Putin Çarlık Rusya’sını geri istiyor -Belarus Direniyor

ADEM BİLAL
Abone Ol

“Rusya bizi kaybetmekten korkuyor. Çünkü artık yakın bir müttefiki kalmadı. Bu arada Batı bize son derece büyük bir ilgi duyuyor. Çin ise istikrarlı bir yaklaşım içerisinde. Bizim cevabımız belli: Belarus’un dostlar edinmesi kimsenin aleyhine bir hareket değildir. Biz, tutarlı ve öngörülebilir bir dış politikayı savunuyoruz. Belarus ve Rusya’da iktidara kim gelirse gelsin şu bir gerçek: Rusya bizim en yakın müttefiğimiz, öyle olmaya da devam edecek. Bu durum, iki toplum arasındaki derin bir bağa dayanıyor. Rusya, kardeşlik ilişkisini ortaklık seviyesine indirmiş olsa da bu böyle. Boşuna çabalamaya gerek yok. Belarus Avrupa, Amerika, Çin, komşuları ve diğer uzak ülkeler ile stratejik ortaklık noktasında adımlar atmayı sürdürecek. Uluslararası sorunların barışçıl yollarla çözülmesi için gayret göstermeye, diğer ülkeler talep ettikleri sürece yardım elini uzatmaya devam edeceğiz. Hiçbir sorunun tarafı olmadık, olmuyoruz ve olmayacağız.” Lukaşenko

7 Şubat 2020 günü Kafkasya’nın Soçi kentinde ilginç bir buz hokeyi maçı oynandı.

Maçı 13-4 kazanan takımda üç gol atıp hat-trick yaparak yıldızlaşan isim Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’di. Putin’in takım arkadaşları arasında kim vardı, bilin bakalım? Belarus cumhurbaşkanı Aleksandır Lukaşenko. Lukaşenko’nun oğlu Nikolay da takımdaki yerini almıştı. Moskova merkezli TASS haber ajansının dediğine bakılırsa bir yıl önce, 2019 Şubatında iki devlet başkanı yine bir buz hokeyi maçında bir araya gelmişti. Maçtaki samimi havayı gösteren fotoğraflar dünya ajanslarına servis ediliyordu ama arka planda yapılan ikili görüşmelerde zaman zaman ortamın gerildiğine dair duyumlar da eksik olmuyordu.

Rusya Bardağı Taşırdı

Putin ve Lukaşenko

Mesela 24 Şubat’ta World Politics Review için bir yazı kaleme alan Doğu Avrupa ve Rusya uzmanı Brian Whitmore’a göre Putin’in Belarus üzerindeki baskısı Lukaşenko’yu Batı’ya doğru itiyordu. 2015 yılında Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Moskova merkezli bir karargâh temelinde iki ülke savunmasının entegrasyonunu teklif etmesi bardağı taşıran damla oldu. Rusya’nın entegrasyon planı sadece askeri alanda değildi üstelik. Vergi, gümrükler, medeni kanunlar, enerji alanında tek pazar düzenlemesi ve endüstriyel politikayı uyumlu hale getirme gibi başlıklar altında bir Rus vesayeti dayatılmak isteniyordu.

  • Daha açık söylemek gerekirse, Putin’in amacı bir oldubittiye getirip 10 milyonluk ülkeyi tıpkı Kırım gibi yutmaktı. Eski bir Sovyet askeri ve Kolhoz yöneticisi olarak başlarda Rusya yanlısı bir politika güden Lukaşenko’yu korkutan da Putin’in bu bitmeyen ihtirası oldu. Zamanla Rusya ile ilişkileri daha dengeli yürütme amacıyla Batı ve Çin ile de ilişkileri geliştiren Belarus yönetimi, Ukrayna krizinde Putin’in yanında yer almadı ve uzlaştırıcı bir rol oynamaya girişti. 2014 sonrası Rusya ile ilişkiler gittikçe daha sorunlu olmaya başladı. Bu sorunları dört ana başlıkta ele almak mümkün.

1. Sınır Geçisi Sorunu

1995 yılında iki ülke “birlik devleti” kavramını getiren özel bir anlaşmaya imza atarak aralarındaki sınır kontrollerini kaldırdı.

