkları, dansçıları ile Coney Adası’ndaki kaosun fırçalara yansımış haliyle en iyi Amerikan fütürist eserlerinden biri olarak kabul edilir.

Ofis projesiyle yeni tasarımın öncü isimlerinden biri, James Law.

James Law, tarafından Akıllı Yumurta (Cybertecture Egg) olarak tasarlanan bina ile; yenilik, teknoloji ve sürdürülebilirlik arzusu ile geleceğin dünyasına hizmet etmeyi amaçlar. Yumurta formu ile yaşamın başlangıcı olan doğuş sembolize edilir. Mimar burada, ofis hayatının, entelektüel hayatın başladığı yer olduğunu hissettirmeye çalışır.

İç mekandaki akışkanlık.

Projede, güneş fotovoltaik panelleri ve çatı rüzgar türbinleri kullanılarak elektrik üretilir. Bahçe tasarımında ise yoğun yeşil kullanımı tercih edilerek tasarım, geleceğin sürdürülebilir mimarisine örnek oluştur. Gün ışığını bina içine en fazla alacak şekilde tasarlanan cephe ile gün boyunca kapalı mekandaki çalışanların da güneşten yararlanması sağlanır. Geleneksel tasarımdan uzak, modern teknolojinin imkanları doğrultusunda oluşturulan formu ile yapı, fütürist mimarlığı takip eder.

Yeni kent Gwanggyo’nun kent merkezi için tasarlanan kentsel projesi.

Güney Kore’nin başkenti Seul için tasarlanan 'Güç Merkezi' kent yoğunluğunu, düşey düzleme alarak yatayda büyüyen şehirleşmenin sirkülasyonunu düşeye taşır. Teraslara dikilen bitkilerle havanın temizlenmesi, doğal ışık alımına imkan sunan tasarımı, doğal hava sirkülasyonu ile de sürdürülebilir bir şehir amaçlanır.

Ortak yaşam alanı.

Alışveriş, müze, eğlence, ofis, konut gibi yapıların plazalaşmış şehir tasarımlarıyla iç içe geçebileceğinin nitelikli bir örneğini sunar. Gelenekselleşmiş şehirleşme tasarımından çıkarak amaca ve koşullara minimal şekilde hizmet eder.

Bina iç sirkülasyonu.