Ben bu kadar bilgiyle nereye gideceğim?

MUSTAFA SAMİ
Abone Ol

Her şeyin her şeyle ilgisi olmadığı günleri çok özledim ben. “Yallah Arabistan’a” dediklerinde pasaportumun olmadığını fark etmiştim. O günden beri işlerim yolunda gitmiyor. Batık şirketlerim var. Çay matematik, matematik çay arasından okulu bırakıp düz bir mantıkla kafe açtım bir ara. Gençler ilim tartışsın istedim çayın yanında. Hatta Üsküdar’da. Ben kapatıp gittikten sonra çok güzel mekânlar açılmış. Sanırsın nikâh dairesi. Burada bir yerlerde helâllik istemem lazım ama aramızda.

Hayatımıza laps diye giren Netflix dizileri gibi anlamsızca seyrediyoruz olan biteni.

Hayatımıza laps diye giren Netflix dizileri gibi anlamsızca seyrediyoruz olan biteni. Üstün körü çekilmiş bir kaç sahne, biraz gerilim, biraz küresel siyaset, biraz propaganda... Propaganda sahnelerini çok seviyoruz. “Aa! Bak hanım teröristler hâlâ Müslümanların içinden çıkıyor.”Brooklynli genç kızımız bizi yine yanlış tanıyacak. Hâlbuki biz onun aşk hayatına hiç karışmayız. Atlaya atlaya izleriz nasılsa... Hem hocam şimdi Aziz Yıldırım’ın Başakşehir’le bir alakası var mı yani? Ben anlamadım o kısmı. Transfer sezonları kapanmadan iyileşmeyecek kış griplerimiz öyle mi?

Çok uzun sürdü bu kez. Her sene daha da uzuyor tedavi süreci. “Salgın varmış efendim.” Yakasını bırakmıyor adamın vallahi. “Miraç’a telefon aldık biz de. Okuması yok ama bir görsen nasıl oynuyor PUBG’yi.” E spor’a mı yazdırsak biz bunu, ne dersin? Bilmedim ki...

  • Aslında Özal bunu yıllar önce demişti ama çocuklar bir türlü büyüyemedi hanımefendi. Ben televizyon izlemiyorum açıkçası. Ergenlik yaşı yine düştü mü?
Uçaklar insansız, insanlar insafsız, uzayan gecelerde faydalar faydasız. Timeline’ı aşağı doğru kaydırınca bir anlam bütünlüğüne ulaşabiliyoruz artık.

Gerçekten çok bir şey istemiyorum. Hatta tek bir şey istiyorum. Yok, yahu, araba değil. Kendim için bile değil zaten. Nesiller için de değil. Yalnız senin için. “Kalk ve işe yarar bir şey yap” diye slogan atasım geliyor, birden ayağa kalkıveriyorum. Eski alışkanlık hep. Sosyal hayatın anlamını bir kaç aplikasyona sığdırdığın gün ben ufaktan rahatsız oldum açıkçası ama kıyamadım sana. Akşam ola, hayrola deyince geçer sanıyorsun ama uykuyu da unuttuk iyice. Ya da uyanmayı unuttuk. Onun gibi bir şey. Vallahi şikâyet etmiyorum. Başımıza devletçi kesilen aktivistlerden ederim edersem. Yok, yok! Sustum. Onlardan bıkmakta haklısın sen de. Senin bir suçun kabahatin yok. Karar vermeden seçim yapmak zorunda kalıyoruz. Kaptan! Balık var mı balık? “Eski tadı yok vallahi.” Olsun yine de rasgele!

Bazı şeyler yoruma açık olunca saçma fikirler atılıyor ortaya. Çürük domatesleri ayıklamaya uğraşırsak biz bu pazardan çıkamayız bu hafta da. “Zaten marketten alıyorum ben onu.” Ateşe paha biçersen ücreti peşin alırlar demiştim sana. “Olsun evladım sen ondan da koy. Ne eksiğimiz var bizim acurdan.” Acur değil anacım Acun, Acun!

Timeline’ı aşağı doğru kaydırınca bir anlam bütünlüğüne ulaşabiliyoruz artık.

Her şeyin her şeyle ilgisi olmadığı günleri çok özledim ben. “Yallah Arabistan’a” dediklerinde pasaportumun olmadığını fark etmiştim. O günden beri işlerim yolunda gitmiyor. Batık şirketlerim var. Çay matematik, matematik çay arasından okulu bırakıp düz bir mantıkla kafe açtım bir ara. Gençler ilim tartışsın istedim çayın yanında. Hatta Üsküdar’da. Ben kapatıp gittikten sonra çok güzel mekânlar açılmış. Sanırsın nikâh dairesi. Burada bir yerlerde helâllik istemem lazım ama aramızda. Şimdi mi? Şimdi tütün kokusunu bastırsın diye hurma yiyorum, Allah’ım sen affet. Oturunca ayaklarım ağrıyor üstelik.

Uçaklar insansız, insanlar insafsız, uzayan gecelerde faydalar faydasız. Timeline’ı aşağı doğru kaydırınca bir anlam bütünlüğüne ulaşabiliyoruz artık. “İsyan etmek hakkımız.” Peki, neye isyan ediyorsunuz? “Neye istersek ona ederiz. Özgürüz biz anladın mı?” “Mısırda eski bir papirüs bulmuşlar. Yeni nesil çok bozuk yazıyormuş. Helikopter hiyeroglifini çizen adamlar bunlar.” Bence korkmak lazım.

Bizim büyük yoksunluğumuz
Cins

Her şeyi bilmek zorunda olduğumuzu da kim söyledi bana. Hayır, neden gidip sözüne uydum, onu da bilmiyorum. Üstü biraz fıstıkla kaplanmış karmakarışık zihnim iş görmez oldu. En kötü, iyi bir şeyler yapmak istedim, ne yapacağımı kimse söylemedi. Zaten ben de bulamadım. Tüm pişmanlığım buna.