Bu iki ülke vatandaşları açısından olumlu bir gelişmeydi ancak diğer ülke vatandaşlarının sınır ihlalleri yapmalarına imkân veriyordu. Rusya ile Belarus’un farklı vize muamelesi işleri daha zora soktu. Belarus 2017 yılı başında aralarında ABD ve AB vatandaşlarının da bulunduğu 80 ülke vatandaşına ülkede en fazla 5 gün kalma koşuluyla vize uygulamasını kaldırdı. Rusya bu duruma fena içerledi ve tek taraflı bir kararla yeni bir sınır anlaşmasını yürürlüğe soktu. Bu kez Belarus yönetimi itiraz etti ve Rusya’yı ortak imza atılan anlaşmaya aykırı davranmakla suçladı.

2. Enerji Meslesi

Sovyet döneminde yapılan rafineri yatırımları için daha ziyade Belarus toprakları tercih edildi. Bağımsızlık sonrası bu rafineriler Rus petrolünü işlemeye devam etti. Bu, Rusya’nın da işine geliyordu çünkü Belarus’ta işlenen petrolün maliyeti daha hesaplı oluyordu. Anlaşma gereği Rusya Belarus’a verilen petrole ihracat vergisi koymuyor, buna mukabil Belarus’ta aldığı petrolün bir kısmını Rusya’ya benzin olarak iade ediyordu.

Ancak Rusya’nın hesaplamadığı bir husus vardı.

Belarus Batı’ya petrol satmaya başlamıştı ve üzerine ihracat vergisi ekliyordu. İşte bu noktada gerginlik başladı. Ukrayna krizi sonrası siyasi ihtilaf derinleşirken petrol üzerinden ekonomik gerginlik de tavan yaptı ve Rusya Belarus’a gönderdiği petrol miktarını azaltmaya başladı. 2017 yılında Lukaşenko “Demek ki Rusya alternatif kaynaklara yönelmemizi istiyor. Peki, öyle olsun” diyerek ABD ile görüşmelere başladı. 7 Şubat 2020’de Putin ile Soçi’de buz hokeyi maçı yapıp samimi pozlar veren Lukaşenko’nun sadece bir hafta önce ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu ağırladığını ve Pompeo’nun “Belarus’un petrol ve doğal gaz ihtiyacını tamamen biz karşılayabiliriz” dediğini altını çizerek not etmek gerekiyor.

3. Belarus Ürünlerine Yaptırım

Dünya "normalleşmek" istiyor
Gerçek Hayat

2009 yılında Minsk ziyareti yapan Putin, Lukaşenko’ya 2,4 milyar dolarlık yardım paketinin son taksidi olan 500 milyon doları vermek için bir şart koştu: Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımak. Lukaşenko bu teklifi kabul etmeyince Rusya Belarus’tan ithal ettiği süt ürünlerine boykot uygulama kararı aldı. Yaklaşık 10 yıl süren boykot, Rusya’da süt ürünlerinde görülen aşırı fiyat artışı nedeniyle Mayıs 2019’da kaldırılsa bile halen bazı ürünler ve firmalar boykot kapsamında yer alıyor. 2017 yılı başlarında ise boykot kapsamındaki Ukrayna sığır etini Belarus etiketi vurup Rusya’ya sattıkları iddiasıyla bazı firmalar boykot listesine dâhil edildi.

4. Batı ile İlişkiler

Eski bir Sovyet yöneticisi olarak Batı karşıtı bir zihinle yetişen Lukaşenko bilhassa 2000’li yılların ortalarından itibaren Avrupa ile ilişkileri geliştirme yönünde adımlar atmaya başladı. Bu adımların 2014 yılından sonra daha da hızlandığı söylenebilir. Ukrayna krizinde tıpkı daha önceki Abhazya ve Güney Osetya örneklerinde olduğu gibi Rusya’nın yayılmacı politikalarını desteklemeyen Lukaşenko yönetimi, Rusya tarafından yutulma korkusuyla AB’ye yanaşmak durumunda kaldı. AB’nin uyguladığı yaptırımları kaldırmak için de 2015’te siyasi suçları af kapsamına soktu. Aynı yıl Bloomberg’e verdiği bir mülakatta Lukaşenko’nun “Avrupa’nın son diktatörü artık ben değilim. Benden çok daha kötüleri var, öyle değil mi?” diyerek Putin’i işaret ettiği biliniyor.

Wagner Belarus'ta Ne Arıyor?

Wagner çetecileri gözaltında

Libya ve Suriye’de bize kurşun sıkan Putin’in paralı askerleri bu kez Belarus’ta ortaya çıktı. Lukaşenko yönetimi 29 Temmuz’da 33 Wagner üyesini kıskıvrak yakaladı ve gözaltına aldı. İddialar yutulur cinsten değil. Ülkeye 200 civarında Wagner üyesinin girdiğini söyleyen Belarus yetkililerine göre amaç, seçim atmosferine giren ülkede terör eylemleri düzenleyip kaos çıkarmak. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov’dan gelen açıklamalar ise pek ikna edici görünmüyor.

