Danıştay, Ayasofya kararını açıkladı: Bakanlar Kurulu'nun müze kararı iptal edildi

HABER MASASI
Abone Ol

Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti. Alınan kararla birlikte Ayasofya'nın cami olmasının önü açılmış oldu.

Geçtiğimiz 29 Mayıs'ta Ayasofya'nın içinde Fetih Suresi okunmasıyla tekrar gündeme gelen Ayasofya'nın cami olması konusunda Danıştay kararını verdi. Danıştay, 1934 tarihli Ayasofya'nın müzeye dönüştürülmesi kararını iptal etti. Böylece Ayasofya'nın cami olmasının önü açılmış oldu.

Danıştay'ın gerekçesinde, Ayasofya'nın Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı mülkiyetinde olduğu, cami olarak toplumun hizmetine sunulduğu belirtildi.

Kararın 30 gün içinde yerine getirilmesi gerekiyor

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinde, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak 30 günü geçemez” deniliyor.

Batılı ülkeler Ayasofya kararının ardından Türkiye'ye yaptırım uygulayabilir mi?
Jurnal.ist

Ayasofya ile ilgili yargısal süreç

  • Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği, Ayasofya için ilk olarak 2005'te Danıştay'a dava açmıştı. Dernek, 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının iptali ve yürütmenin durdurulmasını istemişti.
  • Danıştay 10. Dairesi, 24 Haziran 2005'te söz konusu Bakanlar Kurulu kararının yürütmesini durdurma istemini reddetmişti. Daire 2008'de ise Ayasofya Camisi'nin müze olarak kullanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığına işaret ederek, davayı reddetmişti.
  • Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Dairenin bu kararını onamıştı. Dernek, 2016'da tekrar Danıştaya dava açmıştı.
  • Derneğin, Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru hakkında ise 2018'de karar verilmişti. Yüksek Mahkeme, Ayasofya'nın namaz kılınması için ibadete açılması yönündeki talebin reddedilmesi nedeniyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuruyu, "incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez bulmuştu.