'Sokakta' romanının gölgesinde bir Türkiye

TUBA KAPLAN
Abone Ol

Günlük konuşmalarında dahi Türkçeyi güzel konuşmaya gayret eden bir edebiyatçı Bahaeddin Özkişi. Kitaplarındaki titizliği ise elbette daha sağlam!

Hikâye yazıyorsunuz genç bir kalemsiniz ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi hatırı sayılır bir isim size “Yaz evladım, sen on tane Sait Faik edersin” diyor. Ne yapardınız?

Söyle bana Tom Amca, benim adım ne?
Cins

Yazardınız elbette. Bahaeddin Özkişi de öyle yaptı, yazdı. Yazdıkları çokları tarafından görülmese de bilinmese de yazmaya devam etti. Hikâye ve romanlarındaki gür ses tonu, kendisine ait güçlü üslubu, berrak bir Türkçeye sahip olması onu diğerlerinden farklı kıldı. Türkçeye ve Türkiye’ye dair sözü bitmeyenlerden, kalemi hızla yürütebilenlerdendi Özkişi. Dikkatli bir okuyucu onu gözden kaçırmayacaktı elbette. Öyle de oldu. İşte Sokakta romanı da böyle bir zenginlikle gün yüzüne çıktı. Bir eserin iyi olduğuna dair nedir kıstasınız? Kült bir yayınevi tarafından basılması mı? Ya da tüm dünya tarafından kabul gören parlak bir isme ait olması mı? Çok satması mı? Hakkında çok konuşulması mı? Kültürel iktidar dışında dönen bir dünyanın farkındaysanız eğer bunlardan hiçbiri olmayacaktır cevabınız. Yanlış cevapları bırakalım.

Eski İstanbul’un güngörmüş insanları arasında büyüyor, büyük şans. Çocukluğundaki bu hakikat sahnesi onda kalın çizgilerle belirlediği bir harita çiziyor elbette.

Peki, kimdir Bahaeddin Özkişi? İlim irfan sahibi bir aileye mensup; babası Fatih Dersiamlarından Ömer Lütfi Efendi. Dedesi Hacı Halit Efendi Manisa’nın Demirci ilçesindeki Nakşi şeyhlerinden. Tasavvuf geleneği içerisinde şekillenen bir ruh, bu toprakların mayasına kendisini çalan bir isim anlayacağınız. Babasının ölümü ardından Bursa medresesine yazılıyor Özkişi. Sonrasında savaş yıllarıyla beraber uzayan hukuk tahsili. Eski İstanbul’un güngörmüş insanları arasında büyüyor, büyük şans. Çocukluğundaki bu hakikat sahnesi onda kalın çizgilerle belirlediği bir harita çiziyor elbette. İstanbul Üniversitesi Makina Fakültesi ve ardından 2 yıl sürecek, Batı dünyasını yakından gözlemlediği Almanya günlükleri... Kendi değerlerine, kendilik savaşına, kuşatıcı bir zincirin parçası olmaya kıymet veriyor Özkişi. Türkiye’ye dair söyleyecek sözlerinin karşılık bulması, parçalı bir zihin yapısına sahip olmadığını gösteriyor. Aile tarihinin kadim değerlerimizle sarmal hayatı, yazara Türkiye’yi bütünsel olarak okuma kolaylığı sağlıyor. Sokakta romanı bu hâletiruhiye içerisinde doğuyor yani.

Hangi sokağın ortasındayız?

Olay örgüsünün uyandırdığı merak sürüklemeye yetiyor romanı.

Sokakta romanında, cinler tarafından katledilen yaşlı bir kadının etrafında dönen olaylar var. Bir sokak çevresinde doğudan batıya, manevi değerlerden materyalizme doğru aşağıdan yukarı ele alınıyor olaylar. Aldatılmış insan teması cin ve şeytan fantastik ögeleriyle özleştirilip mistik bir havayla işliyor Özkişi. Değişimi, yozlaşmayı psikolojik tahlillerle dikkatle sorguluyor ayrıca. Tarihin bir hesaplaşması, batılılaşmanın kavgasını veriyor aslında. Toplumsal değişimin bir sokak üzerinden insana indirgenerek büyük resimdeki küçük detayları fark ettiriyor yazar. Tüm bunları yaparken yer yer didaktiğe bürünse de yazar, olay örgüsünün uyandırdığı merak sürüklemeye yetiyor romanı. Konudan uzaklaşmıyorsunuz. Özkişi değişime karşı direnci, çözülen değerleri sokak gözünden yanı başımızdan güçlü bir üslupla anlatıyor. Olay örgüsüne dahil olurken Türkçenin ahenk ve ritimli melodisine, polisiye türünün incelikleriyle sizi bağlayan düğümlenmiş konuya kapılarak okuyorsunuz. Kimisi için Dostoyevski havası, kimisi için Peyami Safa. Ama bunlardan hiçbiri, Bahaddin Özkişi okuduğunuz.

  • Yakınları onun ses tonu ve diksiyonuyla, cümle içinde kullandığı kelimelerin vurgularının yerli yerinde olmasıyla Türkçeyi çok iyi kullandığından bahsediyorlar. Günlük konuşmalarında dahi Türkçeyi güzel konuşmaya gayret eden bir edebiyatçı o. Kitaplarındaki titizliği elbette daha sağlam olacaktı.

Bir roman tekrar hatırlanırken

1959’da hikâyelerini “Bir Çınar Vardı” adlı kitapçıkta topladı. 1970-1971 yılları arası “Köse Kadı - Uçtaki Adam - Sokakta” olmak üzere üç roman yayınladı. 1975 Peyami Safa Roman Yarışması’na katılan Özkişi “Sokakta” adlı romanıyla başarı ödülü aldı. Arkasından da “Göç Zamanı” basıldı.

Özkişi değişime karşı direnci, çözülen değerleri sokak gözünden yanı başımızdan güçlü bir üslupla anlatıyor.

MEB’in 100 Temel Eser listesine girerek de son yıllarda tekrar hatırlamaya başladık Bahaeddin Özkişi’yi. Meselesi olan bir yazar tarafından, üzerine düşündüğü konuların dışa vurumu Sokakta romanı. 1928’de İstanbul Fatih’te doğan Özkişi, 10 Kasım 1975 İstanbul’da vefat ediyor. 47 yaşında. Erken yaşta ölmesi az eser yazmasında etkilidir belki evet.

Çok romantik çok komünist
Cins

Vatan, millet, gelenek ve göreneklerimiz gibi güçlü kavramları ele alan romanlarına bugün her şeyden çok ihtiyaç var. Bahaeddin Özkişi gibi Türkçeye dair güçlü eserler vermiş kalem sahipleri, kıymet bilen isimlerin çabalarıyla gün yüzüne çıkmaya devam edecektir mutlaka. Devir değişiyor söz hakkını almaya geldi evet.