Belarus'ta yakalanan bir Wagner çetecisi

“Rusya’nın, rejimi devirmek için komşu Belarus’a paralı asker gönderdiği iddiaları tamamen gerçek dışı. Rusya ile Belarus iki müttefik devlet. Söylenenlerin hiçbir geçerliliği yok. Tabi Belarus’taki Rus vatandaşlarının neden tutuklandığı ayrıca araştırılmalı. Bu insanlar yanlış bir şey yapmadılar, üzerlerinde de yasadışı hiç bir şey yoktu. Müttefikimiz Belarus’un, bu olayı en kısa zamanda açıklığa kavuşturarak vatandaşlarımızı serbest bırakmasını bekliyoruz.”

İstanbul'a Mı Geliyorlar?

Her şeyi bir kenara bırakalım. Yakalananların Wagner üyeleri oldukları inkâr edilemez bir şekilde teyit edilmiş durumda. “Novaya Gazeta” adlı Rus gazetesinde çalışan, araştırmacı gazeteci Denis Korothov, gözaltına alınanların en az yarısının gerçekten Wagner Grubu’na bağlı paralı askerler olduğundan son derece emin.

  • Daha önce Wagner Grubu hakkında yaptığı haberlerden dolayı ölüm tehditleri alan Korothov, bu kişilerin Rus paralı askerler olduklarını sadece Belarus televizyonlarında paylaşılan pasaport bilgileri ile değil, kendi elindeki bazı belgelerle de ispat edebileceğini söylüyor.

Rusya’nın Belarus Büyükelçisi Dimitri Mezentsev’in konuya ilişkin söyledikleri bizi de ilgilendiriyor.

“Minsk üzerinden İstanbul’a uçacaklar, oradan da üçüncü bir ülkeye gideceklerdi. Fakat uçağı kaçırmışlar.”

Bu ne demek oluyor? Mehmetçiğe kurşun sıkan Wagner çetecileri Suriye’ye, Libya’ya giderken İstanbul üzerinden mi gidiyor? Eğer bugüne dek böyle bir durum yaşanmışsa niçin bu çeteciler havaalanına iner inmez tutuklanmıyor? Akla başka ihtimaller de ister istemez geliyor. Mesela İstanbul’u sadece transit geçiş için mi kullanıyorlar? Bizim topraklarımızda daha önce operasyon yaptılar mı? Halen yapıyorlar mı?

Rusya’nın Belarus elçisi tarafından söylenenleri lütfen ciddiye alalım ve gereği neyse derhal yapalım.

Putin İyice Çıldıracak

Lukaşenko 4 Ağustos’ta Rusya tarafından gelen iddiaları çürüten bir açıklama yaptı.

  • “Yalan söylemeyi bırakın. Kendinizi yeterince rezil ettiniz. Bu insanlar konuştular ve Rusya tarafından Belarus’a özel olarak gönderildiklerini itiraf ettiler. Aldıkları emir gereği bir sonraki talimatları bekliyorlardı.”

Lukaşenko Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile

Bu arada konuya Ukrayna da müdahil oldu. Ukrayna devlet başkanı Vladimir Zelenski, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile Wagner şirketine mensup 33 paralı askerin yakalanması meselesini görüştü. Wagner mensubu paralı askerlerin Rusya yanlısı ayrılıkçı milislerle birlikte Ukrayna ordusuna kurşun sıktığı biliniyor.

Görüşmeyle ilgili Belarus Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklama ise şöyle:

  • "Zelenski, yakalanan militanların Donbas'taki çatışmalarda yer aldığına ve Ukrayna Başsavcılığının konuyla ilgili soruşturma sürecini devam ettirdiğine dair bilgi verdi. Lukaşenko, güvenlik güçlerinin bu konuda Rusya ve Ukrayna ile imzalanan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde iş birliğini sağlayacağını vurguladı."

Lukaşenko, Wagner çetecilerini Ukrayna’ya iade edebilir mi? Elbette mümkün. Bu durumda Putin’in iyice çileden çıkacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Evet, Putin Çarlık Rusyasını geri istiyor, bu aşikâr. Fakat Belarus henüz pes etmedi. Belarus olmadan da bu iş çok zor.